Bizimle iletişime geçiniz

Politika

HDP 11 maddelik Demokrasi Tutum Belgesi’ni açıkladı: Siyasi davaların sonuçları ortadan kaldırılsın

HDP, 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi öncesi 11 maddelik Demokrasi Tutum Belgesi açıkladı. Belgede, parlamenter sisteme dönüş istenirken tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması talep edildi. “Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur” denildi.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi(HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, 11 maddelik “Adalete, demokrasiye, barışa çağrı” deklarasyonu öncesinde Ankara’da bir otelde açıklama yaptı. Açıklamada, “Demokrasi ittifakı dışında herhangi bir ittifak içinde yer alma arayışımızın olmadığını açıklıkla vurguluyoruz” ifadesi kullanıldı.

Pervin Buldan ve Mithat Sancar, 11 maddelik tutum belgesini il-ilçe ve köy ziyaretleri, sivil toplum örgütleri ile kanaat önderleriyle yaptıkları ziyaret ve görüşmeler sonrası hazırladıklarını aktardı.

Açıklamada şunlar kaydedildi: “Toplumun adeta nefessiz bırakıldığı, ekonomiden siyasete birçok alanda enkaz yaratıldığı bu günlerde, halkta oluşan genel beklentinin, acil bir demokratik değişim ve dönüşüm ihtiyacı ve talebi çerçevesinde geliştiğini tespit ettik.

Önümüzdeki dönemin ve seçimlerin demokratik cumhuriyetin oluşması açısından, tarihimizin en önemli dönemeçlerinden biri olarak nitelendirildiğini gördük. Bu anlamda seçimlerin yeni bir başlangıç, sorunların çözümü için demokratik yolların açılması imkânı olarak da değerlendirildiğini tespit ettik.

HDP’nin müzakereci bir anlayışla yeni demokratik başlangıcın anahtarı işlevine sahip olduğunun, kurucu bir siyasi aktör ve çözüm gücü rolünü üstlenmesi gerektiğinin geniş halk kesimleri tarafından vurgulanması, sorumluluğumuzu büyütmektedir.

İTTİFAK ARAYIŞINDA DEĞİLİZ

Bizler, parlamento seçimleri için ‘Demokrasi İttifakı’ şiarıyla; halklar ve barış ittifakı, kadın dayanışması ve ittifakı, ekoloji ittifakı anlayışı temelinde, toplumsal ve siyasal muhalefet, emek, kadın ve gençlik hareketleri ile en geniş birlikteliği ve ortak mücadele zeminini büyütme ve bu yoldaki güçlü yürüyüşümüzü sürdürme kararlılığındayız. Bunun dışında herhangi bir ittifak içinde yer alma arayışımızın olmadığını açıklıkla vurguluyoruz.

Keyfiliği ve zorbalığı kurumsallaştırıp kalıcılaştırmayı hedefleyen ve yaşadığımız çoklu krizin ve çözümsüzlüğün başlıca kaynağı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve bu sistemi besleyen yapıları değiştirmek istiyoruz. Amacımız, bütün kuvvetleri ve nihai karar yetkisini tek adamda birleştiren bu otoriter ve tekçi sistemin yerine güçlü demokrasinin, çoğulcu demokratik sistemin tesis edilmesini sağlamaktır.

DEMOKRASİ ŞAHISLARLA DEĞİL İLKELERLE GERÇEKLEBİLİR

Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilkesel buluşmaların gerçekleşmesi, HDP seçmenlerinin ülkenin geleceğinde anahtar bir role sahip olmaları nedeniyle günceldir. İster HDP’li isterse başka bir aday olsun, isimler yerine ilkelerin ve yöntemlerin tartışılmasının gerekli olduğu inancındayız. Çünkü demokratik dönüşüm şahıslar aracılığıyla değil, ilkeler ve yöntemler üzerinde müzakere ve mutabakat yoluyla gerçekleşebilir. Seçilecek Cumhurbaşkanı da rolünü ve işlevini ancak bu zeminde doğru bir şekilde yerine getirebilir.”

HDP’nin geçiş süreci ilkeleri olarak açıkladığı Tutum Belgesi şöyle:

1. Güçlü demokrasi: Türkiye’nin temel ihtiyacının katılım, müzakere ve demokratik uzlaşı esasına dayalı, evrensel temel hak ve özgürlüklerin en geniş şekilde sağlandığı güçlü demokrasi olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede geniş yetkilere sahip çoğulcu bir parlamentonun bulunduğu, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlediği, denge ve denetleme mekanizmalarının gerçekten etkili olduğu bir demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz.

Güçlü demokrasi, aynı zamanda yerinden ve yerelden yönetim anlayışını gerektirir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığının yerele doğru genişletildiği, yerel yönetimlere yetki ve kaynak devrinin güvence altına alındığı, yerel katılım mekanizmalarının işlediği güçlü bir yerel demokrasi olmadan güçlü demokrasiyi inşa etmek mümkün değildir.

2. Tarafsız ve bağımsız yargı: Yargı kurumu Yürütme’nin vesayeti altındadır. Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir. Bu nedenle tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, adaletin ve toplumsal barışın tesisi açısından bir gereklilik olarak görüyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkenceyi Önleme ve İzleme Komitesi (CPT) olmak üzere tüm uluslararası kurumların hak ihlalleri, hukuk dışı cezaevleri koşulları, tecrit vb. ile ilgili kararlarına ve tavsiyelerine uyulmasını adaletsizliklerin tamiri açısından önemli bir ihtiyaç olarak değerlendiriyoruz.

3. Kayyım rejimi değil halk iradesi: Belediyelerden üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanan, seçme-seçilme hakkını yok sayan, halk iradesine ve seçim adaletine ipotek koyan ve bir yönetim biçimi haline gelen kayyımlar rejimi anlayışına son verecek yasal düzenlemeler, bu rejimin yarattığı tahribatların giderilmesi ve kayyım mağdurlarının tüm haklarının iadesi için acildir.

4. Kürt sorununda demokratik çözüm: Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur. HDP, demokratik çözüm ve barış konusunda üzerine düşen her şeyi yapmaya, Türkiye’deki bütün toplumsal kesimlerin sorunlarını ve kaygılarını dikkate alan yapıcı bir rol üstlenmeye hazırdır. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı ve iç içe geçmiş olan bu sorunun çözümü için muhataplarla diyalog kurulması, inkâr ve bastırma siyaseti yerine demokratik ve barışçı bir çözüm için adım atılması gereklidir. Meclis, diyalog ve çözüm zeminini kurarak, demokratik müzakere yöntemleriyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına önayak ve odak olmalıdır. Bu çerçevede, başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır.

Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Bunun için Türkiye halklarının tümünün yararını ve geleceğini düşünerek herkes özveride ve fedakârlıkta bulunarak adım atmalıdır. Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.

5. Barışçı dış politika: Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, uzun vadeli işbirliğine yönelik stratejiler yeni dönemin dış politika anlayışının temelidir. Komşularımız başta olmak üzere diğer ülkelerle savaş ve çatışmaya, askeri güç gösterisine dayalı, maceracı politikalardan uzaklaşmak, güçlü ve ilkeli diplomasiye, diyaloga ve her alanda iyi ilişkilere dayalı barışçıl politikalar yürütmek, hepimizin yararınadır.

6. Kadına özgürlük ve eşitlik: Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının her tür güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak için eşbaşkanlık uygulamasının yaygınlaşması ve yerleşmesi vazgeçilmez adımlardır. Aynı zamanda kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetiyle ve kadın cinayetleriyle mücadele edilmesi zorunluluktur. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlar arasındadır.

7. Ekonomide adalet: Ekonomik krizin yarattığı güvencesizliğe ve geleceksizliğe son verecek politikalar esastır. İstihdamın artırılması ve adil gelir dağılımı hedefi ile, işsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldıracak bir ‘Hakça Dağıtım Programı’ en büyük toplumsal ihtiyaçtır. Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaşlar, yandaşlar için değil, halkın ekonomik güvencesi için seferber edilmesi ilk adımlardır. Halkın; elektrik, doğalgaz, su, internet gibi temel ihtiyaçları ‘Sosyal Haklar Programı’ kapsamında ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz sağlanması; Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT), Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) mağduru gençlerin, ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunlarının çözülmesi acil ihtiyaçtır. Emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, çiftçilerin yanlış politikalar sonucu oluşan borçlarının silinmesi, pandemi döneminde mağduriyetleri olağanüstü artan esnafın desteklenmesi ilk yapılması gerekenler arasındadır. Kadın yoksulluğuna son verecek ve kadınların ekonomik yaşamda daha etkin olmasını sağlayacak politikalar şarttır. Emekçilerin sendikal örgütlenme, toplu sözleşme ve grev haklarının evrensel ölçütlerde güvence altına alınması vazgeçilmez olandır.

8. Kamu yönetiminde liyakat: Kamu yönetimi, iktidar blokunun tekelinde kadrolaşmanın alanı olmamalıdır. Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.

9. Doğaya saygı: İklim krizine karşı acil durum ilanı, çılgınca doğa ve çevre tahribatına yol açan, rant uğruna ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan tüm projelerin, başta Kanalİstanbul olmak üzere, durdurulması gereklidir. Başta enerji, ulaşım, kentleşme ve tarım olmak üzere tüm politikalarda doğa hakları odaklı yaklaşım acil zorunluluktur. Her canlının sağlıklı bir ekosistem içinde yaşam hakkının etkin yasalarla koruma altına alınması; orman yangınları, sel gibi ağır ekolojik tahribatın önüne geçmek için elzemdir.

10. Gençler için özgür yaşam: Gençlerin yaşam tercihlerine saygı duyan bir yaklaşımla, kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri ve özgürce yaşayabilmeleri için başta eğitim ve kültür olmak üzere ekonomik, toplumsal ve siyasal alanlarda bütün engellerin kaldırılması, eğitim sistemindeki çarpıklıkların giderilmesi özgür ve güvenceli yaşamın gereğidir. Gençlerin ekonomik olarak desteklenmeleri, her alanda daha fazla yönetime katılmaları, yaratıcı ve ilerletici fikirlerin toplumda daha belirleyici hale gelmesine yol açacaktır.

11. Demokratik anayasa: Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa, gerçek anlamda bir toplumsal sözleşme Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır. Bu anayasa; farklı kültürlere, kimliklere, inançlara, anadillerine ve yaşam tarzlarına saygıya dayalı eşit yurttaşlığı esas almalıdır. Anayasanın hazırlanma süreci, her kesimi kapsayan, demokratik katılım ve toplumsal müzakereye dayalı bir yöntemle yürütülmelidir.

Bu ilkeler ışığında, yeni döneme nasıl baktığımızı, nasıl bir yönetim anlayışını görmek istediğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.

EVRENSEL STANDARTTA ADALET SİSTEMİ VE TOPLUMSAL BARIŞ

HDP’nin bu geçiş dönemi ilkeleri ışığında öncelikli amacı ve vaadi, güçlü demokrasi, evrensel standartlarda bir adalet sistemi ve kalıcı toplumsal barıştır. Demokrasiyi ve barışı stratejik bir hedefe ve programa dönüştürerek demokratik ve sosyal bir cumhuriyete ulaşabiliriz.

HDP olarak yukarıda ifade ettiğimiz ilkelerin yaşama geçirilmesinden yana tüm toplumsal taraflarla ve siyasi aktörlerle görüşmeye ve müzakere etmeye, birlikte yürümeye, ortak mücadeleye ve ortak yönetime hazır olduğumuzu vurguluyoruz.

Türkiye’nin aydınlık geleceğini düşünen tüm kurum, kuruluş ve partilere, tek tek yurttaşlara çağrımızdır: Hep beraber sorumluluk alalım. Kişisel hesaplar, partizan faydacılık yerine ortak akıl ve birlikte inşa anlayışı esas olmalıdır. Türkiye halkları çözüm üretmeyen, ortak akıldan uzaklaşan politikalara ve yönetimlere; ayrımcılık, nefret söylemi ve toplumsal kutuplaşmaya mahkûm değildir.”

Hukuk profesörü Hüseyin Hatemi: Mahkum ailelerine yardım etmek suç değildir

Analiz

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Erdoğan’ın bugün bakan olarak atadığı Nureddin Nebati’nin görev ömrü için bahisler açıldı… Bakanlarıyla ilişkilerinde sorunlar yaşayan Erdoğan’ın kimi zaman onları dövdüğü kimi zaman da korumalarına dövdürdüğü iddia ediliyordu. Erdoğan’ın,  son günlerinde Lütfü Elvan çektirdikleri,  gazeteciler önünde Fahrettin Koca’ya karşı üslubu onun bakan seçimindeki kriterleri hakkında da ipuçları veriyor.

BOLD – Tayyip Erdoğan’ın bakanlarına karşı tavrı kulislerde uzun süredir konuşuluyor. Bazı bakanlarını dövdüğü bazılarını da korumalarına dövdürdüğü yıllardır söyleniyor.

Hatta bakanlığı döneminde damadı Berat Albayrak’ı yeğeni olan korumasına dövdürdüğü, bu yüzden Albayrak’ın günlerce evden çıkamadığı da çok konuşulmuştu.

Bakanlarını çoğu zaman kalkan olarak kullanan Erdoğan, olumlu gelişmeleri üzerine alırken, olumsuzları da bakanların sırtına yüklemeyi ihmal etmiyor.

Yolsuzlukla suçlanan eski bakanlardan Erdoğan Bayraktar’ın “Her şeyi Erdoğan’ın talimatıyla yaptım” itirafı buna en bariz örneklerden biri. Türkiye tarihini en büyük yolsuzluk operasyonda ihale Erdoğan’ın 4 bakanına kaldı.

ELVAN’IN İSYANI

Bugün görevi Nureddin Nebati’ye devreden Lütfü Elvan’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde yaşadıkları da yenilir yutulur cinsten değil.

Berat Albayrak’ın ani istifası sonrası göreve getirilen Elvan, ekonomideki tüm olumsuzlukların günah keçisi ilan edilmek istendi. Son AKP grup toplantısında kürsüye çıkan Erdoğan, Elvan’ı faiz kararı hakkındaki görüşleri yüzünden partililerin önünde rencide edecek açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın hedefindeki ismin kendisi olduğunu anlayan Elvan, diğer partililerin aksine Erdoğan’ın konuşmasını alkışlamadı. Objektiflere yansıyan bu görüntü Elvan’ın görevden alınacağının ilk sinyalini verdi.

SİZ İZİN VERMEDEN SÖYLER MİYİM EFENDİM

AKP’nin son grup toplantısı sonrası Meclis’te gazetecilere konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanına, konuşmanın sonrasına doğru Erdoğan geldi. Erdoğan, Koca’nın ne söylediğini gazetecilere sordu.

PARA PUL SÖYLEDİ Mİ?

Gazetecilerin hekimlerle ilgili düzenlemeye ilişkin açıklama yaptığını belirtmesi üzerine Erdoğan, “Para pul söylemedi mi” diye sordu. Bakan Koca da detay vermediğini ifade ederek, ” Söyler miyim efendim Siz izin vermeden ben söyler miyim?” dedi. Koca’nın tavrı gazetecileri bile güldürdü.

TUVALETE BİLE GİTMEZLER

Koca’nın hali sosyal medya kullanıcılarının da tepkisini çekti. Bu görüntüleri paylaşan KHK’lı akademisyen Vedat Demir, “Böyle bakan olmaya onurumla KHK’lı bir akademisyen olmayı bin kere tercih ederim” ifadelerini kullandı.

Akademisyen Mehmet Efe Çaman, “Ezik, silik, karaktersiz, berbat tipler bunlar” diyerek tepkisini dile getirirken Cansu adlı bir kullanıcı da, “Erdoğan’ın kameralar önünde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yaptığı muameleye bakın. Simit sat onurunla yaşa daha iyi” dedi.

TİP Milletvekili Barış Atay da görüntüleri şu notla paylaştı, “Siz izin vermeden tuvalete bile gitmezler efendisi.”

Bakanıyla Erdoğan’ın garip diyaloğu: Ne söyledi, para pul söyledi mi? Söyler miyim efendim!

Okumaya devam et

Analiz

AKP’de ‘Arap Baharı’: Muhalefet fazla iyimser!

Muhalefetin erken seçim çağrılarını bugüne kadar duymazdan gelen Erdoğan ve çevresi, paranın ön plana çıktığı BAE görüşmesi sonrası atağa geçti. Hükumetten gelen son açıklamaların seçimi işaret ettiğini söyleyen araştırmacı Özer Sencar, muhalefeti ise iyimserliği konusunda uyardı.

BOLD – Muhalefet, uzun süredir AKP iktidarına sandığı işaret ederek erken seçim çağrısı yapıyor. İktidar ise kötü ekonomi, Erdoğan’ın sağlık sorunları gibi bir takım olumsuz gelişmelerden dolayı erken seçime sıcak bakmıyordu.

KILIÇDAROĞLU KAZANACAKLARINDAN EMİN

Ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçimin yapılacağını, seçimi kazanacaklarını ve iktidara geldiklerinde ise bazı çevrelerle helalleşeceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, aynı zamanda AKP iktidarının memurluğunu yapan bazı bürokratlarla da hesaplaşılacağını belirtti. Kılıçdaroğlu, Kanal İstanbul projesine katılmak isteyen yabancı yatırımcıları iktidara geldiklerinde ödemeleri yapmayacakları konusunda bile uyardı.

Erdoğan, dün Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinden derlenmiş bir videoyu kendi hesabından paylaşarak, “Milletimizi, her fırsatta kendisini tehdit eden bu vesayetçi zihniyetin insafına bırakmayacağız” dedi.

Bazı çevrelerce Erdoğan bu paylaşımla seçim çalışmalarının startını verdi. MetroPOLL araştırmanın kurucusu ve yöneticisi Özer Sencar, “Son günlerde Hükümet’ten gelen açıklamalar “topyekün bir seçime” gittiğimizi gösteriyor. İktidar seçimi mutlaka kazanma gayreti içine girmiş görünüyor. Muhalefet ise seçim sonuçları ile ilgili olarak aşırı iyimser görünüyor. Ekonomi yönetimi ile seçim yönetimi farklıdır” sözleriyle muhalefeti uyardı.

BAE DOPİNGİ

Erdoğan, geçtiğimiz hafta 15 Temmuz’un finansörlüğü ile suçladığı Birleşik Arap Emirliği (BAE) Veliaht Prensi El Nahyan ile görüştü.

Görüşme sonrası Abu Dabi Kalkınma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mohamed Hassan El Suwaidi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Birleşik Arap Emirlikleri Türkiye’de yatırım yapmak üzere 10 milyar dolarlık bir fon ayırmıştır” dedi.

Sadece para sorununu değil, bu görüşme ile Sedat Peker tehdidi de şimdilik ortadan kalktı.

BASKI BAŞLADI

BAE gelecek paranın ekonomideki kökü sorunları çözmeyeceğine dikkat çeken gazeteci Cevheri Güven, bu paranın Erdoğan’ın erken seçim isteyen muhalefete karşı elini güçlendireceğine dikkat çekti.

İktidar kanadından bir süredir muhaliflere yönelik baskı söz konusu. HDP’ye yönelik kapatma davası yeniden gündeme gelirken, DEVA Partili Metin Gürcan da ‘casusluk’ suçlamasıyla tutuklandı.

Erdoğan’ın Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, son grup toplantısında muhalefetin en güçlü Cumhurbaşkanı aday adayları arasında görülen Mansur Yavaş’ı açıkça tehdit etti. Muhalefetin,  çıkış arayan AKP karşısında baskılara boyun eğip eğmeyeceği merak konusu.

Erdoğan’ın dibindeki casus!

Okumaya devam et

Politika

CHP’li Tanju Özcan’dan Erdoğan’a faiz desteği: Derhal sıfıra düşürülmeli

Yüksek faizin enflasyon ve yüksek kura neden olduğu tezini savuna AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’dan destek geldi. Özcan, faiz indirimi konusunda Erdoğan’ın “en yakın silah arkadaşı” olarak görev almaya hazır olduğunu belirterek, faizlerin derhal sıfıra indirilmesi gerektiğini kaydetti.

BOLD –  CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’dan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a faiz desteği geldi. Özcan, “Milli Kurtuluş Savaşı’nda faiz indirme noktasında ben Sayın Cumhurbaşkanımızın en yakın silah arkadaşı olarak görev almaya hazırım” dedi.

FAİZ İNDİRME NOKTASINDA ERDOĞAN’IN YANINDAYIM

Bolu Belediyesi aralık ayı birinci birleşimi Tanju Özcan başkanlığında Meclis Salonu’nda gerçekleşti. Oturumda kurdaki hareketliliğe değinen Özcan, “Milli Kurtuluş Savaşı’nda faiz indirme noktasında ben Sayın Cumhurbaşkanımızın en yakın silah arkadaşı olarak görev almaya hazırım. Sayın Cumhurbaşkanının faize karşı başlattığı bu savaşta ben Bolu Belediye Başkanı olarak yanındayım. Allah yar ve yardımcısı olsun” dedi.

FAİZ DERHAL SIFIRA DÜŞÜRÜLMELİ

Merkez Bankası Başkanı’na faizi derhal sıfıra düşürmesi için çağrıda bulunan Özcan, “Artık faiz konusuna da bir noktayı koyalım. Ben Sayın Cumhurbaşkanımızın yanındayım. Faiz haram. Bakara Suresi 275. Ayetinde Allahuteala faizcilerin asla cehennemden çıkamayacaklarını bildiriyor. O Merkez Bankası Başkanı derhal faizi sıfıra düşürmeli. Kurtulalım faizden. Dolar yükselirse yükselsin. Faiz düzeni ve faizcilerden sıkıldım” diye konuştu.

PARTİ SÖZCÜSÜNE DE TEPKİ GÖSTERDİ

CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın “Faizin düşmesi yanlış” sözlerine yanıt veren Özcan, “Bir avuç tefeciye Türkiye’yi mahkum edenlerden sıkıldım. Derhal Merkez Bankası Başkanı istifa etsin ya da bir kararname ile faiz sıfıra düşsün. Ben faizin derdindeyim. Dolar isterse 100 liraya çıksın. Bizim Parti Sözcüsü’ne de kızıyorum. Sayın Öztrak, ‘Faizin düşmesi yanlış’ diyor. Nesi yanlış Sayın Öztrak? Sayın Cumhurbaşkanı faizleri sıfıra çeksin ve kısa zamanda bu ülkeyi refaha ulaştırsın. Ben kendisinin bu konuda samimi olduğunu biliyorum” dedi.

 

ERDOĞAN’A DAHA ÖNCE DE DESTEK VERMİŞTİ

Mültecilerle ilgili söylemleri nedeniyle hakkında, “görevi kötüye kullanma” ile “nefret ve ayrımcılık” suçlarından soruşturma başlatılan Özcan, eylül ayında ABD ziyaretinden eli boş dönen Erdoğan’a pankartlı destek vermişti. ABD’ye yönelik sert ifadelerin olduğu pankartta, “ABD yönetimince Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına yapılan saygısızlıklar esasen Türk milletine yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ABD sömürgesi değildir. Türkiye ABD’den başka kimseye hizmet etmeyen NATO’dan ayrılmalıdır. Kürecik ve İncirlik üsleri derhal kapatılmalıdır. Dünya beşten, Türk milleti ABD’den büyüktür” denildi.

 

Saray’ın başkanı Feyzioğlu koltuğunu koruyabilecek mi?

Okumaya devam et

Popular

Shares