Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Dünya Uygurları sömüren Çinli şirketlerle iş yapmayı bırakırken Türkiye sessiz

Dünyanın en büyük firmaları Çinli kuruluşlarla ardı ardına iş yapmayı bırakıyor. Son olarak Japonya’daki dev firmalar Uygur politikası nedeniyle Çinli şirketlerle iş anlaşmalarını gözden geçirme kararı aldı. Türkiye ve Türk firmalardan ise bugüne kadar bir ses çıkmadı.

BOLD – Japonya’da 12 büyük şirket Sincan bölgesindeki Müslüman Uygur azınlığın zorla çalıştırılmasından yararlandığı tespit edilen Çinli ortaklarıyla işlerini bırakacaklarını veya bırakmayı düşüneceklerini açıkladı.

Onlar arasında Sony, Toshiba, Hitachi, Fast Retailing, Ryohin Keikaku gibi uluslararası ticaret yapan markalar bulunuyor.

ABD ve İngiltere’nin pamuk ve Sincan bölgesinden gelen diğer ürünlere ithalat kısıtlamaları getirmesinin ardından, diğer ülkelerde de “insan hakları ihlallerine karşı harekete geçmeleri” için baskı artıyor.

Japonya hükumeti bugüne kadar Çin’i kışkırtma korkusuyla benzer yaptırımları yavaş uygulamakla eleştiriliyordu.

82 KÜRESEL ŞİRKET

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü (ASPI), geçen yılki bir raporda, 82 küresel şirketi Sincan dışındaki Uygur işçilerinin istismar edici iş gücü transferi programları aracılığıyla kullanımından doğrudan veya dolaylı olarak yararlandığını tespit etmişti.

Merkezi Washington’da bulunan Küresel Politika Merkezi de (Center for Global Policy), Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki pamuk tarlalarında devlet tarafından zorla çalıştırılan Uygur Türkleri ile ilgili bir rapor yayımlamıştı.

Raporda, Uygur Türkleri ve diğer azınlıkların, çalışma kampları dışında Sincan’ın batı bölgesindeki pamuk tarlalarında zorla çalıştırıldıklarına dair görüntülü ve yazılı somut kanıtlar sunuldu.

Sincan’daki üç bölgedeki pamuk tarlalarına 2018 yılında 570 bin kişinin zorla devlet tarafından gönderildiği kaydedilen raporda, polis gözetiminde zorla pamuk toplama işinde çalıştırılan Uygur Müslümanlara çok düşük ücret verildiği aktarılmıştı.

AKP HÜKUMETİ VE TÜRK FİRMALAR SESSİZ

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün dünya çapında yankı uyandıran raporunun ardından bu konuda küresel çapta bir farkındalık oluştu.

ABD, İngiltere, Avrupa Birliği ve Almanya, Uygurların sömürüsüne dayanan şirketlerle iş yapmayı durdurmak için adımlar attı ve atıyor. Ancak AKP hükumeti ve Türk firmalardan bu konuda ne bir adım atıldı ne de bir açıklama yapıldı.

Çin dünyadaki pamuğun beşte birini üretiyor. Çin’deki pamuk üretiminin yüzde 80’i ise, Uygur Türkleri’nin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yapılıyor.

Tekstil sanayisi ile ön plana çıkan Türkiye’de hangi şirket ve kuruluşların Çin’den Uygurların sömürüsü ile elde edilen pamuğu ve ipliği kullandığı bilinmiyor. Bu konuda yapılmış bir çalışma da bulunmuyor.

Türk devletinin ve Türk iş dünyasının Müslüman Uygur Türklerine karşı yapılan haksızlıklar konusundaki umursamaz tavrı, milliyetçiliğin köpürtüldüğü şu günlerde oldukça dikkat çekiyor.

Batı dünyasında bu konuda oluşan farkındalık ise takdir topluyor.

İNGİLTERE, YASAL DÜZENLEME YAPACAĞINI AÇIKLADI

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Parlamentoda Ocak ayında yaptığı açıklamada, Çin’in Şincan Uygur Özerk Bölgesi’yle bağlantılı ürünlerin ülkedeki tedarik zincirine girmesini engellemek amacıyla şirketlere yönelik yeni düzenlemeler getireceğini duyurdu.

Modern Kölelik Yasası’nın para cezalarını içerecek şekilde sertleştirileceğini belirten Raab, tedarik kurallarına uymayan şirketlerin hükümet sözleşmelerinden men edileceğini ve özellikle Sincan’dan gelen ürünler üzerinde ihracat kontrolleri başlatılacağını belirtti.

AVRUPA PARLAMENTOSUNDAN ŞİRKETLERE ÇAĞRI

Avrupa Parlamentosu’nda da Aralık ayında bütün siyasi grupların katılımıyla “Zorla çalıştırma ve Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki Uygurların durumu” konulukarar tasarısını kabul etti.

Tasarıda “Çin hükümetinin yürüttüğü zorla çalıştırma, özellikle Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Müslüman azınlık gruplarının Sincan’daki fabrikalarda ve kapalı kamplarda sömürülmesi sistemi, zorla çalıştırılan kişilerin Çin’in başka yerlerine gönderilmesi, bilinen Avrupa markaları ve şirketlerinin zorla çalıştırmadan faydalandığı gerçeği” kuvvetli şekilde kınandı.

Milletvekilleri, özel sektörden Sincan ile ilişkilerini değerlendirmelerini, arz zincirlerinde insan haklarına uyulduğunun tespiti için denetim yapmalarını, uyulmuyorsa iş ilişkilerini kesmelerini istedi.

ABD’DE TASARI TEMSİLCİLER MECLİSİNDEN GEÇTİ, SENATO’DA BEKLİYOR

ABD Temsilciler Meclisi de Doğu Türkistan’da zorla çalıştırma yoluyla imal edilen ürünlerin ABD’ye ithalatının yasaklanmasını ve işçi kaçakçılığına karışan kişilere yaptırım uygulanmasını öngören bir tasarıyı Eylül ayında kabul etti.

Tasarının yasalaşması halinde, Çin’in dünyaya ihraç ettiği pamuğun yüzde 80’inin geldiği Doğu Türkistan bölgesinden alım durdurulacak. Ayrıca bu bölgede üretilen birçok malın alımı yasaklanacak.

Ancak başta Apple ve Nike gibi ünlü markalar olmak üzere Çin’de üretim tesisi bulunan birçok ABD’li firmanın, bu tasarıya karşı lobi yaptığı iddia edilmişti. Söz konusu tasarı halen Senatoda bekliyor.

XPCC FİRMASINDAN İTHALAT YASAĞI

ABD, geçtiğimiz yıl Uygur Türklerinin zorla çalıştırıldığı gerekçesiyle, Çin’in pamuğunun yüzde 30’una yakınını üreten ve Çin ordusuna yakın olduğu bilinen Sincan Üretim ve İnşaat Şirketinden (XPCC) pamuk ürünlerinin ithalatını yasakladı.

ABD Gümrük ve Hudut Muhafaza İdaresinden yapılan açıklamada, İç Güvenlik Bakanlığı’nın tüm ABD limanlarındaki personele, XPCC’den gelen pamuk ürünlerinin alıkonulması talimatını verdiği duyuruldu.

ABD Hazine Bakanlığı da XPCC ile doğrudan iş yapılmasını yasaklamıştı.

ALMANYA’DA TEDARİK ZİNCİRİ YASASI YOLDA

Almanya’da da küresel çapta faaliyet yürüten büyük Alman şirketlerini insan hakları ve çevre koruma konularında dünya çapındaki tedarikçilerinden tutan ‘Tedarik Zinciri Yasası’ yolda.

Küresel çapta faaliyet yürüten büyük Alman şirketlerini gelecekte insan hakları, çocuk işçiliği, doğal kaynaklar ve iklim koruma konusunda daha fazla sorumluluk altına alacak olan Tedarik Zinciri Yasası üzerinde Almanya’daki hükümet ortakları uzlaştı.

Federal hükümeti oluşturan Başbakan Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) tarafından hazırlanan yasa tasarısının önümüzdeki ay bakanlar kuruluna gelmesi, yaz tatiline girilmesinden önce de oylanarak Federal Meclis’ten geçmesi planlanıyor.

Yasanın Uygur Türklerine karşı yapılan insan hakları ihlalleri nedeniyle Çinli firmalarla iş yapan Alman firmaları zorlaması bekleniyor.

H&M, PAMUK TEDARİĞİNİ DURDURDU

İsveç merkezli dünyaca ünlü giyim firması H&M de Eylül ayında etnik azınlıkların “zorunlu çalıştırılması” nedeniyle Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden pamuk tedarik etmeyeceğini duyurdu.

Bu kapdamda H&M, Çinli iplik üreticisi Huafu Fashion ile sözleşmelerini iptal etti.

190 ÖRGÜTTEN ÜNLÜ MARKALARA ÇAĞRI

Geçen yıl aralarında Uluslararası Kölelik Karşıtı Örgüt (Anti-Slavery International), İşçi Hakları Konsorsiyumu (WRC), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), ABD merkezli AFL-CIO İşçi Sendikası ve Uygur İnsan Hakları Projesinin de bulunduğu 190’dan fazla insan hakları örgütü, Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türki azınlıkların fabrikalarda zorla çalıştırılmasıyla ilgili ortak bir açıklama yapmıştı.

36 ülkeden ortak açıklamaya imza atan örgütler, ünlü markalara, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin zorla çalıştırıldığı fabrikalarla ve tedarikçilerle iş birliğine son vermeleri çağrısında bulunmuştu.

ÇİN’DEKİ PAMUK ÜRETİMİNİN YÜZDE 80’İ SİNCAN’DA

Çin dünyadaki pamuğun beşte birini üretiyor. Çin’deki pamuk üretiminin yüzde 80’i ise, elverişli iklim şartları ve verimli toprakları sebebiyle Uygur Türklerinin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yapılıyor.

Birleşmiş Milletler ve dünyanın önde gelen sivil toplum örgütlerinin verilerine göre şu anda Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 1 milyona yakın Uygur Türkü, Kazak ve diğer Müslüman etnik azınlıklar Pekin yönetimi tarafından toplama kamplarında zorla çalıştırılarak ucuz işgücü olarak kullanılıyor.

İŞGÜCÜ TRANSFER PROGRAMI

Çin’de ‘İş gücü transfer programı’ kapsamında toplama kamplarından ya da kırsal kesimden getirilen Doğu Türkistanlılar, fabrikalara sevk ediliyor.

Programa zoraki tabi tutulan Uygurların Mandarince (Çince) öğrenmeleri ve haftalık törenlerde Çin Komünist Partisi’ne (ÇKP) sadakat yemini etmeleri gerekiyor.

Uygurların modern kölelik olarak tanımladığı program, devlet medyası tarafından yoksulluğu azaltıcı bir adım olarak tanımlanıyor ve övgüyle anlatılıyor.

Libya’da güç mücadeleleri: İçişleri Bakanı’na suikast iddiasını diğer devlet kurumu yalanladı

Dünya

Suriye’de sular ısınıyor: ABD İran destekli milisleri, Rusya IŞİD’i vurdu

ABD’de göreve gelen Joe Biden yönetiminin Suriye’de ilk sahaya yansıması görüldü. Pentagon, Suriye’de İran destekli milislere hava saldırısı düzenledi. Bu arada Rusya’da bu hafta IŞİD hedeflerine hava saldırıları düzenledi.

BOLD – ABD Suriye’de İran destekli milislere hava saldırısı düzenledi. Pentagon sözcüsü John Kirby saldırıyla ilgili, “ABD Başkanı Biden’ın emriyle ordu, Suriye’nin doğusunda İran destekli milislerin kullanmakta olduğu altyapıyı hedef aldı” ifadelerini kullandı.

Kirby, saldırının niçin gerçekleştirildiğine ilişkin ise, “Bu saldırı son dönemde Irak’ta Amerikan ve Koalisyon güçlerine yapılan saldırılara misilleme olarak düzenlendi” diye konuştu.

IŞİD’LE MÜCADELENNİ YENİDEN CANLANMASI BEKLENİYOR

Eski Başkan Donald Trump döneminde IŞİD’in yenilgiye uğratıldığının açıklanmasının ardından ABD, Suriye’deki güçlerini ülkenin doğusuna çekmiş ve petrol bölgelerinin korunmasına odaklanmıştı.

ABD’deki Joe Biden yönetimin Suriye’de özellikle IŞİD’le mücadelede yeniden daha aktif bir politika uygulanması bekleniyor. Bu kapsamda, YPG’ye ve YPG ile bağlantılı Suriye Demokratik Güçleri’ne ABD’nin desteğinin artacağı ifade ediliyor.

Bugüne kadar Suriye’deki İran destekli gruplara karşı çok fazla saldırı düzenlemeyen ABD’nin bu grupları hedef alması da Washington’un politikasının değişeceğinin göstergelerinden birisi.

SOHR: 17 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Cuma gecesi Irak sınırında gerçekleştirilen hava saldırılarında İran yanlısı Haşdi Şabi milislerine mensup en az 17 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

İran yanlısı milislere yönelik düzenlenen hava saldırısı Biden’ın beş hafta önce göreve başlamasından bu yana ABD Ordusu’nun Ortadoğu’daki ilk harekatı oldu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırılar sonucunda Irak’tan Bukamal şehrinin güneyindeki gayri resmi bir Suriye sınır karakoluna gelen üç mühimmat kamyonunun imha edildiği bilgisini paylaştı.

Pentagon sözcüsü John Kirby, saldırının Suriye sınır karakolunun altyapısını hedef aldığını ve bölgedeki çeşitli tesislerin imha edildiğini belirti.

Kirby, söz konusu tesislerin aralarında Kataib Hizbullah’ın bulunduğu Haşdi Şabi’ye ait yapılanmalar tarafından kullanıldığını savundu.

“AÇIK BİR MESAJ”

Kirby, askeri operasyonlarla Biden’ın Ortadoğu’daki ABD birliklerini ve müttefiklerini korumak için harekete geçeceği konusunda ‘açık bir mesaj’ gönderdiğini vurgulayarak, saldırıları orantılı olarak nitelendirdi.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ise hava saldırıları hakkında Pentagon’un doğru hedefi seçtiğinden emin olduğunu belirterek, son zamanlardaki roket saldırılarından sorumlu olan milislerin vurulduğunu belirtti.

IRAK’TA AMERİKAN HEDEFLERİNE YÖNELİK SALDIRILAR

ABD’nin Irak’taki pozisyonlarına, uzun bir aradan sonra roketli saldırılar düzenlenmişti. Son üç saldırıda can kayıpları da meydana gelmişti.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’deki havalimanında bulunan ABD üssüne 15 Şubat’ta düzenlenen roketli saldırıda bir sivil askeri personel hayatını kaybetmiş, bir ABD’li asker ve 5 Iraklı personel yaralanmıştı. Havalimanı çevresinde roketlerin isabet ettiği yerleşim yerlerinde de yaralanan siviller olmuştu. O saldırıdan günler sonra da ABD askerlerinin Bağdat’taki bir üssü hedef alınmıştı.

ABD Hükumeti saldırıdan Kataib Hizbullah’ı sorumlu tutuyor. Ancak, Kataib Hizbullah saldırıları üstlenmemişti.

NEDEN SURİYE’DEKİ HEDEFLER SEÇİLDİ?

Reuters ajansı ABD’nin hava saldırısını Suriye ile sınırlı tutup Irak’ta bir saldırı düzenlememesinin, bu saldırılara dair bir soruşturma yürüten Irak hükümetini zor duruma düşürmeme amacını taşıdığını aktardı.

Reuters’a konuşan adını açıklamak istemeyen bir ABD yetkilisi, bu şekilde verilen bir yanıt ile bir yandan milisleri cezalandırırken bir yandan da bölgedeki gerilimi daha fazla artırmamasının gözetildiğini söyledi.

RUSYA’DA SURİYE’DE HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

Bu hafta Suriye’de hava saldırısı düzenlendiğini açıklayan tek ülke ABD olmadı.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Rusya’nın bu hafta Suriye’deki IŞİD hedeflerine onlarca hava saldırısı düzenlediğini aktardı.

Saldırıların Humus ile Deyr ez Zor arasındaki yolun güvenliğini sağlamak için operasyon başlatan Suriye ordusuna destek olmak amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

Gözlemevine göre Salı ve Çarşamba günleri düzenlenen saldırılarda en az 10 IŞİD militanı öldürüldü.

Birleşmiş Milletler, IŞİD’in bölgesel hakimiyetini kaybetmesine rağmen Irak ve Suriye’de 10 bin aktif militanı olduğunu tahmin ediyor.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

Okumaya devam et

Dünya

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

20 Ocak’ta ABD başkanlığını devralan ve arayıp görüşmediği devlet başkanı kalmayan ABD Başkanı Joe Biden, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı görmezden geliyor. Göreve başlamasının üzerinden yaklaşık 40 gün geçen Biden, önceki başkanların aksine Erdoğan’ı hala aramadı.    

BOLD – ABD Başkanlığı’na başlayan Joe Biden, kendisinin seçilmesinin ardından geç tebrik eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşme talebine cevap vermiyor. Biden bu süreçte birçok devlet başkanı ile görüşürken, Erdoğan ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Libya’da Başkanlık Konseyi Başkanlığına seçilen Muhammed el Menfi, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall gibi liderlerle görüştü.

İLK KANADA BAŞBAKANI’NI ARADI

Liderlerle görüşen Biden’ın neredeyse aramadığı tek lider Erdoğan oldu. Biden 20 Ocak görevine başlamasının ardından ilk görüştüğü kişiler Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Meksika Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador oldu. Biden 24 Ocak’ta ise İngiltere Başbakanı Johnson’la görüştü. Johnson, Biden’ı göreve başlaması dolayısıyla tebrik ederken, iki ülke arasındaki “yakın ittifakı derinleştirmeyi” istediğini dile getirdi.

MACRON’A “EN ESKİ MÜTTEFİK” VURGUSU

Ülke liderlerini aramayı sürdüren Biden’in ilk aradığı liderler arasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’i arayarak görüştü. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde “en eski müttefiki” Fransa ile ikili bağların güçlendirilmesi vurgusu yapan Biden, ABD’nin NATO ve Avrupa Birliği de dahil transatlantik ilişkilerini geliştirme konusundaki sözünü yineledi. Markel ile yapılan görüşmede ise Kovid-19 pandemisinin ancak yakın iş birliği yoluyla üstesinden gelinebileceğinde mutabık kalındı. Görüşmede Afganistan ve İran gibi dış politik konuların yanı sıra ticaret ve iklim politikaları da ele alındı.

PUTİN’LE GÖRÜŞME İLK HAFTA GERÇEKLEŞTİ

26 Ocak’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşen Biden, görüşmede yeni START anlaşması, Solarwinds siber saldırısı, Ukrayna, Afganistan ve Rus muhalif lider Alexey Navany gibi konuları gündeme getirdi. 28 Ocak’ta Japonya Başbakanı Yoshihide Suga ile görüşen Biden, ülkelerinin ittifakını daha da güçlendirmek ve özgür, açık bir Hint-Pasifik hedefi için iş birliği içinde çalışma konusunda mutabık kaldı. 4 Şubat’ta ABD Başkanı Joe Biden ve Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, Kuzey Kore konusunda ortak strateji izleme konusunda anlaşıldığı açıklandı.

ÇİN LİDERİNE UYGURLAR’I SORDU

ABD Başkanı Biden, görüştüğü Çin lideri Şi Jinping’e Çin’in Sincan eyaletindeki insan hakları ihlalleri ve “zorlayıcı ve adil olmayan ekonomik uygulamalarından” endişe duyduğunu dile getirdi. Biden’in görüştüğü liderler arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Irak Başbakanı Mustafa Kazımi de yer aldı.

ÇAVUŞOĞLU’NA “S-400’LERİ KULLANMAYIN” ÇAĞRISI

ABD yönetimi ile ilk resmi görüşme dışişleri bakanları arasında oldu. 15 Şubat’ta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’le görüştü. Bu, ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle Türkiye’nin bakanlar düzeyinde ilk teması oldu. İkili ilişkilerin ele alındığı görüşmede Çavuşoğlu, Blinken’ı yeni görevi münasebetiyle tebrik etti. Blinken’ın Türkiye’yi, ‘Rus S-400 sistemlerini kullanmamaya’ çağırdı.

ERDOĞAN KİMLERLE GÖRÜŞTÜ?

Biden’in görüşmediği bu süre zarfında Erdoğan Rusya Lideri Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Gagavuz Özerk Yeri Başkanı Irina Vlah, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Libya’da Başkanlık Konseyi Başkanlığına seçilen Muhammed el Menfi ve Başbakanlığa seçilen Abdulhamit Dubeybe, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo ve Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile görüştü.

BİR ZAMAN ABD BAŞKANLARININ EN YAKIN ARKADAŞIYDI

Biden öncesinde ABD başkanlığı yapan Donald Trump Erdoğan’la görüşmesini şubat ayının ilk haftasında yaparken, görüşme 45 dakika sürmüştü. Obama ile görüşmeler ise ilk 3 haftada gerçekleşmişti. ABD başkanlığına ikinci kez seçilen Obama, Time dergisi için Fareed Zakaria’ya verdiği röportajda uluslararası alanda en iyi arkadaşları arasında o dönem Başbakan olan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ı da sıralamıştı.

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu’ya büyük destek

Okumaya devam et

Dünya

Hollanda parlamentosu da Uygurlara yapılanlara ‘soykırım’ dedi

Hollanda’da parlamento, Çin’deki Uygur azınlığa yönelik uygulamaları soykırım olarak nitelendiren karar teklifini kabul etti. Oylamada iktidar partisi ret oyu verdi. Daha önce ABD ve Kanada’da da bu yönde kararlar alınmıştı.

BOLD – Hollanda parlamentosunda perşembe günü yapılan oturumda Çin’deki Uygur Müslüman azınlığa yönelik uygulamaları soykırım olarak tanımlayan ve bağlayıcı olmayan önerge kabul edildi.

Böylece Hollanda, Çin’deki Uygur azınlığa yönelik uygulamaları “soykırım” olarak tanımlayan ilk AB ülkesi oldu.

KARAR BAĞLAYICI DEĞİL

Temsilciler Meclisi Üyesi Sjoerd Wiemer Sjoerdsma’nın meclise taşıdığı kararda “Çin’de Uygur azınlığa karşı bir soykırım gerçekleşmektedir” ifadesi yer alırken Çin yönetimi doğrudan sorumlu tutulmuyor.

Metinde “Çin hükümetinin doğumları engellemeye yönelik önlemleri ve cezalandırma kampları gibi uygulamaları Birleşmiş Milletler’in 260 sayılı kararı kapsamındadır” ifadesi yer alıyor. Kararda böylece BM Genel Kurulu’nun “soykırım suçunun önlenmesine ve cezalandırılmasına dair” 260 sayılı kararına atıfta bulunuluyor.

Kararın hükümet açısından bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak sembolik önem taşıyor.

İKTİDAR, TEKLİFE KARŞI OY KULLANDI

Muhafazakar Başbakan Mark Rutte’nin partisi VVD karar teklifine karşı oy kullandı. Dışişleri Bakanı Stef Blok da durumun henüz BM ya da bir uluslararası mahkeme tarafından bu şekilde ilan edilmediğine işaret ederek Hollanda hükümetinin soykırım ifadesini kullanmak istemediğini kaydetti.

İnsan hakları savunucuları, Sincan bölgesinde en az bir milyon Uygur’un kamplarda alıkonduğunu belirterek Çin’i işkence, zorla çalıştırma ve kısırlaştırma gibi uygulamalardan sorumlu tutuyor. Çin ise radikal örgütlerle mücadele ettiğini ve söz konusu kampların eğitim kampı olduğunu ileri sürüyor.

ABD VE KANADA SOYKIRIM DEDİ

ABD’de hem Biden yönetiminin Dışişleri Bakanı Anthony Blinken hem de Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in Uygur Türkleri ve diğer etnik gruplara yaptıklarının bir soykırım olduğunu söylemişti.

Kanada Parlamentosu da bu hafta yaptığı oylamada Çin’in Uygur Türklerine yaptıklarını oybirliğiyle bir soykırım olarak tanıdı.

Kanada’da kabul edilen yasa, hükumete bu konuda yapması gerekenlerle ilgili bağlayıcı bir yol haritası vermiyor fakat bu alanda komşusu ABD’yi örnek alması gerektiğini vurguluyor.

Çin’in Uygur zulmü İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna da girdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0