Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Yeni Akit yazarından hükumete çağrı: Çöküş süreci yaşanıyor Erdoğan kararlı adımlar atmalı

Hükumete yakın Yeni Akit yazarı Kenan Alpay, Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili AKP hükumetini ve Tayyip Erdoğan’ı eleştirdi. Toplumu ikna edici kararlar alınmadığına dikkat çeken Alpay, “Bu çöküş ve çürüme sürecine karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan çok açık ve net konuşmalı, kararlı adımlar atmalı, beklenen ve istenen budur” dedi.

BOLD – Yeni Akit Yazarı Kenan Alpay, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve uyuşturucu trafiğiyle ilgili iddialarının yer aldığı videolar karşısında AKP hükumetini ve Tayyip Erdoğan’ı eleştirdi.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Yeni Akit’in köşe yazarları Kenan Alpay, “Kırmızı olmayan bültenler neden halkın takibinde?” başlıklı yazısında Sedat Peker’in iddiaları karşısında adım atmayan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Süleyman Soylu’yu eleştirdi.

Peker’in iddialarının kamuoyu tarafından çok yakından takip edildiğini belirten Alpay, Erdoğan’a kararlı adımlar atması çağrısında bulundu. Alpay, “Çözümün adresi de yolu-yöntemi de bellidir. Haklarındaki dehşetli iddiaları ‘biz olmasaydık marinaya mafya çökerdi’ çıkışıyla savuşturmaya çalışanlara veya ‘karısının iç çamaşırına sığınan edepsiz’ türü karikatürize edici tasvirlerle bastıranlara ümit bağlamıyor toplum. Bu çöküş ve çürüme sürecine karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan çok açık ve net konuşmalı, sonuç almak üzere hızlı ve kararlı adımlar atmalı, beklenen ve istenen budur” dedi.

Alpay’ın yazısı şöyle:

“Evet, bildiğiniz gibi İçişleri Bakanlığı tarafından ‘hakkında Kırmızı Bülten talep edilen organize suç çetesi sözde yöneticisi (S.P.)’nin bir süredir yayınladığı videolar var ya, işte o videolardaki iddia, itham, ifşa ve itirafları Türkiye kamuoyu çok ama çook yakından takip ediyor. ‘Anılan kişi’ şeklinde kayıtlara geçtiği için veya ‘suç çetesi sözde yöneticisi’ olarak vasıflandırıldığı için kimse dinlememezlik etmiyor tabii. Bilakis açtığı tartışmalar sayesinde (S.P.)’nin etki alanı geçen her gün genişliyor ve derinleşiyor. Hayır, hiç kimse ‘ne alakası var canım, uydurma şeyler bunlar, tümüyle yalan ve iftiradır çünkü Türkiye’de bu tür ilişkiler yoktur, olamaz’ filan demiyor. Aksine (S.P.) rumuzuyla anılan ‘organize suç çetesi sözde yöneticisi’nin ‘ertesi yarın’ tadında yayınladığı videolar kökü tümden kazındığı söylenen, siyaset ve devlet üzerinde etkisi kalmadı denilen birtakım gayrı meşru ilişkilerin itiraf ve ifşası olarak algılanıyor. Bakın ben de İçişleri Bakanlığı’nın gösterdiği yolda ilerliyor ve mezkûr kişinin adını hiç anmadan sadece (S.P.) rumuzuyla yazıyorum. Peki, Türkiye kamuoyu da (S.P.) rumuzlu sözde yöneticiye, itham ettiği kişilere ve ihbar ettiği suçlara karşı bu rumuzdaki kadar mı ilgi alaka gösteriyor?

Kendimiz kandırmak, kamuoyunu belli tartışma alanlarıyla oyalamak serbest elbette. Ne var ki, bu kandırma ve oyalama tercihi ne sürdürülebilir ne de fayda sağlayabilir nitelikte. Kimse devlet tarafından çıkarılan kırmızı bültenle ilgili değil. Çünkü kırmızı bültenle aranan (S.P.)’nin yayınladığı videolarda dile getirdiği bazı kirli ilişki biçimleri, siyaset ve iş dünyası, siyaset ve bürokrasi, siyaset ve medya arasındaki ama aynı zamanda bütün bunların mafyatik aktörler ve örgütlerle kurulan ilişkilere dair tartışmaları yakın markaja almış durumda. (S.P.)’nin merakla beklenen bir seriye bağladığı ifşa, itham ve itiraflar karşısında hepsi değilse de bazı muhataplar mahcup edalarla sessizlik eşiğini birazcık aştılar. Fakat iddialar karşısında henüz yeterince ciddi ve toplumu ikna edici sözler söylenmiş, tutumlar alınmış değil. Nerden mi biliyoruz? Kırmızı olmayan bültenle yayınlanan haber ve iddialara toplumun gösterdiği ilgiyle resmi kanallardan ve yetkililerden verilen cevaplara gösterilen ilgiyi kıyaslamak, aradaki devasa uçuruma göz ucuyla olsun bakmak yeterli olur sanırız.

ACI HATIRALARIN CANLANDIĞI BİR VASATA DÖNÜŞTÜ

Bu iddia, itham ve ifşaların ne kadar doğru veya yanlış olduğunu elbette mahkemeler tespit ve teyid edecek. Ancak bu sürece müdahale geciktikçe sadece belli siyasetçiler, bürokratlar ve medya değil esasen siyaset kurumu, devlet ve yargı çok ciddi bir yıpranma süreci yaşayacak. Hukuk devleti, sivil anayasa, insan hakları eylem planı, bütün cephelerde terörle mücadele derken konu el konulan marinalara, uyuşturucu trafiği ve kokain partilerine, tecavüz ve intihar süs verilmiş cinayetlere, devlet içinde devletleşmelere dair acı hatıraların canlandığı bir vasata dönüştü. Tarih tekerrür etmesin, derin devlet hortlamasın, siyaset ve toplum gayrı meşru ilişkilere mahkum edilmesin diyenler acilen öne çıkıp inisiyatif almalı.

ÇÖZÜMÜN ADRESİ BELLİ

Hukuk devletini gölgeleyen bütün ağır kusur ve aktörleri yerli ve milli sıfatıyla meşrulaştırma hatta devlet aklı ve bekası adına kahramanlaştırma modası beklenenden önce çöktü. Kimse çığlık atmıyor, ortada enkaz görünmüyor hangi çökmeden bahsediyorsunuz? denilerek geçiştirilmesin. Çözümün adresi de yolu-yöntemi de bellidir. Yasaklara, yolsuzluklara ve yoksulluğa karşı yükseltilen mücadelede siyaseti muteber ve kudretli kıldı. Haklarındaki dehşetli iddiaları ‘biz olmasaydık marinaya mafya çökerdi’ çıkışıyla savuşturmaya çalışanlara veya ‘karısının iç çamaşırına sığınan edepsiz’ türü karikatürize edici tasvirlerle bastıranlara ümit bağlamıyor toplum. Bu çöküş ve çürüme sürecine karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan çok açık ve net konuşmalı, sonuç almak üzere hızlı ve kararlı adımlar atmalı, beklenen ve istenen budur.”

https://boldmedya.com/2021/05/21/iddianame-kabul-edildi-6-kisinin-kacirilmasina-yardimci-olanlar-yargilanacak/

Gündem

Mağdur avukatları konuştu: Ankara TEM’deki işkence iddiaları doğru

Gülen Hareketi mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınanların avukatlarıyla görüşen İnsan hakları aktivisti Salih Gergerlioğlu, işkence iddialarının doğru olduğunu söyledi. Avukatlardan aldığı bilgileri paylaşan Gergerlioğlu, “İşkence yapılan kişilere, isim vermeleri yönünde baskı yapılmış” dedi.

BOLD – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Gülen Hareketi mensuplarına yönelik “yeniden yapılanma” soruşturması kapsamında gözaltına alınan O.C. isimli bir şahsa işken yapıldığı iddia ediliyor.

Şüpheli O.C., işkence altında verdiği ifadesinde itirafçı oldu. O.C.nin ağır işkence altında ismini verdiği 300 kişiye çeşitli illerde operasyon yapıldı.

Bu kişilerin gözaltına alındığı bilgisini paylaşan avukat Ömer Turan sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, “Bu kapsamda onlarca kişi ülkenin değişik kentlerinde göz altına alınarak Ankara TEM de toplanmıştır. Bu kişiler arasında eşi müebbet yemiş ev hanımı asker eşlerinden kapatılan polis akademisi öğrencilerine kadar çok geniş bir yelpazede her yaş ve meslek grubundan kişiler bulunmaktadır” dedi.

İDDİALAR DOĞRU

İddiaları araştıran insan hakları aktivisti Salih Gergerlioğlu iddiaların doğru olduğunu söyledi.

İşkence mağdurlarının avukatlarıyla görüşen Gergerlioğlu, “Ankara TEM’de gözaltında tutulan 2 kişiyle görüşen bir avukatın bana dediklerini aynen aktarıyorum: ‘Konuştuğum kişilerden biri onu çırılçıplak soyduklarını, vücuduna soğuk su tuttuklarını ve şişeyle tehdit ettiklerini söyledi'” ifadelerini kullandı.

O.C’nin işkence altında verdiği 300 isimden henüz birkaçının gözaltına alındığını söyleyen Gergerlioğlu, avukatlardan aldığı bilgileri paylaşmaya devam etti.

Bir diğer paylaşımda Gergerlioğlu şu ifadeleri kullandı: “Bir diğeriyse kendisine tokat attıklarını ifade etti. İtirafçı, 300 kişinin ismini vermiş. Ancak gözaltında 4 kişi bulunuyor. İşkence nezarethanede değil, ifade alınan bölümde yapılıyor. İşkence yapılan kişilere, isim vermeleri yönünde baskı yapılmış.”

Ankara’nın göbeğinde özel ekiple işkence: İşkenceci ekipte tanıdık isim

Okumaya devam et

Gündem

15 Temmuzcu başkanın tehditleri bedava değilmiş: 500 milyonluk 48 ihale

Sezen Aksu üzerinden AKP ve Erdoğan muhaliflerini “Beyinlerine sıkacağız, kafalarını ezeceğiz” diyerek tehdit eden 15 Temmuz Gazileri Platformu Erol Bulut’un ortağı olduğu şirketle kamudan 500 milyon TL’lik 48 ihale aldığı ortaya çıktı

BOLD – Sanatçı Sezen Aksu, 2017 yılında Selçuk Gaga ile yazdığı ‘Şahane bir şey yaşamak’ adlı şarkının sözleri nedeniyle AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hedefi oldu.

Camide kadın sanatçı için “Dillerini koparacağız” diyen Erdoğan’ın ardından AKP’ye yakın derneklerde Aksu aleyhine harekete geçti.

15 Temmuz Gazileri Platformu üyeleri de adliyeye giderek Sezen Aksu hakkında suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusundan çok platform başkanı Erol Bulut’un adliye önünde yaptığı açıklama konuşuldu.

Sezen Aksu’yu şeytanın yolundan gitmekle suçlayan Bulut, “İçişleri Bakanımızın dediği gibi beyinlerine sıkacağız, kafalarına ve inlerinde hepsini ezeceğiz. Dağda Kandil’i PKK’yı nasıl eziyorsak şu anda onları savunanlara da bunu buradan bir kez daha söylemek istiyorum. Herkes aklını başına alsın” dedi.

YARIM MİLYARLIK İHALE

Bulut’un bu tehditleri bedavaya savurmadığı ortaya çıktı. İhale sicili ortaya çıkan Bulut’un Mavi Yeşil Turizm Gıda İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şirketi’nin yüzde 50 ortağı olduğu ve AKP’li belediyelerden çok sayıda ihale aldığı öğrenildi.

Bulut’un son 4 yılda, çoğu AKP’li belediyeler olmak üzere çeşitli kamu kurumlarından aldığı 48 ihale ile 500 milyon TL kazandığı ortaya çıktı.

15 Temmuz derneklerinden tehdit: Herkes aklını başına alsın

Okumaya devam et

Analiz

İki başlı İstanbul’da kar kavgası: Erdoğan mı İmamoğlu mu sınıfta kaldı?

23 Haziran seçimi sonrası İmamoğlu’nun İBB koltuğuna oturması ve İstanbul’u muhalefetin adayına bırakmak istemeyen Erdoğan yüzünden kentte iki başlılık hakim. Muhalefet ve iktidarın kavgası kar mücadelesinde de kendini gösterdi. Fırtınalı gece hükumetin sorumluluğundaki otoyol ve havalimanı projelerinde ağır sıkıntılar yaşanırken, kent içinde önemli bir aksama yaşanmadı.

BOLD – İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun seçim zaferinin ardından AKP, kenti muhalefetin adayının eline bırakmadı.

Kanal İstanbul gibi bazı projelerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) devre dışı bırakıldı.

Tamamlanan metro projeleri Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından İBB’ye devredilmedi. İstanbul’daki metroları bazıları İBB logosuyla çalışırken bazıları da bakanlığın logosunu taşıyor. Bakanlığın metroları devretmemek için şirket kurduğu ve İBB’den yüksek ücretli personel transferi gerçekleştirdiği iddia ediliyor.

KAR KAVGASI

İstanbul’a yağan ,kar iktidar partisi AKP ile CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni bir kez daha karşı karşıya getirdi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise bakanlarını İstanbul’a göndererek, kontrolü ele almaya çalıştı.

Sosyal medyada ise tam bir bilgi kirliği yaşandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun balıkçı restoranında oldu iddiası ortaya atıldı.

KAYBETME HAZIMSIZLIĞI

İddialar için İmamoğlu, “3 yıldır süren İstanbul’u kaybetme hazımsızlığı öyle bir noktaya geldi ki, 19 saat boyunca sahadan ve AKOM’dan karla mücadeleyi yönetirken, 1 saatlik yemek molam bile konuşulur oldu.

Bu zamana kadar, devletimiz, ilçe belediyelerimizle koordineli çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz. Binlerce çalışanımızın emekleri ortadayken, 19 saatlik mesaide, 1 saatlik yemek molamın neden gündem yapılmaya çalışıldığı malumdur. Milletimiz bu hazımsızlığı iyi bilmektedir” dedi.

İBB’nin sorumluluk alanlarından biri olan D 100 karayolu, dün resmen kilitlendi. Vatandaşlar araçlarını yolda bırakarak evlerine gitmek zorunda kaldı.

İBB Başkanı İmamoğlu ise 39 ilçe ile koordineli şekilde tam kapasite çalışmalar yapıldığını açıkladı.

Vatandaşları özellik metro ve metrobüs kullanmayı tavsiye eden İmamoğlu, “Gerektiği yere vinç, gerektiği yere kurtarma ekibi, gerektiği yere farklı makinalarımızla takviye, destek ve sorumluluğumuzu yerine getirmeye gayret ediyoruz” dedi.

Metrobüs ve metro ulaşımında herhangi bir sorun yaşanmadı.

KARAYOLLARININ SORUMLULUNDAKİ YOL 17 SAAT KAPANDI

Bakanlığa bağlı karayollarının sorumluluğunda olan Kuzey Marmara Otoyolu Yassıören mevkiinde dün öğle saatlerinde yaklaşık 30 aracın karıştığı zincirleme kaza nedeniyle yol trafiğe kapanmıştı. Etkisini arttıran ve gece boyunca devam eden kar yağışı, bölgeye çok sayıda aracın mahsur kalmasına neden olmuştu.

Ekiplerin gece boyunca yaptığı çalışmalar sonucunda yol yaklaşık 17 saat sonra kontrollü olarak trafiğe açıldı.

HAVALİMANINDA UÇUŞLAR İPTAL

29 Ekim 2018’de hizmete giren Yeni İstanbul Havalimanı, iktidar ile muhalefetin keskin şekilde ayrıştığı konulardan biri.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 3. pistin hizmete girişi sırasında, “İnşaat süresinden kapasitesine kadar gerçek anlamda dünya çapında bir şaheser olan bu havalimanımız, Türkiye’nin 2023 hedeflerinin sembollerinden biridir” dedi.

Muhalefet ise konumu yüzünden projeye karşı çıkıyordu. Havalimanında hemen her fırtınalı havada hizmetler aksıyor. Dün de öyle oldu.

OTEL İSTEYEN TURİSTE POLİS GÖNDERDİLER

Karlı hava yüzünden uçuşlar bu gece yarısına kadar durmuş durumda. 2 gündür kapalı olan havalimanında yerli ve yabancı turistler İstanbul’da mahsur kaldı. Konaklama ihtiyacı ise en önemli sorun oldu. Özellikle yabancı turistler mağduriyetleri nedeniyle otel ihtiyaçlarının karşılanmasını talep etti.

İstanbul Havalimanı’nda mahsur kalan turistler “We need hotel” (Otele ihtiyacımız var) sloganları attı. Turistlerin protestosu nedeniyle İstanbul Havalimanı’nda ilginç anlar yaşandı.

Sosyal medyada İstanbul Havalimanı’ndaki polislerin çevik kuvvet olduğu iddia edildi. Havalimanı yetkilileri pasaport polisi olduklarını belirtti. Gerçek Gündem’e konuşan İGA yetkilileri, mahsur kalanların karşısına çıkartılan fotoğraftaki polislerin çevik kuvvet polisi değil pasaport polisi olduğunu teyit ettiler.

BAKANLAR ATATÜRK HAVALİMANI SAYESİNDE GELEBİLDİ

Türkiye’deki çoğu otoyolda insanlar yolda kalırken, Erdoğan’ın sadece İstanbul’a 3 bakanını göndererek İmamoğlu’nu yetersiz göstermeye çalıştığı iddia ediliyor. Duruma gazeteci Serhan Asker, “Dünyanın kıskandığı İstanbul Havalimanı 2 gündür kapalı.. 2-Onlarca kent yolu kapalı.. 3- İstanbul’da ana yollar açık.. 4-İki bakan kapalı Atatürk Havalimanı sayesinde İstanbul’da.. Ama tüm olumsuzlukların sorumlusu Ekrem İmamoğlu…Bir de yazın balıkçıya gitmiş” diyerek tepki gösterdi.

Ankara’nın göbeğinde özel ekiple işkence: İşkenceci ekipte tanıdık isim

Okumaya devam et

Popular

Shares