Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Aşı savaşları: Hibe aşıya ödenen 12 milyon doların faturası bulundu

Hibe aşıda aracı firmaya 12 milyon dolar ödendiği iddiasında tartışma büyüyor. CHP Milletvekili Murat Emir, Çin’den alınan Sinovac aşısı için aracı firma Keymen’e sadece ilk parti için 12 milyon dolar ödendiğini faturalarıyla birlikte açıkladı. İktidar ile muhalefet arasında başlayan aşı savaşında taraflar ne diyor?

BOLD – İktidarın inkar ettiği 1 milyon hibe aşı için aracı firmaya 12 milyon dolan ödendiği iddiasında şimdi de faturalar ortaya çıktı. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, yaptığı basın toplantısında iddia edilen 12 milyon dolarlık ödemenin faturalarını gösterdi.

İDDİA: HİBE AŞININ PARASINI ARACI FİRMA DEVLETTEN ALDI

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında gündeme getirdiği iddiaya göre Çin’li firma, Kovid-19 aşısı Snovac’tan Türkiye’ye 1 milyon doz hibe etti. Ama distribütörü olan firma 1 milyon doz ücretsiz aşıyı DMO’ya fatura etti. Yani, üretici firmanın devlete bedelsiz verdiği aşıyı üretici firma fatura ederek devletten 12 milyon dolar para aldı.

Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki açıklaması şu şekildeydi: “9 Şubat 2021 tarihine kadar, 10 milyon 162 bin 123 doz aşı getirildi, bunlar için Devlet Malzeme Ofisi Keymen firmasına 121 milyon 945 bin 476 dolar para ödedi.” Buradaki soru şu, Aralık 2020 tarihinde Esenboğa Gümrüğünden geçiyor aşılar gümrükten geçen 1 milyon 342 bin 298 doz aşı gümrükten Keymen tarafından çekiliyor. Buradaki önemli nokta şu, gümrükteki beyana göre 1 milyon doz aşı için ücret alınmıyor. 1 milyon doz aşı ücretsiz, yani 12 milyon dolarlık aşı ücretsiz verilmiş. Sayın Bakan’a ve Erdoğan’a soruyorum, ücretsiz olarak ithal edilen 1 milyon doz aşı Devlet Malzeme Ofisi’ne her dozu 12 dolardan fatura edildi mi, edilmedi mi? Ücretsiz olduğu beyannamesinde var.”

GÜMRÜK BELGESİNE GÖRE 1 MİLYON AŞI ÜCRETSİZ

ANKA’nın haberine göre Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarının ardından Çin’den gelen 1 milyon doz koronavirüs aşısının ücretsiz olduğunu gösteren gümrük belgesi de ortaya çıktı. Esenboğa Gümrük Müdürlüğü’nün 30 Aralık 2020 tarihinde düzenlediği beyannamede “1.000.000 ADET (UNIT)” ifadesinin karşısında 12 milyon dolar yazıyor ve beyannamenin devamı “12.000.000,00 USD BEDELSİZDİR.ARACI” deniyor.

KOCA: AKILLA İZAHI VAR MI?

Kılıçdaroğlu’nun iddialarına Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan cevap geldi. Koca iddiayı “Aşı savaşının olduğu dünyada üretici firma bir ülkeye aşıyı bedava bağışlar mı? Bunun akılla izahı var mı?”  sözleriyle yalanladı.

İddiaları üretici firmaya sorduklarını ve aldıkları cevabı anlatan Koca “Firmanın bize cevabı; Bu aşıyla ilgili buradaki amaç siz bizden teminat istediğiniz için biz teminatı sağlayamamıştık, bu nakit akış yönetimini sağlamak için biz distribütörümüz olan Sinovac firmasını temsil eden firmaya biz bedelsiz olarak verdik, ama biz sizden ücretini olduğu gibi aldık. Bunu kim söylüyor? Üretici firma. Hani üretici firma Türkiye Cumhuriyeti’ne bağışlamıştı? Ayrıca bununla ilgili de vergileri dahil olmak üzere kurumlar vergisi dahil olmak üzere beyanı ve ödemesi yapılmış, vergiyle ilgili sorun yok. Bizim de verdiğimiz parayı firma ‘ben aldım’ diyor” ifadelerini kullandı.

SAĞLIK BAKANI ARACI FİRMA İDDİALARINI DA YALANLADI

‘Aracı firma’ iddiaları hakkında da konuşan Koca, “Bir diğer konu, ısrarla aracı var mıydı, yok muydu? Biz devlet olarak Sinovac firmasıyla görüşmeler yaptık. Bu firmanın 10 yıldan fazla süredir tek distribütörü var. Bu firmanın Türkiye’deki ayrıca yetkilisi. Hem tek distribütörü hem tek yetkilisi. Dolayısıyla biz bütün görüşmeyi Sinovac firmasıyla yaptık. Hiçbir şekilde aracı firmaya zerre kadar 1 kuruş ilave verilmemiştir.

Bu nasıl bir ticari yaklaşım? Biz aşıda firmanın kendisiyle direk yaptık. Türkiye’deki distribütörü daha önce bu belgeyi sunmuştum. Firma o zaman da ifade etmişti. Görüşmeler bizimle yapıldı, Sağlık Bakanlığı pazarlık sürecini bizimle götürdü. Ticari ilişkiyi biz sağladık, ama distribütör lojistik hizmetleri yapmak için devrede olan bir firma. Bunun için ekstra ücret ödemiyoruz. Vatandaşın zihni niye bulanıklaştırılıyor” dedi.

“GİZLİ BİLGİLERİ İFŞA” ELEŞTİRİSİ

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına ‘gizli kalması gereken bilgiler ifşa edildi’ diyerek tepki gösteren Koca “Özellikle bu dönemde dünyada aşı savaşının yapıldığının yapıldığı dönemi yaşıyoruz. Ülkelerarası ticari sır olarak kalması gereken bilgilerin ifşa edildiğini görüyoruz. Ülkeler arasında bunun ilişkileri etkileyebileceğini özellikle ücret ve benzeri noktalarda bunun ticari sır olarak kalmasını sözleşmeye de konduğunu, bu nedenle fiyatı özellikle söylememiştim” sözlerini kullandı.

MURAT EMİR: İLK PARTİ İÇİN 12 MİLYON DOLAR ÖDENDİ

Tartışmaya dahil olan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir Çin’den alınan Sinovac aşısı için aracı firma Keymen’e sadece ilk parti için 12 milyon dolar ödendiğini faturalarıyla birlikte açıkladı. Emir aynı şekilde komisyon verilmeye devam edilirse toplam tutarın 50 milyon doları bulacağını kaydetti.

Diğer yandan Türk gümrük ve vergi mevzuatına göre böyle bir durumun yaşanmasının mümkün olmadığına dikkati çeken Emir, “Hukuka uygun olmadığı gibi akla da uygun değil. Bu para ödendi. Faturalara baktığınız da DMO’nun bedelsiz aşı için 12 milyon dolar ödediğini biliyoruz. 10 milyon 162 bin 123 aşı için ödenen para 121 milyon 945 bin 476 lira. İnanmazlarsa biz de bunların hepsinin faturası var” diye konuştu.

Emir, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında “1 milyon doz aşının bedelsiz olarak ithal edildiği ortada. İlgililerin yapması gereken DMO’nun bedelsiz aşı karşılığında 12 milyon dolar ödeme yapıp yapmadığını ivedilikle söylemeleridir. Ama bunu yapmadılar. Aracı firmanın kasasına 12 milyon dolar girdi mi girmedi mi? Sağlık Bakanı DMO’yu aramak yerine Çin’deki Sinovac firmasını arıyor. Firma da “Biz nakit akışı nedeniyle öylesine yazdık” demişler. Yani 1 milyon doz ücretliymiş de nakit akışı olsun diye ücretsiz yazmışlar. Bakar mısınız ciddiyetsizliğe?” sözleriyle Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamalarına da tepki gösterdi.

“AKLIMIZLA ALAY ETMEYİN”

Koca’nın aracı firma savunmasına “aklımızla alay etmeyin” diyerek karşılık veren Emir “Bir malı kendi hesabına ithal eden, sözleşme yapana aracı denir. Bakan aracı yok diyor. Sözleşmeyi Keymen firması ile yapıyorsunuz. Gümrük Giriş Beyannamesi burada. Bakanın sadece lojistik ve temsille sınırlı demesi tam bir saçmalık ve saptırmacadır. Aklımızla alay etmeyin. Keymen lojistik firması değil ki. Başka bir firmanın lojistiği yaptığını biliyoruz” dedi.

Tartışmayla ilgili cevap bekleyen sorular olduğunun altını çizen Emir iktidara ‘şeffaflık’ eleştirisi yaptı. “Aşı siyasetin malzemesi olmamalı” diyen Emir “Bu oranda komisyon verilirse toplam tutar 50 milyon doları bulabilir. Ama bunu biz tam olarak bilemeyiz. Tarafların bunu açıklaması gerekir. Onlarca aşı varken, Sinovac aşısının önünde giden aşı varken, bunları baştan dışlayıp illa da Sinovac alacağız diye bu aracı firmayı ve bu firmanın bakanlık içindeki yakınlarını, ortaklarını zengin etmeyi planlıyordunuz. Bu soruyu sorarız” ifadelerini kullandı.

Gündem

Keşke kaybolmasaydı: 128 milyar dolar harca harca sıfırlanamıyor

Merkez Bankasının nerede olduğu açıklanamayan 128 milyar dolar rezervi ile ilgili internette oyun yapıldı. Sitede çokomel, pudra şekeri, patates-soğan, gemicik gibi birçok ürün satışa sunulurken para harca harca sıfırlanamıyor.

BOLD – Türkiye gündeminin başlıklarından biri olan “128 milyar dolar nerede?” sorusu, internette oyuna dönüştürüldü. “128milyardolar.net” adlı bir oyun sitesinde, ayçiçeği yağından Çokomel’e kadar farklı harcamalar üzerinden 128 milyar dolar sıfırlanmaya çalışılıyor.

OYUNDA 128 MİLYAR SIFIRLANMAYA ÇALIŞILIYOR

Merkez Bankası rezervlerinden kaybolduğu öne sürülen ve muhalefet partilerinin gündemde tutmaya çalıştığı “128 milyar dolar nerede?” sorusu, internet oyunu oldu. “128 milyar nerede?” sorusu, bir internet sitesine de ilham verdi. ‘128milyardolar.net’ adlı internet sitesinde, ekmekten cep telefonuna, koronavirüs aşısından hamburgere, ayçiçeği yağından havalimanına kadar pek çok nesne kullanılarak 128 milyar dolar sıfırlanmaya çalışılıyor.

DİLEYEN GÖNLÜNE GÖRE HARCAYABİLECEK

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak döneminde Merkez Bankası rezervlerinden kaybolduğu öne sürülen ve oyun haline getirilen 128 milyar doları dileyen herkes gönlüne göre harcayabilecek. https://128milyardolar.net/ adresinden ulaşılabilen oyunda, ejder meyvesi, Çokomel, patates + soğan, pudra şekeri, Playstation 5, gemicik, Osmangazi Köprüsü, 5 lt ayçiçeği yağı, havuzlu villa, bebek bezi, altın musluk, İstanbul Havalimanı, bebek maması, Ankapark, Mercedes S600 Guard gibi birçok ürün satın alınabiliyor.

AKP’nin ‘kayıp 128 milyar dolar’ına CHP’den dijital çözüm

Okumaya devam et

Gündem

Amiraller Bildirisi’nde ikinci dalga: 7 emekli amiralin evi aranıyor

104 emekli amiralin yayımladığı Montrö bildirisine ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. 14 şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının ardından bu sabah 7 amiralin evinde arama yapılıyor.

BOLD – 104 emekli amiralin Montrö Sözleşmesi’yle ilgili bildirilerinin ardından 14 şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılması sonrası 7 amiralin evlerinde arama yapılıyor. Evinde arama yapılan amiraller arasında eski Sahil Güvenlik Komutanı Alper Tezeren ile eski Deniz Harp Akademileri Komutanı Metin Açımuz da bulunuyor.

ARALARINDA ESKİ SAHİL GÜVENLİK KOMUTANI DA VAR

Montrö Boğazlar Sözleşmesi tartışmalarına ilişkin yayımlanan bildiri sonrası gözaltına alınan 10 emekli amiral ile ifadeye çağrılan dört emekli amiral adli kontrol hükümleri uygulanarak üç gün önce serbest bırakıldı. Emekli amirallere il dışına çıkmamaları için elektronik kelepçe takılmaya başlandı. Bu sabah Terörle Mücadele Şubesi polislerinin yedi amiralin evlerinde arama yaptığı öğrenildi. Evinde arama yapılan amiraller arasında eski Sahil Güvenlik Komutanı Alper Tezeren ile eski Deniz Harp Akademileri Komutanı Metin Açımuz da bulunuyor.

EMEKLİ AMİRALLER İFADEYE ÇAĞRILDILAR

Evlerindeki dijital materyallere el konulan ve haklarında gözaltı kararı olmayan emekli amiraller ifadeye çağrıldı. Evlerde yapılan arama hakkında konuşan Avukat Hüseyin Ersöz, yapılanın delil elde etmeye yönelik arama faaliyeti olduğunu belirterek, “Gelen polis, arama yapılacağını ve tebligat sonrasında gideceklerini söylemiş. Gözaltı işlemi olmayabilir yaşları itibariyle, ifadeye çağrılabilirler. Henüz tebligat işlemi gerçekleşmedi” dedi.

AKP’nin ‘kayıp 128 milyar dolar’ına CHP’den dijital çözüm

 

Okumaya devam et

Gündem

Haşhaşi müşavir davasında kardeş kavgası…

Uyuşturucu ile yakalanan müşavir soruşturmasının ikinci perdesinde ilginç gelişmeler yaşandı. Ağabeyi kardeşini, kardeşi ağabeyini suçladı: “Anladığım kadarıyla abim dışarı çıkabilmek için benim adımı vermiş”

BOLD – Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği’nin eski basın müşaviri Veysel Filiz’in, aracında 100 kilo eroinle yakalanmasına ilişkin davanın ilk duruşması Edirne Birinci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma, sanık Veysel Filiz ile kardeşi Hulusi Filiz’in kavgasına dönüştü. Detayları T24’ten Tolga Şardan yazdı:

Uyuşturucu ile yakalanan müşavir soruşturmasında ikinci perde: Ağabeyi kardeşini, kardeşi ağabeyini suçladı!

Edirne’de geçen yılın son günlerinde, Hamzabeyli Sınır Kapısı’dan yurt dışına çıkmak isterken aracında 100 kiloya yakın eroin ele geçirilen müşavir Veysel Filiz’in yakalanması olayını anımsayacaksınız.

Hatta olay bir süre kamuoyundan gizlenmişti.

Fakat “yaşanan hiçbir şeyin gizli kalmayacağı” prensibi bir kez daha işlemiş; olay, gecikmeli de olsa gün ışığına çıkmıştı.

Yine de olayı kısaca hatırlatmak gerekirse; Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği’nin eski basın müşaviri Veysel Filiz, beraberinde ailesi olduğu halde aracıyla 8 Aralık 2020 günü Bulgaristan’a geçmek istedi.

Ancak, gümrük memurlarının durumdan şüphelenip araçta arama yapmak istemesi üzerine aracının özel alana çekilmesi sırasında Filiz, görevlilere diplomatik kimliğini göstererek aracının aranmasını engellemeye çalıştı.

Görevlilerce yapılan incelemede, diplomatik kimliğin eski tarihli ve geçersiz olduğu anlaşılmasıyla birlikte aracın bagaj bölümündeki “zula”da yaklaşık 100 kilogram ağırlığında eroin paketlerinin gizlendiği ortaya çıktı.

Filiz; gerek adli kolluk, gerekse mahkemedeki ilk ifadesinde aracında bulunan paketlerden bilgisi olmadığını ve uyuşturucu olduğu anlaşılan paketlerin kardeşi Hulusi Filiz’e ait olduğunu söyledi.

Yurt dışı misyon görevinin yanı sıra Yozgatlı olması nedeniyle Avrupa’daki Yozgatlıların oluşturduğu sivil toplum örgütleriyle de bağlantısı olan Filiz, aracında çıkan uyuşturucu paketleri konusunda yargıyı ikna edici açıklamalar yapamayınca tutuklanarak cezaevine konuldu.

Olayın kısa özeti böyle.

Sonrasında olayın ortaya çıkmasıyla birlikte yayımlanan haberlere internetten erişim yasağı bile getirildi.

Yurt dışına uyuşturucu madde kaçırılma girişiminin ortaya çıkarılması olayında yeni aşamaya geçildi.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, tamamladığı ön hazırlık soruşturması aşamasının ardından şüpheliler Veysel ve Hulusi Filiz hakkında hazırladığı iddianameyi mahkemeye gönderdi.

Cumhuriyet Savcısı Adem Aktaş’ın hazırladığı iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından Filiz kardeşler, Edirne Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde heyet önüne çıkarak yargılanmaya başladı.

Ancak; sanık Veysel Filiz’in siyasi konumu nedeniyle Filiz kardeşler hakkındaki yargılama süreci, tıpkı yakalamada olduğu gibi yine kamuoyuna duyurulmadan, sessiz sedasız yürütülüyor.

Sanıklar hakkındaki iddianame çok uzun değil, toplam altı sayfa.

İddianamede, sanıklardan aracı sahibi ve eski diplomatik statü sahibi olan Veysel Filiz’in ön hazırlık safhasındaki ifadesi yer aldı.

Çok kısa özetlemek gerekirse; sanık Veysel Filiz, yurt dışında şirket sahibi olduğu için ailesiyle Avrupa’ya gideceğini, araçta bulunan uyuşturucu ile ilgisinin bulunmadığını belirtti. Ağabey Filiz, “Ben söz konusu eşyaların tek kardeşim Hulusi Filiz tarafından araca yüklendiğine eminim. Fakat eşyaların bizzat kardeşim tarafından araca yüklenip yüklenmediğini bilmiyorum. Ben malzemeleri kendisinde gördüğüm için emin olduğumu ifade ettim” şeklinde konuşarak suçu kardeşine yönlendirdi.

Peki, kardeş Hulusi Filiz, ağabeyinin kendisine yönelik suçlamasına nasıl yanıt verdi?

Yine aynı iddianameye göre; Hulusi Filiz şunları söyledi:

“Abimin başına gelen olayı oğlu Fatih’ten öğrendim. Olayı da yakalandığını ertesi sabahı öğrendim. Daha öncesinde herhangi bir bilgim yoktu. Bana okuduğunuz Veysel Filiz’in ifadesini kesinlikle kabul etmiyorum. Suçu benim kabullenmem yönünde kendisinin avukatları bana telkinde bulunmuştu. Ele geçen madde ile herhangi bir ilgim ve alakam yoktur. Anladığım kadarıyla abim dışarı çıkabilmek için benim adımı vermiş.”

İki kardeşin birbirlerine yönelik ifadeleri özetle böyle.

Savcılık, ifadelerin yanında adli soruşturma kapsamında paketlerden parmak izi aldırdı. Paketlerde iki parmak izi bulundu, ancak parmak izlerinin kimlik tespitine yarayacak biçimde olmadığı anlaşıldı.

Ayrıca savcılık, el konulan eroin paketleri ile beraber Veysel Filiz’e ait otomobilin de müsadere altına alınmasına karar verdi.

Savcılık, Filiz kardeşlerin haklarındaki yurt dışına uyuşturucu madde kaçırılması iddiası çerçevesinde, TCK’nın 188/1 hükmüne göre 10 yıldan 20 yıla kadar, 188/3 hükmüne göre ise on yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmasını mahkemeden talep etti.

Savcılık iddianamede ayrıca olayın teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle söz konusu cezalarda dörtte birden dörtte üç oranına kadar indirim talebinde bulundu.

Olayın ilk duruşması geçen ay Edirne Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.

Eski müşavir sanık Veysel Filiz adına altı, kardeşi Hulusi Filiz adına ise iki avukat davaya katıldı.

Duruşmada, sanık ağabey Veysel Filiz kolluk ve savcılıktaki anlatımlarını bir kez daha benzer biçimde yineledi.

Fakat aynı duruşmada, ağabeyinden sonra savunma yapan Hulusi Filiz, mahkeme heyetine ilginç bilgiler aktardı.

Hulusi Filiz’in savunmasıyla olayın yeni bir boyutu ortaya çıktı. Dosyadaki yeni boyutu yarın aktaracağım.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0