Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

AB ile Rusya arasında ipler geriliyor: Brüksel’den yeni yaptırımlar yolda

AB ülkelerinin dışişleri bakanları, Rus muhalif Aleksey Navalny’nin hapse atılması nedeniyle Rusya’ya yeni yaptırımları görüşmek üzere toplandı. Birlik ile Rusya arasında krize ve ardından yaptırım kararlarına neden olan konu başlıkları ise gittikçe artıyor.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in başkanlığında Brüksel’de toplanan bakanların Navalny ve destekçilerinin tutuklanmasında insan hakları ihlalleri bulunduğu gerekçesiyle bazı Rus yetkililere yaptırım kararı alması bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken da Avrupalı bakanların toplantısına video konferans yöntemiyle katılarak yaklaşık 2 saat boyunca görüş alışverişinde bulunacak.

Borrell, toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Blinken’ın toplantıya katılmasının transatlantik ilişkileri güçlendirme ve yenileme bakımından önemli bir fırsat olacağını söyledi.

Rusya konusunda ise çok önemli bir oturum yapacaklarını vurgulayan Borrell, Navalny konusunda AB ile karşı karşıya gelen Rusya’nın tavrına nasıl karşılık verileceğini belirleyeceklerini aktardı.

Borrell, “Bunu birlik içinde ve kararlı şekilde yapacağımızı ümit ediyorum.” dedi.

AB Dışişleri Bakanları toplantısı

KİŞİYE ÖZEL YAPTIRIMLAR

Muhalif siyasetçi Aleksey Navalny’ye verilen hapis cezasının temyiz mahkemesi tarafından geçen hafta onaylanmasının ardından gündeme gelen yeni yaptırımlar konusunda Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schellenberg, “Pazartesi günü dışişleri bakanları konseyinde Navalni konusu ile ilgili uygun cevabı vermeyi tartışacağız” dedi. İnsan hakları ihlallerine karşı kişilere özel yaptırım uygulamasının bu bağlamda değerlendirilebileceğini belirten Schellenberg, “Ben kendi adıma bu konuda büyük çoğunluğun destek olmasını bekliyorum” ifadesini kullandı.

NE TÜR YAPTIRIMLAR GÜNDEMDE?

Reuters haber ajansı, ismini açıklamak istemeyen bir AB diplomatına dayandırdığı daha önceki bir haberinde, 25-26 Mart tarihinde yapılacak AB Zirvesi’nden önce Rusya’ya yönelik yeni yaptırım kararları çıkabileceğini duyurmuştu. Birliğin bu kapsamda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın çevresindeki kişilere ait banka hesaplarını dondurabileceği ve bu isimlere seyahat yasağı getirebileceği belirtiliyor.

NAVALNY’NİN HAPİS CEZASI ONANDI

Moskova Temyiz Mahkemesi, Rus muhalif siyasetçi Aleksey Navalny’ye verilen hapis cezasını onadı. Mahkemenin kararı gereği ev hapsi cezasından düşülen Navalny, 2 yıl 8 ay hapis yatacak

Aleksey Navalny, Rusya’da zehirlenmesinin ardından tedavi gördüğü Almanya’dan geçen ocak ayında ülkesine dönmüş ve burada tutuklandıktan sonra hakkında görülen davada hapis cezasına çarptırılmıştı. Navalny’nin avukatları tarafından temyize götürülen karar, temyizde altı hafta indirim yapılarak onanmıştı. Buna göre Navalny 2 yıl 8 ay cezaevinde kalacak.

MOSKOVA İLE BRÜKSEL’İ KARŞI KARŞIYA GETİREN KONULAR

Birlik ile Rusya arasında krize ve ardından yaptırım kararlarına neden olan konu başlıkları ise şunlar:

UKRAYNA KRİZİ

Kırım Yarımadası’nın ilhakı ve Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçıların Moskova tarafından desteklenmesi nedeniyle AB, 177 Rusya ve Ukrayna vatandaşı hakkında Birlik sınırlarında seyahat yasağı ve banka hesaplarının dondurulmasına karar vermişti. Söz konusu 177 kişilik grup içinde Putin’in yakınındaki isimler ve bazı danışmanları da bulunuyor. Ayrıca 48 şirket ve organizasyonun da banka hesapları dondurulurken, Kırım ekonomisine yönelik yaptırımlar da devreye sokuldu.

MALEZYA HAVAYOLLARI UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ

Ukrayna’da ayrılıkçı Ruslarla hükumet güçlerinin çatışmalarının yoğunlaştığı dönemde 17 Temmuz 2014’te düşen Malezya Havayolları uçağında 283 yolcu ve 15 mürettebat hayatını kaybetti. Kazayı araştıran komite, uçağın Rusya tarafından Ukrayna’daki ayrılıkçı güçlere verilen ‘Buk’ hava savunma sistemi ile vurulduğunu açıklamıştı

Bunların yanında, MH17 sefer sayılı Malezya Havayolları yolcu uçağının Ukrayna üzerinde seyir halindeyken düşürülmesinin ardından AB, 2014 yılının temmuz ayından itibaren geçerli olmak üzere Rusya’ya doğrudan ekonomik yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.

Bu yaptırımlar Rus kamu bankalarını, savunma sanayii mallarının ithalat ile ihracatını ve Rus petrol ve doğalgaz endüstrisini hedef alıyor. Ayrıca bir silah ambargosu da söz konusu yaptırım paketinin bir parçası. Bu yaptırımlara cevaben AB ülkelerinden gıda ithalatını durduran Putin hükümeti, Ukrayna krizindeki tavrını bugüne dek değiştirmiş değil.

ZEHİRLEMELER

Rus askeri istihbarat servisi GRU’nun eski ajanı Sergei Skipral ve kızı Yulia, 4 Mart 2018’de GRU ajanları tarafından İngiltere’de zehirlendi. Skipral ve kızı Yulia, bir yıldan fazla yoğun bakımda tedavi gördükten sonra normal hayat dönebildi

Eski Rus ajan Sergey Skripal’e 2018 yılının mart ayında düzenlenen zehirli saldırı dünya çapında büyük bir öfkeye neden olmuştu. Skripal’in İngiltere’de kızı Yulia Skripal ile birlikte Noviçok isimli zehirli madde ile saldırıya uğramasının ardından Brüksel, Rus askeri istihbarat servisi GRU’nun dört çalışanına seyahat yasağı getirmiş ve banka hesaplarının dondurulmasına hükmetmişti.

Muhalif siyasetçi Navalny’nin de geçen yıl yaz aylarında yine Noviçok grubundan bir madde ile zehirlenmesinin ardından Birlik altı Rus vatandaşını daha yaptırım listesine dahil etmişti. Bu kişiler arasında, Putin’e çok yakın isimlerden biri olan Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Sergey Kiriyenko ve Rusya İç İstihbarat Örgütü FSB’nin Başkanı Alexander Bortnikov da yer alıyor. Ayrıca kamusal bir araştırma enstitüsü de yaptırım kapsamına alınmış durumda.

SİBER SALDIRILAR

Avrupa Birliği, geçen yıl temmuz ayında ilk defa siber saldırılar sebebiyle Moskova’ya yaptırım uygulama kararı almıştı. Somut olarak, 2018 yılında merkezi Hollanda’nın hükümet merkezi Lahey’de bulunan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne (OPCW) yapılan siber saldırı ile ilgili alınan yaptırım kararı yine dört Rus asker istihbarat servisi GRU personelini kapsıyor.

Ayrıca GRU‘nun özel teknolojiler merkezi de, aralarında Ukrayna elektrik ağına yönelik olmak üzere çok sayıda saldırı düzenlediği gerekçesiyle yaptırım uygulanan kurumlar arasında.

Geçen ekim ayında da, 2015 senesinde Almanya federal meclisini hedef alan siber saldırı nedeniyle GRU Başkanı İgor Kostyukov ve bir diğer üst düzey istihbarat yöneticisi aleyhine yaptırımlar devreye sokulmuştu. GRU’nun siber saldırılardan sorumlu biriminde görevli bir başka isim de AB yaptırımlar listesine alındı.

Moskova ise bu adımlara karşılık çok sayıda Alman istihbarat servisi görevlisine, Rusya’ya giriş yasağı koydu.

MOSKOVA’NIN POLİTİKALARINI ETKİLEMEDİ

AB çeşitli nedenlerden dolayı Rusya’ya halihazırda çok sayıda yaptırım uyguluyor. ABD de Avrupa Birliği ile birlikte yukarıda bahsi geçen konuların birçoğunda Moskova’ya yaptırım kararı aldı.

Ancak alınan kararların şu ana dek Rusya’yı ve Vladimir Putin’i farklı bir siyaset izlemeye yönlendirmiş olmaması AB’nin yaptırım rejiminin etkinliğinin ve gücünün sorgulanmasına yol açıyor.

Rusya’da mahkeme, Aleksey Navalny’nin hapis cezasına yaptığı itirazı reddetti

Dünya

Suriye’de sular ısınıyor: ABD İran destekli milisleri, Rusya IŞİD’i vurdu

ABD’de göreve gelen Joe Biden yönetiminin Suriye’de ilk sahaya yansıması görüldü. Pentagon, Suriye’de İran destekli milislere hava saldırısı düzenledi. Bu arada Rusya’da bu hafta IŞİD hedeflerine hava saldırıları düzenledi.

BOLD – ABD Suriye’de İran destekli milislere hava saldırısı düzenledi. Pentagon sözcüsü John Kirby saldırıyla ilgili, “ABD Başkanı Biden’ın emriyle ordu, Suriye’nin doğusunda İran destekli milislerin kullanmakta olduğu altyapıyı hedef aldı” ifadelerini kullandı.

Kirby, saldırının niçin gerçekleştirildiğine ilişkin ise, “Bu saldırı son dönemde Irak’ta Amerikan ve Koalisyon güçlerine yapılan saldırılara misilleme olarak düzenlendi” diye konuştu.

IŞİD’LE MÜCADELENNİ YENİDEN CANLANMASI BEKLENİYOR

Eski Başkan Donald Trump döneminde IŞİD’in yenilgiye uğratıldığının açıklanmasının ardından ABD, Suriye’deki güçlerini ülkenin doğusuna çekmiş ve petrol bölgelerinin korunmasına odaklanmıştı.

ABD’deki Joe Biden yönetimin Suriye’de özellikle IŞİD’le mücadelede yeniden daha aktif bir politika uygulanması bekleniyor. Bu kapsamda, YPG’ye ve YPG ile bağlantılı Suriye Demokratik Güçleri’ne ABD’nin desteğinin artacağı ifade ediliyor.

Bugüne kadar Suriye’deki İran destekli gruplara karşı çok fazla saldırı düzenlemeyen ABD’nin bu grupları hedef alması da Washington’un politikasının değişeceğinin göstergelerinden birisi.

SOHR: 17 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Cuma gecesi Irak sınırında gerçekleştirilen hava saldırılarında İran yanlısı Haşdi Şabi milislerine mensup en az 17 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

İran yanlısı milislere yönelik düzenlenen hava saldırısı Biden’ın beş hafta önce göreve başlamasından bu yana ABD Ordusu’nun Ortadoğu’daki ilk harekatı oldu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırılar sonucunda Irak’tan Bukamal şehrinin güneyindeki gayri resmi bir Suriye sınır karakoluna gelen üç mühimmat kamyonunun imha edildiği bilgisini paylaştı.

Pentagon sözcüsü John Kirby, saldırının Suriye sınır karakolunun altyapısını hedef aldığını ve bölgedeki çeşitli tesislerin imha edildiğini belirti.

Kirby, söz konusu tesislerin aralarında Kataib Hizbullah’ın bulunduğu Haşdi Şabi’ye ait yapılanmalar tarafından kullanıldığını savundu.

“AÇIK BİR MESAJ”

Kirby, askeri operasyonlarla Biden’ın Ortadoğu’daki ABD birliklerini ve müttefiklerini korumak için harekete geçeceği konusunda ‘açık bir mesaj’ gönderdiğini vurgulayarak, saldırıları orantılı olarak nitelendirdi.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ise hava saldırıları hakkında Pentagon’un doğru hedefi seçtiğinden emin olduğunu belirterek, son zamanlardaki roket saldırılarından sorumlu olan milislerin vurulduğunu belirtti.

IRAK’TA AMERİKAN HEDEFLERİNE YÖNELİK SALDIRILAR

ABD’nin Irak’taki pozisyonlarına, uzun bir aradan sonra roketli saldırılar düzenlenmişti. Son üç saldırıda can kayıpları da meydana gelmişti.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’deki havalimanında bulunan ABD üssüne 15 Şubat’ta düzenlenen roketli saldırıda bir sivil askeri personel hayatını kaybetmiş, bir ABD’li asker ve 5 Iraklı personel yaralanmıştı. Havalimanı çevresinde roketlerin isabet ettiği yerleşim yerlerinde de yaralanan siviller olmuştu. O saldırıdan günler sonra da ABD askerlerinin Bağdat’taki bir üssü hedef alınmıştı.

ABD Hükumeti saldırıdan Kataib Hizbullah’ı sorumlu tutuyor. Ancak, Kataib Hizbullah saldırıları üstlenmemişti.

NEDEN SURİYE’DEKİ HEDEFLER SEÇİLDİ?

Reuters ajansı ABD’nin hava saldırısını Suriye ile sınırlı tutup Irak’ta bir saldırı düzenlememesinin, bu saldırılara dair bir soruşturma yürüten Irak hükümetini zor duruma düşürmeme amacını taşıdığını aktardı.

Reuters’a konuşan adını açıklamak istemeyen bir ABD yetkilisi, bu şekilde verilen bir yanıt ile bir yandan milisleri cezalandırırken bir yandan da bölgedeki gerilimi daha fazla artırmamasının gözetildiğini söyledi.

RUSYA’DA SURİYE’DE HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

Bu hafta Suriye’de hava saldırısı düzenlendiğini açıklayan tek ülke ABD olmadı.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Rusya’nın bu hafta Suriye’deki IŞİD hedeflerine onlarca hava saldırısı düzenlediğini aktardı.

Saldırıların Humus ile Deyr ez Zor arasındaki yolun güvenliğini sağlamak için operasyon başlatan Suriye ordusuna destek olmak amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

Gözlemevine göre Salı ve Çarşamba günleri düzenlenen saldırılarda en az 10 IŞİD militanı öldürüldü.

Birleşmiş Milletler, IŞİD’in bölgesel hakimiyetini kaybetmesine rağmen Irak ve Suriye’de 10 bin aktif militanı olduğunu tahmin ediyor.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

Okumaya devam et

Dünya

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

20 Ocak’ta ABD başkanlığını devralan ve arayıp görüşmediği devlet başkanı kalmayan ABD Başkanı Joe Biden, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı görmezden geliyor. Göreve başlamasının üzerinden yaklaşık 40 gün geçen Biden, önceki başkanların aksine Erdoğan’ı hala aramadı.    

BOLD – ABD Başkanlığı’na başlayan Joe Biden, kendisinin seçilmesinin ardından geç tebrik eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşme talebine cevap vermiyor. Biden bu süreçte birçok devlet başkanı ile görüşürken, Erdoğan ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Libya’da Başkanlık Konseyi Başkanlığına seçilen Muhammed el Menfi, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall gibi liderlerle görüştü.

İLK KANADA BAŞBAKANI’NI ARADI

Liderlerle görüşen Biden’ın neredeyse aramadığı tek lider Erdoğan oldu. Biden 20 Ocak görevine başlamasının ardından ilk görüştüğü kişiler Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Meksika Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador oldu. Biden 24 Ocak’ta ise İngiltere Başbakanı Johnson’la görüştü. Johnson, Biden’ı göreve başlaması dolayısıyla tebrik ederken, iki ülke arasındaki “yakın ittifakı derinleştirmeyi” istediğini dile getirdi.

MACRON’A “EN ESKİ MÜTTEFİK” VURGUSU

Ülke liderlerini aramayı sürdüren Biden’in ilk aradığı liderler arasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’i arayarak görüştü. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde “en eski müttefiki” Fransa ile ikili bağların güçlendirilmesi vurgusu yapan Biden, ABD’nin NATO ve Avrupa Birliği de dahil transatlantik ilişkilerini geliştirme konusundaki sözünü yineledi. Markel ile yapılan görüşmede ise Kovid-19 pandemisinin ancak yakın iş birliği yoluyla üstesinden gelinebileceğinde mutabık kalındı. Görüşmede Afganistan ve İran gibi dış politik konuların yanı sıra ticaret ve iklim politikaları da ele alındı.

PUTİN’LE GÖRÜŞME İLK HAFTA GERÇEKLEŞTİ

26 Ocak’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşen Biden, görüşmede yeni START anlaşması, Solarwinds siber saldırısı, Ukrayna, Afganistan ve Rus muhalif lider Alexey Navany gibi konuları gündeme getirdi. 28 Ocak’ta Japonya Başbakanı Yoshihide Suga ile görüşen Biden, ülkelerinin ittifakını daha da güçlendirmek ve özgür, açık bir Hint-Pasifik hedefi için iş birliği içinde çalışma konusunda mutabık kaldı. 4 Şubat’ta ABD Başkanı Joe Biden ve Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, Kuzey Kore konusunda ortak strateji izleme konusunda anlaşıldığı açıklandı.

ÇİN LİDERİNE UYGURLAR’I SORDU

ABD Başkanı Biden, görüştüğü Çin lideri Şi Jinping’e Çin’in Sincan eyaletindeki insan hakları ihlalleri ve “zorlayıcı ve adil olmayan ekonomik uygulamalarından” endişe duyduğunu dile getirdi. Biden’in görüştüğü liderler arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Irak Başbakanı Mustafa Kazımi de yer aldı.

ÇAVUŞOĞLU’NA “S-400’LERİ KULLANMAYIN” ÇAĞRISI

ABD yönetimi ile ilk resmi görüşme dışişleri bakanları arasında oldu. 15 Şubat’ta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’le görüştü. Bu, ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle Türkiye’nin bakanlar düzeyinde ilk teması oldu. İkili ilişkilerin ele alındığı görüşmede Çavuşoğlu, Blinken’ı yeni görevi münasebetiyle tebrik etti. Blinken’ın Türkiye’yi, ‘Rus S-400 sistemlerini kullanmamaya’ çağırdı.

ERDOĞAN KİMLERLE GÖRÜŞTÜ?

Biden’in görüşmediği bu süre zarfında Erdoğan Rusya Lideri Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Gagavuz Özerk Yeri Başkanı Irina Vlah, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Libya’da Başkanlık Konseyi Başkanlığına seçilen Muhammed el Menfi ve Başbakanlığa seçilen Abdulhamit Dubeybe, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo ve Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile görüştü.

BİR ZAMAN ABD BAŞKANLARININ EN YAKIN ARKADAŞIYDI

Biden öncesinde ABD başkanlığı yapan Donald Trump Erdoğan’la görüşmesini şubat ayının ilk haftasında yaparken, görüşme 45 dakika sürmüştü. Obama ile görüşmeler ise ilk 3 haftada gerçekleşmişti. ABD başkanlığına ikinci kez seçilen Obama, Time dergisi için Fareed Zakaria’ya verdiği röportajda uluslararası alanda en iyi arkadaşları arasında o dönem Başbakan olan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ı da sıralamıştı.

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu’ya büyük destek

Okumaya devam et

Dünya

Hollanda parlamentosu da Uygurlara yapılanlara ‘soykırım’ dedi

Hollanda’da parlamento, Çin’deki Uygur azınlığa yönelik uygulamaları soykırım olarak nitelendiren karar teklifini kabul etti. Oylamada iktidar partisi ret oyu verdi. Daha önce ABD ve Kanada’da da bu yönde kararlar alınmıştı.

BOLD – Hollanda parlamentosunda perşembe günü yapılan oturumda Çin’deki Uygur Müslüman azınlığa yönelik uygulamaları soykırım olarak tanımlayan ve bağlayıcı olmayan önerge kabul edildi.

Böylece Hollanda, Çin’deki Uygur azınlığa yönelik uygulamaları “soykırım” olarak tanımlayan ilk AB ülkesi oldu.

KARAR BAĞLAYICI DEĞİL

Temsilciler Meclisi Üyesi Sjoerd Wiemer Sjoerdsma’nın meclise taşıdığı kararda “Çin’de Uygur azınlığa karşı bir soykırım gerçekleşmektedir” ifadesi yer alırken Çin yönetimi doğrudan sorumlu tutulmuyor.

Metinde “Çin hükümetinin doğumları engellemeye yönelik önlemleri ve cezalandırma kampları gibi uygulamaları Birleşmiş Milletler’in 260 sayılı kararı kapsamındadır” ifadesi yer alıyor. Kararda böylece BM Genel Kurulu’nun “soykırım suçunun önlenmesine ve cezalandırılmasına dair” 260 sayılı kararına atıfta bulunuluyor.

Kararın hükümet açısından bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak sembolik önem taşıyor.

İKTİDAR, TEKLİFE KARŞI OY KULLANDI

Muhafazakar Başbakan Mark Rutte’nin partisi VVD karar teklifine karşı oy kullandı. Dışişleri Bakanı Stef Blok da durumun henüz BM ya da bir uluslararası mahkeme tarafından bu şekilde ilan edilmediğine işaret ederek Hollanda hükümetinin soykırım ifadesini kullanmak istemediğini kaydetti.

İnsan hakları savunucuları, Sincan bölgesinde en az bir milyon Uygur’un kamplarda alıkonduğunu belirterek Çin’i işkence, zorla çalıştırma ve kısırlaştırma gibi uygulamalardan sorumlu tutuyor. Çin ise radikal örgütlerle mücadele ettiğini ve söz konusu kampların eğitim kampı olduğunu ileri sürüyor.

ABD VE KANADA SOYKIRIM DEDİ

ABD’de hem Biden yönetiminin Dışişleri Bakanı Anthony Blinken hem de Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in Uygur Türkleri ve diğer etnik gruplara yaptıklarının bir soykırım olduğunu söylemişti.

Kanada Parlamentosu da bu hafta yaptığı oylamada Çin’in Uygur Türklerine yaptıklarını oybirliğiyle bir soykırım olarak tanıdı.

Kanada’da kabul edilen yasa, hükumete bu konuda yapması gerekenlerle ilgili bağlayıcı bir yol haritası vermiyor fakat bu alanda komşusu ABD’yi örnek alması gerektiğini vurguluyor.

Çin’in Uygur zulmü İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna da girdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0