Connect with us

BOLD ÖZEL

80 yaşındaki hasta tutuklu Gürbüz Dönmez: İleri derece kanser hastasıyım, ameliyat olamıyorum

“Cezaevinde kalabilir” raporu verilen Gürbüz Dönmez, “İleri derece kanser hastasıyım. Doktor acil ameliyat olmamı önerdi. Bulunduğum şartlar ve hastanede Kovid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Sağlık görevlileri infaz erteleme raporu vermeye çekiniyor.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Beş yıldır İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu olan 80 yaşındaki Gürbüz Dönmez, prostat kanseri olduğunu ama koronavirüs riskinden dolayı bir yıldır ameliyat olamadığını, birçok sağlık sorunuyla birlikte ölüme terk edildiğini söyledi.

“ÖMRÜMÜN SON DEMLERİ HAPİSHANE KÖŞESİNDE GEÇİYOR”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklandığı için sağlık görevlilerinin infaz erteleme raporu vermeye çekindiğini ifade eden Gürbüz, şu anda 8 kişilik koğuşta 13 kişiyle birlikte kalıyor. Ayakta durmakta zorlanıyor, kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor ve başkalarının yardımıyla lavaboya gidebiliyor.

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 24 Aralık 2021’de bir mektup gönderen Gürbüz “80 yaşında ömrünün son dönemlerini bir hapishane köşesinde geçiriyorum. 60 yıldır KOAH hastasıyım. Kalabalık koğuş çok sağlıksız, üst kata yardımsız çıkamıyorum, prostat kanseriyim. Kovid riskinden ameliyat olamadım. Hayatım koğuş, WC arasında geçiyor. Ömrümün son demi bir hapishane köşesinde geçmekte. Ceza infazının ertelenmesini talep etmekteyim.” dedi.

GÜNDE 10’DAN FAZLA İLAÇ KULLANIYOR

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 19 Nisan 2017’de tutuklanan Gürbüz Dönmez, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylanan Dönmez, hapse girdiğinden beri birçok hastalıkla mücadele ediyor.

Uzun yıllardır KOAH hastası olan Gürbüz, üç kere anjio oldu, iki kere belinden ameliyat geçirdi ve iki kere de verem atlattı. Tüm bu rahatsızlıklarıyla ilgili günde 10’dan fazla ilaç kullanan Dönmez’in hapse girmeden önce yakalandığı prostat kanseri ilerledi. Doktor geçen yıl kendisine acil ameliyat olması gerektiğini söyledi ancak koronavirüs salgını nedeniyle tedavisi aksatılıyor.

“SAĞLIK GÖREVLİLERİ RAPOR VERMEYE ÇEKİNİYOR”

Dönmez mektubunda Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklandığı için sağlık görevlilerinin infaz erteleme sürecini başlatacak olan raporu kendisine vermekten çekindikleri de ekledi. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Gürbüz Dönmez’e 30 Haziran 2021’de ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu vermişti.

“KALP KRİZİ GEÇİRMEKTEN KORKUYORUM”

Mektubunu koğuş arkadaşlarının yardımıyla yazan Dönmez, hastalıklarını şöyle sıraladı:

“Yaklaşık 60 yıldır kronik KOAH ve bronşit hastası olup çok ciddi nefes darlığı problemi yaşamaktayım. Bulunduğum cezaevi ortamında hayatımı sağlıklı bir şekilde idame ettirecek hijyenik bir ortamdan çok uzaktayım. Kapasitenin üstünde koğuşta kalıyor olmam da bu rahatsızlığımı tetikliyor. 25 yıldır kalbimde ritim bozukluğu var. 3 defa anjiyo oldum. Yaşadığım stresten dolayı kalbim sürekli sıkışıyor. Bir kriz daha yaşamaktan açıkçası korkuyorum.

İki defa bel fıtığı rahatsızlığından ameliyat olmuştum. Doktor raporlarına da yansıdığı üzere ayakta durmakta zorlanıyorum. Bulunduğum koğuş ortamında onar basamaklı iki merdiven inip çıkmak zorunda kalıyorum. Her seferinde birilerinin yardımıyla ancak inip çıkabiliyorum.

“HAYATIM YATAĞIM İLE TUVALET ARASINDA GEÇİYOR”

Aynı zamanda ileri seviyede prostat hastasıyım. Daha önce prostat kanseri başlangıcı tespiti konmuştu. Buradaki doktorlar da acil ameliyat olmamı önerdiler. Fakat bulunduğum şartlar ve hastanede Covid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Şu an koğuşta hayatım yatağım ile tuvalet arasında geçiyor. Her seferinde birinin yardımına muhtaç bir şekilde inip-çıkıyorum. Bu da koğuştaki diğer sakinlerine ayrı bir külfet oluyor. Bu da benim psikolojimi ayrıca bozuyor. Daha önce iki defa verem teşhisi konuldu. İzmir’deki Dispanseri’nde kayıtları mevcuttur.”

Birçok sağlık sorunuyla birlikte sivil ölüme terk edildiğini ve infaz erteleme talebi istediği söyleyen Gürbüz Dönmez’in Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubu:

Gürbüz Dönmez’in HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubu şöyle:

Sayın Vekilim ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU,

Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletir, saygılarımı sunarım. İnsan hakları konusunda vermiş olduğu mücadeleci tavrı dikkate alarak halen yaşamakta olduğum mahrumiyetleri sizinle paylaşmak istedim. Yardımcı olmanız temennisiyle…
12 Şubat 1942 doğumluyum, 75 yaşında iken 19 Nisan 2017 tarihinde FETÖ/PYD şüphelisi olarak tutuklandım. Yaklaşık 5 yıldır cezaevinde bulunmaktayım. Şu an için atılı suçtan örgüt üyeliği suçlamasıyla hükümlüyüm. Yaşım 80 oldu. Yakın zamanda yapılan infaz kanunu düzenlemeleriyle Covid-19 pandemisi nedeniyle kronik rahatsızlığı olan 65 yaş ve üzeri için ceza infazının ertelenmesi öngörüldü. Aşağıda sıralayacağım sağlık sorunlarım olmasına rağmen hüküm giymiş olduğum suç tipine kategorik olarak yaklaşan sağlık görevlileri ilgili infaz erteleme sürecini başlatacak olan raporu vermekten çekiniyorlar. Haliyle birçok sağlık sorunumla birlikte 80 yaşında olan biri olarak hapishanede sivil ölüme terkedilmiş bulunmaktayım.

Sağlık sorunlarım:

– Yaklaşık 60 yıldır kronik KOAH ve bronşit hastası olup çok ciddi nefes darlığı problemi yaşamaktayım. Bulunduğum cezaevi ortamında hayatımı sağlıklı bir şekilde idame ettirecek hijyenik bir ortamdan çok uzaktayım. Kapasitenin üstünde koğuşta kalıyor olmam da bu rahatsızlığımı tetikliyor.
– 25 yıldır kalbimde ritim bozukluğu var. 3 defa anjiyo oldum. Yaşadığım stresten dolayı kalbim sürekli sıkışıyor. Bir kriz daha yaşamaktan açıkçası korkuyorum.

İki defa bel fıtığı rahatsızlığından ameliyat olmuştum. Doktor raporlarına da yansıdığı üzere ayakta durmakta zorlanıyorum. Bulunduğum koğuş ortamında onar basamaklı iki merdiven inip çıkmak zorunda kalıyorum. Her seferinde birilerinin yardımıyla ancak inip çıkabiliyorum.
– Aynı zamanda ileri seviyede prostat hastasıyım. Daha önce prostat kanseri başlangıcı tespiti konmuştu. Buradaki doktorlar da acil ameliyat olmamı önerdiler. Fakat bulunduğum şartlar ve hastanede Covid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Şu an koğuşta hayatım yatağım ile tuvalet arasında geçiyor. Her seferinde birinin yardımına muhtaç bir şekilde inip-çıkıyorum. Bu da koğuştaki diğer sakinlerine ayrı bir külfet oluyor. Bu da benim psikolojimi ayrıca bozuyor.
– Daha önce iki defa Verem teşhisi konuldu. İzmir’deki Disponseri’de kayıtları mevcuttur.
– Tüm bu saydığım hastalıklara bağlı olarak günlük ondan fazla ilaç içiyorum. Yaşadığım sağlık sorunlarına ilişkin kayıtlar ile kullandığım ilaçlara ilişkin bilgiler e-nabızdan teyit edilebilir.
– Ayrıca, dışarıda hayatını akrabaların sadakalarıyla idame ettirmeye çalışan, çok ciddi maddi sıkıntı çeken ve kiralık evde kalan 76 yaşında eşim hem benzer sağlık sorunları yaşamakta hem de bakıma muhtaç bir halde yaşamaya çalışmaktadır. Hiç çocuğum olmadığından dolayı eşimin benden başka bakacak kimsesi yoktur. O, şu an, en az benim kadar mağdur durumdadır.

Sonuç olarak, yukarıda özlü bir şekilde saymaya çalıştığım, vaktinizi almak için daha saymadığım birçok rahatsızlığımla 80 yaşında ömrünün son dönemlerini bir hapishane köşesinde geçiriyorum. Pandemi şartlarında ilgili yasal mevzuat gereğince benden daha sağlıklı ve daha genç kişilere tanınmış olan ceza infazının ertelenmesi veya ev hapsi benzeri adli kontrol hükümleriyle kalan cezanın ertelenmesini talep etmekteyim. Bu konuda yardımlarınızı istirham ediyorum.
Gereğinin yapılması için saygılarımla arz ederim.

Kaymakam, kocası cezaevinde olan 75 yaşındaki kadını zorla evinden çıkartıyor

BOLD ÖZEL

Karabük’teki 14 kız öğrencinin gözaltı süresi 4 gün daha uzatıldı

Geçen hafta perşembe gününden beri Karabük’te gözaltında tutulan 14 kız öğrencinin gözaltı süresi uzatıldı. Dört gündür mülakat adı altında sorgulanan öğrencilerden bazılarının yaşadıkları aşırı stres, gerginlik ve maruz kaldıkları baskı nedeniyle acile götürüldüğü öğrenildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Karabük Terörle Mücadele Şubesi tarafından 12 Mayıs 2022’de gözaltına alınan 14 kız öğrencinin gözaltı süresi 4 gün daha uzatıldı. Bold Medya’nın ulaştığı bilgiye göre kız öğrencilerden bazıları yaşadıkları aşırı stres, gerginlik ve maruz kaldıkları baskı nedeniyle acile götürüldü.

“BİRLİKTE NAMAZ KILIYOR MUSUNUZ?”

Dün itibariyle durumlarının iyi olduğu belirtilen öğrencilerin ifadeleri alınmaya bugün de devam edilecek. “Biz sizin neci olduğunuzu biliyoruz” diye itham edilen öğrenciler, üniversite okumak için tuttukları evin ‘örgüt evi’ olup olmadığına dair sorgulanıyor. Gözaltındaki öğrencilere 4 gündür neden aynı evde kaldıkları, nasıl tanıştıkları, birlikte namaz kılıp kılmadıkları, birlikte dua edip etmedikleri soruluyor.

SOSYAL MEDYADA GÜNDEME GELİNCE İYİ DAVRANIYORLAR

Öğrencileri ziyarete giden bir avukatın verdiği bilgiye göre Karabük Üniversitesi’nde okuyan kızlar 22-23 yaşlarında. Öğrencilerin hiçbir şeyden haberi olmayan; sessiz, sakin gencecik kızlar olduğunu söyleyen avukat, “Sanki ilk kez dışarı çıkıyormuş gibiydiler. Bazı öğrencilerin midesinde problem olmuş. Aşırı stres, gerginlik, baskı ortamı nedeniyle acile götürmüşler. Kaldıkları öğrenci evinin örgüt evi olduğunu anlamaya yönelik sorular sorulmuş. İnsani koşullar yok. Duş ihtiyacı olanlar var, alamamışlar. Fiziki takip yapılmış.” dedi.

Avukat, 14 öğrencinin gözaltında olduğu sosyal medyada gündeme geldikten sonra polislerin öğrencilere iyi davrandığını, yemekleri ve özel ihtiyaçlarıyla ilgilendiklerini de belirtti.

Karabük’te 14 kız öğrenci gözaltına alındı

 

Karabük’te kız öğrencilere mülakat adı altında hukuksuz sorgu yapılıyor

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

1,5 yaşındaki Enes annesiyle birlikte hapse girdi: Babası Avrupalı parlamenterlere mektup yazdı

1,5 yaşındaki oğlu Enes’le üç gündür Edirne Cezaevinde tutuklu olan ev hanımı Hatice Soyer’in eşi Çetin Soyer yaşadıklarını Bold Medya’ya anlattı. Avrupalı parlamenterlere bir mektup gönderen Soyer, “Afgan ve Suriyeliler geri itildiğinde çay-kahve ikram ediyorlar, biz geri itildiğimizde ise hapse gönderiyorlar.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Geçen hafta cuma günü üç çocuğuyla birlikte Yunanistan sınırından Türkiye’ye geri itilen ve 1,5 yaşındaki oğlu Enes ile birlikte tutuklanıp Edirne Cezaevine konulan ev hanımı Hatice Soyer’in eşi Çetin Soyer, Avrupalı parlamenterlere mektup gönderdi.

Yaşadıkları korkunç olayı anlatan Soyer, “Adil olmayan yargı, toplumdan dışlanma, KHK’lılara yönelik nefret söylemi bizi nefessiz bıraktı. Hiç olmazsa özgür bir birey olmak için çıktığım yolculukta, onur kırıcı ve yasa dışı pushback(geri itme) olayına maruz kaldım. Bizimle aynı botta olan Türk vatandaşlarının hepsinin durumu aynı. Türk jandarması, Afgan ve Suriyeliler geri itildiğinde çay ve kahve ikram ediyor, biz geri itildiğimizde hapse gönderiyorlar.” dedi.

KHK’lı fen bilgisi öğretmeni Çetin Soyer, Bitlis E Tipi Cezaevinde 37 ay hapis yattıktan sonra eşi Hatice Soyer ve 1,5, 5, 9 yaşındaki üç çocuğuyla birlikte Türkiye’yi terk etmeye karar verdi. 13 Mayıs 2022 cuma sabahı Meriç Nehri’nden Yunanistan’a geçmeye çalıştılar.

BOTLARINI DELİP BATIRDILAR

Ancak daha karşı kıyıya varmadan kendilerini karşılayan başka bir bot, 12 kişinin bulunduğu botlarını kesici bir aletle batırdı. Canlarını zor kurtardılar. Çocuklar boğulma tehlikesi atlattılar. Tekrar Türkiye’ye ayak basan Soyer ailesini jandarma gözaltına aldı. Baba Çetin Soyer ve iki çocuk serbest bırakılırken, anne Hatice Soyer, sütten kesilmemiş bebeği Enes ile birlikte Edirne Cezaevine konuldu.

Enes

“BOTTA 3 KADIN, 5 ÇOCUK, 7 ERKEK VARDI”

Bold Medya’ya konuşan Çetin Soyer, bindikleri botta üç kadın, 7 erkek ve 5 erkek çocuğunun olduğunu, kıyıdan 3 metre açıldıktan sonra karşılarına başka bir bot çıktığını söyledi. Soyer olay anını şöyle anlattı:

“Bota bindik, üç metre gittik. Başka bir bot karşımıza çıktı. Yunan askerli direkt yüzümüze ışığı tuttular, silahları doğrulttular. Yüzleri maskeliydi ama üniformalıydılar. İngilizce konuştular. Türk olduğumuzu söyledik. Türkçe konuşmamızı istediler. Bize yardım edeceklerini söylediler. Benim iki küçük çocuğu yanlarına aldılar, bir iki kişi de geçti. Sonra telsizle bir yerleri aradılar. Sonra telefonlarımızı, kimliklerimizi, üzerimizdeki parayı aldılar. Bir iki kişiyi dövdüler. Bizim botu biraz Türkiye sınırına yanaştırdılar.”

“BOTUMUZU BIÇAKLA KESİP BATIRDILAR”

Bıçakla kestiler. Bot o anda battı, boğazımıza kadar sudaydık hepimiz. Hemen çocukları kıyıya çektik. Benim ortanca çocuğu bulamadım, baktım botla aşağı doğru nehirde gidiyor, onu da çektik aldık. Orada sabah olmasını bekledik. Çocuklar donmak üzereydi. Sonra Türk askeri geldi. Herkes gözaltına alındı. Üç kadın tutuklandı.”

Eşi Hatice Soyer’in mahkemesinin Bitlis’te yerel mahkemede devam ettiğini ifade eden Soyer, “Eşime daha önce 6 yıl 3 ay ceza aldı. İstinaf bir yıl sonra kararı bozdu, yerel mahkemeye geri gönderdi. Yargılaması devam ediyor. Şu anda cezası yok. 26 Mayıs’ta Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesi var. Edirne’deki hakim, bana ‘Seni tutuklayacağız’ dedi. Tamam takdir sizindir, dedim. Sonra vazgeçti herhalde. Sonra eşim girdi. Ona da ‘Sen hiç içeride kalmadığın için seni tutuklayacağız’ demiş.” diye konuştu.

DELİL, TERMAL OTELDE 2 GÜN KALMAK

Eşinin dosyasında Yargıtay’ın ‘suç’ saydığı ne Bank Asya hesabı ne ByLock programının olmadığını söyleyen Çetin Soyer, ev hanımı bir kadının hangi delillerle yargılandığını ise şöyle açıkladı:

“2010 yılında  kapatılan eğitim kurumlarında 5 ay sigortasının olması, biz daha evlenmeden önce ailesiyle birlikte Kızılcahamam’daki Asya Termal’de iki gün kalması. Bir de iki tanık var. Onlar da mahkemeye geldi, tanımadıklarını söyledi. Bir tanık eşimi bir kere görmüş, onu söyledi. Bu yüzden sıkıntı yaşıyoruz. Başka Bank Asya hesabı yok, ByLock yok.”

ALMAN, BELÇİKALI VE HOLLANDALI PARLAMENTERLERE MEKTUP

Çetin Soyer tüm bu yaşadıklarını Avrupalı parlamenterlere mektup yazarak anlattı. Belçikalı Maria Arena, Alman Erik Marquart, ve Hollandalı Tineke Strik’e ithafen yazılan mektup şöyle:

Sayın Parlamenter,
13 Mayıs Cuma günü sabaha karşı eşim ve üç çocuğumla birlikte iltica amacıyla Meriç nehrinden Yunanistan tarafına geçtik. Kıyıda, Yunan askerleri bizi agresif davranışlarla karşıladı. Biz 12 kişilik grup idik. Telefonlarımızı ve ceplerimizdeki paraları aldılar. Bizim 3 çocuğumuzu kendi botlarına alıp Türk tarafına bıraktılar. Kullandığımız botu patlatıp tüm yetişkinleri Meriç nehrine ittirdiler. Canımızı zor kurtardık ve Türk tarafında jandarmaya yakalandık. ‘Sen hiç hapis yatmamışsın’ diyerek eşimi tutukladılar.

Eşim ve emzirdiği 18 aylık oğlum Enes Edirne cezaevine kondu. Eşim Hatice Soyer, ev hanımı. Bir tanık ifadesi nedeniyle Gülen hareketine üyelikten 6 yıl 3 ay ceza aldı. Ben Fen bilgisi öğretmeniyim, bana da 7 yıl 6 ay ceza verdiler. Ben 37 ay hapiste kaldım. Halen haftada bir imza atıyorum.

Her ikimizin dosyası yüksek mahkemede. Onaylanırsa yeniden hapis yatacağım. Son yıllarda KHK ile işten atılan ve hapse konan on binlerce insan hakkında muhakkak bilginiz vardır. Adil olmayan yargı, toplumdan dışlanma, KHK’lılara yönelik nefret söylemi bizi nefessiz bıraktı. Hiç olmazsa özgür bir birey olmak için çıktığım yolculukta, onur kırıcı ve yasa dışı pushback (geri itme) olayına maruz kaldım. Bizimle aynı botta olan Türk vatandaşlarının hepsinin durumu aynı. Türk jandarması, Afgan ve Suriyeliler geri itildiğinde çay ve kahve ikram ediyor, biz geri itildiğimizde hapse gönderiyorlar.”

Hukuksuz KHK’ları iptal etmeyen AYM Başkanı Arslan: “OHAL KHK’larını denetliyoruz”

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Karabük’te kız öğrencilere mülakat adı altında hukuksuz sorgu yapılıyor

Karabük’te önceki gün gözaltına alının 14 kız öğrenci mülakat adı altında hukuksuz sorguya tabi tutuluyor. Sorguda öğrencilere neden aynı evde kaldıkları, nasıl tanıştıkları, birlikte namaz kılıp kılmadıkları, pikniğe gidip gitmedikleri gibi birçok soru yöneltiliyor.

BOLD – Karabük’te pikniğe gitme ve aynı kafede oturma gibi gerekçelerle ‘yeniden yapılanma’ iddiasıyla gözaltına alınan 14 üniversiteli kız öğrenciye gözaltında mülakat adı altında hukuksuz sorgu yapıldığı ortaya çıktı.

GÖZALTI SÜRELERİ 3 GÜN UZATILDI UZATILDI

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülen 14 üniversiteli kız öğrencinin gözaltı süresi 3 gün daha uzatılırken, gözaltında öğrencilere neden aynı evde kaldıkları, nasıl tanıştıkları, birlikte namaz kılıp kılmadıkları, birlikte dua edip etmedikleri, pikniğe gidip gitmedikleri, aynı kafede neden bir araya geldikleri gibi sorular yöneltilmesi tepki çekti.

SOSYALLEŞME FAALİYETLERİ SUÇ SAYILDI

Karabük Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen aileler her üniversite öğrencisinin yaptığı sosyalleşme faaliyetlerinin suç kabul edilip çocuklarının evleri basılarak gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Çocuklarının birlikte pikniğe gittiği ve aynı kafede çay içtikleri için ‘terör’ suçlamasıyla gözaltına alınmasına tepki gösteren aileler, “Normal her öğrencinin yapacağı sosyalleşme faaliyetleri nedeniyle bize bu zulmü yaşatıyorlar. Her öğrenci arkadaşlarıyla pikniğe gider, birlikte eğlenir, birlikte bir kafede oturup çay içer, konuşur. Final döneminde dersleriyle, sınavlarıyla meşgul olması gereken çocuklarımıza mesnetsiz iddialarla gözaltı zulmü yaşatılıyor” diye yapılanlara tepki gösterdi.

Karabük’te 14 kız öğrenci gözaltına alındı

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar