Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Üniversitelerdeki nepotizm gerçeği: Rektörlük akraba sayısını yetersiz gördü

İzmir’deki Katip Çelebi Üniversitesi’ndeki akraba kayırmacılığı Türkiye üniversitelerindeki nepotizmi tekrar gözler önüne serdi. Suçlamalar muhatapları tarafından yalanlansa da bazen bir taziye ilanıyla bazen de bir ihbar sonucu, rektörlerin YÖK’ün ‘cezalandırırız’ uyarını takmadığı gösterdi.

BOLD – İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, okulun yönetim ve akademik kadrosundan 27 kişinin akrabalık bağı ortaya çıktıktan sonra açıklama yaptı. Rektörlük, üniversite bünyesinde bin 75 akademik, 579 idari personel olmak üzere toplam bin 654 kişinin çalıştığını belirtti. Açıklamanın devamında “Tüm çalışanların sadece yüzde 1,6’sında akrabalık bağının tespit edilmiş olmasını nepotizm bağlamında değerlendirmek, en basit tabirle kötü niyetli bir yaklaşımın tezahürüdür” ifadeleri kullanıldı.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi akraba kayırmacılığının yapıldığı tek üniversite değil. Meclis, bu tür atamalar yüzünden soru önergeleriyle dolu. Üniversitelerde şoförlükten daire başkanlığına yükseltilenler bile var.

MECLİS SORU ÖNERGELERİYLE DOLU

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır Mersin Üniversitesindeki akraba kayırmacılığını geçen Ağustos ayında TBMM gündemine taşıdı.

Başarır üniversitedeki durumu şöyle özetledi: “Mersin Üniversitesi’nde Rektör Ahmet Çamsarı, yeğeni Sena Karakuş’u Eğitim Fakültesi’ne, Sena Karakuş’un eşi İsmail Karakuş’u Türkçe Öğretimi Arş. Merkezi’ne, diğer yeğeni mühendis Emre İnanç’ı yapı işleri daire başkanlığına atamıştır.” Bu atamalar Başarır’ın uzun listesinden sadece birkaçı.

ÜNİVERSİTEDEKİ SKANDAL ÖLÜM İLANIYLA ORTAYA ÇIKTI

Geçen sene Şubat ayında Gaziantep Üniversitesindeki akraba atamaları sosyal medyaya yansıyan paylaşımlarla ortaya çıktı. Rektör Ali Gür yakınlarını ve üniversitede kendisini destekleyen isimlerin yakınlarını kadroya almakla suçlanıyor.

Bu iddialar geçen Kasım ayında üniversitenin yayınladığı bir taziye mesajı sonrası gün yüzüne çıktı. İlan şöyle: “Üniversitemiz Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Yıldırım’ın kayınpederi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakülte Sekreteri Ayfer Yıldırım’ın babası, Sosyal Bilimler MYO Öğr. Gör. Aykut Direnzici’nin dedesi, Rektörlük Özel Kalem Aysun Şahan’ın dedesi vefat etmiştir.”

ÇOMÜ’DE 250 AKRABA AKADEMİSYEN

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin de (ÇOMÜ), 2019 yılında basına yansıyan torpil atamaları ile aile üniversitesine dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, Üniversitedeki eş, dost, akraba atamaları sadece akademik personel içinde 250’yi aştı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üniversiteleri “cezası var” diyerek uyarsa da kişiye özel ilanlarla kurulan akademik kadroya, idari personel ve işçi kadroları da eklenince ÇOMÜ’deki skandal yüzlerce kişilik bir akrabalık ağına dönüştü.

SİVAS ÜNİVERSİTESİNDE SINAV SKANDALI

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi için 2018 yılında yapılan kadro sınavı da akraba skandalına dönüştü. Sınavı öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazanmış, konu basında yer alınca Üniversite Genel Sekreteri Hakan Yekbaş, “Kayırma söz konusu değil, başarılı olan kazanıyor” demişti.

EŞİM YETKİN KİŞİ

15 Temmuz sonrası vekaleten Pamukkale Üniversitesine atanan, 19 Nisan 2017’de de AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından asaleten rektörlük ataması yapılan Prof.Dr. Hüseyin Bağ, Bereketli İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmen olarak görev yapan eşi Derya Bağ’ı, Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü’ne Enstitü Sekreteri olarak atadı. Eleştirileri yanıtlayan Rektör Bağ, eşini göreve yetkin olduğu için getirdiğini belirtti.

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu’ya büyük destek

 

Gündem

Erdoğan’ın ‘canlı’ fiyaskosu! Yayını 3 saat önce paylaşınca olanlar oldu

Canlı yayınlarda yaşadığı donakalma ve uyuklama görüntülerinin ardından sağlık sorunları gündemden düşmeyen Erdoğan’ın, bu soruna bulduğu çözüm AKP’li vekilin işgüzarlığının kurbanı oldu.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son dönemde canlı yayınlarda yaşanan skandallarla da gündeme geliyor. Gazeteci Metin Cihan, “Bakın çok enteresan. canlı yayın diyor ama canlı değil. toplantı bittikten sonra kayıt düzenleniyor ve canlıymış gibi yayınlanıyor. sanırım canlı yayın fiyaskolarıyla baş edemez oldular. böyle bir çözüm buldular” ifadelerini kullandı.

“Canlı yayın diye sunulan kaydın yapılmış bitmiş bir organizasyon olduğunu size şöyle gösterebilirim” diyen Metin Cihan, AKP Eskişehir Milletvekili Emine Nur Özkan Günay’ın canlı yayınlanan programdan 3 saat önce yayına dair kareleri paylaştığını gösterdi.

Metin Cihan daha sonra, Erdoğan’ın üniversitelerle buluştuğu etkinliğe katılan bir öğrencinin mesajını paylaştı.

HİÇ BİRŞEY YOKMUŞ GİBİ DEVAM EDİN

İsminin yayınlanmasını istemeyen bir öğrenci, “Cumhurbaşkanı üniversitelilerle buluşuyor etkinliğine katılmış biriyim. Sorular cumhurbaşkanlığı görevlileri tarafından hazırlanmıştı” dedi.

Bazı öğrencilerin aralarından seçildiğini ve ellerine sorular verildiğini söyleyen kişi, programa dair şahit olduklarını şöyle anlattı: “Bazısı sormak istemedi. Bazıları kendine verilen görevi yerine getirdi. Sonra editlenip TRT’de yayınlandı. Program öncesinde de Cumhurbaşkanı danışmanı, ‘Cumhurbaşkanı içeri girdiğinde iki üç dakika konuşmayabilir, konuşa da bilir, eğer konuşmazsa siz devam edin bir şey yokmuş gibi’ dedi. İlginç gelmişti bana. Herhalde ciddi bir hastalığı var diye düşündüm.”

Gazeteci Metin Cihan, paylaşımlarından sonra ‘Canlı’ ibaresini kaldırıldığını söyledi.

Erdoğan son günlerde yaşadığı canlı yayın kazalarıyla gündeme geliyor. Erdoğan, AKP’lilerle online bayramlaşma programında uyukladığı görüntülerin ardından Cuma günü Togo Cumhurbaşkanı ile yaptığı basın toplantısında da uyukladı. CNN Türk’te katıldığı bir canlı yayında Erdoğan, promptere rağmen Abdulkadir Selvi’nin verdiği suffle ile Türkiye’nin gündemine oturmuştu. Erdoğan’ın canlı yayın olarak kendi hesabından yayınladığı programların da bant kaydı olduğu iddia ediliyordu.

TÜGVA’dan Hitler’in SS’lerini andıran yemin! Bilal Erdoğan’a böyle söz verdiler

 

Okumaya devam et

Analiz

TÜGVA’dan Hitler’in SS’lerini andıran yemin! Bilal Erdoğan’a böyle söz verdiler

TÜGVA’lılar bugün Bilal Erdoğan’ın karşısında ‘Komando Andı’nı değiştirerek yaptıkları ‘yemin’ ile gündemde. TÜGVA’lıların yemini dünyayı kana bulayan Nazilerin, Anayasa yerine Hitlere verdikleri kişisel sadakat sözünü hatırlattı. Birçok Nazi subayı bu yemini bahane ederek insanlığa karşı işlediği suçlardan affını istese de mahkemeler bunu kabul etmedi.

BOLD – Türkiye’nin gündemindeki Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) üyeleri, bugün Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir toplantıda bir araya geldi. TÜGVA, ilk olarak İBB ile mahkemelik olduğu Büyükada İskelesi’ndeki kafeteryayı mahkeme kararına rağmen tahliye etmemesiyle gündeme geldi.

Vakıf, bu olaydan kısa bir süre sonra çalışanların sızdırdığı kadrolaşma belgeleriyle gündeme geldi. İki büyük skandalla Türkiye’nin gündemine oturan TÜGVA’nın bugün yaptığı toplantıya üyelerinin yaptığı yemin damga vurdu.

“TÜGVA’nın erleriz” diye başlayan yeminde skandal ifadeler yer alıyor. Bilal Erdoğan’ın da konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığı sırada ayağa kalkan vakıf üyeleri, “TÜGVA’lıyım her yerde ben varım havada karada denizde. Allah, Kuran, Peygamber, Tekbir, Başkomutan Erdoğan” sözleriyle yemin etti. Yemin sırasında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kürsüde olduğu görüntülere yansıdı.

TÜGVA’lı gençlerin yemini, Almanya’da 1930-1940’lı yıllara damga vuran Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi lideri Adolf Hitleri destekleyen partililerin yaptığı yemini andırıyor.

HİTLER YEMİNİ

Hitler Yemini ve Askerin Yemini olarak anılan yeminde Alman Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerleri ile Nazi Almanyası memurlarının Hitlere bağlılıklarını bildiriyor.

Bu yeminle Almanlar ülkenin anayasasına bağlılık yerine Adolf Hitler’e kişisel sadakat sözü vermiş oldu. Tarihçiler bu kişisel yemini savaş suçları, zulüm ve soykırım işlemek için verilen emirlere uymak için önemli bir psikolojik unsur olarak görüyorlar. Nazilerin yargılandığı Nürnberg mahkemelerinde birçok Alman subay ettikleri yemini savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara karşı savunma olarak kullanmaya çalıştı. Fakat çabaları başarısız oldu.

Bu gidişle seçim 2023’e kalmaz! İşte yeni seçim hesapları

 

Okumaya devam et

Gündem

Ayşe Özdoğan’ın ailesini ziyaret eden CHP’li Karaca’dan “İnfazı derhal durdurun” çağrısı

Tek başına yaşamını idame ettiremeyeceği ile ilgili raporlara rağmen cezaevine gönderilen 4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın ailesini ziyaret CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e “Derhal infazı durdurun!” çağrısı yaptı.

BOLD – CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, cezaevine gönderilen 4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın ailesini ziyaret etti. Ayşe Özdoğan hakkında bilgi alan Karaca, sosyal medya hesabından “Derhal infazı durdurun” çağrısı yaptı.

“DERHAL İNFAZI DURDURUN!”

Cezaevinde kalamayacağı ile ilgili raporlara rağmen tutuklanıp cezaevine gönderilen 4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın serbest kalması için çağrılar devam ediyor. CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Karaca, Özdoğan’ın ailesini ziyarette ettikten sonra Twitter hesabından paylaşımda bulundu. Adalet Bakanı’na seslenen Karaca, ”4. evre kanser hastası olmasına rağmen cezaevinde tutulan Ayşe Özdoğan’ın ailesini ziyaret edip durumu hakkında bilgi aldım. Derhal infazı durdurun!” dedi.

 

 

Siyasi suikast ifşa olunca ibre gazeteciye mi döndü?

Okumaya devam et

Popular

Shares