Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Derin devletin başı: Mehmet Ağar kimdir?

Türkiye’den kaçmak zorunda kalan çete lideri Sedat Peker, kendisine yönelik operasyondan ‘derin devletin başı’ olarak nitelendirdiği Mehmet Ağar’ı sorumlu tuttu. Karanlık olaylarda okların gösterdiği Mehmet Ağar kimdir?

BOLD ANALİZ – Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, evinin basılmasına ve adamlarına yönelik operasyon yapılmasında derin devletin başı olarak nitelediği Mehmet Ağar’ı suçladı. Peker’in emekli bir kamu görevlisi olduğunu vurguladığı Mehmet Ağar, aslında kim? Mehmet Ağar hangi görevlerde bulundu? İşte detaylar…

ÜNİVERSİTEYİ EMNİYET BURSU İLE OKUDU

Mehmet Kemal Ağar, 30 Ekim 1951’de Ankara’da babasının görev yaptığı Çankaya Köşkü’nde doğdu. Emniyet Müdürü olan babasının memuriyeti dolayısıyla 1957 yılında Urfa’da başladığı ilkokulu, Gümüşhane, Bolu, Adana, Ankara ve Erzincan’da; Erzincan’da başladığı ortaokulu, Kayseri, Diyarbakır ve Uşak’ta bitirdi. Liseye Ankara’da başladı ve 1968 yılında Haydarpaşa Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl girdiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde Emniyet Genel Müdürlüğü bursu ile okudu ve 1973 yılında Maliye bölümünden mezun oldu.

İLK GÖREV YERİ DOĞDUĞU ÇANKAYA KÖŞKÜ OLDU

İlk devlet memuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi’nde ve ardından Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğünde Komiserlik yaptı. 1976’da Ankara vilayeti kaymakam adayı olarak İçişleri Bakanlığında göreve başladı. İznik ve Selçuk ilçelerinde kaymakam vekili olarak, Torul ve Delice ilçelerinde kaymakam olarak görev yaptı. 1980 ocak ayında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele şube müdür muavini, 1981 mayıs ayında asayiş şube müdürü oldu.

POLİSİN KIRSALDA OPERASYON YAPMASINI SAĞLADI

1984-88 arasında terör ve asayişten sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. 1988’de Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne 1990’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne, 1992’de Erzurum Valiliği’ne, 1993 temmuz ayında Emniyet Genel Müdürlüğüne atandı. Erzurum Valisi iken, o dönem firarda olan Bahçelievler katliamı sorumlularından Haluk Kırcı’nın nikâh şahitliğini yaptı. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Özel Harekat Dairesi’nin kurulmasını ve polisin de kırsal alanda Jandarma ile birlikte operasyonlara katılmasını sağladığı için “polisin genelkurmay başkanı” diye anıldı.

DYP’Yİ SÜLEYMAN SOYLU’YA BIRAKTI

Ağar, 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden Elâzığ milletvekili oldu. 1996’da 53. Hükumet’te Adalet Bakanı, 54. Hükumet (Refah-Yol Koalisyonu) bünyesinde ise İçişleri Bakanı olarak görev yaptı. Başbakan Necmettin Erbakan’ın Libya gezisini onaylamayan Ağar, 8 Kasım 1996 tarihinde görevinden istifa etti. Ağar 18 Nisan 1999 seçimlerinde Elazığ’dan bağımsız milletvekili seçildi. 14 Aralık 2002’de DYP 7. Olağan Kongresi’nde genel başkan seçildi. 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrası partisi baraj altında kaldığı için istifa etti. Koltuğunu Süleyman Soylu’ya bıraktı.

UYUŞTURUCU KAÇAKÇISINA YEŞİL PASAPORT VERDİ

Uyuşturucu kaçakçılığından Türkiye tarafından aranan ve yatmakta olduğu Hollanda’daki cezaevinden salıverilen Hüseyin Baybaşin, Hollanda’da kendisiyle görüşenlere yaptığı itiraflarda, 1980’den itibaren, Şükrü Balcı ve eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın kendisine verdiğini öne sürdüğü polis kimlikleriyle, polise ait silahlarla ve yeşil pasaportlarla nasıl rahat dolaştığını anlatması dikkat çekti.

AĞAR SAYESİNDE DEVLET EROİN KAÇAKÇISI OLDU

21 Ocak 1997’de Frankfurt Eyalet Mahkemesi 17. Ceza Dairesi Başkanı Yargıç Rolf Schwalbe, üç eroin kaçakçısının davasında sunulan delillere dayanılarak mahkemenin “Türkiye cumhuriyeti devleti ve eroin kaçakçıları arasında yakın bağların var olduğunu” bulduğunu belirtti. 26 Ocak 1997’de İngiltere’de kaçakçılıktan sorumlu içişleri bakan yardımcısı Tom Sackville ellerinde Türk hükûmeti ve polisinden bazı kişilerin uyuşturucu isine karıştığı yolunda iddia ve bulgular olduğunu söyledi.

KAYIP SİLAHLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPMADI

Ağar, 0 Mart 1997 tarihinde mülkiye müfettişlerine verdiği yazılı ifadesinde kayıp silahlar olarak adlandırılan silahların nerede ve hangi amaçla kullanılacağını bildiğini ve bu konuda Korkut Eken’e yazılı bir emir verdiğini ancak konunun devlet sırrı kapsamında olduğunu ve bu nedenle daha fazla açıklama yapamayacağını belirtti.

MECLİS’TE AKLANDI

İstanbul DGM Başsavcılığı Ağar hakkında, Sedat Edip Bucak ile birlikte ‘cürüm işlemek için çete kurmak, hakkında yakalama ve tevkif müzakeresi bulunan kişileri yetkili mercilere haber vermemek ve görevi kötüye kullanmak’ iddiasıyla 6 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezasıyla dava açtı. Ağar, 15 Haziran 2000 tarihinde ise “Suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” iddiasıyla hakkında oluşturulan Meclis Soruşturma Komisyonu tarafından 8’e karşı 6 oyla Yüce Divan’a sevkine gerek olmadığına karar verilerek aklandı.

YAPTIĞI TEK AÇIKLAMA: DEVLET SIRRI

DGM ve TBMM Susurluk Kazası Araştırma Komisyonu’nda verdiği ifadelerinde sürekli olarak devlet sırrı olduğu için açıklama yapamayacağını söyledi. Mehmet Ağar Kasım 2008’de tekrar yargılanmaya başlandı. İlk duruşmaya sağlık sorunları nedeniyle katılamayan Ağar hakkında görevsizlik kararı verildi.

AĞAR HAKKINDAKİ SUÇLAMALAR

Ağar hakkındaki suçlamalarda 1993-1996 arasında cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek;
Gıyabi tutuklu sanık Abdullah Çatlı’nın saklı bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere haber vermemek ve gizlenmesine yardım etmek;
Yasalara aykırı olarak Abdullah Çatlı ve Yaşar Öz’e silah taşıma izin belgesi vermek ve hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesini sağlamak suretiyle görevi kötüye kullanmak.

YATACAĞI CEZAEVİNİ KENDİ SEÇTİ, AKP’NİN YASASIYLA ERKEN ÇIKTI

15 Eylül 2011 günü Ankara Özel Yetkili 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Ağar’ın “suç örgütü yöneticisi” olduğuna karar verdi ve Susurluk davasında 5 yıl hapse mahkûm etti. 5 yıllık cezanın 3 yılını infaz yasası nedeniyle yatmış gibi kabul edilen Ağar geriye kalan iki yıl cezasını yatmak üzere Aydın iline bağlı Yenipazar ilçe cezaevini seçti. Cezaevi de Ağar için boşaltıldı. İki yıllık cezasının bitmesine henüz bir yıl kalan Ağar kamuoyunda 3. yargı paketi olarak bilinen yasada yer alan denetimli serbestlik hakkında yararlanarak cezasının bitmesinden 361 gün önce tahliye edildi.

OĞLU AKP’DEN MİLLETVEKİLİ OLDU

Ağar, 1974 yılında Emel Ağar’la evlendi, bu evlilikten Tolga Ağar ve Yasemin Ağar isimli iki çocuğu oldu. Oğlu AKP’den Elazığ Milletvekili seçildi. “Cumhurbaşkanı denince bize Allah gibi geliyor” açıklaması nedeniyle tepki çeken Tolga Ağar Elazığ’da yerel bir televizyonda çalışan Kırgızistan kökenli Yeldana Kaharman isimli gazetecinin ölü bulunması ile ilgili de iddialar cinayet suçlaması yapılıyor.

Koronavirüs pandemisine rağmen halklar sokaklarda hakkını aradı

Analiz

Sedat Peker Youtuber olma yolunda: Neden bu kadar çok izleniyor

Sedat Peker, 3 videosuyla izleyicisiyle buluştu. Son videosunun izlenme sayısındaki artış hızı, milyonu 2,5 milyonu geçen ilk iki videosunu gölgede bırakacak gibi. Peker’in Türkiye’de kimsenin konuşmadığı hatta savcılar bile soruşturma açamadığı konuları gündeme getirmesi popülaritesini arttırıyor.

BOLD – Youtube’da daha önce yayınladığı 2 videosu çok ses getiren Sedat Peker, 3. videosunu da yayınladı. Değindiği konular, itirafları, karanlık bir döneme damga vuran Mehmet Ağar ve AKP’li oğluna ilişkin iddiaları Sedat Peker’in videolarının izlenme sayısını milyonlara ulaştırıyor.

Peker, gazeteci ve yazarların yazamadığı ve konuşamadığı hatta savcıların bile soruşturma açamadıkları şüpheli kriminal olayların faillerini edindiği bilgiler ışığında kendine has üslubuyla açıklıyor. Verdiği bilgilerin doğruluğu için de mafyavari yöntemlerle diyet ortaya koyuyor.

GÜNAH ÇIKARMALARI İTİRAFLARI

Peker’in itirafları ve günah çıkarmaları da geçmişin sansasyonel olaylarını aydınlatıyor. Peker, eski Milletvekili Fevzi İşbaşaran’ın polis merkezinde linç edilmesi olayının arkasında kendisinin olduğunu itiraf ediyor. Ünlü mafya babası, Barış Akademisyenlerinin eşleri ve çocuklarını korkuttuğu için de kendilerinden özür diliyor. Peker, kendisine yönelik operasyonlarda eşine ve çocuklarına yapılanlar için düşman gördüğü kişilerin hakkını savunmaları karşısında da şaşırdığını anlattı.

HERKESİN MERAK ETTİĞİ AMA KİMSENİN KONUŞMADIĞI KONULAR

Türkiye’de ana akım medyanın yer vermediği, fakat sosyal mecralarda çok tartışılan, devlet içindeki kavgalar, 4,5 ton kokain olayı gibi konulardan bahsetmesi Sedat Peker’in popülaritesini artıyor.

GİDEREN ARTAN İZLENME SAYISI

Sedat Peker’in yayınladığı ilk video Reis Sedat Peker kanalında bir haftada 1 milyon izlenmeye ulaştı. Peker’in bir önceki videosu ise sadece Reis Sedat Peker kanalında 1,5 milyon izlenmeye ulaştı.

Peker’in son videosu yayınlandığı Reis Sedat Peker kanalından birkaç saat içinde 752 binden fazla izlendi. Kanal 103 bin takipçiye ulaştı. Konuşmanın yayınlandığı diğer kanallar da hesaplandığında videonun bir kaç saat içinde milyonlarca izleyiciye ulaştığı görülüyor.

Sedar Peker’den 3. video: Barış Akademisyenlerine, derin devletçilere, pelikancılara seslendi

Okumaya devam et

Analiz

MHP’nin hedef aldığı Habertürk’e gazeteci dayanmıyor

Madenci işadamı Turgay Ciner’in sahibi olduğu Habertürk Medya Grubu, AKP iktidarının hedefinden kurtulamıyor. 17-25 Aralık operasyonundan bu yana çok sayıda gazetecinin işine son verilen medya grubunda her seferinde AKP yandaşı isimler Habertürk yönetimine atanıyor.

BOLD ANALİZ – AKP’li trollerin ve Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan’ın başı çektiği Pelikan grubunun hedefindeki Habertürk’te bu kez MHP’nin tepkisi üzerine gazetecilerin görevine son verildi.

ALO FATİH İLE BAŞLAYAN SÜREÇ

Habertürk, 2013 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hedefinde. Medya komiseri olarak görevlendirdiği ve Alo Fatih olarak ünlenen Fatih Saraç ile Habertürk’ün yayınlarını kontrol altına alan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, daha sonraki yıllarda insan hakları ve demokrasiyi savunan gazetecileri işten attırdı. 2018’de maliyetleri gerekçe göstererek Habertürk gazetesini kapatan Ciner Grubu, Habertürk TV ve internet sitesiyle yayın hayatına devam ediyor.

YETERİNCE ÖVMÜYOR

17-25 Aralık operasyonları sonrası 2014 yılından itibaren Habertürk’ün AKP hükumetinin dönük eleştirileri tamamen sona erdi. Bu dönemde Kürşat Oğuz kanalın başına getirilirken, Ankara Temsilciliğini Bülent Aydemir yürüttü. AKP ve MHP’nin propagandasının yeterince yapılmadığını düşünen Cumhur İttifakı, kendisine daha yakın gazetecilerin göreve getirilmesini istedi. Habertürk’e son müdahale ise MHP yönetiminden geldi. MHP’nin Anayasa taslağının eleştirildiği programın ardından MHP yönetiminin hedef aldığı Habertürk TV’de Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir ve Kürşat Oğuz’un görevine son verildi.

CUMHUR İTTİFAKI HABERTÜRK’TE

Habertürk Genel Yayın Yönetmenliğine MHP’ye yakınlığıyla bilinen eski Başbakanlık Basın Müşaviri Faruk Demirel getirildi. Ankara Haber Merkezinin yeniden yapılandırılmasında ise AKP’ye yakın isimler görevlendirildi. Show TV ve Habertürk TV haber merkezleri tek çatı altında toplanırken, Show TV temsilcisi Sibel Erdem Ankara Temsilcisi oldu. AKP’ye yakınlığıyla bilinen muhabir Fevzi Çakır ise temsilci yardımcısı görevine getirildi.

Paraları tüketen TRT kasayı doldurmak için bandrole sarıldı

Okumaya devam et

Analiz

Saray’ın bakanları kanal kanal gezip ‘gündem’ olmaya çalışıyor

Gündem belirleyemeyen AKP Hükumeti, bakanları kanal kanal dolaştırıyor. Bir televizyonda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuşurken başka bir kanalda Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan açıklamalar yapıyor.

BOLD ANALİZ – AKP’li bir yönetici Nagehan Alçı’ya ‘havuz medyası’ ile ilgili itiraflarda bulundu: “Vallahi hiçbir etkimiz kalmadı. Gazetelerimiz bir hafta çıkmasa, halk bu gazetelerin yayınlanmadığını fark etmez. Şu tartışma programlarına onlarca arkadaşımızı ekranda parlasınlar diye gönderiyoruz”

BAKANLAR KANAL KANAL DOLAŞACAK

İktidara geldiği 2002 yılından bu yana gündemi kendisi belirleyen AKP, artık gündemin peşinde koşmak zorunda kalıyor. İşsizlik, zamlar yoksulluk ve kayıp 128 milyar dolar konusunda Millet İttifakı’nın eleştirilerine cevap veremeyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni bir karar aldı. Kabine üyesi bakanlar her akşam bir televizyon kanalına çıkarak açıklamalar yapacak.

LEBALEP KONGRELERİ TEPKİSİ DİNMİYOR

Dünya ve Türkiye’yi kasıp kavuran Kovid-19 salgınını yönetemeyen Saray Hükumeti, vatandaşların yüzde 80’nin onaylamadığı lebalep AKP kongreleri eleştirilerini bertaraf edemiyor. Erdoğan’ın “Lebalep kongre meselesi kapansın” talimatına AKP kurmayları, “Vatandaşlar bize inanmıyor. Hastalığın kongreler yüzünden arttığını düşünüyor” karşılığı verdiği belirtiliyor. Kongrelerin başladığı 2020 ekim ayında 5 binlerde seyreden günlük vaka sayısı maske ve mesafeye uyulmayan kongrelerin sona erdiği 60 binlere ulaştı.

AŞILAMA SKANDALI

Muhalefetin ve vatandaşların “Aşı nerede?” soruları Saray Hükumetinin peşinden koştuğu başka bir gündem başlığı oldu. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’na da talimat gönderdiği kaydedilen Erdoğan’ın aşılamadaki yavaşlamaya ikna edici bir açıklama yapılmasını istedi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sık sık “Yeni aşı bağlantısı kurduk. Yakında Türkiye’ye gelecek” açıklamalarının altında gündem belirleme gayreti olduğu ifade edildi.

GENELGELERLE YÖNETİLEN TÜRKİYE

Kanunlarla yönetilen Türkiye’den genelgelerle yönetilen ülkeye geçilmesi de Erdoğan’ın başını ağrıtıyor. Marketlerde satılacak ürünler, pazarların açık olma saatleri İçişleri Bakanlığı’nca yayınlanan genelgelerle belirleniyor. Halkın tepkisini çeken genelge krizini çözmesi için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya görev verildi. Soylu, televizyonlara çıkıp yayınladığı genelgeleri madde madde açıklamaya başladı.

128 MİLYAR DOLAR UNUTULSUN

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ı 128 milyar doları unutturmak için görevlendiren Erdoğan, beklediği performansı alamadı. Uluslararası basında bile 128 milyar doların damat Berat Albayrak döneminde çarçur edildiğine dair haberlerinin yayınlanmasının Erdoğan’ı sinirlendirdiği kaydediliyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0