Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Bana bir çocukluk borçlusunuz!

Cezaevinde maruz kaldığı hak ihlalleri nedeniyle hayatını kaybeden KHK’lı polis Abdulvahit Tunçay’ın kızı Fatma Türkan Tunçay, babasının ölümünden sorumlu olanlara sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

BOLD – Cezaevinde pankreas kanserine yakalanan ve 4. evre olana kadar tahliye edilmeyen KHK’lı polis Abdulvahit Tunçay’ın kızı Fatma Türkan Tunçay, hak ihlalleri nedeniyle hayatını kaybeden babasının ölümüne sebep olanlara Twitter hesabından tepki gösterdi.

“EMEKLEYEREK TUVALET İHTİYACINI GİDERMİŞ”

Babasının vasiyetini de açıklayan Tunçay, 8 yaşındaki kardeşinin hala bu ölümü kabullenemediğini söyledi. Yetkililere seslenen Tunçay, “Babam ağrılar içindeydi. Yürüyemiyordu. Emekleyerek tuvalet ihtiyacını gidermiş cezaevinin hastanesinde. Ölümünden kendileri sorumlusu değilmiş gibi rahatça başsağlığı diliyorlar. Bana bir çocukluk borçlusunuz, babama niye merhamet etmediniz” dedi.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 15 Temmuz’dan iki ay sonra tutuklanan 29 yıllık polis memuru Abdulvahit Tuncay, iki yıl Ankara Sincan ve Kırıkkale Keskin cezaevlerinde kaldı. Daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ekim 2020’de Tekirdağ’da tekrar tutuklanan ve 25 yıl hapis cezasına çarptırılan Tuncay, Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Cezaevinde pankreas kanserine yakalandı. Aynı zamanda sirozdu. Ciğerleri su toplamıştı.

Kendisinin ifadesiyle koğuşta 4-5 ay sabahlara kadar sandalye üzerinde sabahladı. Doktora çıkmak için 25-30 dilekçe yazdı. Hiçbirine cevap verilmedi. 24 Mart’ta eşi Songül Tuncay’ı aradığında “Avukatla beraber gelin, beni kurtarın, ben ölüyorum, hastayım” dedikten sonra ailesinin durumdan haberi oldu. Ailesi bir ay uğraştıktan sonra 24 Nisan’da tahliye edilen Tunçay, 1 Mayıs 2021’de Ankara’da hayatını kaybetti.

“8 YAŞINDAKİ KARDEŞİM TIRNAKLARIYLA TOPRAĞI KAZDI, İNANMIYOR ÖLDÜĞÜNE”

18, 16 ve 8 yaşında üç kız babası olan Abdulvahit Tunçay’ın kızı Fatma Türkan Turan’ın açıklamaları şöyle:

“KHK’lı polis memuru babam Abdulvahit Tunçay 4. evre pankreas kanseriydi. Dilekçe yazdı 30’dan fazla, hastaneye götürmediler, tahliye etmediler, vefat etti. 8 yaşındaki kardeşim yetim kaldı, uykularınız kaçsın. 8 yaşındaki kardeşim hala babamın öldüğüne inanmıyor, toprağı kazdı tırnaklarıyla, ‘Babam ölmedi onu oradan çıkaracağım’ diyor. 8 yaşındaki bir kız çocuğuna bu tramvayı yaşatmaya hakkınız yok. Babama zamanında müdahale etseydiniz şu an bu durumda olmazdık.”

“ÖLÜME TER ETTİNİZ, BİZİ YETİM BIRAKTINIZ”

Babam 29 yıl vatana millete hizmet etti. Bu muameleyi hak etmedi, suçu yoktu, cezaevine konuldu. 4. evre pankreas kanseri oldu, tahliye etmediler, ölüme terk ettiler. 3 tane kız çocuğunu yetim koydunuz, bizim hakkımız sizden çıksın.

Senin kızın olmak gurur verici babam, gurur duyuyorum seninle, senin gibi güçlü, ailesine düşkün, dürüst birinin kızı olmak gurur verici. ‘Sizin babanız vatan haini’ diyorlar onu diyenler bile senin kadar vatanını, milletini sevemez buna çok eminim.

VASİYETİ: “KİMSE BEDDUA ETMESİN, ALLAH’A HAVALE EDİN”

Lütfen babama bunları yaşatanlara beddua etmeyin. Vasiyet etti ‘Kimse kimseye beddua etmesin, Allah’a havale edin’ dedi Allah’a havale edelim onları. Babam ağrılar içindeydi. Yürüyemiyordu. Emekleyerek tuvalet ihtiyacını gidermiş cezaevinin hastanesinde. Sandalyenin üstünde aylarca o hasta haliyle oturmuş yerde yatırmışlar. Ayakta duramayan babamıza yemek yemesi için masa bile vermemişler hastanede.

Sokakta kedi köpeğe araba vuruyor, ona bile acıyıp hastaneye götürüyorsunuz, benim babama niye acımadınız, Üç tane kızı var, benim babama niye merhamet etmediniz? Ben bu mezarın başında çocukluğumu bıraktım. Bana bir çocukluk borçlusunuz çocukluğumu çaldınız.

Babam ölmüş olabilirsin ama senin çıkaramadığın sesin ben olacağım, söz verdim sana arkandayım, yanlarına bırakmayacağım. Sen bana hep savaşçı kızım derdin. Senin için hepsiyle bu gencecik yaşımda mücadele edeceğim. Merak etme ben onlardan korkmuyorum, onlar korkacak benden, az kaldı.

“KENDİLERİ SORUMLU DEĞİLMİŞ GİBİ BAŞSAĞLIĞI DİLİYORLAR”

Babam ölecek diyorum çıkarın diyorum, “Toplantı yapıp düşünelim” diyorlar. Babam ölecek çıkarın diyorum, “Gerekli işlemler yapılmadı bekleyin” diyorlar. Babam öldü diyorum en sonunda kendileri sorumlusu değilmiş gibi rahatça başınız sağ olsun diyorlar.

Cezaevinde kanser olan KHK’lı polis Abdulvahit Tuncay hayatını kaybetti

Gündem

Hiç iyi haberlerin gelmediği cezaevindeki mahkumların aileleri endişeli

Cemaat soruşturmaları kapsamında 5 yıldır Çanakkale Cezaevinde tutulan Yrd. Dr. Halil Şimşek’in tahliyesine 3 ay kala koronavirüsten hayatını kaybetmesi, hastalığın yayıldığı ve 10 kişinin hastaneye kaldırıldığı cezaevinde kalan mahkumların ailelerini endişelendiriyor.

BOLD – 15 Temmuz Darbe girişimi sonrası tutuklanarak Çanakkale Cezaevine gönderilen Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Dr. Halil Şimşek (53), 5 Mayıs’ta hayatını kaybetti. 15 gün önce virüs kapan Şimşek geçen hafta yoğun bakıma kaldırılmıştı. Cemaat soruşturmaları kapsamında 19 Temmuz 2016’da tutuklanan Şimşek 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Temyiz dosyası Yargıtay aşamasında olan Şimşek’in tahliyesine tahliyesine 3 ay kalmıştı.

LAÇİNER DE KORONAVİRÜSTEN YOĞUN BAKIMDA

Halil Şimşek’in aynı cezaevinde kaldığı ve bir dönem danışmanlığını da yaptığı ÇOMÜ eski Rektör Sedat Laçiner de koronavirüse yakalanarak yoğun bakıma alındı.

AİLELER ENDİŞELİ

Aile yakınlarının edinilen bilgiye göre, 600 kişilik Çanakkale Cezaevinde şu anda bin mahkum bulunuyor ve birçok koğuş karantinada. Bu kadar kapasitenin üstünde olmasına rağmen kovid-19 hastalığı zamanında denetimli serbestlik verilmiyor.

Cezaevindeki eşiyle geçen Cuma günü yaptığı telefon görüşmesinde hastalığın koğuştan koğuşa bulaştığını söyleyen bir mahkum yakını, “En son 6 kişi hastaneye kaldırıldı. 4 kişi hala hastanede. Bir kişi hayatını kaybetti, Doç Dr. Halil Şimşek sosyal medyada duyuldu. Cezainfa Kurumu Yetkilileri ve Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına sesleniyorum lütfen bu insanları ölüme terk etmeyin” ifadelerini kullandı.

ÇÖZÜMÜNÜZ VAR MI?

Şimşek’in koronavirüsten vefat haberini ilk duyuran gazeteci Sevinç Özarslan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Adalet Bakanlığı’na, “Çanakkale CİK’te korona vakaları arttı. Geçen hafta akademisyen Yrd. Doç. Halil Şimşek’in koğuşta virüs kapıp ölmesi, Prof. Sedat Laçiner’in korona geçirmesi aileleri endişelendirdi. 6 kişi hastaneye kaldırıldı. Çözümünüz var mı?” sorusu yöneltti.

Cezaevinde koronavirüs kapan akademisyen Halil Şimşek hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Gündem

Gergerlioğlu’ndan duygulandıran Anneler Günü mesajı

Örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla milletvekilliği düşürülen ve hapse gönderilen insan hakları savunucu Ömer Faruk Gergerlioğlu annesini unutmadı.

BOLD – 38 gündür Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Twitter’daki resmi hesabından annesiyle ilgili yaptığı paylaşım herkesi duygulandırdı. Mesajına annesiyle baş başka çekilmiş bir fotoğrafını da ekleyen Gergerlioğlu, “Canım, Anneler Günü’n kutlu olsun…”

MEKTUPLARI TESLİM EDİLMEDİ

Öte yandan Gergerlioğlu’na mektuplarının kendisine teslim edilmediği öğrenildi. Oğlu Salih Gergerlioğlu’un Twitter hesabından paylaştığı bilgiye göre Gergerlioğlu’na gerek partisi tarafından gerek de ailesi tarafından ulaştırmak istenen haberler, basın çıktıları, ‘içlerinde yasaklı siteler olduğu’ gerekçesiyle teslim edilmedi. HDP’nin mektubu sakıncalı kabul edildi.

Okumaya devam et

Gündem

Sedar Peker’den 3. video: Barış Akademisyenlerine, derin devletçilere, pelikancılara seslendi

Suç örgütü lideri Sedat Peker, kendisine yönelik operasyonlar sonrası çektiği videoların üçüncüsünde “Derin devletçiler, Pelikancılar bir tripoda bir kameraya yenileceksiniz” dedi.

BOLD – Suç örgütü lideri Sedat Peker, kendisine yönelik operasyonlar sonrası çektiği videoda eski AKP ve ANAP milletvekili Feyzi İşbaşaran’ın ‘kendisini her yere şikâyet ettiğini’ belirterek şunları söyledi: “Önce ayaklarını kırdım, sonra elini kırdım, kaburgalarını kırdım, en son kafasını kırdım ama yetmedi’ dedim”

“FEYZİ İŞBAŞARAN’IN KARAKOLDA KEMİKLERİNİ KIRDIRDIM”

“Ben Ergenekon yargılanmalarında mahkeme başkanı dedi ‘siz şiddet yanlısıymışsınız’, ‘evet’ dedim. “Önce ayaklarını kırdım, sonra elini kırdım, kaburgalarını kırdım, en son kafasını kırdım ama yetmedi’ dedim. Bende bu tabiat var, yine aynısını yaparım. Biz başkasının kızının namusunu kendi namusumuz kabul ederiz. Tecavüz olmaz, olamaz. Pardon derin devletin başı Tolga Ağar yapınca olur! Oldu da!” Peker, Cumhurbaşkanımızın eşine küfür etti diye ben milletvekilinin (Feyzi İşbaşaran), devletin karakolunda kemiklerini kırdırdım, yetmedi mahkemeye çıkarken biraz daha kırdırdım, pişman değilim. Karıya, kıza, anaya kötü laf olmaz” ifadelerini kullandı.

“BENDEN ÖZÜR DİLEMEMİ BEKLİYORLARSA…”

Barış Akademisyenlerine de seslenen Peker: Benden özür dilememi bekliyorlarsa o zaman bir açıklama yapacaklar, o zaman ben normal özür de dilemeyeceğim ‘ya hayvanlık etmişiz hakkınızı helal edin’ diyeceğim.” Ben Barış Akademisyenleri için ne dediysem kesmeden vereceksiniz” diyen Peker “Bildiriyi okudum, baktım ‘ya bu bildiri resmen terör örgütünün olduğu bu ülkede, her yerde bombalar patlıyor, öyle bir zamanda yayınladılar ki benim okuduğumdan anladığım terör örgütlerine nefes kazandırmak için. Barış Akademisyenliği diye anlamadım. Terör örgütlerine direkt destek anladım. Benden özür dilememi bekliyorlarsa o zaman bir açıklama yapacaklar. İki satır yazı yazsınlar. ‘Biz kardeşim terör örgütüne destek için bunu yazmadık’ O zaman ben normal özür de dilemeyeceğim ‘ya hayvanlık etmişiz hakkınızı helal edin’ diyeceğim. Dedim ki ‘eğer ki bir gün bizim devletimizi bu terör örgütleri yıkmayı başarırlarsa, polis işlemez olur, askeriye işlemez olursa bakkal Ahmet, kasap Recep bunlar topraklarını korumak refleksiyle mücadeleye başlar’ dedim. Ve ‘siz onlara destek olduğunuz için sizi bulurlar’ dedim. Sonuna da pimi çekilmiş bomba gibi olan o sözü ekledim. Kanlarınızla da ‘duş alacaklar veya alacağız’ dedim. Yine söylüyorum. Hangi terör örgütüne kim destek verirse versin aynı itikat üzerindeyim ancak bu yazımdan dolayı çocukları eşleri korkmuş olabilir. Onlardan da özür diliyorum.” dedi.

“DİZİYE PEKER KAARAKTERİ GİRDİ, OKTAY KAYNARCA’YI ARADIM”

Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhan Albayrak’ın sahibi olduğu Turkuvaz Medya’ya bağlı ATV’de yayımlanan Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz adlı dizide kendine gönderme yapıldığını da iddia eden Peker, “Tam ben videoyu yayınladıktan sonra diziye bir karakter girdi. Adı Peker. Şoförlük yapıyor. Bir şey söylüyor, oradan diyorlar ki ‘Boş ver sen Peker’i. O hep böyle, boş konuşur’. Oktay Kaynarca benim çocukluk arkadaşım. Onu aradım, anlattım. Yapımcıyla konuştu. Bana döndü ‘Öyle şey mi olur, tesadüf olmuş’ dedi. Ben mal mıyım? Çocuk muyum? Dizide karakter için ‘Peker de boş konuşmazmış’ dedirtilmesini istedim. Onu yapamayacaklarını, diziden çıkarabileceklerini söyledi” diye konuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai emirliğinde bulunduğunu ifade eden Peker, Türkiye’ye dönmeyeceğini belirtti. Peker, “Benim oraya dönmem artık bundan sonra mümkün değil. Gelmem… Zaten getirmek için her şeyi yapıyorsunuz. Siz alın getirin. Ben kendim gelmeyeceğim” diye konuştu.

BU KEZ “BABANIN DÖNÜŞÜ” KİTABIYLA MESAJ VERDİ

Videolarında çeşitli kitaplarla mesaj veren Peker’in bu videoda ise önünde Mark Winegardner’in ‘Baba’nın Dönüşü’ isimli kitabı yer aldı. Kitap, Corleoneler isimli mafya ailesinin Soğuk Savaş dönemindeki hikayesini anlatıyor. Arkasındaki televizyon ekranında ise Mescis’i Aksa vardı.

NE OLMUŞTU?

Sedat Peker, Ocak 2016’da Güneydoğu’da yaşanan sokağa çıkma yasakları ve çatışma ortamı neticesinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin imza kampanyası düzenleyerek, “Bu suça ortak olmayacağız” diyen ‘Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’yle bir araya gelen 1128 akademisyen için, “Sözde aydınlar çanlar ilk önce sizim için çalacak; oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0