Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Beyaz sandalyede ölümün ardından Kabakçıoğlu’nun kardeşi yazdı

Dünya, KHK’lı komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nu cezaevinde beyaz bir plastik sandalye üzerinde can verdiğinde tanıdı. Ölümünün üzerinden 6 ay geçen Kabakçıoğlu’nun kardeşi Harun Kabakçıoğlu abisinin hikayesini Bold Medya için yazdı…

BOLD ÖZEL – Gümüşhane E Tipi Cezaevinde beyaz bir plastik sandalye üzerinde ölü bulunan KHK’lı komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünün üzerinden 6 ay geçti. Yaşasaydı eğer 29 Şubat’ta 45 yaşına girecek ve mart ayında tahliye olduktan sonra kardeşi Harun Kabakçıoğlu ile birlikte kurdukları hayalleri gerçekleştireceklerdi. Ama olmadı. Harun Kabakçıoğlu abisinin ardından duygularını Bold Medya için kaleme aldı:

“Ailemizin ilk kamu görevlisi, komiser yardımcısı, üç kız çocuğunun ardından erkek olarak doğan, ortalama Karadenizli ailenin gurur duyabileceği, bizim aile etrafına da mucize yaşatan Mustafa’nın doğum günü 29 Şubat idi. Yaşasaydı buruk da olsa 45. yaşını kutlayacaktık. Gümüşhane E Tipi Cezaevinde ağır hasta olmasına rağmen başta iktidarın asılsız iftiraları, cezaevi amirleri ve infaz memurlarının ihmalleriyle tek başına ölüme terk edileli tam 6 ay oldu. Bu kibarca açıklamaydı, aslında Mustafa öldürüleli altı ay oldu.

“YALANINIZA EN BAŞINDAN BERİ İNANMADIM”

Evet, giden gelmiyor. Bendeki ve ailemizdeki o hüzün hiç gitmedi, gitmeyecek de. Jandarma olay yerinin çektiği, basında da yer alan fotoğraflar olmasa sorumlu savcının “Bahçeli, nezih, turistik otel gibi odada, ona çok iyi baktık, çocuklarımın üzerine yemin ederim” diye ergence kendini savunması (savcı niye böyle yemin ederse) yalanına herkes inanacaktı ama ben inanmamıştım. Çocuk yoktu karşısında nihayetinde.

Kıbrıs Harekâtında Rum esirlere bile melek gibi davranıldığını anlatılan kamu güvenlik görevlilerimiz nedense abim Mustafa’ya hiç de öyle davranmamışlardı. Acil olarak kaldırıldığı hastaneye tekerlekli sandalye ile gitmek istediğinde, nemrutça cevap almış, terslenmiş, bilincini kaybettiğinde götürüldüğü Gümüşhane Devlet Hastanesine o halde kelepçeyle yürütülmüştü. Bilincini kaybedip merdivenlerden düştüğü zaman etrafındaki görevliler “Götürmeyelim hastaneye, yine iş çıktı, of lanet olsun” diye homurdanmışlardı. Bütün bunları kendi tuttuğu günlüklerden okuyoruz. Ne acı!

İFTAR SAATİNDE BİLE RAHAT BIRAKMADILAR

Ramazan ayında iftar saati orucunu açtığı vakitte gelen cezaevi infaz memuru tarafından oturduğu beyaz plastik sandalye -ki o sandalyede son nefesini verdi- alınmış ve iftarını ayakta açabilmişti. Bu nasıl Müslümanlıktır, nasıl açıklayabileceksiniz bu kininizi?

Bize ısrarla söylenen Mustafa’nın tedaviyi istemediğine dair amatörce, uyduruk bir bahane. Ölmeden iki gün önce cezaevi doktoruna yazdığı ve sosyal medyadan da kamuoyunun gördüğü ve saygıda kusur etmediği dilekçede “Vermiş olduğunuz ilaçları düzenli olarak kullanmaktayım. Ancak ilaçların yan etki yaptığını düşünüyorum. Özellikle sol ağzım, sol bacağımda aşırı ŞİŞME oldu. Yürüyüş, konuşma sıkıntısı yaşıyorum. Bu dilekçeyi yazarken kolumda uyuşukluk yaşıyorum. Bel altı hareket özgürlüğümü sağlayamıyorum. Hiçbir işlemimi yapamıyorum. Saygılarımla arz ederim.” demişti.

Mustafa Kabakçıoğlu’nun 27 Ağustos 2020 tarihli son dilekçesi.

“FAZLASIYLA KÜÇÜMSEDİNİZ”

90’lı yıllarda ölüm orucuna yatan devrimcilere ölüm orucunu yapmasına izin vermeyen yüce görevlilerimiz nedense Mustafa’nın “Hastaneye gitmek istemiyorum” (orası da ayrı dava olabilecek iddialarıyla) sözünü dikkate alarak tıbbi müdahale etme gereği duymuyor. Mahpusun isteğini normalde ciddiye almayan Gümüşhane E Tipi Cezaevi yönetimi nedense Mustafa’nın bu sözünü hemen dikkate alıyor!

Ama unuttukları bir şey var. Zamanında Hizbullah’tan IŞİD’e kadar katıldığı operasyonlarda başarılar kazanmış, bakanlık tarafından takdirname ile ödüllendirilmiş yılların istihbaratçısı, komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nu fazlasıyla küçümsüyorlar. Rahat da davranıyorlar. Ne olacak Allah’ın fetöcüsü, vatan haini ya Mustafa! Devlet için yaptık deriz en kötü, nasılsa işe yarıyor bu savunma her daim.

Kendilerini bir gece yarısı paldır küldür Takvim gazetesine verilen ve hiç de inandırıcı olmayan bir fotokopi kâğıdıyla aklamaya çalıştılar. Ancak yandaşlarınızı ikna edebilirsiniz bu kağıtla. Takvim gazetesine bu şaibeli fotokopi kâğıdını kim vermiştir.? Takvim gazetesi savcılığın haber masası mıdır? Benim avukatım aracılığı ile aylarca görmek istediğim ve aylarca beklediğim resmi evrak Takvim’e nasıl verilmiştir? Davanın müdahili olarak belgeyi görmek hakkımız bizim değil miydi?

CEZAEVİ MÜDÜRÜ NEDEN DEĞİŞTİRİLDİ?

Mustafa içerde yapılan sistematik işkenceyi, yaşadığı zulmü tuttuğu günlüklere satır satır yazarak arşivledi. Olay sonrası Gümüşhane E Tipi Cezaevinden başka yere gönderilen müdür Heybetullah Gözcü neden susmaktadır? Yoksa o da yukarlardan talimat mı almıştır? Benim savcılıktan istediğim belgeler nedense iktidarın yalan makinesi olan gazetede gece yarısı haber olarak geçiliyor.

2000 yılında sözde adına hayata dönüş denen ama aslında hiç de öyle olmayan, siyasi mahpusları hayattan koparan o operasyonda hayatını kaybedenler için mahkemenin kararını okudum. Dava sonucunda özetle, “ insanların en değerli varlıkları olan çocuklarının doğal olmayan nedenlerle ölümünden duydukları üzüntü ve acının hiçbir suretle giderilmesi mümkün bulunmamaktadır “denilmiş 2003 yılında. Ve kamu güvenlik personelinin yaptıklarının yasalara göre suç olduğunu eklemiş.

“MÜFETTİŞ RAPORLARI BİZİMLE PAYLAŞILMADI”

Aradan 17 yıl geçmiş ve 2020 yılında aynı suç tekrarlanmış ama nedense aynı adil hukuki süreci bizler göremedik. İnsanlık ayıbı olan olay yeri fotoğrafları, ekim ayında ulusal medyaya düşünce toplumun gazını almak için olsa gerek Adalet Bakanlığı “İki müfettiş görevlendirdik” diye açıklama yaptı ama nedense müfettişlerin ne yaptığı, nasıl rapor verdiği 6 ay geçmesine rağmen bizimle paylaşılmadı. Adalet Bakanı’nın yüzüne “üç kez müfettiş raporları” ne oldu diye soran TBMM İnsan Haklarını Komisyon Üyesi Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sanırım birilerini korkuttu ki şimdi de onun üzerine yürüyüp, itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Ömer Hoca’nın ceketinin mendili olamayacak kalibrede insanlar onu yargılamaya kalkıyorlar.

Sosyal medya hesaplarında “Hayvanları soğukta ihmal etmeyelim” diyen Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, kariyeri ödüllerle dolu olan, vatan sevgisi ortalama vatandaştan kat kat fazla olan komiser yardımcısının ölümüne, sokakta üşüyen kangal cinsi köpeğe gösterdiği kadar hassasiyet göstermemiştir. Senin inandığın dinin bunu mu emrediyor Abdülhamit Gül?

“TEK SORUMLU YETKİLİLER DEĞİL, SEN DE KABAHATLİSİN!”

Kamuoyuna açıklama yapılmadan sessizce Gümüşhane E Tipi Cezaevi müdürünün görev yeri değiştirildi. Peki, Mustafa’nın bu yaşanılan tarifi olmayan acının sorumluları sadece cezaevi ve Adalet Bakanlığı yetkilileri ve şu anki muktedir midir? Hayır elbette.

KHK ile mesleğinden ihraç edilince sevinenler “onlar da suçlu yav, ama onlar da sınav sorusu çaldı” diye iftira attığın Mustafa 2000 yılında memur oldu. Yani Ecevit iktidarken başladı mesleğine. “Devlet durup dururken birilerini tutuklamaz, vardır bir şeyler, ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diyenler sen de kabahatlisin. Seni de inandığın tanrı affetsin, ben affetmiyorum. Sabaha doğru hiç ummadığın zamanda ters kelepçeyle çıkarsan bir gün, o zaman anlarsın bu dediğimi. Ve komşuların da sana aynı cümleyi kursun “yav bişi yapmıştır, benim evime neden gelmediler” merak etme sıra sana da gelir, rahat ol, hiç canını sıkma.

Nazilerin yaptığı soykırımdan farkı olmayan KHK ile ihraç olan memurlara “Ağaç kabuğu yesinler” diyen AKP Isparta İl Başkanı (şu an kanser tedavisi görmekteymiş) sen de çok kabahatlisin. Ağaç kabuğunu kaynat, belki iyi gelir hücrelerine.

Bir de asıl kabahatliler, en çok rahatsız olduğum, evlat olsa sevilmez cinsinden. Eğer güçlü olan değişsin ilk diyecekleri “Ya biz de çok rahatsızdık, biliyorduk, bakma sesimizi çıkaramadık Harun” diyen tipik ortalama Türk vatandaşı. Kimi zaman laik, kimi zaman Atatürkçü takılan, kimi zamanda vatan millet Sakaryacı olan orta yolcu, sen de çok kabahatlisin!

“YENİ BİR HAYAT KURMA HAYALİMİZ VARDI”

Üç kardeş bir görüş gününde. Ağustos 2019, Gümüşhane E Tipi Cezaevi.

Mustafa geri gelmeyecek, ne desem ne yazsam boş. Onunla hayal ettiğimiz, tahliye olunca dededen kalma topraklarında bağ bahçeyle uğraşıp, buğday ekip “Ben çok Müslümanım, namaz da kılıyorum” diyenleri evimize, içimize sokmayacağımız yeni bir hayat hayalimiz vardı. Gittiğim her açık görüşte bunu defalarca konuştuk. Tahliyesi mart ayında bitecekti ama gerçekleşemedi. Ölümden sonra hayat var mı, bana pek de var gibi gelmiyor uzun zamandır ama buradayken cennetimizi yaşayamadık, o hep cehennemi yaşadı bu yalan dünyanın.

Mustafa garip geldi, garip gitti. Hiçbir zaman lüks arabası olmadı, lüks sitelerde oturmadı. Lüks yaşantısı da olmadı. Zaten istemezdi de. Mustafa’nın da kaderi böyle oldu. Kimilerinin kullandığı dil ile o bir fetöcü idi. Yıllar önce haber bültenlerinde gözümüze sokulan etö aşağı, etö yukarı diye vatansever komutanları da çarklarında ezen, öldüren aynı güç yeni günah keçisi buldu adına da fetö dedi. Herkes de bu fetö sakızını güzel çiğnedi, çiğnemeye de devam etmekte. Eğer hukuk, adil yargılama gelirse bu ülkeye, kimin gerçekten kahraman, kimin vatan haini olduğu anlaşılacaktır ama artık benim için de pek bir önemi yok, ölenler geri gelmeyeceği için…”

Karantina hücresinden cenazesi çıktı: Plastik sandalyede ölüm!

Mustafa Kabakçıoğlu’nun günlüğü: Hiç olmazsa bir tekerlekli sandalye

BOLD ÖZEL

Tayyip Erdoğan ‘ikinci evim’ dedi İranlılar deniz kenarına yerleşti

Türkiye İstatistik Kurumu’nun konut satış verilerinde ilginç detaylar yer alıyor. 2021’in ilk üç ayında Türkiye’den en çok İranlılar konut aldı. 1.599 ev alan İranlıları Irak ve Rusya vatandaşları izledi. Yabancıların en çok deniz kenarlarındaki şehirlere yerleşmeleri dikkat çekti.

BOLD ÖZEL – Türkiye’de yabancılara konut satışları, AKP siyasetiyle paralel yürüyor. 2015 yılına kadar Avrupa ülkelerinin vatandaşları Türkiye’den ev alırken, son yıllarda Orta Doğu ülkeleri ve Rusya ön plana çıktı. TÜİK’in ülke uyruklarına göre konut satış rakamlarına göre Mart ayında İran vatandaşları Türkiye’den 663 konut satın aldı. İran vatandaşlarını sırasıyla, 644 konut ile Irak, 419 konut ile Rusya Federasyonu, 302 konut ile Afganistan ve 166 konut ile Kazakistan vatandaşları izledi.

ALMANYA’NIN YERİNİ RUSYA ALDI

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İkinci evim İran” açıklamasından sonra hızla Türkiye’den ev almaya başlayan İranlılar, geçen sene ilk kez zirveye yerleşmişti. Bu yılın ocak-mart döneminde de tablo değişmedi. 1.599 ev alan İranlılar, 1.461 konut alan Iraklılar, 938 ev alan Rusya vatandaşları ilk üç sırada yer aldı. Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin ile yakın teması konut satışlarına da yansıdı. Rusya vatandaşlarının ev sahibi olma oranları yukarılara çıktı. Önceki yıllarda Almanya vatandaşları Türkiye’den en fazla ev satın alan ülkeler arasında yer alırken şimdi alımlar geriledi. Geçen yılın ilk 3 ayında 328 Almanya vatandaşı Türkiye’den ev alırken bu yıl sayı 303’e düştü. Ev alanların çoğunluğunu da çiftte vatandaşlığı olan gurbetçiler oluşturdu.

SUUDİ ARABİSTAN’A SATIŞLAR DÜŞÜYOR

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan yönetimi arasındaki kriz sebebiyle ambargoya varan ticari ilişkililer konut satışlarında da kendini gösterdi. Suudi Arabistan vatandaşları geçen yılın ilk üç ayında 303 ev satın alırken, bu senenin aynı döneminde 106 konut aldı.

YABANCILAR İSTANBUL’DAN EV ALIYOR

Yabancıların ev aldığı şehirlerde deniz manzaralı iller ön plana çıkıyor. Bu yılın ilk 3 ayında yabancılar İstanbul’dan 5 bin 24 konut satın aldı. Antalya’da ise 1.884 yabancı uyrukluya ev satışı yapıldı. Siyasete yakın olmak isteyen 642 yabancı Ankara’dan ev sahibi oldu.

İller                Konut satışı

İstanbul        5.024

Antalya         1.884

Ankara          642

Mersin           453

Yalova           263

Bursa             205

Samsun         190

İzmir              177

Muğla            160

Sakarya        142

Diğer             747

Toplam          9.887

TÜİK verileri.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AKP’li belediyeyle beraber insan kaçakçılığı mı yaptı? O şirket yetkilisi ilk kez konuştu

AKP’li Yeşilyurt belediyesinin projesiyle Almanya’ya giden 43 kişinin geri dönmemesi ile ortaya çıkan insan kaçaklığı sonrası gündeme gelen ve bu işi organize etmekle suçlanan Almanya’daki Mega Kilit GmbH isimli şirketin yetkilisi Ersin Kilit ilk kez konuştu.  

BOLD ÖZEL – Almanya’daki Mega Kilit GmbH isimli şirketin yetkilisi Ersin Kilit, AKP’li belediyeyle beraber insan kaçakçılığı yaptıkları ile ilgili suçlamalar konusunda Bold’a özel açıklamalar yaptı. AKP’li Yeşilyurt Belediyesi’yle beraber insan kaçakçılığı yapmakla suçlanan Kilit’in, Fatih Akalan’ın sorularına verdiği cevaplar…

45 kişiye neden davetiye gönderdi?
Almanya’ya kaç kişi geldi?
Masrafları şirket mi ödedi?
Organizasyon karşılığı ücret aldı mı?
Hakkında soruşturma açıldı mı?
Türk yetkililer kendisini aradı mı?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

1 ayda 470 bin aile fakirleşti: #MilletDeğilZilletAç

açlık, yoksulluk,

Sosyal medyada #MilletDeğilZilletAç etiketi üzerinden AKP’li trollerle vatandaşların tartışması büyüyor. Sosyal Güvenlik Kurumunun verileri ise resmi yoksul sayısını ortaya koyuyor. Aylık geliri 1.192 liranın altında olan aile sayısı bir ayda 469 bin 652 arttı. İşsiz olan bu ailelerin 107 liralık Genel Sağlık Sigorta primini devlet yatırmaya başladı.

BOLD ÖZEL – SGK’nın yeşil kart verileri Türkiye’deki yoksulluğun boyutunu gözler önüne serdi. Lise ve üniversiteden mezun olup iş bulamayanlar ile işten çıkarılanları ilgilendiren bu rakamlar asgari ücretin üçte birinden az geliri olanları kapsıyor.

İŞ YOK AŞ YOK

SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’ndan herhangi birinde sigortası olmayan bu kişiler kaymakamlıklara gidip gelir testi yaptırıyor. Bu kişilerin hem işi yok hem de evde pişirecek bir aşı yok. Gelir testinde hane içinde kişi başına gelir, brüt asgari ücret 3 bin 577 lira 50 kuruşun üçte birinden az çıkarsa primi devlet karşılıyor.

1 AYDA 469 BİN AİLE FAKİRLEŞTİ

2020 yılı aralık ayında gelir testine giren ve asgari ücretin üçte birinden az geliri olan aile sayısı 7 milyon 825 bin 828 idi. 1 ay gibi bir sürede geliri asgari ücretin üçte birinden az olanlara 469 bin 652 aile daha eklendi. 2021 ocak ayında yoksul olduğu için primi devlet tarafından ödenen aile sayısı 8 milyon 295 bin 480’e fırladı.

41 MAAŞLA GEÇİNEMEYENLER, BEDAVA PATATES SOĞAN BEKLEYENLER

Bir tarafta 30 günde 470 bine yakın aile fakirleşirken, diğer tarafta 40 maaşla geçinemediği için 41. maaşa bağlanan AKP’liler bulunuyor. Aylık 250 bin lira maaş alan AKP’lilerin Ziraat, Halkbank, Vakıfbank, Türk Telekom, Borsa İstanbul gibi kuruluşlardan yönetim kurulu üyeliği adı altında aldıkları ballı maaşlara yenileri ekleniyor. Yoksulları unutmayan AKP de market ve pazar fiyatlarına gelen zamlara yetişemeyen fakir fukaraya, çiftçinin elinde kalan patates ve soğanı dağıtacak. Garip gureba Ramazan ayında bedava patates soğanla iftar sahur yapıp oruç tutacak.

60 BİN MESAJLA YOKSULLUĞU ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR

Resmi yoksul sayısını umursamayan AKP’li troller sosyal medyada açtıkları #MilletDeğilZilletAç tabelasına gönderdikleri mesajlarda muhalefet partilerinin sofralarını paylaştı.

Vatandaşlar ise aynı tabela altında paylaştıkları mesajlarda AKP’lilerin lüks yaşamından fotoğraflarla şatafatı gözler önüne serdi.

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0