Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İsrail güvenlik güçleri, Kadir Gecesi’nde de Filistinlilere müdahale etti

Kudüs’te Mescidi Aksa yakınlarında Cuma akşamı Filistinli protestocularla İsrail polisi arasında başlayan çatışmalar, Kadir Gecesi’nde ve Pazar sabahı da devam etti. Olaylarda 100 kişi yaralandı. Cumartesi gecesi yaşanan çatışmalarda da 205 Filistinli ve 18 İsrail polisi yaralanmıştı.

BOLD –  Doğu Kudüs’te Mescid-i Aksa çevresinde İsrailli güvenlik güçlerinin Filistinlilere müdahalesi sonrasında çıkan olaylar Cumartesi gecesi ve Pazar sabahı da de devam etti. Olaylarda 100 kişinin yaralandığı bildirildi.

İsrail polisinin Cuma gecesi Mescid-i Aksa’nın içine girerek gerçekleştirdiği müdahalede 205 Filistinli yaralanmıştı.

KADİR GECESİ’NDE 90 KİŞİ YARALANDI

Çok sayıda Filistinli Kadir Gecesi münasebetiyle geldikleri Mescid-i Aksa’da teravih namazını kıldıktan sonra Şam Kapısı’nda toplandı.

Bölgede tansiyonun artması üzerine İsrail polisi, Şam Kapısı önündeki oturma alanında bulunan Filistinlilere ses bombalarıyla ve plastik mermilerle müdahale etti.

İsrail polisi, daha sonra da Şam Kapısı yakınındaki caddede toplanan Filistinlilere toplumsal olaylara müdahale aracından tazyikli su sıktı. Birçok kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

Olaylarda 90 kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail radyosu, Filistinli doktorlardan aldığı bilgilere dayandırdığı haberinde, yaralananlardan 16’sının hastaneye kaldırıldığını açıkladı.

İsrail radyosu hafta sonunda Ramazan ayının son hafta sonunda dua etmek için 90 binden fazla Müslümanın Mescid-i Aksa çevresinde toplandığını duyurdu.

Dün gece yaşanan şiddet olayları, Cuma gecesine göre daha azdı. Cuma gecesi yaşanan olaylarda polis göstericilere karşı plastik mermi kullanmış, olaylarda en az 205 Filistinli ve 18 İsrail polisi yaralanmıştı. Olaylarda İsrail 15 Filistinlinin gözaltına alındığını açıklamıştı.

SABAH NAMAZI SONRASI ÇATIŞMALAR: 10 YARALI

İsrail polisi, sabah namazı sonrası Mescid-i Aksa’dan çıkan cemaate de plastik mermi ve ses bombaları ile müdahale ederek 10 kişiyi yaraladı.

Haremi-i Şerif’te kılınan sabah namazının ardından yüzlerce kişi, Kıble Mescidi ile Kubbetüs Sahra arasında toplanarak Filistin bayrakları açtı. Sloganlar atarak yürüyen yüzlerce kişi, daha sonra Aksa’nın Aslanlı Kapı ve Hıtta Kapısı’na doğru yürüyüşe geçti.

Bu iki kapının dışında bekleyen İsrail polisi Mescid-i Aksa’dan çıkan cemaate plastik mermi ve ses bombaları ile müdahale etti. Filistinli gençler ise polise taş ve şişe atarak karşılık verdi.

Filistin Kızılayından yapılan açıklamaya göre, müdahalede 10 Filistinli plastik mermiyle yaralandı.İsrail polisi bazı Filistinli gençleri de gözaltına aldı. Yaklaşık yarım saat süren müdahalenin ardından durum normale döndü.

BÖLGEDEKİ GERİLİM NEDEN YÜKSELDİ?

İşgal altındaki Doğu Kudüs, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinlilere zorunlu göç tehdidi nedeniyle gergin günlere sahne oluyor.

Cuma günkü gerginliğin başlamasında Doğu Kudüs’te bulunan Şeyh El-Cerrah’daki dört Filistinli ailenin evlerinin boşaltılma tehdidi de etkili oldu. Yahudi yerleşimciler bu bölgede kendilerinin oturma hakkı olduğunu savunuyor. İsrail yüksek mahkemesi önümüzdeki pazartesi günü bu konuda davada tarafların dinlenmesine hükmetmişti.

İsrail ve Filistin arasında Kudüs’ün statüsü konusundaki gerginlik çok eskilere dayanıyor. İsrail 1967 yılındaki savaş sonrasında işgal ettiği Doğu Kudüs dahil kentin tamamını başkenti olarak görüyor. Filistinliler ise Doğu Kudüs’ü başkentleri olarak görüyor.

FİLİSTİN YÖNETİMİ BM GÜVENLİK KONSEYİNİ ACİL TOPLANTIYA ÇAĞIRDI

Filistin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ile UNESCO’ya, Mescid-i Aksa’da yaşananlar konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme çağrısı yapıldı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Riyad Mansur’a, Doğu Kudüs’te yaşanan gelişmelerle ilgili olarak BMGK’ye acil toplantı çağrısı yapması talimatını verdi.

DÜNYADAN TEPKİLER

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Vennesland, Kudüs’te tırmanan gerilim ve şiddetten duyduğu endişeyi belirterek, tüm tarafları sorumlu davranmaya çağırdı.

Avrupa Birliği (AB) de Mescid-i Aksa çevresindeki olaylarla ilgili bir açıklama yaparak, tarafları gerilimi düşürmek için acilen adım atmaya çağırdı.

AB’den yapılan açıklamada, Şeyh Cerrah’ta yaşayan Filistinli ailelerin tahliye edilmesinin ‘yasadışı’ olduğu da kaydedilerek, İsrail’in bu adımının gerginliği tırmandırdığı da belirtiliyor.

Arap Birliği de Filistin’in talebi üzerine pazartesi olağanüstü toplanarak İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs’te Filistinlilere yönelik saldırılarını görüşecek.

ERDOĞAN: TERÖR DEVLETİ İSRAİL

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Kudüs’te yaşanan olaylara ve İsrail’in tutumuna tekpi gösterdi. Erdoğan, Diyarbakır anneleri ile bir araya geldiği iftar yemeğinde yaptığı konuşmada “Zalim İsrail, terör devleti İsrail, mukeddesatlarını korumak, binlerce yıllık evlerine, yurtlarına sahip çıkmak dışında hiçbir gayeleri olmayan Kudüs’teki Müslümanlara vahşice ve ahlaksızca saldırmaktadır” dedi.

Erdoğan başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyayı Mescid-i Aksa’ya, Kudüs ve Filistinlilere yönelik saldırılarına karşı etkili şekilde harelkete geçmeye çağırdı.

Erdoğan Twitter hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in, Mescid-i Aksa’da ibadet eden Filistinlilere yönelik müdahalesini kınadı.

Erdoğan, “İsrail’in ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya yönelik maalesef her Ramazan ayında gerçekleştirdiği menfur saldırıları şiddetle kınıyoruz. Türkiye olarak her hal ve koşulda Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan “İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı İsrail’in Mescid-i Aksa’ya, Kudüs’e ve Filistinlilerin evlerine yönelik saldırılarına karşı etkili şekilde harekete geçmeye davet ediyorum” dedi.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: ŞİDDETLE KINIYORUZ

Ankara’dan da Mescid-i Aksa’da yaşananlara ilişkin İsrail yönetimini kınayan açıklamalar geldi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İsrail güvenlik güçlerinin Mescid-i Aksa’da ibadet eden Filistinlilere yönelik gerçekleştirdiği ve çok sayıda Filistinli sivilin yaralanmasına sebep olan saldırıları şiddetle kınıyoruz” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, “Bu akşamki olaylara sebebiyet veren İsrail hükümetini, söz konusu provokatif ve saldırgan tutumuna bir an evvel son vermeye çağırıyor ve aklı selime davet ediyoruz” denildi.

İsrail polisi Mescid-i Aksa’da namaz kılan cemaate ses bombasıyla saldırdı

Dünya

Kudüs’teki ‘Bayrak Yürüyüşü’ gerilimi artırdı: İsrail Gazze’ye hava saldırısı düzenledi

Pazar günü güvenoyu alan ve siyasi yelpazede değişik görüşleri temsil eden 8 partiyi bir araya getiren İsrail koalisyon hükumeti, Doğu Kudüs’teki ‘Bayrak Yürüyüşü’ sonrası gerilimin artması üzerine Çarşamba gecesi Gazze’yi vurdu.

BOLD – Doğu Kudüs’te artan gerilim bölgede fitili yeniden ateşledi. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Filistin direniş gruplarına ait iki mevziye ‘kendilerine atılan ateş balonlarına karşılık vermek amacıyla’ hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Bu gelişmeyle İsrail ordusu, 21 Mayıs’taki ateşkesten bu yana Gazze’ye ilk kez hava saldırısı gerçekleştirmiş oldu.

Çarşamba gecesi Gazze Şehri’nde saldırıların etkisiyle patlamalar duyuldu. Henüz bombardımanda ölen ya da yaralanan olup olmadığı bilinmiyor.

Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan bir Hamas sözcüsü de, “Filistinlilerin cesur direnişlerine devam edeceğini ve Kudüs’teki kutsal mekanlar üzerindeki haklarını savunmayı sürdüreceklerini” duyurdu.

İsrail itfaiyesi, Salı günü Gazze’den atılan ateş balonlarının İsrail’e düşerek 20 yerde alev aldığını açıklamıştı. Boş arazilerde alev alan balonlar can kaybı ya da yaralanmaya yol açmadı.

Mayıs ayında yine Bayrak Yürüyüşü’yle tırmanan gerilim de İsrail’in Gazze’ye hava bombardımanı başlatmasıyla sürmüş; 11 gün süren ve en az 254 Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırı 21 Mayıs’taki ateşkesle sona ermişti.

ATEŞKES KIRILGAN, İSRAİL’DE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

İlki 1996-1999 yılları arasında olmak üzere, 2009 yılından beri İsrail’i aralıksız 12 yıldır yöneten Benyamin Netanyahu döneminde İsrail Gazze’ye defalarca saldırı düzenledi. 2012, 2014 ve 2021 yıllarında Benyamin Netanyahu hükumetleri Gazze’ye 3 büyük harekat düzenledi.

Netanyahu’nun popülist ve aşırı sağcı koalisyon hükumetleri döneminde İsrail-Filistin arasında gerilim hiç düşmedi.

İsrail’de Pazar günü göreve gelen 8 partili yeni hükumet bölgede umutları arttırmıştı. Ülke tarihinde ilk kez İsrail vatandaşı Arapları temsil eden bir parti koalisyon hükumetine kabul edildi. Siyasi yelpazede değişik görüşleri temsil eden 8 partiyi bir araya getiren hükumette sol İşçi Partisi de yer alıyor.

Ancak son yaşananlar bölgede değişen bir şey olmadığını gösterdi. Mayıs ayındaki ağır bombardımanın izlerini ve enkazını hala kaldıramamış olan Gazze, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu gördü.

Sağcı Naftali Bennett başbakanlığındaki koalisyon hükumeti Gazze’den gelen en küçük tehdit karşısında ‘hava saldırısı’ kartını çekti.

GERİLİM DOĞU KUDÜS’TEKİ ‘BAYRAK YÜRÜYÜŞÜ’ İLE ARTTI

Naftali Bennett Başbakanlığı’ndaki yeni hükümetin pazar günü güvenoyu alması ve Salı günü yürüyüşe izin vermesiyle birlikte, 21 Mayıs’tan bu yana ilk kez yeniden gerilim tırmandı.

İsrail polisinin yürüyüş öncesi “temizlemek” için gittiği Doğu Kudüs’teki yürüyüş notasında, plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanıldı.

Yürüyüşün kutsal mekanlarına ilerlemesini istemeyen Filistinliler bölgede toplanmıştı. Polis müdahalesinde 30’dan fazla kişi yaralandı, 17 kişi gözaltına alındı.

Sosyal medyada yayılan videolarda, yürüyüşe katılan bazı İsraillilerin çevredeki Filistinlilere “Araplara ölüm” diye bağırdığı duyuluyor.

İsrail’de bazı gruplar, İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın yıl dönümünü İbrani takvimine göre “Kudüs Günü” olarak kutluyor.

Bugün yapılan bayrak yürüyüşü de, aslında İbrani takvimine göre 9-10 Mayıs’a denk gelen tarihte planlanmıştı. Ancak Nisan ayından itibaren yaşanan gerilim sebebiyle yürüyüş ertelenmişti.

Yürüyüşe onay veren yeni hükümetin dışişleri bakanı Yair Lapid, yürüyüşe katılanların ırkçı ve şiddet içerikli sloganlar atmasını eleştirdi

Lapid, “İsrail bayrağının nefret ve ırkçılığı çağrıştırdığı bazı radikallerin varlığı korkunç ve tahammül edilemeyen bir durum. Bir kişinin eline İsrail bayrağını alıp diğer taraftan ‘Araplara ölüm’ diye bağırması akıl almaz bir şey.” dedi.

MAYIS AYINDA 11 GÜN SÜREN SALDIRILAR

İsrail’in Gazze Şeridi’ne 10 Mayıs’ta başlattığı saldırılar 11 gün boyunca sürmüş ve Hamas ile varılan ateşkes doğrultusunda 21 Mayıs’ta sona ermişti. İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 66’sı çocuk, 39’u kadın olmak üzere 254 Filistinli hayatını kaybetmişti. İsrail tarafında ise Hamas’ın fırlattığı roketler nedeniyle en az 11 İsrailli yaşamını yitirmişti.

İsrail’de yeni hükumetin ilk ciddi sınavı: Kudüs’teki gerginlik yeni bir savaşın habercisi mi?

Okumaya devam et

Dünya

Mısır’da 12 İhvan mensubunun idam cezasını onandı

Mısır’da İhvan Hareketi’nin 2 üst düzey isminin de aralarında bulunduğu 12 kişi hakkında verilen idam cezası onandı. Mısır’la ilişkileri normelleştirmek için görüşmelere başlayan AKP hükumetinden ses çıkmadı.

BOLD – Mısır’da cezaevinde bulunan Hürriyet ve Adalet Partisi Genel Sekreteri Biltaci ile Müslüman Kardeşler liderlerinden Hicazi’nin de aralarında bulunduğu darbe karşıtı 12 kişi hakkında verilen idam cezası onandı. Mısır’la ilişkileri normalleştirmek için Kahire’ye Mayıs ayı başında heyet gönderen AKP hükumetinden cezalar hakkında bir açıklama yapılmadı.

Mısır resmi ajansı MENA’da yer alan habere göre, Yargıtay, Rabiat’ul Adeviyye Meydanı’ndaki darbe karşıtı protestolarla ilgili davada nihai kararı verdi.

Yüksek mahkeme, aralarında Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) Genel Sekreteri Muhammed el-Biltaci ile Müslüman Kardeşler (İhvan) liderlerinden Safvet Hicazi’nin de olduğu 12 kişi hakkında daha önce verilen idam cezasını onadı.

Aynı davada yargılanan 32 kişinin idam cezası müebbet hapse (25’er yıl hapis) çevrilirken, tutukluyken vefat eden İhvan liderlerinden İsam el-İryan’ın davası düştü.

Sanık avukatlarından Usame Beyumi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Yargıtayın bugün, daha önce haklarında idam kararı çıkan 75 kişiden 45’i hakkında hüküm verdiğini belirterek, kalanların gıyaben yargılandığına işaret etti.

Mısır’da 3 Temmuz 2013’te ordunun yönetime el koymasının ardından başkent Kahire’deki Rabiat’ul Adeviyye ve Nahda meydanlarında geniş çaplı protestolar düzenlenmiş, meydanlar 14 Ağustos 2013’te güvenlik güçlerinin kanlı müdahalesiyle boşaltılırken yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti. Darbe karşıtı eylemler sırasında binlerce kişi de tutuklanmıştı.

Kahire Ceza Mahkemesi, Eylül 2018’de, aralarında İhvan liderlerinin de olduğu 75 darbe karşıtı hakkında idam cezası vermiş, daha sonra karar temyize götürülmüştü.

İHVAN HAREKETİ, İDAMLARIN DURDURULMASINI İSTEDİ

Karar sonrası Mısır’daki Müslüman Kardeşler Teşkilatı, uluslararası topluma, idam cezalarının infazının durdurulması için harekete geçme çağrısında bulundu.

Teşkilatın söz konusu idam kararlarını reddettiği belirtilen açıklamada, bu kararın “intikam” için alındığı ifade edildi.

Bu tür cezaların İhvan’ı yolundan döndürmeyeceği kaydedilen açıklamada, uluslararası toplumdan tüm kurum ve kuruluşlarıyla idam cezalarının infazlarını durdurmak için harekete geçmesi talep edildi.

TÜRKİYE-MISIR İLİŞKİLERİ

Türkiye ve Mısır, bir süredir ilişkileri normalleştirmek için görüşmeler yürütüyor.

Mayıs ayı başında Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal başkanlığında bir heyet Kahire’ye gitmiş ve iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmek için Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Sanad Loza başkanlığındaki bir heyetle 2 gün süreyle istikşafi görüşmeler gerçekleştirmişti.

Türkiye ile Mısır arasında dışişleri bakan yardımcısı düzeyinde yapılan görüşmeler 2013 yılından bu yıla kadar iki ülke arasında gerçekleştirilen en üst düzeyli görüşme olarak kayıtlara geçti. Temmuz 2013’te dönemin Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi başkanlığındaki hükümete darbe yapmış ve yönetime el koymuştu. Darbe sonrasında Türkiye ile Mısır arasında 8 yıl süreyle diplomatik temas minimum seviyeye indirilmişti.

İHVAN KANALLARINA MÜDAHALE VE DOSTLUK GRUBU KURULMASI

Türkiye ile Mısır arasında temasların artmasının ardından, İstanbul’dan yayın yapan Müslüman Kardeşler’in (İhvan) televizyon yayınlarına Ankara’nın talimatıyla müdahale edildi. İstanbul’dan yayın yapan Mısırlı muhalif kanallar uyarının ardından canlı yayın ve haber akışlarına son verdi. Kanallarda dizi ve dini programlar yayınlanmaya başlandı. Kahire yönetiminin, İhvan’a ait kanalların Sisi yönetimine yönelik eleştirilerinden büyük rahatsızlık duyduğu ifade ediliyordu.

AKP Hükumeti, Nisan ayı sonunda Mısır’la ilişkileri normalleştirme adımları kapsamında TBMM’de Mısır ile parlamentolar arası dostluk grupları kurulmasına ilişkin meclis başkanlığına teklif sundu ve teklif TBMM Genel Kurulunda oylanarak kabul edildi.

Dışişleri heyeti Kahire yolunda: Direksiyonda Mısır var!

Okumaya devam et

Dünya

Ankara iki farklı resmi kanaldan Sedat Peker’i istemiş

İktidarın, açıklamaları büyük yankı uyandıran Sedat Peker’i suçlu iadesi anlaşması olmamasına rağmen Birleşik Arap Emirlikleri’nden 2 farklı kanaldan istediği ortaya çıktı. Interpol aracılığıyla iletilen ilk talebi reddeden Abu Dabi yönetimi, suçluların iadesi kapsamındaki talebe ise hala cevap vermediği öğrenildi.

BOLD –  İngiltere merkezli Midde East Eye (MEE) haber sitesi, Sedat Peker’in Ankara tarafından bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) 2 farklı kanaldan resmi olarak istendiğini yazdı.

AKP’ye yakın,  A Haber’in eski ABD temsilcisi Ragıp Soylu’nun kaleme aldığı habere göre, hükumet içerisinden  3 isim bu talepleri doğruladı.

BAE, Interpol aracılığıyla iletilen talebi reddederken, suçluların iadesi kapsamındaki talebe ise hala cevap vermediği öğrenildi.

SUÇLULARIN İADESİ ANLAŞMASI BULUNMAMASINA RAĞMEN TALEP İLETİLMİŞ

MEE haber sitesine konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir Türk yetkili, Peker hakkında bu yıl iki ayrı mahkemenin çete ve haraç suçlamaları dolayısıyla tutuklama kararı çıkardığını belirterek, “Türkiye, bu iki tutuklama emrine dayanarak iki hafta önce BAE yetkililerine iade talebinde bulundu” dedi. İkinci bir Türk yetkili ise BAE’nin iade talebine hala karşılık vermediğini açıkladı.

Türkiye ve BAE arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmuyor.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI DA INTERPOL ARACILIĞIYLA İSTEMİŞ

Siteye konuşan üçüncü bir Türk yetkili de İçişleri Bakanlığı’nın da diğer iade talebinden farklı olarak Türk Interpol Ulusal Bürosu’nun geçen ay BAE Interpol Ulusal Bürosu’ndan Peker’in tutuklanmasını istediğini ancak karşı tarafın Interpol’ün Genel Merkezi’nden ‘uluslararası tutuklama emri’ (kırmızı bülten) istediğini belirtti.

Peker’in en çok hedef aldığı isimlerden biri olan İçişleri Bakanı Süleyma Soylu, Fransa Lyon’daki Interpol Genel Merkezi’nin Türkiye’nin uluslararası tutuklama emri talebini, başvuruyu siyasi bularak reddettiğini ifade etmişti.

PEKER, HAFTA SONU BAE YETKİLİLERİ İLE GÖRÜŞMÜŞTÜ

Sedat Peker’in Pazar günü öğlen saatlerinde Dubai’deki konutundan Birleşik Arap Emirlikleri polisi tarafından alındığı duyurulmuştu. Peker’den o gün gece yarısına kadar haber alınamadı. Peker, gece yarısı sosyal medya hesabından konutuna döndüğünü duyurdu ve o gün BAE polisi ile yaptığı görüşmeyi anlattı. Operasyonla yakalandığı haberlerini yalanladı.

Sedat Peker paylaşımında, “Kıymetli dostlarım, öğle saatlerinden itibaren kaldığım mekandan yetkililerle beraber ayrıldım. Şu an kaldığım mekana, ailemin yanına geri geldim. Hakkımdaki iddiaların yoğunluğu nedeniyle karşılıklı sohbette bulunduk.

Şahsım hakkında herhangi bir Interpol kararı olmadığı için, tüm herkes gibi ülkelerinde misafir olarak bulunduğumu söylediler. Hakkımda birçok suikast ihbarı olduğunu bana ilettiler, hepimizin bildiği gibi. Ülkeden ayrılmamda veya ülkede kalmamda herhangi bir sorunun olmadığını da bana ilettiler” dedi.

Aydınlık Gazetesi’nde hakkında çıkan haberleri yalanlayan Peker, “SAT timlerinin ve MİT timlerinin yaptığı operasyonla yakalandığım asla doğru değildir. Zaten ben uluslararası hukuka göre aranan bir kişi değilim. Bu sebeple yüce devletimizin bana resmi bir operasyon düzenleyebilmesi de mümkün değildir. Her normal insana davrandıkları gibi bana da kibar bir şekilde davrandılar. Süslü Sülü, benim ahiretliğim, Derin Mehmet, Pelikancılar, ve diğer zevatın tamamı; bizde söz namus. Eğer ölmez sağ kalırsak, bu hikayeyi tamamlamaktan geri durmayacağız. Tabi ki bu süre zarfında gereği eğer yapılmazsa, yapmayanlarla ilgili söyleyecek sözlerimiz de elbet olacaktır. Beni sevdiği için dua edenlere, beni sevmediğinden dolayı sadece çocuklarıma ve aileme iyi dilek dileyenlere tüm kalbimle teşekkür ederim. BİR UMUTTUR YAŞAMAK” ifadelerini kullanmıştı.

TÜRKİYE-BAE İLİŞKİLERİ

Türkiye ile BAE ilişkileri, 2013 yılında Mısır’da yaşanan darbe nedeniyle sarsılmıştı. 2011’de başlayan Arap Baharı sürecini kendi varlığı için en büyük tehdit olarak gören BAE ve Suudi Arabistan, Sisi’nin darbesini desteklemişler ve karşı çıkan Türkiye ile ilişkilerini sertleştirmişlerdi. BAE, o dönemde AKP’nin desteklediği Müslüman Kardeşler (İhvan) hareketini diğer Arap ülkeleri ile birlikte ‘terör örgütü’ ilan etmişti.

Türkiye, 2016 yılında yaşanan 15 Temmuz darbe girişimi konusunda zaman zaman Abu Dabi yönetimini suçladı. Hatta BAE’ye casusluk yaptığı iddia edilen bazı kişiler Türkiye’de tutuklandı.

2017 yılında Türkiye ve BAE, Mısır’daki askeri darbeden sonra bu kez Katar krizinde karşıt saflarda yer aldı. Türkiye, bu krizde Katar’ın en büyük destekçisi olurken ve desteğini bu ülkeye ‘askeri birlik’ konuşlandırmaya kadar götürürken; Birleşik Arap Emirlikleri ise Suudi Arabistan, Bahreyn ve Mısır’la birlikte Katar’a yönelik ambargonun en önemli destekçileri arasında yer aldı.

İki ülke daha sonra Libya meselesinde de karşı karşıya geldi. Türkiye, Libya’daki iç savaşta Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti’ni desteklerken; BAE ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli Libya Temsilciler Meclisi ve ona bağlı Libya Ulusal Ordusu’nu destekledi.

Libya’da iç savaşın yoğunlaştığı 2019-2020 döneminde iki ülke destekledikleri taraflara ciddi biçimde askeri destek verdi. BM silah ambargosuna rağmen savaşan taraflara silah yardımı yaptılar. 2020 yılında  Birleşik Arap Emirlikleri’ne air bir Mirage jetinin Libya’daki iç savaşta Türk hava savunma sistemini vurduğu belirtildi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 2020 yılı Temmuz ayında El Cezire televizyonuna verdiği röportajda Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Libya’da General Hafter’e verdikleri desteği kesmeleri gerektiğini belirtmiş, özellikle Abu Dabi yönetimini tehdit etmişti.

AKAR: DOĞRU YER VE ZAMANDA BAE’DEN HESAP SORACAĞIZ

Hulusi Akar, o röportajda BAE’nin Libya ve Suriye’de Türkiye’ye karşı zararlı hareketlerde bulunduğunu belirterek, doğru yer ve zamanda bu ülkeden hesap sorulacağını söylemişti.

Akar, “BAE, bize zarar vermek amacıyla Türkiye’ye düşman terör örgütlerini destekliyor. BAE küçüklüğünü ve etkisini göz önünde bulundurarak bunu yapmamalı” ifadelerini kullanmıştı.

Akar’ın açıklamaları sonrası Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dışişleri’nden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş Türkiye’ye tepki göstermiş ve Türkiye’nin Arap ülkelerinin işlerine karışmayı bırakması gerektiğini belirtmişti.

Enver Gargaş, Twitter’dan paylaştığı mesajında “Türk Savunma Bakanı’nın tahrik edici açıklaması, ülkesinin diplomasisindeki yeni bir düşüşü gösteriyor. İlişkiler tehditlerle yönetilemez, günümüzde ve bu asırda sömürgeci hayallere yer yok. Türkiye’nin Arapların içişlerine karışmaması daha uygun olur” ifadelerini kullanmıştı.

İLİŞKİLER YUMUŞAMA EĞİLİMİNE GİRMİŞTİ

Dış politikada son dönemde yaşanan yalnızlığı gidermek için İsrail ve Mısır ile görüşmelere başlayan AKP hükumeti, Birleşik Arap Emirlikleri’ne de zeytin dalı uzatmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile Nisan ayı içerisinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Görüşmede tarafların birbirlerinin Ramazan ayını tebrik ettikleri belirtildi ancak ne Ankara ne Abu Dabi görüşmenin içeriğine ilişkin ramazan aynı kutlama dışında bilgi verdi.

O dönemde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin ilişkileri düzeltmek istediğini ancak BAE tarafının da somut adımlar atması gerektiğini, Türkiye’ye düşmanlık gibi görünen adımlardan kaçınması gerektiğini kaydetmişti. BAE’nin Şubat ayında görevden alınan dışişlerinden sorumlu devlet bakanı Enver Gargaş da 2021 yılı başlarında yaptığı açıklamada Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesinden yana olduklarını kaydetmişti.

Türkiye-BAE yakınlaşma sürecini tetikleyen gelişme, aralarında Suudi Arabistan ve BAE’nin de olduğu Körfez İşbirliği Ülkelerinin Katar’a 2017’den bu yana uyguladıkları ambargoyu bu yılın başlarında kaldırması ve Katar’la ilişkileri yeniden normalleştirmesi oldu.

İsrail’de yeni hükumetin ilk ciddi sınavı: Kudüs’teki gerginlik yeni bir savaşın habercisi mi?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0