Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Türkiye’nin mültecilere tahammülü kalmadı: Hain ilan ediliyorlar

Suriyelilerin ardından Afganların da Türkiye’de akın etmeleri, ülkede mülteci sorununu giderek büyütüyor. Mültecilerle ilgili son günlerde gazeteciler ve akademisyenlerin pozitif yorumları sosyal medyada büyük tepkilere neden oluyor.  

BOLD – Türkiye’de yaklaşık 4 milyon Suriyeli ve 500 bin Afgan mülteci yaşıyor. Afganistan’daki karışıklıkların artması sonrası ülkeden ayrılacağı açıklanan 10 milyon Afgan’la birlikte bu sayının milyonları bulması bekleniyor. Bu dönemde gazeteciler ve akademisyenlerin mültecilerle ilgili pozitif yorumları tepki çekti. Sosyal medyada duruma tepki gösterenler, “mülteci güzellemesi” yapanların “maaş aldıkları” ülkelerin haklarını savunmakla suçlandı.

TARİH BOYUNCA ANADOLU MİSAFİR ÜLKESİ

Mültecilerle ilgili yorumları nedeniyle Ruşen Çakır, Şirin Payzın, Nevşin Mengü ve son olarak da Murat Bardakçı büyük tepki çekti. Bardakçı’nın Afganlar’ın Türkiye’ye göç etmesiyle ilgili “Gelecek insani birşey. Anadolu misafir ülkesidir, bu misafirlerin hepsi ev sahibi olmuştur” yorumuna sosyal medyada binlerce tepki paylaşımı geldi. Çakır, Payzın, Mengü ve Bardakçı’ya yönelik yapılan tepki paylaşımlarından bazıları şöyle:

“NE CİNS DÜŞMANLARSINIZ YA”
  • Abi milletin canı burnunda, bir de Murat Bardakçı gibi tipler, iyice sinir bozuyor yahu.
  • Neden Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu Suriyeli ve Afgan güzellemesi yapıyor? Hayatımda gördüğüm en saçma söz “Gelen ev sahibi olur.” İçimizdeki ne cins düşmanlarsınız ya
  • Murat Bardakçı kimin sözcülüğünü yapıyorsun?Sen sokakta gezmiyorsun galiba. Ülkenin sosyokültürel tüm dengesinin değiştiğinin farkında değilsin herhalde. Ne demek herkes gelir ya?
  • Mülteci güzellemesi yapan, mültecilerle birlikte defolup gidebilir.
MAAŞ ALDIKLARI ÜLKENİN DÜZENİ BOZULMASIN DİYE GÜZELLEME YAPIYORLAR
  • Mülteci güzellemesi yapanlar, yarın öbür gün bu v2.021 modelleri canınıza ve malınıza kastettiğinde yanınızda tek bir kişiyi bile bulamayacaksınız. 2023’te kendi halkından ümidini kesenler çareyi ithal oylarda buluyor.
  • Benim yakınmam ve isyanım AB’ye kapağı attıktan sonra bu bahtsız insanlar Yunan sınırından öteye burunlarını çıkarmasınlar ve maaş aldıkları merkezin düzenini sarsmasınlar diye, Berlin’den bana mülteci güzellemesi yapan ve ülkenin geleceğine aldığı maaş uğruna kibrit çakanlara.
  • Mülteci güzellemesi yapan herkes mültecilerle birlikte Afganistan ve Suriye’ye geri yollanmalıdır
HEPSİNİN SIĞINACAKLARI 2. BİR VATANLARI VAR
  • Ülkemiz şu an bir demografik işgal/saldırı altında ve bu demografik işgali “insan hakları, mülteci hakları, uluslararası sözleşmeler” diyerek haklı göstermeye çalışan bazı sözde aydınlar, akademisyenler var.
  • AB fonlarıyla geçindiğiniz için AB’ye uşaklık yapıyorsunuz. Bu sözde aydınlar, sözde akademisyenler yurtdışı kaynaklı düşünce kuruluşları tarafından fonlanıyor. Türkiye’nin mültecilere bakmak zorunda olduğunu, mültecileri kabul etmek zorunda olduğumuz algısını yayıyorlar.
  • Bunların hepsinin keyfi yerinde. Bunların hepsi yurtdışından fonlanıyorlar ve Türkiye yıkılırsa sığınacakları 2. bir vatanları var.
AB FONLARINI SEMİRMEKTEN BESİLİYE DÖNMÜŞLER
  • İnsanlık tarihinin hiç bir aşamasında, bir ülkeye, bu kadar yabancı alımı yapılmadı; bunun eşi benzeri yok.
  • AB sınırına 50 bin kişi dayanınca adamlar ayağa kalkıyor, başta Suudi Arabistan olmak üzere ultra zengin körfez ülkeleri 1 tane bile insanı sınırlarından içeri sokmuyor. Dünyada bütün bunlar olup biterken, 10 milyondan fazla yabancının Türkiye’ye girmesiyle birlikte biz gariban Türkler işsiz kalmaya, ev kiraları 3-5 katına çıkmaya başladı. Ancak bütün bu olup bitenler, AB fonlarını semirmekten besiliye dönmüşlerin umrunda değil.
  • Eğer ortada bir mülteci sorunu varsa, bütün dünya ülkeleri bunları eşit olarak paylaşmalıdır. tek bir tane ülkenin sırtına binip, o ülkenin zaten gariban olan halkını iyice yoksulluğa, işsizliğe, sefalete itmek vicdani bir durum değildir. Bütün bunları, Ruşen Çakır ve müritlerinin anlayabilmesinin mümkün olduğunu düşünmüyorum.
ONLAR ZATEN MAAŞLI ELEMANLAR
  • Yurtdışından fonlananlar, Türkiye’yi hedef alan göç hareketlerini “Ama onlar da insan” diyerek basit bir kurguyla manipüle etmek istiyor.
    Afganistan neden iç savaşın eşiğinde? Bunlara kim yol açtı? Hedef İran, Irak değil de neden yine/yeniden Türkiye? Fikriniz yok mu!
  • Mülteci çöplüğü olunulması isteniyor. Ve bu durum, “Din kardeşi-mazlum..” diye devam eden savunmalarla devam ediyor.
    Hatta karşıdakine ırkçı diye saldırmalarla. Yurtdışından fonlananlar bunu yapar peki Mhp, Akp, Vp neden buna susar?
  • Muhalefetin batıcı kısmı topa girdi. BOP bayrağının iktidar değişse bile yere düşmeyeceğini gösterdiler. İktidarı, muhalefeti alayı BOP’çu bunların, yazık ülkeme
  • Yahu onlar zaten maaşlı eleman. Para için vatanını pazarlayan hain. Bu tipler tarihin her döneminde vardı. Yine var olacaklar. Bu tiplere prim verenleri de saygı duyanları da makam verenleri de bu halk çok iyi görüyor. Bu kafayla biraz daha devam etsinler.
  • Hepsinin fikri var ama karakteri yok para için her haltı yapar bunlar…

Erdoğan’ın Gülenistlere yaptığının Cumhuriyet tarihinde eşi yok

Analiz

Erdoğan’ın papatya falı: Tamam mı devam mı?

Erdoğan’ın  2018 Genel Seçimleri öncesi, “Halkımız tamam derse kenara çekiliriz” sözlerinin ardından başlayan tartışma bugün hala sürüyor. Sosyal medyada başlayan tartışmada Erdoğan’ın yönetemediğini düşünenler T A M A M derken, AKP  destekçileri ise D E V A M diyerek  Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

BOLD – Erdoğan 2018 Genel Seçimleri öncesi ne zaman siyaseti bırakacağına ilişkin yaptığı bir konuşmada “Halkımız tamam derse o zaman kenara çekiliriz” demişti

15 Temmuz sonrası yaşanan hukuksuzluklar, hayat pahalılığı ve işsizliğin belini büktüğü halka Erdoğan’ın açıklamalarını fırsat bilerek sosyal medyada T A M A M kampanyası başlattı. Erdoğan’ın kenara çekilmesi için muhalifler tarafından başlatılan kampanyaya 2 milyondan fazla paylaşım yapıldı.

Karşı kampanya başlatan AKP’li hesaplar, D E V A M etiketiyle Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

3 yıl sonra sosyal medya yeniden T A M A M ve D E V A M ‘cıların kapışmasına sahne oluyor.

3 ÖNCEKİNDEN BETER

Geçen süre içerisinde hukuksuzluk, hayat pahalılığı ve işsizliğin yanı sıra bir türlü önlenemeyen kadın cinayetleri, AKP’li bakan ve siyasilerin karıştıkları yolsuzluklar, mafyatik ilişkiler de ortalığa saçıldı. Özellikler Sedat Peker’in ifşaları geniş kitlelerce kabul gördü.

Deprem, sel, pandemi ve yangınlar karşısındaki başarısız kriz yönetimi de bardağı taşıran son damla oldu. T A M A M’cılar sosyal medyada yine Erdoğan’ın kenara çekilmesi için kampanya başlattı.

Şuana kadar yarım milyon paylaşımın yapıldığı etiket sosyal medyanın gündemine oturdu. AKP destekçileri de yine 3 yıl önce olduğu gibi D E V A M diyerek Erdoğan’a destek verdi.

Orgeneral Ümit Dündar emekli edildi: Kara Kuvvetleri Komutanı Musa Aysever oldu

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan yönetemeyince darbe söylemini piyasaya sürüyor

Türkiye’nin çok sayıda noktasında çıkan orman yangınları, Afgan göçmenler ve Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar AKP iktidarının ülkeyi yönetemediğini bir kez daha gösterdi. Orman yangının THK’nın uçakları olmasına rağmen söndürülememesi, Erdoğan’ın evi yanan vatandaşlara çay fırlatması iktidara olan öfkeyi artırdı. İtibarı düşen ve çaresiz görünen Erdoğan, medyası aracılığıyla yeniden darbe söylentisini yaydı.

BOLD ANALİZ – Muğla, Marmaris ve Antalya gibi kıyı bölgelerinde çıkan orman yangınları büyük bir ihmalle söndürülemedi. Türk Hava Kurumu’nun uçakları olmasına rağmen atıl şekilde depolarda bekletildiği ortaya çıktı.

Yangınların büyüyerek söndürülemeyecek noktaya ulaşmasının ardından oklar AKP iktidarına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Envanterimizde yangın söndürme uçağı yok” açıklaması yaptı. Erdoğan da “THK’nın elinde kullanılabilecek uçak yok” dedi ancak THK’nın uçaklarının atıl vaziyette depolarda olduğu ortaya çıktı. Bunlar yaşanırken Türkiye, Avrupa’dan yangın söndürme uçağı istemek zorunda kaldı. İspanya ve Hırvatistan’dan gelen yangın uçaklarının THK’nınkilerle benzer özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken 31 Temmuz’da yangının çıktığı Marmaris’i ziyaret eden Erdoğan, düzenlediği miting sırasında ve yoldan geçenlere çay  fırlattı. Erdoğan’ın evi yanan insanlara çay fırlatması iktidarı olan öfkeyi daha da artırdı. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Türkiye’yi tek adam olarak yöneten Erdoğan’ın artık ülkeye idare edemediği kamuoyunda ve halk arasında dile getirilmeye başlandı.

DARBE AKP İÇİN TILSIMLI BİR SÖZCÜK

İşte tam bugünlerde kısa süre önce TRT yönetimine atanan Troliçe lakaplı Hilal Kaplan, Sabah’taki köşesinde “Biz hazırız” diyerek darbe hazırlığı iddiasında bulundu. 15 Temmuz’u “Allah’ın bir lütfu” olarak gören Erdoğan ve AKP iktidarı için darbe hazırlığı iddiası adeta kurtarıcı tılsımlı bir sözcük. Benzer bir iddia Montrö Sözleşmesiyle ilgili bildiri yayınlanması sırasında gündeme geldi. 104 emekli amiralin Montrö sözleşmesinin tartışılmasına karşı olduklarını açıklaması darbe tartışmasına dönüştürüldü.

TABANI BİRLEŞTİRİP YÖNETİM KRİZİNİN ÜZERİNİ ÖRTÜYOR

Darbe iddiasında bulunulduğunda AKP tabanı Erdoğan’ın etrafında birleşiyor. AKP tabanında Erdoğan’a ve iktidarına yönelik eleştiriler susturulmuş oluyor.  Bu durumu iyi bilen Erdoğan ve AKP, darbe söylemiyle orman yangını olayında olduğu gibi ihmallerinin ve yönetim krizinin üzerini örtüyor.

‘İkinci 15 Temmuz’ geliyor: Troliçe Hilal Kaplan sinyali verdi

Okumaya devam et

Analiz

AB’den resmi yardım teklif eden AKP Yunanistan ve İsrail’e ‘hayır’ dedi

Daha önce İsrail’e ve Yunanistan’a orman yangınları sırasında yangın söndürme uçağı gönderen ve bunun her platformda reklamını yapan AKP yönetiminin, Türkiye’deki orman yangınları sırasında Yunanistan ve İsrail’den gelen yardım tekliflerini kabul etmediği ortaya çıktı.

BOLD – Antalya ve Muğla’da çıkan orman yangınlarına müdahalede yetersiz kalan AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları kabul etti.

Yangınlara havadan müdahalede yetersiz kalınması üzerine ‘Sivil Koruma Mekanizması’ kapsamında Avrupa Birliği’nden resmi destek talep etti.

AB’DEN RESMİ YARDIM TALEP EDİLDİ

Avrupa Komisyonu da bu mekanizma kapsamında Türkiye’ye Hırvatistan’dan 1, İspanya’dan 2 adet Bombardier (Canadair) CL-415 yangın söndürme uçağı gönderdi.

Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AB (Avrupa Birliği) Sivil Koruma Mekanizması’nı devreye soktuğunu, gönderilen uçakların 2019 yılında kurulan ve Avrupa’nın sivil değerlerini korumak amacında olan ‘rescEU’ programında yer aldıklarını duyurdu.

Avrupa Kriz Yönetim Komiseri Janez Lenarčič, “AB, bu zor zamanlarda Türkiye ile sonuna kadar dayanışma içindedir. Yardım teklif eden bütün ülkelere çok teşekkür ediyorum. Aklımız sevdiklerini kaybeden Türkler ve öldürücü yangınlarla mücadele için elinden geleni yapan cesur insanlar ile beraber. Daha fazla yardım sağlamaya hazırız” ifadelerini kullanmıştı.

AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları da siyasi şova dönüştürdü. Özellikle Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımlar havuz medyasına ait kanallar tarafından özel yayınlarla halka aktarıldı.

Türkiye daha önce orman yangınları sırasında İsrail ve Yunanistan’a yangın söndürme uçakları göndermiş, AKP yönetimi gönderilen yardımların her platformda reklamını yapmıştı.

Örneğin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 2016 yılı Kasım ayında İsrail’e 2 yangın söndürme uçağının gönderildiğini, birinin varmak üzere olduğunu duyurmuştu.

İSRAİL: TÜRKİYE, İHTİYAÇ YOK DEDİ

Ülkedeki ormanlar yanarken AKP yönetiminin, bazı ülkelerden ve Avrupa Birliği’nden resmi yardım talep ederken; İsrail ve Yunanistan’dan gelen yardım tekliflerini reddettiği ortaya çıktı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Reuters haber ajansına dün yaptığı açıklamada, daha önce konuyu Türk yetkililerle görüştüklerini ancak Türk tarafının ‘yardıma ihtiyaç olmadığını’ kendilerine ilettiklerini açıkladı.

ATİNA, YANGININ İLK GÜNLERİNDE YARDIM TEKLİFİNDE BULUNMUŞTU

Yardım teklifi geri çevrilen bir diğer ülke ise Yunanistan, Atina, orman yangınlarının başladığı ilk günlerde 29 Temmuz’da Türkiye’ye yardım teklifinde bulunmuştu.

29 Temmuz’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşen Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’ye yangın söndürme uçağı gönderme teklifinde bulunmuştu.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, 29 Temmuz’da yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Türk dostum Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu telefonla aradım, kendi seçim bölgesi olan Antalya’da çıkan yangınlardan dolayı duyduğum samimi üzüntülerimi dile getirdim ve kendisine Yunanistan’ın yangın söndürme faaliyetleri için her türlü yardımı vermeye hazır olduğunu söyledim” açıklamasını yapmıştı.

ATİNA, YARDIM TEKLİFİNİ YÜNELEDİ ANCAK YİNE CEVAP YOK

29 Temmuz’da yaptığı teklife ‘teşekkür’ dışında bir yanıt alamayan Yunan hükumeti, 2 Ağustos’ta yaptığı açıklamada ise Türkiye’ye itfaiye uçağı göndermeye hala hazır olduklarını ifade etti.

Daha önce yaptıkları teklife AKP yönetiminden teşekkür dışında olumlu bir yanıt gelmediğini aktaran Yunan hükumeti, ülkesinde çıkan yangınlara rağmen Türkiye’den talep geldiği anda Yunan itfaiye ve kurtarma birimlerinin yardıma gönderilmesi teklifinin halen geçerli olduğunu açıkladı.

Atina’nın bu açıklamasına AKP yönetimi hala cevap vermiş değil.

AB 3 uçak gönderiyor: Atina’nın yardım teklifi havada kaldı

Okumaya devam et

Popular

Shares