Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

BM müebbet alan harbiyelilerin tahliyesini istedi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Keyfi Tutukluluk Çalışma Grubu, 15 Temmuz sonrası tutuklanan ve müebbet hapis cezası alan askeri öğrencilerin derhal tahliye edilmesi, zararlarının tanzimi ve sorumlular hakkında işlem yapılması yönünde karar verdi.

BOLD – Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Keyfi Tutukluluk Çalışma Grubu, 15 Temmuz sonrası tutuklandıktan sonra müebbet hapis cezası alan askeri öğrenciler hakkındaki kararını açıkladı.

Askeri öğrencilerin derhal bırakılması yönünde karar veren Çalışma grubu, uzun gözaltı süreci, etkin hukuk yardımdan yararlanamama, suçlamaların bildirilmemesi ve benzeri insan hakları ihlalleri sebebiyle haksız tutuklama olduğuna karar verdi.

Kararın gerekçesinde, başvurucunun hızlı bir şekilde hakim önüne çıkarılmadığı, bunun da sözleşmenin 9/3 maddesiyle bağdaşmadığı belirtildi.

ADİL YARGILAMA YAPILMADI

Tarafsız yargıç ilkesinin ve yargılama esnasında çıkarılan haberlerle masumiyet karnesinin ihlal edildiği, tüm sanıklara kişiselleştirme yapılmadan aynı cezanın verildiği gerekçesiyle adil yargılama yapılmadığına dikkat çekildi.

Kişilerin yeterli avukat yardımı bakımından pek çok kısıtlamaya maruz kaldıkları, avukat seçme hakkı tanınmadığı kaydedildi. Duruşma esnasında eklenen belgeleri inceleme imkanı olmadığı vurgulandı.

HÜKUMET İDDİALARA YANIT VERMEDİ

Başvurucunun, sorgu sırasında baskıya maruz kaldığı ve doğru olmadığını belirttiği ifade tutanağını imzalamaya zorlandığı belirtildi. Hükümetin bu iddialara yanıt vermediğine işaret edildi.

Toplu yargılama yapılması nedeniyle başvurucunun makul şüphenin ötesine geçen cezai sorumluluğunun ne olduğu bireysel olarak incelenmediği, başvurucu ve tüm sanıklar bireyselleştirme yapılmadan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı kaydedildi.

MASUMİYET KARİNESİNE AYKIRI

Soruşturmanı başından itibaren, başvurucunun ve diğer askeri öğrencilerin kolluk, savcılar ve basın tarafından ‘vatan haini’ ve ‘terörist’ olarak yaftalamasının masumiyet karinesine aykırı olduğu belirtildi.

Sonuç olarak, belirtilen adil yargılama hakkı ihlallerinin başvurucunun tutulmasına keyfi bir nitelik kazandıracak ağırlıkta olduğu belirtildi.

Darbe dosyalarında genç erlere beraat verilmesine karşı askeri öğrencilerin yaşlarının daha ufak olması, öğrenci olmaları düşünüldüğün ayrımcılık yapıldığına işaret edildi. Başvurucu “öğrenci olmasından dolayı cezalandırılmıştır ve ayrımcılık yapılmıştır” denildi.

Kararda, öğrencilerin derhal bırakılması, zararlarının tazmini, sebebiyet veren memurlara karşı gerekli işlemlerin yapılması istendi. Raporda, Türkiye’deki yargının durumu ile ilgili endişelerin ciddileştiği kaydedildi.

TEMMUZDA KARAR AÇIKLANDI

Geçen Temmuz ayında 24 Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasında, 70 eski Hava Harp öğrencisi ‘Anayasayı İhlal’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Toprağa verilen Harbiyeli Kurt’un annesi: Hain ilan edilmeyi kendine yediremedi

Gündem

Saray’ın derdi büyük

Türkiye’deki ekonomik kriz, korona salgınının da etkisiyle yoksulluğu artırdı. Merkez Bankası rezervleri erirken başarısız askeri operasyonlar nedeniyle kamuoyunun iktidara güveni kalmadı. Bunların üstüne parti içi sıkıntılar de eklenince Erdoğan zorda kaldı.

BOLD – Salgına rağmen lebalep dolu kongrelerde imajını korumaya çalışan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çözmesi gereken sorunlar her geçen gün artıyor. Ekonomik kriz ve pandemi nedeniyle artan yoksulluk, kaybolan Merkez Bankası rezervleri, başarısız askeri operasyonlar, parti içi sıkıntılar Erdoğan’ı zorluyor. Erdoğan’ın bu sorunlara karşı yaptığı hamleler ise karşılık bulmuyor.

ARTAN KRİZLER GİZLENEMİYOR

Birgün’den Mehmet Emin Kurnaz’ın haberine göre Saray yönetimi iç ve dış politikada köşeye sıkıştı. Lebalep dolu kongrelerinden verilen ‘güçlüyüz’ imajı, yaşanan krizi örtmeye yetmiyor. Çıkış yolu bulamayan Erdoğan’ın aya astronot gönderme, yerli ve milli araba gibi açıklamalar artık kamuoyunda karşılık bulmuyor.

ERDOĞAN ARTIK SAVUNMADA

Hızla artan yoksulluk, kaybolan Merkez Bankası rezervleri, başarısız askeri operasyonlar, parti içinde yaşanan rahatsızlıkla AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı savunma pozisyonuna çekti. Pek çok kritik konuda peş peşe gelen sorunların boyutu giderek derinleşirken çözüm yolu bulmayan Erdoğan bu kez kaldıramayacağı kadar ağır yükün altına girdi.

REZERV DOLARI DİZGİNLEMEK İÇİN HARCANDI

Pandemiyle artan kriz ekonomiyi yerle bir etti. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifasına kadarki süreçte dolar 8.50 bandını aştı. Erdoğan, muhalefetin “Merkez Bankası’nda kaybolan 128 milyar dolar rezerve ne oldu?” sorusunu ise bu dönemde doları dizginlemek için harcadıklarını söyledi.

PANDEMİ POLİTİKASI İFLAS ETTİ

Bahar döneminde 5 maskeyi dağıtamayan hükumet, bugün gelinen noktada ise aşı meselesine takıldı. Öte yandan halk, aylardır kepenk açamazken Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin ‘lebaleb’ kongrelerinden başarılarını anlattı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise katıldığı cenazede sosyal mesafenin hiçe sayıldığı görüntülerin yayılmasının ardından özür diledi.

DIŞ POLİTİKA İÇİNDEN ÇIKILMAZ HALDE

Hükumet dış politikada da sorunlar yaşıyor. Batı’ya yeni sayfa açma mesajı verilirken Rusya’dan satın alınan S-400’ler için önce Girit modeli önerildi. Buradan da sonuç alamayan AKP, ABD’nin yaptırım kararlarına karşı F-35 programına dönmek için 750 bin dolar harcayarak lobi faaliyetine başladı.

MÜJDE YERİNE ŞEHİT HABERİ VERDİ

Başarısız operasyonun ardından Gara’da PKK’nın yıllardır elinde tuttuğu 13 kişi yaşamını yitirdi. Müjde vermeye hazırlanan Erdoğan, kötü haber için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı görevlendirdi. Muhalefet, operasyonun başarısızlığına ortak edilmeye çalışılsa da hamle boşa düştü. Muhalefetten yükselen “siyasi sorumluluk Saray’da” çıkışı Erdoğan’ı çok kızdırdı. Operasyon fezlekeler üzerinden HDP’ye yöneldi.

PARTİDEKİ SORUNLAR ARTTI

Partideki belirsizlik ise sürüyor. İstanbul’da parti teşkilatında yaşanan değişiklik bir yenilenme çabasını gösterirken il başkanlarının atamayla belirlenmesi huzursuzluk oluşturdu. Gözler martta yapılacak büyük kongreye çevrildi. Erdoğan’ın yeniden AKP Genel Başkanı olup olmayacağı tartışmalar arasında. Erdoğan’ın genel başkanlık görevini bırakacağı, kendisinin rahatça kontrolünde olacak bir ismin genel başkanlığa geleceği konuşuluyor. Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu ve Binali Yıldırım öne çıkan isimler arasında. Damat Berat Albayrak’ın yeniden siyaset sahnesine dönmesi durumunda hangi göreve getirileceği de merak konusu.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

Okumaya devam et

Gündem

Lebalep kongreler level atladı: AKP’liler vur patlasın çal oynasın

AKP Hatay İl Kongresi’nde yasaklara rağmen, AKP Defne Gençlik Başkanı Yusuf Özyurt’u omuzlara alan partililer müzik eşliğinde doyasıya eğlendi. Pandemiye rağmen maske ve mesafe kimsenin umurunda olmadı.

BOLD – Koronavirüs pandesi yüzünden vatandaş geçen Kasım ayından beri, AKP Hükumetinin dayattığı kısıtlamalarla hayatını idame etmeye çalışıyor. Kalabalıkların bir araya gelmesini önlemek amacıyla kısıtlamalar çerçevesinden halı sahalar, düğün salonları, müzikli eğlence mekanları, kıraathaneler, restoran ve lokanta gibi işletmeler tamamen kapatıldı.

İŞSİZ KALAN MÜZİSYENLER İNTİHAR ETTİ

Bu süreçte mekanların hala kapalı olması nedeniyle işsiz kalan müzisyen Mehmet Mert El ve 2 çocuk babası Erdem Topuz, geçinemediği için intihar etti.

AKP kendi getirdiği kısıtlamaları kongrelerinde ihlal etmeye devam ediyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ise kongrelerin lebalep dolu olmasıyla övünüyor.

Son olarak, AKP’liler Hatay İl Kongresi’nde AKP Defne Gençlik Başkanı Yusuf Özyurt’u omuzlara alarak müzik eşliğinde doyasıya eğlendi. Pandemiye rağmen maske ve mesafe kimsenin umurunda olmadı.

KONGRE SONRASI POZİTİF ÇIKTI

Tayyip Erdoğan’ın katıldığı İzmir İl Kongresine katılan eski AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı’nın koronavirüs testi pozitif çıktı. Ayvalı, salgın önlemlerinin hiçe sayıldığı kongrede birçok siyasetçi ve partili ile yan yana geldi.

Pandemi döneminde eğlence mekanlarının, kafe, bar ve restoranların kalabalıkların toplanmaması amacıyla yasaklanırken AKP’nin eğlence düzenlemesi sosyal medyada büyük tepki çekti.

Üniversitelerdeki nepotizm gerçeği: Rektörlük akraba sayısını yetersiz gördü

 

Okumaya devam et

Gündem

Üniversitelerdeki nepotizm gerçeği: Rektörlük akraba sayısını yetersiz gördü

İzmir’deki Katip Çelebi Üniversitesi’ndeki akraba kayırmacılığı Türkiye üniversitelerindeki nepotizmi tekrar gözler önüne serdi. Suçlamalar muhatapları tarafından yalanlansa da bazen bir taziye ilanıyla bazen de bir ihbar sonucu, rektörlerin YÖK’ün ‘cezalandırırız’ uyarını takmadığı gösterdi.

BOLD – İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, okulun yönetim ve akademik kadrosundan 27 kişinin akrabalık bağı ortaya çıktıktan sonra açıklama yaptı. Rektörlük, üniversite bünyesinde bin 75 akademik, 579 idari personel olmak üzere toplam bin 654 kişinin çalıştığını belirtti. Açıklamanın devamında “Tüm çalışanların sadece yüzde 1,6’sında akrabalık bağının tespit edilmiş olmasını nepotizm bağlamında değerlendirmek, en basit tabirle kötü niyetli bir yaklaşımın tezahürüdür” ifadeleri kullanıldı.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi akraba kayırmacılığının yapıldığı tek üniversite değil. Meclis, bu tür atamalar yüzünden soru önergeleriyle dolu. Üniversitelerde şoförlükten daire başkanlığına yükseltilenler bile var.

MECLİS SORU ÖNERGELERİYLE DOLU

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır Mersin Üniversitesindeki akraba kayırmacılığını geçen Ağustos ayında TBMM gündemine taşıdı.

Başarır üniversitedeki durumu şöyle özetledi: “Mersin Üniversitesi’nde Rektör Ahmet Çamsarı, yeğeni Sena Karakuş’u Eğitim Fakültesi’ne, Sena Karakuş’un eşi İsmail Karakuş’u Türkçe Öğretimi Arş. Merkezi’ne, diğer yeğeni mühendis Emre İnanç’ı yapı işleri daire başkanlığına atamıştır.” Bu atamalar Başarır’ın uzun listesinden sadece birkaçı.

ÜNİVERSİTEDEKİ SKANDAL ÖLÜM İLANIYLA ORTAYA ÇIKTI

Geçen sene Şubat ayında Gaziantep Üniversitesindeki akraba atamaları sosyal medyaya yansıyan paylaşımlarla ortaya çıktı. Rektör Ali Gür yakınlarını ve üniversitede kendisini destekleyen isimlerin yakınlarını kadroya almakla suçlanıyor.

Bu iddialar geçen Kasım ayında üniversitenin yayınladığı bir taziye mesajı sonrası gün yüzüne çıktı. İlan şöyle: “Üniversitemiz Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Yıldırım’ın kayınpederi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakülte Sekreteri Ayfer Yıldırım’ın babası, Sosyal Bilimler MYO Öğr. Gör. Aykut Direnzici’nin dedesi, Rektörlük Özel Kalem Aysun Şahan’ın dedesi vefat etmiştir.”

ÇOMÜ’DE 250 AKRABA AKADEMİSYEN

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin de (ÇOMÜ), 2019 yılında basına yansıyan torpil atamaları ile aile üniversitesine dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, Üniversitedeki eş, dost, akraba atamaları sadece akademik personel içinde 250’yi aştı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üniversiteleri “cezası var” diyerek uyarsa da kişiye özel ilanlarla kurulan akademik kadroya, idari personel ve işçi kadroları da eklenince ÇOMÜ’deki skandal yüzlerce kişilik bir akrabalık ağına dönüştü.

SİVAS ÜNİVERSİTESİNDE SINAV SKANDALI

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi için 2018 yılında yapılan kadro sınavı da akraba skandalına dönüştü. Sınavı öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazanmış, konu basında yer alınca Üniversite Genel Sekreteri Hakan Yekbaş, “Kayırma söz konusu değil, başarılı olan kazanıyor” demişti.

EŞİM YETKİN KİŞİ

15 Temmuz sonrası vekaleten Pamukkale Üniversitesine atanan, 19 Nisan 2017’de de AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından asaleten rektörlük ataması yapılan Prof.Dr. Hüseyin Bağ, Bereketli İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmen olarak görev yapan eşi Derya Bağ’ı, Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü’ne Enstitü Sekreteri olarak atadı. Eleştirileri yanıtlayan Rektör Bağ, eşini göreve yetkin olduğu için getirdiğini belirtti.

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu’ya büyük destek

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0