Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İltica bilgileri Türkiye’nin eline geçenlerin bazıları Almanya’dan sınır dışı edilmiş olabilir

Der Spiegel, 2019’da Almanya büyükelçilik avukatı Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica bilgileri Türk makamların eline geçenler arasında Almanya’dan Türkiye’ye sınır dışı edilenler olabileceğini yazdı. Muhalefet, Federal Hükumet’e sert eleştiri getirdi, ‘koruma statüsü’ çağrısında bulundu.

BOLD – Alman haftalık haber dergisi Der Spiegel’in haberine göre, Türkiye’de Alman Büyükelçiliği için çalışan avukat Yılmaz S’nin 2019 yılında tutuklanmasının, iltica başvurularında tahmin edilenden daha olumsuz sonuçlara yol açtığı ortaya çıktı. Dergi, iddiasını Sol Partinin (Die Linke) hükumete verdiği soru önergesine verilen cevaba dayandırdı.

Türkiye’de aralarında Almanya’nın da aralarında olduğu bazı ülkelerin büyükelçilikleri için çalışan avukatın casusluk iddiasıyla 2019 yılında tutuklanması sonrası çok sayıda kişinin iltica dosyasındaki hassas bilgilerin Türk makamların eline geçtiği tahmin ediliyordu.

SAYI GÜN GEÇTİKÇE ARTIYOR

Federal Hükümet’in Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıta göre, avukat Yılmaz S’in tutuklanması yoluyla Türk makamların eline geçen iltica dosyası sayısının 900’ü bulduğunu belirtti. Dosyaların aile fertlerini de kapsadığı düşünüldüğünde bu durumdan  bin 400’ten fazla kişinin etkilenmiş olabileceği ifade ediliyor.

Spiegel’in haberine göre, Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke’nin soru önergesine Federal Hükumet’in verdiği yanıt, bu kişilerden Türkiye’ye geri gönderilenler olabileceğini ortaya çıkardı.

DOSYALARIN YARISINDAN FAZLASI HAKKINDA KARAR VERİLMEDİ

Avukatın tutuklanması sonrasında emniyet çevrelerinden söz konusu kişilere koruma statüsü sağlanacağının belirtilmesine rağmen, Spiegel’in edindiği bilgilere göre dosyaların yarısından fazlası hakkında hâlâ karar verilmiş değil.

Federal Hükümet’in verdiği bilgilere göre, şimdiye kadar söz konusu 900 iltica dosyasının 336’sı karara bağlandı. 575 mağdurun 489’una koruma statüsü verilirken, 76 kişinin iltica başvurusu reddedildi, 8 kişinin başvurusu muhtemelen Dublin Prosedürü gereği uygun görülmedi. 2 kişinin başvurusu ise iptal oldu. Yaklaşık 600 başvurunun ise hala karara bağlanmayı beklediği belirtildi.

TÜRKİYE’YE SINIR DIŞI EDİLENLER OLABİLİR

Haberde, Federal Hükumet’in, bilgileri Türkiye’de devletin eline geçmiş olanlar arasında ülkelerine geri gönderilenler olmadığını teyit edemediği kaydedildi.

Sol Parti’nin soru önergesine verilen yanıtta, Federal Hükümet ve eyalet yönetimleri arasındaki yetkinlik paylaşımı nedeniyle, Berlin’in konuya ilişkin malumat veremeyeceği ifade edildi.

Yanıtta, ‘Münferit sınır dışıların planlanması ve uygulanmasının eyaletleri ilgilendirdiği” belirtilerek, bilgileri Türk makamlarının eline geçen ve Almanya’da iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetine ilişkin malumatın eyaletlerdeki sorumlu Yabancılar Dairesi’nde olduğu belirtildi. Ayrıca, Federal Hükümet’in sınır dışıların ardından yapılan olası kovuşturmalara ilişkin de elinde bir bilgi bulunmadığı kaydedildi.

SOL PARTİ MİLLETVEKİLİ: SKANDAL

Federal Hükumet’in, iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetiyle ilgilenmemesini ‘skandal’ olarak nitelendiren Jelpke, derhal durumun aydınlatılmasını ve bilgileri devletin eline geçenlere koruma statüsü verilmesini talep etti.

ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ AVUKATI NASIL TUTUKLANDI?

Yılmaz S. iltica başvurusu yapan Türk vatandaşlarına ait gizli bilgileri casusluk amacıyla temin etme suçlamasıyla Ankara’da 17 Eylül 2019 tarihinde gözaltına alınmış ve hemen ardından 23 Eylül’de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Avukat hakkında geçen yıl Mart ayında görülen ilk duruşmadan tahliye kararı çıkmıştı.

Aralarında Almanya ve Hollanda’nın da bulunduğu yabancı büyükelçilikler için çalışan avukat Yılmaz S., bu ülkelere iltica talebinde bulunan Türk vatandaşlarının ülke makamlarına verdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmakla görevliydi.

Alman güvenlik birimleri, Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşlarına ait hassas bilgilerin Türk makamlarının eline geçtiği endişesiyle söz konusu kişileri uyarmıştı.

BM: Akdeniz’de hafta sonu yaşanan faciada en az 41 göçmen hayatını kaybetti

Dünya

Türkiye-Fransa arasında yeni kriz: Fabien Azoulay

Türkiye’de GBL adlı bir cinsel uyarıcı satın aldığı gerekçesiyle 20 yıl hapse mahkum edilen ve kötü muameleye maruz kalan Fransız vatandaşı Fabien Azoulay’nin durumu, Türkiye ve Fransa’yı yeni bir krizin eşiğine getirdi. Fabien Azoulay için Fransa’da kampanya başlatıldı.

BOLD – İstanbul’u ziyareti sırasında internet üzerinden GBL adlı cinsel uyarıcı satın alan Fabien Azoulay isimli Fransız vatandaşı hakkında Türkiye’deki mahkeme tarafından hükmedilen mahkumiyet cezasının Fransa’da infazı için kampanya başlatıldı.

AYNI ZAMANDA ABD VATANDAŞI

Konu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Fransız Dışişleri’nin de gündemine taşındı. Ankara ise Paris Büyükelçiliği aracılığıyla nakil başvurusunun öncelikli olarak incelemeye alındığını duyurdu. Olay, ABD’nin New York kentinde lüks bir SPA işleten ve aynı zamanda ABD vatandaşı olan Fabien Azoulay’nin turizm ve saç ektirmek için 2017’de İstanbul’a gelmesiyle başladı. Bu sırada internet üzerinden Litvanya’daki bir şirketten, kısaca GBL adlı cinsel uyarıcıdan sipariş etti. Teslimat adresi olarak da İstanbul otelinin adresini verdi. Koliyi gümrükte tespit eden polis, Azoulay’i kaldığı otelde gözaltına aldı. Azoulay, kısa süre içinde çıkarılıp yargılandığı mahkeme tarafından ‘uyuşturucu ticareti ve ithalatı’ suçları temelinde 20 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Bu ceza daha sonra 16 yıl 8 ay hapse dönüştürüldü ve temyizde de onandı.

CEZAEVİNDE ŞİDDET İDDİASI

İlk etapta İstanbul’da bir cezaevine yerleştirilen Azoulay yaklaşık 60 mahkumu barındıran kalabalık bir koğuşta kaldı, eşcinsel ve Yahudi kimliği nedeniyle şiddet gördü. Kötü muameleye maruz kaldığı belirtilen Azoulay’nin üzerine Kasım 2019’da bir mahkum tarafından kaynar su döküldüğü, yüzü, ensesi ve kısmen göğsünün yandığı ifade edildi. Azoulay’i ‘onursuz bir kişi olduğu için yaktığını’ itiraf eden mahkumun bir yıl hapis cezasına mahkum edildiğini belirten avukatlar, bugün 43 yaşında olan müvekkillerinin bu olay sonrasında ise Giresun’da başka bir cezaevine nakledildiğini belirtti.

FRANSA’YA NAKLİ İÇİN KAMPANYA BAŞLATILDI

Avukatlar daha sonra Fransa ve Türkiye’nin 1980’li yıllardan bu yana taraf oldukları ‘Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi’ kapsamında, Azoulay’nin mahkumiyetinin kalan infaz süresinin Fransa’da devamı amacıyla Mayıs 2019’da nakil başvurusunda bulundu. Ancak başvuruya bugüne kadar yanıt gelmemesi üzerine Azoulay için bu hafta bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında Fransa Cumhurbaşkanı ve Fransız Dışişleri Bakanlığı’na başvurularak konunun Ankara ile diyalogda gündeme getirilmesi istendi. Azoulay’in durumu Fransız medyasında geniş yankı buldu. Azoulay’nin avukatları da ‘Türk-Fransız ilişkilerindeki diplomatik çıkmazın faturasının müvekkillerine kesilmemesi’ çağrısında bulundu.

TÜRK BÜYÜKELÇİ DE ŞİDDET OLAYINI DOĞRULADI

Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Ali Onaner de Fransız basınına yaptığı açıklamada, Azoulay’in ilk tutuklu olduğu cezaevinde bazı mahkumlardan kötü muamele gördüğünü doğruladı. Bu muameleyi ‘kabul edilemez’ olarak tanımlayan Onaner, cezaevi yetkililerinin derhal önlem aldığını ve Azoulay’ın daha az mahkumla beraber olduğu yeni bir cezaevine gönderildiğini belirtti. Onaner, her yabancı mahkumun cezasını ülkesinde çekmek için başvuruda bulunmaya hakkı olduğunu ancak bu tür işlemlerde resmi formalitelerin tamamlanmasının yaklaşık üç yıl aldığını kaydetti.

Fransa’da GBL’nin uyarıcı veya uyuşturucu olarak kullanımına 2011 yılından bu yana 3 yıldan 5 yıla varan hapis ve 45 bin eurodan 75 bin euroya kadar para cezası veriliyor.

Polonya Roma Katolik Piskoposluğu’ndan AstraZeneca açıklaması

Okumaya devam et

Dünya

İsrail’de aşılama başarı getirdi: Açık alanlarda maske zorunluluğu kaldırılıyor

İsrail’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamındaki maske takma zorunluluğu 18 Nisan’dan itibaren açık alanlarda uygulanmayacak.

BOLD – Nüfusuna oranla dünyada en fazla Kovid-19 aşısı yapılan İsrail’de normalleşme yolunda yeni bir adım atıldı. Ülkede Kovid-19 önlemleri kapsamındaki maske takma zorunluluğu 18 Nisan’dan itibaren açık alanlarda uygulanmayacak.

Sağlık Bakanı Yuli Edelstein, yaptığı yazılı açıklamayla, açık havada maske takma zorunluluğunun pazar gününden itibaren kaldırılacağını duyurdu.

Kapalı alanlarda maske takma zorunluluğu ise uygulanmaya devam edecek.

ÖNLEMLER 21 ŞUBAT’TAN BERİ GEVŞETİLİYOR

İsrail’de aşılama sayesinde vakalardaki düşüş sonucu 21 Şubat’tan itibaren Kovid-19 önlemleri kademeli olarak gevşetilmişti.

Yaklaşık 9,3 milyon nüfusa sahip ülkede 5 milyon 338 bin 273 kişiye Kovid-19 aşısının ilk dozu, 4 milyon 960 bin 281 kişiye de ikinci dozu uygulandı.

Sağlık Bakanlığının verilerine göre, ülkede son günlerde günlük Kovid-19 vaka sayısı 200’ün altına düşmüş durumda.

İsrail’de bugüne kadar 6 bin 312 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti, toplam vaka sayısı 836 bin 504’e yükseldi.

Polonya Roma Katolik Piskoposluğu’ndan AstraZeneca açıklaması

Okumaya devam et

Dünya

Yunan mevkidaşından Çavuşoğlu’na canlı yayında yaptırım tehdidi

Yunan Dışişleri Bakanı Dendias’ın ortak basın toplantısında Türkiye’yi yaptırımla tehdit etmesi, AB ile yakalanan olumlu havaya rağmen Doğu Akdeniz konusunda buzların erimediğini gösterdi.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias ikili görüşme sonrası basın toplantısı düzenledi. Akdeniz ülkeleri Libya ve Mısır’daki temasları sonrası Türkiye’ye gelen Dendias ile Çavuşoğlu’nun yaptıkları basın toplantısında gergin anlar yaşandı.

DENDİAS YAPTIRIM OLUR DEDİ

Dendias’ın, “Türkiye eğer bizim egemenlik haklarımızı ihlal etmeye devam ederse o zaman yaptırımlar gündeme gelecektir” sözlerine Çavuşoğlu tepki gösterdi.

Yunan Bakanın ithamlarının ağır olduğunu belirten Çavuşoğlu: “Basın önünde benim ve milletime ağır ithamlarda bulunursanız ben de bunun cevabını vermek zorundayım. Türkiye’nin Yunanistan’ın egemenlik haklarını ihlal ettiği söylemini kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye’ye yönelik ithamlar kabul edilemez. Türkiye kendi haklarını ve Kıbrıs Türk halklarının haklarını korumaya muktedirdir. Batı Trakya azınlığı, Türk’üm diyorsa Türk’tür. Bunu böyle kabul etmek zorundasınız. Geçmişte de Türkiye’de böyle bazı sorunlar oldu. Kürtlere sen Kürt değilsin Türk’sün oldu ama geçmişte kaldı” dedi.

DENDİAS’TAN ÇAVUŞOĞLU’NA YANIT

Dendias Çavuşoğlu’na cevap olarak ise “Tahmin ettiğim kadarıyla sizin çalışma arkadaşlarınız kraldan daha fazla kralcı. Doğu Akdeniz’de hiçbir şey olmuyormuş gibi davranamam, Türkiye hem Ege hem de Doğu Akdeniz’de ihlallerde bulunuyor” diye konuştu.

Çavuşoğlu Yunan mevkidaşına, “Türkiye Doğu Akdeniz’de BM’ye kaydettiği kıta sahanlığı içinde faaliyetlerini sürdürmüştür” diyerek cevap verdi.

BUZLAR ERİMEDİ

Bu toplantı Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikası yüzünden iki ülke arasındaki buzların henüz erimediğini gösterdi.

Yunan Bakan aslında Doğu Akdeniz, mülteci krizi, Kıbrıs ve Ege’deki sorunlar başta olmak üzere iki ülke arasındaki tüm başlıkları masaya yatırmak için geldi. Ancak Yunan Bakanın egemenlik vurgusu iki ülke arasında kronik sorunları gün yüzüne çıkardı. Dendias’ın Doğu Akdeniz sorununu sert bir dille gündeme getirmesi Çavuşoğlu’nun Batı Türkleri kartını oynamaya zorladı.

Son AB Liderler Zirvesi’nden Türkiye’ye yaptırım kararının çıkmaması, Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi teklifi ve mülteci krizi konusunda AB’nin Türkiye’nin isteklerine olumlu yanıt vermesi, AB ile Türkiye’nin arasını düzeltti. Gergin toplantının bu olumlu havayı dağıtım dağıtmayacağı AB Liderlerinin tepkileri sonrası netlik kazanacak.

Erdoğan selamı da kesti: CHP’ye kapatma davası mı geliyor?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0