Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Hak ihlali: KHK’lı Ali Osman Kayan, iki yıldır çocuklarını göremiyor

Beş buçuk yıldır hapiste olan polis memuru Ali Osman Kayan, ailesine yakın bir yere sevk edilmediği için iki yıldır çocuklarını göremiyor. Anne Kayan, “Bizim tek isteğimiz eşimin bize yakın bir cezaevine gelmesi. Çocuklarım babalarının yüzünü unuttu.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Ailesi İzmir’de yaşayan kendisi Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuklu olan KHK’lı polis Ali Osman Kayan, defalarca nakil talebinde bulunmasına rağmen hiçbir dilekçesi bugüne kadar işleme alınmadı. Ailesi her görüş için 1300 km yol gitmek zorunda kalıyor. 14, 9 (ikiz) ve 8 yaşında olmak üzere dört çocuk sahibi olan Kayan, evlatlarıyla en son 3 Şubat 2020’de görüşebildi.

Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 17 Eylül 2019’da verdiği “Avşar-Tekin & Türkiye” kararına göre bir mahpusun ailesinden uzak bir cezaevine gönderilmesi özel ve aile yaşamına saygı hakkının ihlal edilmesi demek. Karara göre her iki aileye de 6 bin euro tazminat ödendi. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’un 53 maddesi gereğince de mahpusların kendi istekleriyle başka yerlere nakledilmesi gerekiyor.

Hükümet, hem emsal teşkil eden AİHM kararını göz önünde bulundurarak hem de Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’na göre mahpusların nakil talebini dikkate almak zorunda. Ancak birçok mahpusun nakil talebi cezaevlerinin kalabalıklığı gerekçe gösterilerek dikkate alınmıyor. Son iki yıldır ise nakil istekleri koronavirüs salgını nedeniyle reddediliyor.

“BABAMIN NEREDEYSE YÜZÜNÜ UNUTTUM”

İstihbarat Daire Başkanlığı’nda görev yaparken 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen polis memuru Ali Osman Kayan, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında Kasım 2016’da tutuklandı. 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Kayan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Bold Medya’ya konuşan Ali Osman Kayan’ın eşi “Bizim tek isteğimiz eşimin bize yakın bir yerde olması. Büyük oğlum, geçen gün ‘Babamın neredeyse yüzümü unuttum ‘ dedi. Defalarca dilekçe verdi. Ben de Tutuklu Yakınları Derneği var, oraya başvurdum. Küçük çocuklarım babalarını artık hatırlamıyor. Sadece telefonla konuşuyoruz.” dedi.

31 Ocak 2022’deki açık görüşe gideceklerini söyleyen dört çocuk sahibi anne, “Eşim ‘Çocuklardan ikisini getir’ diyor. Hangisini seçeceksin. Anne-baba olarak bizi bu süreç çok yıpratıyor. Görüşten sonraki ruh halleri de kötü oluyor. Bir kere görüp uzun süre görememek onları üzüyor. İkizlerden biri son gittiğimizde ‘Ben artık gitmek istemiyorum. Çok gidiyoruz, az görüyoruz.’ demişti.” ifadelerini kullandı.

Ali Osman Kayan çocuklarıyla en son 3 Şubat 2020’de görüşebildi. Koronavirüs salgını nedeniyle başlayan kısıtlamalar yüzünden kapalı görüşe sadece eşi gidebildi.

NE YAPILMASI GEREKİYOR?

İhraç savcı Mustafa Doğan’a göre bu aşamada mahpus ve yakınlarına düşen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında izah edilen şekilde transfer sürecini işletmek. Daha önce Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nde 3 yıl tetkik hakimi olarak görev yapan Doğan’ın izlenecek yol konusundaki önerisi şöyle:

“Mahpus veya vekili Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden nakil talebinde bulunacak, eğer talep reddedilirse mahpus vekili veya kanunda sayılan yakınları Ankara İdare Mahkemesi’nde işlemin iptali için dava açacaklardır. Yargı sürecinin sonucunda eğer idare mahkemesi talebi reddederse Danıştay ve sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilecektir. Yine eğer Anayasa Mahkemesi de talebi reddederse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılacaktır. Bu süreç çok uzun gibi gözükebilir, ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal kararı Anayasa’nın 90. maddesi gereğince tüm idari ve yargı birimleri açısından bağlayıcı olduğu için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru aşamasına gelinmeden süreç sonlandırılabilecektir.”

Yoğun bakımdaki mahpus Yusuf Bekmezci’nin tahliye talebi reddedildi

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Abbas Özdemir beyin MR’ı için üç aydır bekliyor

19 aydır hapiste olan Abbas Özdemir, beyin MR’ı için yaklaşık üç aydır bekletiliyor. Doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya gelen ve hapiste başka hastalıkları da ortaya çıkan Özdemir’in ailesi, “Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, 20 kilo verdi, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. Maddi manevi çok yıprandık.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevinde tutuklu olan 37 yaşındaki Abbas Özdemir, beyin MR’ı için üç aydır hastaneye götürülmedi. Ailesinin verdiği bilgiye göre bir kere unutulduğu için, bir kez de başka bir nedenden dolayı MR randevusu aksatıldı. 9 aydır karantinadan çıkamayan Özdemir’in cezaevi-hastane sürecinde yaşadıkları tam bir kabus. Fiziksel ve psikolojik sağlığı iyice bozulmuş durumda.

GÖZÜNE PERDE İNDİ

Gözüne perde indiği için beş ay önce katarakt ameliyatı olan Abbas Özdemir, ameliyat sonrası karantina hücresinde mikrop kaptı ve baş ağrıları başladı. Doktor beyin MR’ı için hastaneye sevk etti ancak randevusuna götürülmedi. Özdemir’in hastalıkları sadece bu bu değil.

KALBİ SAĞ TARAFTA, HAYATİ RİSKİ VAR

Gözü için aylarca hastaneye git gel yapan Özdemir, doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya geldiği için hastaneye yatırıldı. Tıpta çok nadir görülen bu hastalık için doktorların tetkik etmek istediği Özdemir’in yapılan araştırma sonucunda başka organlarının da ters tarafta olduğu anlaşıldı. Nabzı çok düşük attığı tespit edilen Özdemir’e doktorlar bu durumun hayatı risk taşıdığını söyledi.

Tutuklanmadan önce ağır işlerde çalıştığı için belinde disk kayması olan Özdemir’in bel ağrıları da cezaevinde arttı. Hapiste vertigo hastalığına yakalandı, diş etlerinde çürüme meydana geldi, dişleri dökülmeye başladı. Doğuştan beri var olan Hepatit B  hastalığı için 6 ayda bir kontrole gitmesi gerekiyor. Aylardır hastaneden ve karantinadan çıkamayan Özdemir ne doğru dürüst tedavi olabildi ne de cezaevinde yaşadığı hak ihlallerine çözüm bulundu.

“BU KADAR HASTA OLDUĞUNU BİLMİYORDUK”

Özellikle karantina süreci nedeniyle maddi manevi çok yıprandıklarını söyleyen ailesi, “Hastalıkları küçük görünüyor ama cezaevi şartlarında büyük oluyor. Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. 14 gün karantinada kalıyor. Sonra başka bir koğuşa götürüyorlar. 2-3 gün ya da bir hafta o koğuşta kalıyor. Sonra tekrar hastaneye gidiyor. Tekrar karantina. Bu sefer karantinadan çıkınca başka bir koğuşa veriyorlar. Her seferinde hem karantina hücresi hem koğuşu değiştiriliyor. ‘Oraya buraya eşya taşımaktan, her gittiği koğuşu temizlemekten belinin mahvolduğunu söylüyor.” dedi.

“YERDE YATMAK ZORUNDA KALDI”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 5 Haziran 2020’de tutuklanan Abbas Özdemir, kapatılan bir dernekte çalıştığı için, Bank Asya hesabı, tanık ifadeleri ve Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylanan Abbas Özdemir’in ailesinin Bold Medya’ya yaptığı açıklamalar şöyle:

“İşsiz kaldıktan sonra banyo ürünleri satan dükkanda çalışmaya başladı. Orada ağır şeyler kaldırdığı için elinde disk kayması oldu. Hapse girmeden önce bir ay felçli gibi yattı. Sonra düzeldi. İçeri girdiğinde üç kişilik odada beş kişinin kalması, ranza olmaması, yerde yatmasından dolayı hastalığı tekrar arttı. Hala bu hastalığı devam ediyor. Çok ciddi ağrıları oluyor.

“SÖZDE TEDAVİ EDİYORLAR AMA…”

Diş etlerinde çürüme başladı, yiyecek, içecek şartlarından dolayı. Diş ağrılarına sebep oldu. En son diş doktoruna da götüreceklerdi götürmediler. Sürekli erteliyorlardı. Sözde tedavi ediyorlar ama bir şey olmuyor. Getirip götürüyorlar, karantinada sıkıntı çekiyor. İyileşeceği varsa da araya başka bir hastalık giriyor.

“GÖZÜNE PERDE İNDİ”

Hapiste gözüne perde gibi bir şey indi. Gözünde ve kulağında ağrı olunca hastaneye götürdüler. Birçok kez hastaneye git gel yaptıktan sonra 5 ay önce katarakt ameliyatı oldu. Ameliyattan sonra karantina hücresinde gözünden mikrop kaptı. Başı çok ağırdı. Bu sefer nörolojiye götürülecek, beyin MR’ı çekilecek dediler, ama iki defadır MR’ı erteleniyor, bir memur unutmuş bir de başka bir sebepten…

“NABZI ÇOK DÜŞÜK, HAYATİ RİSKİ VAR”

Kalbi sağda tarafta dünyaya geldi. Doktor bundan da korkuyor. Bu normalde riskliymiş. Kontrol amaçlı doktor bir gün boyunca holter diye bir cihaza bağladılar. Nabzının çok düşük olduğunu ve bunun da hayatı açısından risk taşıdığını söylediler. Sonra hastane eşimin durumunu araştırmak istedi. Başka organlarının da ters olduğu ortaya çıktı.

Bir de vertigodan şüpheleniliyor. Geceleri kulağında bir ses, çınlama bir ağrıyla kalkıyor. Onun için ayrı hastaneye gitti. Hijyen olmadığı için ayağındaki mantar hastalığı arttı ve tüm bunların akabinde 20 kilo verdi. Maddi, manevi, ailevi olarak çok yıprandık.

“OĞLU İÇİN YIKIM OLUYOR”

Sabah görüşe gidiyoruz ama bazen saat 3-4’e kadar bekliyoruz. Doktora gitmiş oluyor. Güvenlik nedeniyle hastanede mi değil mi bilgi veremiyoruz diyorlar. Oğlu için de yıkım oluyor. Babamı göreceğim diye yola çıkıyor, göremeden dönüyor. Telefonla görüş saatini de düşürdüler.”

80 yaşındaki hasta tutuklu Gürbüz Dönmez: İleri derece kanser hastasıyım, ameliyat olamıyorum

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ankara TEM’de işkence iddiası: Oğlumun hayatından endişe ediyorum

Ankara Başsavcılığı’nın başlattığı operasyonlarda gözaltına alınan bir grup ev hanımı, hukukçu ve askere, Ankara Emniyeti’nde işkence yapıldığı iddia edildi. Oğlunun da gözaltında olduğunu söyleyen bir baba, Ankara Barosu’na başvurdu. Adının açıklanmasını istemeyen baba, “Bu işkenceci ekip daha önce de adı işkenceye karışmış kirli polislerden oluşuyor. Oğlumun hayatından endişe ediyorum.” dedi.

BOLD ÖZEL – Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde isimleri daha önce defalarca işkenceye karışmış bir ekibin, aralarında ev hanımları, hukukçular ve askerlerin bulunduğu kalabalık bir gruba işkence yaptığı iddia edildi.

17 Ocak’ta gözaltına alınan H.Y.’nin babası, Ankara Barosu’na yaptığı başvuruda, “Bu işkenceci ekip daha önce de adı işkenceye karışmış kirli polislerden oluşmaktadır. Örneğin milletvekili sn. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na kötü muamelede bulunan polis memuru Abdulkadir Türkyılmaz bugün TEM’de icra edilen bu aşağılık fiillerin de baş aktörlerinden biridir. Oğlumun hayatından endişe duymaktayım.” dedi.

“ÇIRILÇIPLAK SOYMA, COB…”

Oğlunun Ankara 22. Ağır Mahkemesi’nde yargılamasının devam ettiğini belirten söyleyen baba, “Onlarca kişi ülkenin değişik kentlerinde göz altına alınarak Ankara TEM’de toplanmıştır. Bu kişiler şu an Ankara TEM’de gözaltında olup öncelikle CMK’da ve ilgili yönetmeliklerin hiçbirinde yeri olmayan mülakat adı altında müdafi olmaksızın baskı ve sindirmeye maruz bırakılarak itirafçı olmaya zorlanmakta, bunu kabul etmeyenlere de darp cebir uygulamak, çırılçıplak soyup soğuk suyla ıslatıp şişeye oturtmaya çalışmak, makata cop sokmaya çalışmak gibi en aşağılık yöntemlerle işkence edilmekte olduğunu duydum.” ifadelerini kullandı.

Ankara Barosu’ndan adli yardım talep eden baba şöyle devam etti: “İşkence bir insanlık suçu olup zamanaşımına tabi değildir. Bu aşağılık suçları icra eden kolluk ve amirleri hakkında şikayetçiyim. Aynı zamanda oğlumun hayatından endişe duymaktayım. Ankara Barosu olarak sizden adli yardım talebinde bulunuyorum.”

Tutuklu askeri öğrenci Furkan Deniz: Vicdan kırıntısı olsa bize yeter

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

80 yaşındaki hasta tutuklu Gürbüz Dönmez: İleri derece kanser hastasıyım, ameliyat olamıyorum

“Cezaevinde kalabilir” raporu verilen Gürbüz Dönmez, “İleri derece kanser hastasıyım. Doktor acil ameliyat olmamı önerdi. Bulunduğum şartlar ve hastanede Kovid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Sağlık görevlileri infaz erteleme raporu vermeye çekiniyor.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Beş yıldır İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu olan 80 yaşındaki Gürbüz Dönmez, prostat kanseri olduğunu ama koronavirüs riskinden dolayı bir yıldır ameliyat olamadığını, birçok sağlık sorunuyla birlikte ölüme terk edildiğini söyledi.

“ÖMRÜMÜN SON DEMLERİ HAPİSHANE KÖŞESİNDE GEÇİYOR”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklandığı için sağlık görevlilerinin infaz erteleme raporu vermeye çekindiğini ifade eden Gürbüz, şu anda 8 kişilik koğuşta 13 kişiyle birlikte kalıyor. Ayakta durmakta zorlanıyor, kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor ve başkalarının yardımıyla lavaboya gidebiliyor.

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 24 Aralık 2021’de bir mektup gönderen Gürbüz “80 yaşında ömrünün son dönemlerini bir hapishane köşesinde geçiriyorum. 60 yıldır KOAH hastasıyım. Kalabalık koğuş çok sağlıksız, üst kata yardımsız çıkamıyorum, prostat kanseriyim. Kovid riskinden ameliyat olamadım. Hayatım koğuş, WC arasında geçiyor. Ömrümün son demi bir hapishane köşesinde geçmekte. Ceza infazının ertelenmesini talep etmekteyim.” dedi.

GÜNDE 10’DAN FAZLA İLAÇ KULLANIYOR

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 19 Nisan 2017’de tutuklanan Gürbüz Dönmez, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylanan Dönmez, hapse girdiğinden beri birçok hastalıkla mücadele ediyor.

Uzun yıllardır KOAH hastası olan Gürbüz, üç kere anjio oldu, iki kere belinden ameliyat geçirdi ve iki kere de verem atlattı. Tüm bu rahatsızlıklarıyla ilgili günde 10’dan fazla ilaç kullanan Dönmez’in hapse girmeden önce yakalandığı prostat kanseri ilerledi. Doktor geçen yıl kendisine acil ameliyat olması gerektiğini söyledi ancak koronavirüs salgını nedeniyle tedavisi aksatılıyor.

“SAĞLIK GÖREVLİLERİ RAPOR VERMEYE ÇEKİNİYOR”

Dönmez mektubunda Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklandığı için sağlık görevlilerinin infaz erteleme sürecini başlatacak olan raporu kendisine vermekten çekindikleri de ekledi. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Gürbüz Dönmez’e 30 Haziran 2021’de ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu vermişti.

“KALP KRİZİ GEÇİRMEKTEN KORKUYORUM”

Mektubunu koğuş arkadaşlarının yardımıyla yazan Dönmez, hastalıklarını şöyle sıraladı:

“Yaklaşık 60 yıldır kronik KOAH ve bronşit hastası olup çok ciddi nefes darlığı problemi yaşamaktayım. Bulunduğum cezaevi ortamında hayatımı sağlıklı bir şekilde idame ettirecek hijyenik bir ortamdan çok uzaktayım. Kapasitenin üstünde koğuşta kalıyor olmam da bu rahatsızlığımı tetikliyor. 25 yıldır kalbimde ritim bozukluğu var. 3 defa anjiyo oldum. Yaşadığım stresten dolayı kalbim sürekli sıkışıyor. Bir kriz daha yaşamaktan açıkçası korkuyorum.

İki defa bel fıtığı rahatsızlığından ameliyat olmuştum. Doktor raporlarına da yansıdığı üzere ayakta durmakta zorlanıyorum. Bulunduğum koğuş ortamında onar basamaklı iki merdiven inip çıkmak zorunda kalıyorum. Her seferinde birilerinin yardımıyla ancak inip çıkabiliyorum.

“HAYATIM YATAĞIM İLE TUVALET ARASINDA GEÇİYOR”

Aynı zamanda ileri seviyede prostat hastasıyım. Daha önce prostat kanseri başlangıcı tespiti konmuştu. Buradaki doktorlar da acil ameliyat olmamı önerdiler. Fakat bulunduğum şartlar ve hastanede Covid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Şu an koğuşta hayatım yatağım ile tuvalet arasında geçiyor. Her seferinde birinin yardımına muhtaç bir şekilde inip-çıkıyorum. Bu da koğuştaki diğer sakinlerine ayrı bir külfet oluyor. Bu da benim psikolojimi ayrıca bozuyor. Daha önce iki defa verem teşhisi konuldu. İzmir’deki Dispanseri’nde kayıtları mevcuttur.”

Birçok sağlık sorunuyla birlikte sivil ölüme terk edildiğini ve infaz erteleme talebi istediği söyleyen Gürbüz Dönmez’in Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubu:

Gürbüz Dönmez’in HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubu şöyle:

Sayın Vekilim ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU,

Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletir, saygılarımı sunarım. İnsan hakları konusunda vermiş olduğu mücadeleci tavrı dikkate alarak halen yaşamakta olduğum mahrumiyetleri sizinle paylaşmak istedim. Yardımcı olmanız temennisiyle…
12 Şubat 1942 doğumluyum, 75 yaşında iken 19 Nisan 2017 tarihinde FETÖ/PYD şüphelisi olarak tutuklandım. Yaklaşık 5 yıldır cezaevinde bulunmaktayım. Şu an için atılı suçtan örgüt üyeliği suçlamasıyla hükümlüyüm. Yaşım 80 oldu. Yakın zamanda yapılan infaz kanunu düzenlemeleriyle Covid-19 pandemisi nedeniyle kronik rahatsızlığı olan 65 yaş ve üzeri için ceza infazının ertelenmesi öngörüldü. Aşağıda sıralayacağım sağlık sorunlarım olmasına rağmen hüküm giymiş olduğum suç tipine kategorik olarak yaklaşan sağlık görevlileri ilgili infaz erteleme sürecini başlatacak olan raporu vermekten çekiniyorlar. Haliyle birçok sağlık sorunumla birlikte 80 yaşında olan biri olarak hapishanede sivil ölüme terkedilmiş bulunmaktayım.

Sağlık sorunlarım:

– Yaklaşık 60 yıldır kronik KOAH ve bronşit hastası olup çok ciddi nefes darlığı problemi yaşamaktayım. Bulunduğum cezaevi ortamında hayatımı sağlıklı bir şekilde idame ettirecek hijyenik bir ortamdan çok uzaktayım. Kapasitenin üstünde koğuşta kalıyor olmam da bu rahatsızlığımı tetikliyor.
– 25 yıldır kalbimde ritim bozukluğu var. 3 defa anjiyo oldum. Yaşadığım stresten dolayı kalbim sürekli sıkışıyor. Bir kriz daha yaşamaktan açıkçası korkuyorum.

İki defa bel fıtığı rahatsızlığından ameliyat olmuştum. Doktor raporlarına da yansıdığı üzere ayakta durmakta zorlanıyorum. Bulunduğum koğuş ortamında onar basamaklı iki merdiven inip çıkmak zorunda kalıyorum. Her seferinde birilerinin yardımıyla ancak inip çıkabiliyorum.
– Aynı zamanda ileri seviyede prostat hastasıyım. Daha önce prostat kanseri başlangıcı tespiti konmuştu. Buradaki doktorlar da acil ameliyat olmamı önerdiler. Fakat bulunduğum şartlar ve hastanede Covid-19 riskinden dolayı henüz ameliyat olamadım. Şu an koğuşta hayatım yatağım ile tuvalet arasında geçiyor. Her seferinde birinin yardımına muhtaç bir şekilde inip-çıkıyorum. Bu da koğuştaki diğer sakinlerine ayrı bir külfet oluyor. Bu da benim psikolojimi ayrıca bozuyor.
– Daha önce iki defa Verem teşhisi konuldu. İzmir’deki Disponseri’de kayıtları mevcuttur.
– Tüm bu saydığım hastalıklara bağlı olarak günlük ondan fazla ilaç içiyorum. Yaşadığım sağlık sorunlarına ilişkin kayıtlar ile kullandığım ilaçlara ilişkin bilgiler e-nabızdan teyit edilebilir.
– Ayrıca, dışarıda hayatını akrabaların sadakalarıyla idame ettirmeye çalışan, çok ciddi maddi sıkıntı çeken ve kiralık evde kalan 76 yaşında eşim hem benzer sağlık sorunları yaşamakta hem de bakıma muhtaç bir halde yaşamaya çalışmaktadır. Hiç çocuğum olmadığından dolayı eşimin benden başka bakacak kimsesi yoktur. O, şu an, en az benim kadar mağdur durumdadır.

Sonuç olarak, yukarıda özlü bir şekilde saymaya çalıştığım, vaktinizi almak için daha saymadığım birçok rahatsızlığımla 80 yaşında ömrünün son dönemlerini bir hapishane köşesinde geçiriyorum. Pandemi şartlarında ilgili yasal mevzuat gereğince benden daha sağlıklı ve daha genç kişilere tanınmış olan ceza infazının ertelenmesi veya ev hapsi benzeri adli kontrol hükümleriyle kalan cezanın ertelenmesini talep etmekteyim. Bu konuda yardımlarınızı istirham ediyorum.
Gereğinin yapılması için saygılarımla arz ederim.

Kaymakam, kocası cezaevinde olan 75 yaşındaki kadını zorla evinden çıkartıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares