Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Yazar Aydın Engin: İnfaz hukuku cinayetiyle karşı karşıyayız

Aldığı 9 yıl 4 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan ve cezası ertelenmediği için hapse girecek olan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın durumunu köşesine taşıyan Gazeteci Aydın Engin, yapılanların bir infaz hukuku cinayeti olduğunun altını çiziyor.

BOLD – Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında yargılanan tıpta çok nadir görülen Maksiller Sinüs kanseri teşhisi konulan Ayşe Özdoğan’a verilen 9 yıl 4 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Tümör beynine sıçrayan Özdoğan, kanserli haliyle tekrar hapse girmek istemiyor.

YETKİLİLER DURUMA SESSİZ

Yetkilerin sessiz kaldığı Özdoğan’ın durumunu T24’teki köşesine taşıyan Gazeteci Aydın Engin, “Bir denizyıldızı: Ayşe Özdoğan” bağlığıyla yer verdiği köşeyazısında yapılanların bir infaz hukuku cinayeti olduğunun altını çiziyor. İşte Engin’in Özdoğan’ın durumuna yer verdiği köşe yazısı..

BAK BUNUN İÇİN DEĞİŞTİ

Onlar herhangi bir deniz yıldızı değil, bu ülkenin yüz akları, bu ülkenin “demokrasi ve özgürlük yıldızları” oldular…
Fıkra eskidir. Belki de biliyorsunuz. Tırmık’ta en az üç dört kez aktarıldı.

Olsun. Güzel öyküdür, bir kez daha anlatılsın.

Küçücük bir oğlan okyanus kıyısındaki güçlü gelgit’te “gel”in kıyıya sürüklediği, “git”in geri götüremediği, kumlar üstünde, kızgın güneş altında ölecek deniz yıldızlarını toplayıp toplayıp denize fırlatıyor, suya ve yaşama kavuşturuyormuş.

Kıyıda yürüyen yaşlı bir adam surat buruşturmuş:

– Boşuna çaba bu çocuk. Baksana kumların üstünde yüzlerce ve yüzlerce var onlardan.. Bunların kaderi bu. Değiştiremezsin.

Oğlan elindeki deniz yıldızını suya fırlatmış, sonra adama dönmüş:

– Bak, bunun için değişti.

ÜLKENİN YÜZ AKLARI HAPİSHANELERDE

Yurdum hapishanelerinde aylardır, yıllardır, çok yıllardır volta atan arkadaşlarımız, dostlarımız var. Onları iyi tanıyoruz. Az tanıdıklarımızı, hatta daha önce tanımadıklarımızı da artık, tanıdık, uğradıkları haksızlıkları kendimize yapılmış haksızlık; sevinçlerini sevincimiz, öfkelerini öfkemiz bildik.

Onlar herhangi bir deniz yıldızı değil, bu ülkenin yüz akları, bu ülkenin “demokrasi ve özgürlük yıldızları” oldular…

Onları tanıyoruz. İyi tanıyoruz…

Alın Osman Kavala’yı…

Sudan bile olmayan, sadece “olmayan” bir suç iddiasıyla 1413 gündür tutuklu. Bir gün bile sızlandığını, özgürlüğüne kavuşmak için yalvardığını, boyun eğdiğini duyan, bilen var mı?

Alın Selahattin Demirtaş’ı…

Dört yıl on ay yedi gündür, yani 1773 gündür demir parmaklıklar ardında. Edirne F tipinin bir oda-hücresinde, o nu kendisini koltuğundan edebilecek en tehlikeli rakip gören Reis talimatıyla tutuklu. Hiç umurunda değilmiş gibi yaşıyor. İki kızına, aşık olduğu kadına, Başak Demirtaş’a hasrette kalsa bile yüzünden gülücüğü eksik değil. Hücresinde öykü yazıyor, roman yazıyor, yürek ısıtan, umutlar yeşerten siyasal görüşler, öneriler üretiyor.

Alın İlhan Çomak’ı…

İstanbul Üniversite Coğrafya bölümü öğrencisiydi. Dalyan boylu, yakışıklı bir Kürt delikanlıydı. 1994’de tutuklandı. Polis fezlekesi dışında bir kanıt olmadan o kara ünlü DGM’lerden biri tarafından mahkûm edildi. O gün bu gün hapiste. Tastamam 27 (doğru okudunuz: Yirmi yedi) yıldır.

Bilenler biliyor, şiir yazar. (Düzeltiyorum: İyi, çok iyi şiirler yazar), Demir parmaklıklar ardında 3 roman, 8 şiir kitabı yayınladı. Bazıları yabancı dillere çevrildi.

Peki İlhan Çomak ne yapar? En iyisi kendini kendi anlatsın: “…Ne diyordu Beckett: ‘Hep denedin hep yenildin, olsun, gene dene, gene yenil, daha iyi yenil!’ Özgürlük mutlaka gelecektir. Ben dürüstlüğüm ve şiirimle burada olacağım, dimdik. Ta ki sizlere ulaşana kadar”.

Alın Gültan Kışanak’ı…

Diyarbakır zindanlarından sağ ve sağlam ve asla boyun eğmeden çıkmış bir kadın o. AKP yargısı talimatla hapse attı onu.

İyi de Kandıra Cezaevi ona ne yazar, ne yapabilir? (Gültan Kışanak’ı özel olarak seçmedim. Dilerseniz onun yerine ilk ağızda aklıma geliveren Aysel Tuğluk’u, Figen Yüksekdağ’ı, Sabahat Tuncel’i, koyun).

Alın Selçuk Kozağaçlı’yı…

AKP yargısına karşı hukuku ve adaleti savunduğu için ondan kurtarmanın yolunu aradılar ve buldular ve hapse tıktılar.

Peki Selçuk Kozaklı ne yapar? Boyun eğmeyi bilmez. Biat etmeyi hiç bilmez. Hapishanede en iyi bildiğini yapıyor. Silivri’nin biley taşında bilinç biliyor, direnç biliyor…

Alın Selçuk Mızraklı’yı…

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş son başkanı. Yüzüne pek yakışan gülücüğü yüzünden hiç eksik olmayan, kentte ve çevrede herkesin sevdiği ve çok saydığı bir hekim. Önüne gelen hastanın etnik kimliğini, siyasal görüşünü, inancını, cinsiyetini hiç umursamadan, onun bir hasta ve bir insan olduğundan ötesi ile ilgilenmeyen bir ahlâk anıtı.

Seçilmişliğini hazmedemeyen AKP Reisi ve adamları onu 9 yıl 4 aya mahkûm etti(rdi)ler ve Bünyan Cezevi’ne tıktı(rdı)lar. Ama o gülücük hâlâ yüzünde, dimdik ve boyun eğmeden hatta gün bile saymadan voltasını atıyor.

İNFAZ HUKUKU CİNAYETİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Demokrasinin ve özgürlüğün demir parmaklıklar ardında da ışıldayan yıldızlarından söz ettik. Daha çoklar. Ama bu yazı sınırları içinde bu kadarıyla yetinelim.

Ve…

Ve gelelim yazının başındaki okyanus kıyısında, kumların üstünde çaresiz yatan deniz yıldızlarına…

Onlar daha çok. Pek çok. Yaşlı ve genç, kadın ve erkek. Kimi Kürt, kimi Türk, kimi gazeteci, kimi özgürlük, barış, hak savunucusu…

Hepsinden söz etmek mümkün değil.

Peki, hangi birinden söz etmeli?

Dönün yazının başına. O küçük oğlan seçmeden, rastgele bir deniz yıldızı toplayıp, fırlatıp suya kavuşturuyordu.

Ben de rastgele bir deniz yıldızı seçiyorum: Ayşe Özdoğan.

Tanımıyorum, Siz de tanımıyorsunuz.

Onu adalet, hak savunuculuğunu yaşamının anlamı haline getirmiş, hak savunuculuğunun çalışkan karıncası HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu bize tanıttı.

Youtube’da kurduğu ve kendi adını verdiği ÖFG TV’de Ayşe Özdoğan ile bir söyleşi yaptı.

Nice yürek yakan insan öykülerine dolaysız tanıklık etmiş şu kıdemli gazeteci Aydın Engin’in bile okurken zorlandığı, insanın insana bu kadar nasıl zulmedebileceğini çaresizce sorguladığı bir infaz hukuku cinayetiyle karşı karşıyayız.

BU DENİZ YILDIZININ YANINDA SAF TUTMAK GEREK

Ayşe Özdoğan 9 yıla hükümlü ve bu cezayı AKP yargısının en tepesi de onayladı. Yani ceza kesinleşti.

Ayşe Özdoğan çok ileri aşamada bir kanserin pençesinde. Kendine bakması mümkün değil. Henüz tutuklu iken yattığı hapishane günlerinde yaşadıklarını anlatıyor. Yeniden hapse girince yaşayacaklarını şimdiden biliyor.

Uzun uzun anlatamam. Oysa uzun uzun anlamak ve anlatmak ve bu çaresiz deniz yıldızının yanında saf tutmak gerek. Uzun söyleşi bandının çözülmüş halini okumak isterseniz buraya bırakıyorum.

Sabredin ve okuyun e mi?

VİCDANI KARARMIŞLARDAN ÇATLAK SESLER YÜKSELMEKTE GECİKMEDİ

ÖFG TV’de söyleşi yayınlandıktan sonra vicdanı kararmış kimilerinden çatlak sesler yükselmekte gecikmedi. AKP trollerini boş veren. Ama kendini solcu, hatta sosyalist, hatta Marksist-Leninst sayan kimi dangalaklar da vardı.

Biri hemen klavyeye yumulmuş. Şöyle yazdı: “Tek tek kişilere bireysel kurtuluş çözüm değildir. Aslolan halkların örgütlü kurtuluşudur, devrimdir”.

Bir başka densiz daha keskin çıktı. Ezberlediği değerli bir sloganı budalaca kullandı: “Kurtuluş yok tek başına. Devrim, sadece devrim kurtarır”…

Şimdi tutup, “Ömer Faruk Gergerlioğlu bu yazının başında anlatılan, o okyanus kıyısında deniz yıldızı toplayıp suya ve hayata kavuşturan o küçücük oğlan çocuğudur. Sizlerse yine o kıyıda yürüyüş yapan oğlana akıl veren o zevzek moruksunuz” desem iyi ederim değil mi?

 

“Entübe edilen, kapısında 6 jandarma bekleyen babamı 35 gün yatağa kelepçelediniz”

Gündem

Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gidecek olması doları fırlattı

Birleşmiş Milletler’in gelecek hafta ABD’de online olarak yapılacak genel kuruluna liderler çağrılmadı. Ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geniş bir heyetle ABD’ye gidecek. Erdoğan’ın bu hamlesi doların fırlamasına neden oldu. 

BOLD – Dolar kuru yeniden yükselişe geçti. Ekonomi yazarı Remzi Özdemir bunda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın online yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na kalabalık bir heyetle gitmesinin etkili olduğunu savundu. Özdemir, “Erdoğan problem çözmeye mi gidiyor?” algısının doları yükselttiğini kaydetti.

YABANCILAR DOLAR ALIP ÇIKIYOR

8.80’lere kadar çıkıp daha sonra 8.30 seviyelerine kadar gerileyen dolar kuru haftayı 8.65’le kapattı. Dolardaki bu yükselişle ilgili ekonomi yazarı Remzi Özdemir’den ilginç bir yorum geldi. Youtube yayınına katılan Özdemir dolarda yaşanan son yükselişle ilgili yorumlarda bulundu. Aslında doların yükselmediğini. Türk Lirasının değer kaybettiğini belirten Özdemir, “Türk Lirası değer kaybetmesinin nedeni yabancılar. Yabancı satışları var piyasada çok ciddi anlamda. Tahvil satan yabancı dönüp dolar almaya başladı” dedi.

MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRECEK

Ekonomi yazarı Özdemir faiz indirimi ile ilgili de ”Merkez Bankası’nın faiz indirilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Evet yeni bir indirim olacak” dedi. Son gelişmelerin TL’yi olumsuz etkilediğine dikkat çeken Özdemir, “Türk Lirası açısından önümüzdeki günler çok iyi günler değil yakından takip etmek lazım” dedi.

ERDOĞAN’IN ABD ZİYARETİ YATIRIMCIYI ÜRKÜTTÜ

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye yapacağı ziyarete de değinen Özdemir, ”Erdoğan BM Genel Kurulu’na katılmak üzere Amerika’ya gidiyor. Normal şartlarda Amerika’ya liderleri çağırmadılar pandemi nedeniyle. Ama Erdoğan geniş bir heyetle katılacak. Şimdi şunu düşünüyoruz, Amerika’da bir problem var da Erdoğan o problemi çözmeye mi gidiyor? Şu anda piyasaların bilmediği ancak yabancıların bildiği bir panik havası var. İşte bu da doları 8.60’ın üzerine attı” dedi.

 

Erdoğan, kan kaybediyor: En beğenilen liderler arasında 3’ncü sıraya geriledi

 

Okumaya devam et

Gündem

15 Temmuz’un şahidi Tenkil Müzesi için bir araya geliyorlar

Tenkil Müzesi Derneği, 15 Temmuz sonrası Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlali ve mağduriyetlerini canlı yayınla duyurmak için önemli bir organizasyona imza atıyor. Aralarında Herkül Milas, Abdullah Aymaz, Enes Kanter, Barbaros Şansal gibi çok sayıda isim Youtube yayınında Tenkil Süreci’ni konuşacak.

BOLD – Aralarında Herkül Milas, Enes Kanter, Emine Eroğlu, Barbaros Şansal, Tarık Toros, Vedat Demir, Kerim Balcı, Erkam Tufan, Abdullah Aymaz, Mehmet Ali Uludağ, Betül Alpay, Tuba ve Cevheri Güven, Sevinç Özarslan, Hasan Cücük, merhume Halime Gülsu’nun annesi Zeynep Gülsu gibi isimlerin katılacağı programı bu akşam gerçekleşiyor.

Tenkil Müzesi yayını, Hizmetten sitesinin YouTube kanalında Türkiye saatiyle bu akşam 21.00’de başlayacak.

Moderasyonunu gazeteci Metin Yıkar’ın yapacağı programda Tenkil Müzesi Derneği’nin ‘Sanal Müze’ ve ‘Tenkil Hafıza Merkezi’ (www.tenkilmemorial.com) çalışmalarına destek istenecek.

Tenkil Müzesi Derneği, son 6 yıldır sistematik bir şekilde uygulanan insan hakları ihlallerini gündeme taşımaya çalışıyor. Gözaltında, tutuklu ya da hasta ölümler, bebekli ve hamile tutuklu kadınlar, Ege ve Meriç’te ölümler, kaçırılmalar ve diğer insan hakları ihlallerini yakından takip eden Tenkil Müzesi Derneği’ne süreçte hayatını kaybeden bir çok ismin emanet eşyaları ulaşıyor.

Yayın kanalları: MCEU TV ve Hizmetten YouTube Kanalı

18 Eylül 2021 Cumartesi
⏰20.00 Berlin Saati
⏰21.00 İstanbul Saati
⏰14.00 Newyork Saati
⏰19.00 Londra Saati

Okumaya devam et

Analiz

Bir kötülük timsali: TRT’de elektrik paylarıyla beslenen Troliçe Hilal Kaplan

AK trollerin başında yer alan Troliçe Hilal Kaplan’ın kanser hastası Ayşe Özdoğan hakkındaki paylaşımı ‘bu kadar da olmaz’ dedirtti. Cumhurbaşkanlığı Saray’ından aldığı güçle muhaliflere saldıran, TRT’de kaptığı koltuk sonrası kindarlığını daha da artıran Kaplan’ın hemcinsi hakkındaki ifadeleri işlediği nefret suçunu da ortaya koydu.

BOLD ANALİZ – 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna kadar Gülen Hareketi’ne övgüler dizen Hilal Kaplan, dershanelerin kapatılma sürecinde Gülen Hareketi’nin Türk milleti için çok önemli hizmetler yaptığını ifade etmişti. AKP’li 4 bakana yönelik soruşturmada evlerden çıkan para sayma makinaları, ayakkabı kutularından taşan dolar ve Euroların kamuoyuna yansıması Kaplan’ı çileden çıkardı.

GÜLEN HAREKETİNE SALDIRDIKÇA SARAY’A YAKLAŞTI

Polis ve savcıların AKP’lilerin yolsuzluklarını ortaya dökmesiyle Kaplan ve yandaş gazeteciler Gülen Hareketine yönelik saldırıların dozunu arttırdı. Öğrencilere burs verilmesi için kermes düzenleyen ev hanımlarını kelepçelenmesi troliçe Kaplan’ı tatmin etmedi. Gülen Hareketine yakın televizyon kanallarının kapatılması da Kaplan’a yetmedi. Bebekli annelerin nezarethane ve hücrelere tıkılması da Kaplan’ı mutlu etmedi. Erdoğan’ın huzurunda “Çok insaflı gidiliyor” diyerek operasyonların şiddetinin arttırılmasını istedi.

YARGIDA PELİKANCI GRUBU YÖNETMEYE BAŞLADI

15 Temmuz sonrası bir gecede 4 bin hakim ve savcının ihraç edilmesiyle Kaplan’ın başında bulunduğu Pelikancılar iyice güçlendi. Damat Berat Albayrak ve Saray’dan aldığı destekle yargıda kendilerine yakın isimler kritik görevlere getirildi. Hilal Kaplan ve ekibi arkasına aldığı yargı gücüyle sosyal medya üzerinden kendilerinden olmayanları linç etmeyi sürdürdü. AKP’yi eleştiren ünlü Ekonomist Prof. Dr. Özgür Demirtaş’a “Aklını başına topla!” tehdidinde bulunmaktan çekinmedi.

DAMATIN İSTİFASIYLA SARSILDI TRT’YE ATANINCA RAHATLADI

Önce çok sevdiği ABD Başkanı Trump’un seçimi kaybetmesi ardından Damat Berat Albayrak’ın istifasıyla sarsılan Kaplan, Erdoğan’a Albayrak’ın istifasını kabul etmemesi çağrılarında bulundu. Ancak kriz o kadar büyüktü ki troliçe Kaplan’ın gücü bu kadarını düzeltmeye yetmedi. Ancak trollerin en büyük özelliği “Yeni şartlara ayak uydurmak” olduğu için “Damatsız” döneme anında adapte oldu. Performansı Saray tarafından beğenilen Kaplan, TRT yönetim kurulu üyeliğiyle ödüllendirildi.

NEFRET SUÇU İŞLEMEKTEN ÇEKİNMİYOR

Hilal Kaplan, son olarak sosyal medyadan sesini duyurmaya çalışan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ı, hedef aldı. Hakkında Gülen Cemaati’ne yönelik bir soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla açılan davada 9 yıl 4 ay ceza verilen Özdağan’a muhafazakar camiadan destek açıklamalarına öfkelendi. Kaplan, “Mazlum” derken FETÖ yöneticiliğinden hüküm giydiğini belirtmemişsiniz. Kamuoyuna çağrı yaparken belirtilmesi gereken önemli bir “detay” değil mi bu?” diyerek nefret suçu işledi.

Hilal Kaplan’ın kadınlara yapılan zulümler konusundaki ayrımcılığı Ahmet Bozkuş’un ‘Troliçe belgeselini’ akıllara getirdi.

ÜZERLERİNE SİFONU ÇEKİN

Siyasi hicivleriyle tanınan Ahmet Bozkuş, hazırladığı daha önce hazırladığı videoyla, iktidar lehine çalışan, eleştirel bakıştan uzak AKP’li gazeteci ve sosyal medya kullanıcılarını esprili bir dille anlatmıştı. Trollerin başında bulunan Kaplan’ı eleştiren Bozkuş’un ifadeleri Troliçe’ye verilecek en güzel cevap: “Sosyal medyada trol saldırısına uğradığınızda sessizce bekleyin ve üzerine sifonu çekin.”

Troliçe lakaplı Kaplan’dan “iyi ki cezaevlerine atanmamış” dedirten paylaşım

Okumaya devam et

Popular

Shares