Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Uzman bilirkişiler ByLock raporu hazırladı: Münhasır bir uygulama değil

AİHM’nin Tekin Akgün’ün başvurusunda ByLock’un tutuklamaya yeterli delil olmadığı kararı sonrası uygulamanın ‘münhasır’ yani sadece Gülen Hareketi mensuplarınca kullanıldığı iddiası çürütüldü. Adli bilişim uzmanları Levent Mazılıgüney ve Koray Peksayar, hazırladıkları rapoda “İletişim uygulamasının kriptolu olması “münhasır” olduğunu göstermez” tespiti yaptı.

BOLD ÖZEL – AİHM’nin Tekin Akgün’ün başvurusunda ByLock’un tutuklamaya yeterli delil olmadığı kararı vermesi sonrası hükumete yakın medyada programın Gülen Hareketi mensuplarınca münhasır(bir kişi için ayrılmış,özel) olduğu iddiası dile getirildi. Adli bilişim uzmanları Levent Mazılıgüney ile Koray Peksayar, ByLock uygulamasının münhasır olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu hazırladı.

Bilirkişi raporunda, ByLock mobil iletişim uygulaması kullanımı isnatlı yargılamalarda süregelen tartışmalar
uygulamanın “münhasır” olup olmadığı yani yalnızca Gülen Hareketi mensuplarınca kullanıldığı, başkalarınca kullanılmasının mümkün olup olmadığı sorularına cevabı arandı.

Raporda, ByLock’ın kriptolu(şifreli) mesajlaşmaya imkan tanıyan Whatsapp, Telegram, Skype, Signal ve BİP gibi bir uygulama olduğu, mesajlaşma programlarının değişen seviyelerde şifreli iletişim imkânı sağladığı belirtildi. Raporda, “Yaygın kullanılan mobil iletişim uygulamaları arasında kriptolu olmayan uygulama bulunmamaktadır. İletişim içeriklerinin üçüncü taraflarca tespitinin engellenmesi için hemen tüm iletişim uygulamaları değişken seviyelerde şifreleme yöntemleri kullanılır. Elektronik ortamda dolaşımda olan iletişim içeriğinin dinlenilmesinin, değiştirilmesinin, ekleme ve çıkarma yapılmasının kısaca manipülasyona uğramasının engellenmesi için kripto kullanımı yaygın uygulanan bir yöntemdir. İletişim uygulamasının kriptolu olması teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez” denildi.

Raporda, ByLock uygulamasının Nisan 2014-Mart 2016 tarihleri arasında Google Play Store, Nisan 2014-Eylül 2014 tarihleri arasında ise Apple Store mobil uygulama mağazalarından indirilerek kurulması ve kullanılmasının mümkün olduğu ifade edildi. Raporda, ByLock’un indirilip kullanılabilmesi için üçüncü bir tarafın referansına ihtiyaç olmadığı, “Mobil uygulama mağazalarından indirilebilen, kurulabilen ve üçüncü taraf referansı gerekmeden kullanılabilen bir uygulamanın “münhasır” olamayacağı değerlendirilmektedir” görüşü ifade edildi.

AİHM, Tekin Akgün’ün başvurusunda ByLock’un tek başına tutuklamaya yeterli delil olmadığına karar verdi.

Rapordaki tespitler şöyle:

MOBİL UYGULAMA MAĞAZALARINDAN İNDİRİLEBİLİYORDU

“ByLock uygulamasının mobil uygulama mağazalarından indirilip kullanılmasında kullanıcılar açısından bir engel ya da sınırlama bulunmamaktadır.

ByLock uygulamasını geliştirenlerle ilgili FETÖ/PDY üyeliği iddiası teknik bir konu olmayıp yargı mercilerinin sorumluluğunda olduğu değerlendirilmektedir. Ancak uygulama geliştiricileriyle ilgili herhangi bir örgüt üyeliği iddiasının bulunması, geliştirilen uygulamaların yalnızca iddia konusu üyelerine “münhasır” olduğunu göstermez. Benzer şekilde Morbeyin uygulaması geliştiricileri hakkında FETÖ/PDY üyeliği iddiaları olduğu kamuoyuna yansımıştır ancak Morbeyin uygulamaları herkes tarafından indirilip kullanılabilmiştir.

BENZER ÖZELLİKLERE SAHİP ÇOK SAYIDA MESAJLAŞMA PROGRAMI VAR

ByLock uygulamasının “münhasır” olmasına gerekçe olarak belirtilen diğer hususların bir bölümü uygulama geliştirici ya da yöneticilerinin tercihlerinden kaynaklıdır. Benzer özelliklere sahip çok sayıda iletişim uygulaması bulmak mümkündür. Belirtilen özelliklerden birinin ya da birkaçının ya da tamamının bir arada olması mobil iletişim uygulamasının “münhasır” olduğunu teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermez.
Uygulamanın web sitesinin bulunmaması, kendi kendine imzalı sayısal sertifika kullanılması, şifre kurtarma seçeneği olmaması yaygın kullanılan uygulamalarda sık karşılaşılan bir durum olmamakla birlikte kullanıcı sayısı yüksek olmayan çok sayıda uygulama için olağandır. Geliştirici/yönetici tercihi olabilir. Uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

WHATSAPP, TELEGRAM, SİGNAL BENZER ÖZELLİKLERE SAHİP

Benzer şekilde tanıtım yapılmaması, VPN kullanım zorunluluğu, kullanıcılara bilgi vermeden uygulamayı kapatma gibi hususlar da geliştirici/yönetici tercihi olabilir. Bu hususlar teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde uygulamanın “münhasır” olduğunu göstermez.

Kullanıcı sayısını artırmak için gayret gösterilip gösterilmediğini kesin olarak bilmek mümkün değildir. Bu husus teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde uygulamanın “münhasır” olduğunu göstermez.
Snapchat, Whatsapp, Telegram, Line, Skype, Twitter, Instagram, Facebook, Signal, Hangouts, vb. uygulamalar yukarıda belirtilen özelliklerden bir ya da birkaçına sahiptir.

“apk” uzantılı android uygulama paketi dosyaları ile hemen her uygulamanın USB/Flash Bellek, SD kart veya bluetooth kullanılarak yüklenmesi mümkündür. Her türlü veri taşıyıcı ile uygulamaların yüklenebiliyor oluşu genellikle uygulamanın değil, mobil cihaz ve işletim sisteminin özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu husus uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

Line uygulamasına Facebook bilgileriyle, Instagram uygulamasına sadece e-posta ile (kullanıcılar birden çok ve farklı isimlerle e-postalara kolaylıkla sahip olabilirler) kayıt olabilirler. Hotmail hesabı almak ise herhangi bir kimlik doğrulaması gerektirmemektedir. Kayıt esnasındaki kimlik doğrulaması gerekliliği ve gerekmemesi uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

Rehberlerin iletişim uygulamalarına açılmaması hemen tüm uygulamalarda tercihe bağlı bir özelliktir.

Kullanıcıların iletişim kurabilmek için karşılıklı onaylama gerekliliği Line başta olmak üzere tercihli olarak birçok iletişim uygulamasında mevcuttur.

Kullanıcıların kendi belirledikleri kullanıcı adlarını kullanabilme özelliği Facebook, Instagram, Twitter, vb. birçok uygulamada mevcuttur.

MESAJLARIN SİLİNMESİ MÜNHASIR OLDUĞUNU GÖSTERMEZ

Mesajların otomatik olarak silinmesi özelliği Snapchat, Telegram, vb. birçok iletişim uygulamasında mevcuttur.
Belirtilen özelliklerin bir veya birkaçının veya tamamının bulunması, uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

Mobil uygulama mağazalarından indirilebilen, kurulabilen ve üçüncü taraf referansı gerekmeden kullanılabilen bir uygulamanın “münhasır” olamayacağı değerlendirilmektedir. Tarafımızdan bilinmeyen başkaca bir yöntemle uygulamanın “münhasır” olması sağlanmış ise bu durumun teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti tüm kullanıcıların tüm iletişim içeriklerinin İncelenmesiyle olabilir. Uygulamanın “münhasır” olmadığını gösterecek örgütsel olmayan herhangi bir iletişim içeriğinin olmasının “münhasır” olma iddiasını ortadan kaldıracağı değerlendirilmektedir.

SONUÇ KISMI

İletişim uygulamasının kriptolu olması “münhasır” olduğunu göstermez.

ByLock uygulamasının mobil uygulama mağazalarında bulunduğu zaman diliminde mağazalarından indirilerek kurulması ve kullanılması mümkündür.

ByLock uygulamasını indirip kullanabilmek için (kullanıcı ve uygulama haricinde) üçüncü bir tarafın referansına ihtiyaç duyulmamaktadır.

ByLock uygulamasının mobil uygulama mağazalarından indirilip kullanılmasında kullanıcılar açısından bir engel ya da sınırlama bulunmamaktadır.

ByLock uygulamasının “münhasır” olmasına gerekçe olarak belirtilen hususların bir bölümü uygulama geliştirici ya da yöneticilerinin tercihlerinden kaynaklıdır. Benzer özelliklere sahip çok sayıda iletişim uygulaması bulmak mümkündür. Belirtilen özelliklerden birinin ya da birkaçının ya da tamamının bir arada olması mobil iletişim  uygulamasının “münhasır” olduğunu teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermez.

Mobil uygulama mağazalarından indirilebilen, kurulabilen ve üçüncü taraf referansı gerekmeden kullanılabilen bir uygulamanın “münhasır” olamayacağı değerlendirilmektedir.

ByLock uygulaması kullanılarak ByLock sunucusuna gerçekten bağlantı kurulduğunun ve kullanıma devam edildiğinin eksiksiz tespitinin yapılması için gerekli akıllı cep telefonu incelemesinin, gerekli bağlantı kayıtları  incelemesinin ve ByLock sunucusundan elde edilmiş verilerden yapılan içerik ve kullanıcı kaydı sorgulamasının yapılması gereklidir.

Bu unsurların birlikte varlığında ve aralarında çelişki olmaması durumunda ByLock uygulaması kullanılarak ByLock sunucusuna gerçekten bağlantı kurulduğundan ve kullanıma devam edildiğinden bahsedilebilir.”

AİHM’in ByLock kararı ne anlama geliyor?

BOLD ÖZEL

Yedi haftalık bebeğini hapiste kaybeden kanser hastası Gülden Aşık yine tutuklandı

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de tutuklandı. Cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroid kanseriyle mücadele ediyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

İki yıl önce Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden ve tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra tiroid kanseri teşhisi konulan Gülden Aşık, 15 Eylül’de Edirne’de yine tutuklandı. Edirne Cezaevine konulan Aşık’ın kanser belirtileri daha önceki tutukluluk sürecinde ortaya çıkmış, ilk biyopsisi tahliye edilmeden 4 gün önce yapılmıştı.

Cezaevinde yaşadığı ağır travmanın etkisi henüz geçmemişken kanser olduğunu öğrenen Aşık, iki yıldır hastane hastane geziyordu. Doktor ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak ses tellerini kaybedebileceği riskli bir ameliyattı. Aşık’ın tedavi çabaları tutuklanmasıyla birlikte yarım kaldı.

“BENİM YAVRUM KANIM CANIM, ONLAR İÇİN ÇÖPTÜ”

12, 11, 8 yaşlarında üç çocuk sahibi olan ev hanımı Gülden Aşık, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 10 Nisan 2019’da Bandırma’da gözaltına alındı. 2 gün sonra tutuklanıp Bandırma M Tipi Cezaevine konuldu. Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 26 Şubat 2020’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Aşık’ın dosyası İstinaf Mahkemesi’nde bulunuyor.

Hapse girdiğinde hamile olduğunu öğrenen Aşık, 1 Haziran 2019’da bebeği 10 haftalıkken düşük yaptı. Ancak otopsi sonucunda bebeğin 7 haftalık 5 günlükken kalbi durduğu ortaya çıktı. Karnında ölü bebekle hapiste 3 hafta yaşayan Gülden Aşık, kürtajdan 1 gün sonra taburcu edilip tekrar hapse gönderildi.

Bebeğini kaybettikten sonra eşine 19 sayfalık bir mektup yazan Aşık, gardiyanların doğmamış çocuğuna çöp muamelesi yaptığını kaleme almıştı. Bold Medya’nın yayınladığı mektupta geçen Aşık’ın “Benim yavrum canım kanım, onlar için çöptü” cümlesi ise akıllara kazınmıştı.

“BEN TERÖRİST DEĞİLİM, ELİMİ KELEPÇELEMEYİN”

Narkozun etkisiyle “Ben terörist değilim, elimi kelepçelemeyin… Bebeğimi öldürdüler” diye sayıklayan Aşık, bir gardiyan ve komutan arasında geçen konuşmayı şöyle yazmıştı: “Komutan nöbeti yeni aldığından ‘bayanın bebeği ölmüş vs’ diye beni soruyor. Memure hanım ‘abi küçük ya daha 7-8 haftalık çöp yani çöp işte…’ gibi bu minvalde cümleler kurdu. Az ileride ben duyuyorum. Benim kaybım başkasının dilinde çöp. İçim yandı, kalbim sızladı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Benim yavrum çöp, kanım canım çöp… Ve aynı memure birkaç dakika sonra hasta bakıcı gelmediği için evde çocuğum beni bekliyor diye isyan etti. Ben de içim boş, kalbim kırık, boynum bükük, yanımda bir çöp poşetinde eşyalarımla öylece oturdum ve yandım.”

10 Haziran 2019’da tahliye edilen Gülden Aşık’a birkaç gün sonra tiroid kanseri teşhisi konuldu. Gülden Aşık cezaevinde maruz kaldığı hak ihlallerini tahliye olduktan sonra Bold Medya‘ya verdiği özel röportajda anlatmıştı.

“Karnımda ölü bebekle cezaevinde 3 hafta yaşadım”

 

Bebeğini kaybeden tutuklu anne: “Benim yavrum, kanım, canım onlar için çöptü”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Organlarıyla 5 kişinin hayatını kurtaran hakim Nurfer Akgül’e ‘KHK’ sansürü

Beyin kanaması sonucu 2 Eylül’de hayatını kaybeden KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi Nurfer Akgül, bağışladığı organlarla 5 kişiye hayat oldu. Akgül’ün ölümünü 1. sayfasından duyuran Hürriyet başta olmak üzere iktidar medyası ve internet siteleri KHK’lı hakim olduğunu yazmadı. “Hukukçu” demekle yetindiler.

BOLD ÖZEL – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 15 Kasım 2016’da aldığı kararla Yargıtay tetkik hakimliğinden ihraç edilen Nurfer Akgül 2 Eylül’de geçirdiği beyin kanaması sonucunda 38 yaşında hayatını kaybetti. Üç yıl önce organlarını bağışlayan Akgül’ün kalbi, akciğeri, karaciğeri ve iki böbreği başka insanlara nakledildi.

İHRAÇTAN SONRA İKİ ÜNİVERSİTE OKUDU

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Nurfer Akgül, ihraç olduktan sonra bilişim hukuku alanında master yaptı, çocuk gelişimi okudu, bir süre de avukat olarak çalıştı. Akgül, olay günü, 30 Ağustos 2021’de iki oğlu, bir arkadaşı ve onun çocuklarıyla birlikte Kocaeli’nden Ankara Beypazarı’na tatile gidiyordu.

Mudurnu civarında rahatsızlanan Akgül, aracını yol kenarına çekerek 112’yi aradı. Çekmeseydi araba uçurumdan uçacaktı. Gelen sağlık ekiplerince Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Akgül’ün beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. İki gün sonra Akgül’ün beyin ölümü gerçekleşti.

“BİR GÜN ÖLECEĞİZ, İNSANLAR BİZE DUA EDER”

Akgül ailesi, üç yıl önce organlarını bağışlayan Nurfer Akgül’ün 11 yaşındaki oğlu Adem Eymen’in okulun ilk günü yazdığı otobiyografiyle gündeme geldi. Baba Alper Akgül hem kendisini hem de herkesi çok duygulandıran oğlunun otobiyografisini sosyal medya hesabından paylaştı. Eymen, otobiyografisinde annesinin fren yaparak durması sayesinde araçtaki 5 kişinin ve organlarını bağışlayarak da 5 kişinin daha hayatını kurtararak toplamda 10 kişinin hayatını kurtarıp melek olduğunu yazmıştı.

Eymen’in otobiyografisi iktidar medyasında, internet sitelerinde birinci sayfadan haber oldu. Hürriyet haberi “Ağlattın bizi Eymen” başlığıyla duyurdu. Ancak hiçbiri gazeteci Nurfer Akgül’ün KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi olduğunu yazmadı. Nurfen Akgül organlarını bağışladıktan sonra ailesine “Bir gün öleceğiz en azından arkamızda açık bir kapımız olsun, insanlar bize dua ederler.” demişti.

Nurfer Akgül’ün ihraç kararı 17 Kasım 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Çorbayı bile tek başına içemeyen Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı

Elleri kolları titreyen bakıma muhtaç Parkinson hastası İbrahim Karakoç gözaltına alındı. Isparta Emniyeti’nde tutulan tansiyonu yükseldiği öğrenilen Karakoç bugün mahkemeye çıkarılacak.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Parkinson başta olmak üzere birçok hastalığı bulunan 59 yaşındaki İbrahim Karakoç dün akşam üzeri Isparta’da gözaltına alındı. Bugün mahkemeye çıkarılması beklenen Karakoç’un eşinin yardımıyla hayatını idame ettirebiliyordu.

TEK BAŞINA ÇORAP GİYEMİYOR, KULAĞI DUYMUYOR

İki yıl önce Parkinson teşhisi konulan ve 118 kilo olan İbrahim Karakoç bakıma muhtaç. Elleri, kolları titriyor. Ne çorbasını tek başına içebiliyor ne çorabını giyebiliyor.

5-6 ay önce katarak ameliyatı geçiren Karakoç’un bir kulağı da hiç duymuyor. Diğer kulağında ise işitme cihazı var. Rahatsızlıkları nedeniyle geceleri uyuyamayan Karakoç’un Parkinson nedeniyle 3 ilaç kullanıyor.

Kooperatif müdürlüğünden emekli olduktan sonra Afyon’da kapatılan derneklerde çalışan Karakoç’un, tanık ifadelerine dayanılarak gözaltına alındığı öğrenildi.

Okumaya devam et

Popular

Shares