Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda alınan kararlar Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

2030 planlarını şekillendirmek için toplanan NATO, S-400 hassasiyetinin altını bir kez daha çizdi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye’ye alternatif çözüm olarak Patriot, SAMP-T sistemlerinin önerildiğini, sonuçta ortada bir sorun olduğunu ve bunun çözülmesi gerektiğini ifade etti.

FATİH YURTSEVER | BOLD ANALİZ

NATO Savunma Bakanları Toplantısı KOVID-19 tedbirleri dolasıyla video tele konferans üzerinden 17-18 Şubat tarihleri arasında yapıldı. Genel sekreter Stoltenberg ’in talebiyle uzmanlar grubuna hazırlatılan NATO’nun 2030 vizyonunu ortaya koyan belgeye yönelik konuların görüşülecek olması ile yeni ABD yönetiminin ilk defa bir NATO toplantısına katılacak olması, dikkatleri toplantının üzerine çekti. Peki, Türkiye ve ABD arasında S-400 krizinin devam ettiği ve Türkiye’nin NATO’nun çekirdek değerleri olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında geri gidişinin her geçen gün hızlandığı bir ortamda, yapılan toplantıda alınan kararlar Türkiye’yi ve çevresini nasıl etkileyecek?

NATO 2030 BELGESİNDE NELER ÖN PLANA ÇIKIYOR?

Bir güvenlik teşkilatı olarak NATO’yu bugüne kadar ayakta tutan en önemli etken, NATO’nun değişen güvenlik ortamının gereklerine çok kısa sürede uyum sağlayacak değişiklikleri hayata geçirilebilme yeteneği olarak ifade edilebilir. İnsan hayatında kısa sürede çok büyük değişiklikler yapan yıkıcı teknolojiler olarak ifade edilen; yapay zekâ, kuantum bilgisayar, otonom sistemler, 5G ve bio teknoloji güvenlik algısında da değişikliklere neden oldu. NATO geleceğin tahmin edilmez olduğunu tasavvur ediyor, bu teknolojiler konusunda üstünlüğün elde tutulmasını hayati olarak görüyor. Çin ve Rusya’nın bu konudaki çalışmaları güvenlik riski olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan Çin ve Rusya’nın ekonomik, askeri ve siyasi olarak her geçen gün artan etkisinin, Trump döneminde ABD’nin içe kapanması ve bireysel hareket etmesiyle aynı zamana gelmesinin, tüm dünyada otoriter rejimleri güçlendirdiği, liberal, özgürlükçü demokratik değerlere olan inancı azalttığı açık bir şekilde vurgulanıyor. AB ve ABD’nin yeniden NATO çatısı altında her konuda yakın bir iş birliğine girmelerinin gelecek açısından önemli olduğu ifade ediliyor.

ABD SAVUNMA BAKANI WASHINGTON POST’TAKİ YAYIMLANAN YAZISINDA NE DEDİ?

ABD Başkanı olarak Joe Biden’ın seçilmesi NATO’da memnuniyetle karşılandı. Savunma Bakanı bu beklentiyi haklı çıkaracak şekilde tam da NATO Savunma Bakanları Toplantısının başladığı 17 Şubat tarihinde Washington Post gazetesinde yayımlanan bir makale kaleme kaldı. Lyod Austin, ABD’nin bundan sonra diplomasiyi öne alacağını, sorunları tek başlarına çözmelerinin mümkün olmayacağını, bunun için iş birliğinin şart olduğunu, ABD olarak yeni dönemde müttefik ve ortak ülkeler ile yakın çalışacaklarını, bunun bir işareti olarak görevi devraldığında ilk olarak NATO Genel Sekreterini aradığını ifade etti. Dikkat çekici bir şekilde ABD askerlerinin Almanya’dan çekilmeyeceğini, ABD’nin kolektif savunma konusunda sorumluluklarını yerine getirmeye hazır olduğunu söyledi.

TOPLANTININ BİRİNCİ GÜNÜNDE HANGİ KARARLAR ALINDI?

Genel Sekter yaptığı açıklamada toplantının ilk gününde 2030 belgesi, uygulanacak yol haritası, eylem planı, caydırıcılık ve ortak savunma harcamaları ve AB ile ilişkilerin görüşüldüğünü belirtti. Toplantıda AB, İsveç ve Finlandiya’nın temsil edilmesinin Atlantik’in iki yakası arasında yeniden kurulacak yakın iş birliği için atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı. 2010 yılında yayımlanan “Stratejik Konseptin” ihtiyaçlar doğrultusunda güncelleneceğini, teknolojik üstünlüğün devam ettirilmesi için geliştirilecek sistemlerin birbiriyle uyumlu olmasının önemli olduğunu ifade etti.

GENEL SEKRETER S-400 KONUSUNDA SORULAN SORUYA NE CEVAP VERDİ?

Toplantı sonunda Genel Sekreter’in S-400 konusunda sorulan bir soruya verdiği cevap dikkat çekti. Daha önceki toplantılarda benzer sorulara daha muğlak ve ortada cevaplar veren Genel Sekreter, bu toplantıda S-400 konusunun görüşülmediğini, bu konunun toplantıdan önce gündeme geldiğini, Türk tarafına S-400 konusunun olası sonuçları hakkında taşıdığı kaygılarını ilettiğini, alternatif çözüm olarak Patriot, SAMP-T sistemlerinin önerildiğini, sonuçta ortada bir sorun olduğunu ve bunun çözülmesi gerektiğini ifade etti. NATO üyesi her ülkenin her konuda aynı düşünmemesinin normal olduğunu, ancak NATO’nun sorunların çözümü için en uygun zeminlerden biri olduğunu Doğu Akdeniz’de yaşanan Türk-Yunan geriliminde tansiyonun bu yolla düşürüldüğünü öne sürdü.

RUS DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ NEDEN KARADENİZ’E DİKKAT ÇEKTİ?

Rus Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova 9 Şubat tarihinde Karadeniz’de ABD ve Türk Deniz Kuvvetleri unsurları tarafından yapılan geçiş eğitimlerinin doğrudan Rusya’yı hedef aldığını, kendi sınırları yakınında yapılan bu tür faaliyetlerin bölgede barış ve güvenliği tehdit ettiğini söyledi. ABD 6.filosunun bölgede kendisine düşman bulmak için can attığını iddia etti.

Türkiye ve ABD arasında Karadeniz’de geçiş eğitimleri ilk defa icra edilmiyor. Rusya daha önce bu tür eğitimlere tepki vermez iken tam da Savunma Bakanları Toplantısı esnasında caydırıcılık konusunun görüşüldüğü bir ortamda bu açıklamayı yapması Rusya’nın, NATO’nun Karadeniz’deki varlığını artıracağından endişe duyduğunu ortaya koyuyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedeniyle Karadeniz’de kıyıdaş olmayan ülkelerin bulunduracakları gemi tonajı ve gün sayısı kısıtlı. Romanya ve Bulgaristan’ın deniz kuvvetleri, caydırıcılık için yeterli değil. Bu durumda geriye tek seçenek olarak Türkiye kalıyor.
Türkiye şimdiye kadar Karadeniz’in kapalı bir deniz olduğunu, sorunların kıyıdaş ülkeler arasında çözülmesi gerektiğini, dışarıdan yapılacak müdahalelerin sorunların daha derinleşmesine neden olacağını öne sürdü. Baltık ve Doğu Avrupa ülkeleri Rusya’yı ciddi tehdit olarak görüyorlar. NATO’dan bu konuda somut adım atmasını istiyorlar. Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’nın doğusunu istikrarsızlaştırmaya devam etmesi, uygulanan yaptırımların çok da etkili olmadığını gösteriyor.

ALINAN KARARLAR TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLEYECEK?

NATO’da görev yapanlar arasında çok meşhur olmuş bir söz vardır. NATO için “No Action Talk Only” derler. Ancak son 10 yılda yaşanan baş döndürücü gelişmeler ve dünyanın sorunlarının bir hegemon güç tarafından tek başına çözülemez hale gelmesi, 2010 yılından sonra kendisini küresel bir güvenlik örgütü olarak konumlandıran NATO’nun konumunu güçlendirdi. Başkan Trump döneminde gerilen AB-ABD ilişkileri, Biden’ın Başkan seçilmesi ile yumuşadı.

Savunma Bakanları toplantısında ABD’nin Afganistan’dan askerlerini çekmek için müttefikler ile yakın iş birliği içerisinde olacağını söylemesi, IŞİD’in Irak topraklarında yeniden hayat bulmaması için NATO’nun bölgedeki varlığını 500 askerden 4000’e çıkarması ve misyonun görevinin Bağdat sınırlarının ötesine taşınması, Savunma Bakanı’nın ABD askerlerinin Avrupa’dan çekilmeyeceğini açıklaması somut ilerlemeler olarak değerlendirilebilir.

Bu koşullar altında Türkiye’nin S-400 sisteminden vazgeçmeden mevcut durumunu sürdürmesi mümkün değil. Bu mutlaka çözüme kavuşturulacak. NATO Karadeniz’de varlığını artıracak, bunun için Türkiye kilit ülke. Türkiye-Rusya ilişkileri Türkiye’nin takınacağı tavra göre sertleşecektir. Türkiye’nin elinde Rusya’ya karşı doğru kullanıldığı takdirde Rusya’nın uzlaşmacı bir tutum takınmasını sağlayacak siyasi ve ekonomik araçlar mevcuttur. Bunların etkili kullanılabilmesi iç siyasette varılacak uzlaşı ile mümkün olacaktır. Son günlerde yaşanan gelişmeler Türkiye’nin takınacağı tavır konusunda içeride yaşanan tartışmaların tezahürüdür. Yoksa başka türlü, tam da İstikşafi görüşmelerin başladığı bir atmosferde Türkiye’nin elinin diplomatik olarak zayıf olduğu bir ortamda NATO toplantısı esnasında Ege Denizi’nde hukuken doğru olsa bile siyaseten ve diplomatik açıdan zamanlaması yanlış bir NAVTEX ilanına gidilmezdi.

Sonuç olarak Erdoğan iç siyaseti okuma konusunda gösterdiği mahareti dış politika konusunda da gösterirse bunun hem iç hem de dış politika da önemli yansımaları olacaktır. Türkiye’nin maceraperestliği bırakıp, hukuka dönmekten ve zamanın ruhuna uygun hareket ederek NATO imkanlarından faydalanarak iş birliği içerisinde teknoloji temelli bir savunma ve ekonomi modeline geçmekten başka çaresi yok.

Analiz

‘Burası Afrika mı’ diyenler çok şaşıracak: Demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisindeyiz

Nagehan Alçı’nın ‘Burası Afrika ülkesi mi’ çıkışı sonrası başlayan tartışmaya Türkiye’nin demokrasi endeksindeki yeriyle dahil olan akademisyen Nezih Onur Kuru, ‘karma rejim’ sınıfındaki Türkiye’nin 20 Afrika ülkesinin gerisinde olduğunu söyledi. Sivil özgürlüklerde de Türkiye, Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının altında.

BOLD – İstanbul ve Ankara Valiliği başta olmak üzere Türkiye genelindeki il valilikleri, 1 Mart’tan itibaren koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında yeni bir sürece girileceğini ve bu süreçte eğitim öğretim kurumlarında, hafta başında yapılacak Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınacak kararlar doğrultusunda yeni adımlar atılacağını açıkladı.

BURASI AFRİKA MI?

AKP’ye verdiği destekle bilinen Habertürk yazarı Nagehan Alçı, okulların açılmaması ile ilgili net bir karar verilmemesine tepki gösterdi. Alçı, sosyal medya paylaşımında “Artık yeter! Burası Afrika ülkesi mi? Haftalar öncesinden 1 Mart’ta ilkokullar açılıyor dendi şimdi açılmıyor pazartesi günkü toplantıya göre karar vereceğiz deniyor… Çocukları mahvettiniz!” ifadelerine yer verdi.

20 AFRİKA ÜLKESİNİN GERİSİNDE

Koç Üniversitesi akademisyenlerinden Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru, Türkiye’nin demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisinde kaldığını açıkladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kuru şu ifadeleri kullandı: “Nagehan Alçı Türkiye için “Burası Afrika ülkesi mi?” demiş. Fakat 50 Afrika ülkesinin 20’si Türkiye’den daha demokratik. Türkiye demokraside dünyada ilk 100’e bile giremiyor. Artık kusurlu bir demokrasi olarak bile görülmüyor. Mahvedilen sadece çocuklar değil.”

TÜRKİYE KARMA REJİM SINIFINDA

The Economist’in 2020 Demokrasi Endeksi’ne göre ise Türkiye demokratik ülkeler sıralamasında 167 ülke arasında 104’üncü. Demokrasisi ‘kusurlu demokrasi’ sınıfında bile kendine yer bulamayan Türkiye, karma rejim sınıfında bulunuyor. Karma rejimin tanımı ise şöyle: “Düzenli seçim sahtekarlıkları olan ve adil ve özgür demokrasi olmalarını engelleyen uluslardır. Bu uluslar genellikle siyasi muhalefet, bağımsız olmayan yargılar, yaygın yolsuzluk, medyaya uygulanan taciz ve baskı, güçsüz hukukun üstünlüğü ve az gelişmiş siyasi kültür alanlarındaki kusurlu demokrasilere göre daha belirgin hatalar uygulayan hükumetlere sahiptir.”

ÇÖKÜŞ 2014’TEN SONRA BAŞLADI

Karma rejim ile birlikte Türkiye, Uganda, Bangladeş, Moldovya, Kırgızistan, Pakistan gibi ülkelerle aynı grupta yer aldı.

Endeksin ilk oluşturulduğu 2006 yılında dünya ortalamasının üzerinde bir puan alan Türkiye, bu başarısını 2014 yılına kadar sürdürdü. Türkiye endekse göre, 2014 yılında bir önceki yıla göre demokraside yüzde 9 düşüş yaşandı.

SİVİL ÖZGÜRLÜKLERDE KUZEY AFRİKA ÜLKELERİNİN GERİSİNDE

Türkiye, Sivil Özgürlükler kategorisinde dramatik bir farkla bölgede en az puanı alan ülke ve bu kategoride Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının da altında bir puana sahip.

AKP 28 Şubat’ın mağduru mu, mahsulü mü?

Okumaya devam et

Analiz

Pandemi AKP’nin 18 yıllık kibrini yerle bir etti: Bir bakan daha özür diledi

Emin Saraç’ın cenaze namazındaki görüntüleri yüzünden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrünün ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da bir günlük gecikme için vatandaşlardan özür diledi.  Siyasi geleneğinde özrün yerin olmadığı AKP’de, pandemi sonrası artan özürler krize de neden oldu.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile birlikte Emin Saraç’ın cenazesinde katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, cenazeden yansıyan fotoğraflar yüzünden eleştirilerin hedefi oldu. Sosyal mesafenin hiçe sayıldığı görüntüler yüzünden Bakan Koca vatandaşlardan özür diledi. Koca, cenaze töreninden sonra şu ifadeleri kullandı: “Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkacağını öngöremedim. Öngörmem gerekiyor muydu, evet gerekiyordu. Bu benim kusurum. Bu nedenle ben vatandaşlarımızdan özür diliyorum.”

Medyafaresi’nin haberine göre lebalep kongrelerden de rahatsız olan Koca’nın özrü hükumette krize neden oldu. İddiaya göre, Koca’nın görevden affı kısa sürede açıklanacak. Koca’nın yerine de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Cevdet Erdöl getirilecek.

MEB DE ÖZRÜ DİLEDİ

Bir özür de bugün Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk’tan geldi. Bakan Selçuk sosyal medyadan yaptığı açıklamada okulların açılışının ertelenmesi nedeniyle vatandaşlardan özür diledi.

Ziya Selçuk’un açıklaması şöyle: ” Okulların açılma takviminde yaşanan 1 günlük erteleme için tüm vatandaşlarımızdan özür dilerim. Bazı illerimizde son birkaç günde tespit edilen hızlı vaka artışı yeniden değerlendirme zorunluluğunu doğurmuştur. Sağlık önceliğimiz. Sabrınız ve anlayışınız için teşekkür ederim.

GARA SONRASI AİLELERDEN DAHİ ÖZÜR DİLENMEDİ

Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrü medyanın ilgisini çekti. Basında geniş yer bulan olay da hükumette krize neden oldu.

Türkiye AKP’li milletvekili ve bakanların özür dilemesine alışık değil. Şubat ayı Türkiye tarihinin en derin rehine kurtarma krizine sahne oldu. Kurtarma operasyonu sırasında Kuzey Irak’ın Gara bölgesinde tutulan çoğu asker, polis ve MİT görevlisi 13 vatandaş öldü. 3 Asker daha operasyonda hayatını kaybetti.

Operasyon öncesi, halka müjde vereceğini söyleyen Erdoğan’ın kurtarma girimini yakından takip ettiği belli oldu. Başarısızlığın ardından ne askeri kanattan ve de hükumetten özür gelmedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’teki bilgilendirme toplantısında faturayı HDP ve İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) kesti.

ÖZLEM ZENGİN’DEN ÖZÜR BEKLENİRKEN…

Gençliğinde başörtüsü engeli yüzünden zor şartlarda eğitim gördüğünü her fırsatta dile getiren AKP’li Milletvekili Özlem Zengin, karakol ve cezaevlerindeki mütedeyyin kadınlara yönelik çıplak arama skandalı için belge istemesi kamuoyunun tepkisini çekti.

Tanıkların ifadeleri, güvenlik kamera görüntüleri ve tutanaklara rağmen geri adım atmayan Zengin, yeni suçlamalarla mahkum kadınları zan altında bıraktı. Kadınlardan özür dilemesi beklenen Zengin, cezaevindeki kadınlar AKP’yi zorda bırakmak için hamile kaldığını söyledi.

Yazar Ahmet Taşgetiren, Zengin’in durumunu “Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar” diyerek özetledi.

ERDOĞAN’IN İKİ ÖZRÜ

18 yıl boyunca Erdoğan sadece 2 kez özür diledi. 15 Temmuz sonrası, geçmişte Cemaate yönelik olumlu tavırları yüzünden özür dileyen Erdoğan diğerini ise 2015’te düşürülen Rus uçakları için Putin’den diledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 2016 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazan Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e gönderdiği mektupta Rus askeri uçağının düşürülmesinden dolayı derin üzüntü duyduğunu ifade etti. Mektupta “Hayatını kaybeden Rus pilotun ailesine taziyelerimi sunmak istiyorum, kusura bakmasınlar diyorum” ifadesini kullandı.

İşte TSK’yı bitiren kafa!

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan damadına önemli bir görev için zemin yokluyor

Tayyip Erdoğan, Instagram mesajıyla kabineden istifa eden ve aylardır kimsenin ulaşamadığı damadı Berat Albayrak’ı yeniden önemli bir göreve atamak için zemin yoklamaya başladı. Ekonomi yönetimindeki başarısız politikalarıyla eleştirilen Albayrak için Dışişleri Bakanlığı düşünülüyor.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, Kasım 2020’de Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden Instagram üzerinden istifa etti. Bu garip istifanın sebebi, Albayrak’ın istifasını yayınlayacak mecra bulamamasıydı. İstifasını yayınladığı gün önce şahsi Twitter hesabı, ardından bakanlığın Twitter hesabı bloke edildi. Albayrak istifasını kişisel Instagram hesabından yayınladı ancak Erdoğan’ın kontrolündeki Türk medyası istifayı haber yapmadı. Konu sosyal medyada bir gün boyunca tartışılınca Erdoğan, sağlık gerekçesiyle Albayrak’ın görevden affını istediğini söyledi. turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Albayrak’ın Instagram açıklamasında protest sayılabilecek bir dil hakimdi.

ALİ ERDOĞAN’DAN DAYAK YEDİ

Albayrak, istifasının ardından kayıplara karıştı. Erdoğan’ın ailesine ait 5 ultra lüks villadan oluşan komplekste hapis tutulduğu, hatta Erdoğan’ın aynı zamanda yeğeni olan koruma müdürü Ali Erdoğan ve ekibi tarafından feci biçimde dövüldüğü iddia edildi. Spekülasyonları besleyen medya önünde olmayı seven Berat Albayrak’tan hiçbir iz bulunamamasıydı.

Erdoğan yaklaşık üç ay sonra aniden Berat Albayrak’ı savunan bir açıklama yaptı ve bakanlığı döneminde Albayrak’ın çok başarılı olduğu ancak “damat” söyleminin başarılarını gölgelediğini belirtti. Erdoğan’ın bu açıklamasından hemen önce ana muhalefet partisi CHP, bir video hazırlamış ve Berat Albayrak’ın başarısızlığı, ekonomiyi krize sokması, şimdi de ortadan kaybolmasını eleştirmişti. Ailesiyle ilgili eleştirilere sert tepkisiyle bilinen Erdoğan, bu videonun ardından damadını güçlü biçimde savundu.

ULUSAL GÜVENLİK SORUNU

CHP, “AKP’nin ekonomi yönetimi gelinen noktada ülkemiz için bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir. Merkez Bankası rezervlerinin tamamı satılmıştır. Net rezervi eksi 47 milyar dolara kadar düşmüştür” şeklinde Albayrak’ı hedef almıştı.

Albayrak’la ilgili siyasi kulisler de hareketlendi. Erdoğan’ın aylar sonra Albayrak’ı ilk kez andığı konuşmasında özellikle Albayrak’ın enerji bakanlığı dönemini övmesi dikkat çekti. Bu sebeple Albayrak’ın yeniden Enerji Bakanı olarak kabineye dönebileceği belirtiliyor. Bir başka ihtimal ise Dışişleri Bakanlığı. AKP kulislerine yansıyan başka bir iddia ise, Albayrak’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, “ekonomi ve enerjiden sorumlu” bir pozisyonda Saray’da olacağı.

YARAYI SARMAK İSTİYOR

AKP kulisleri Erdoğan’ın Albayrak’ın protesto içeren istifasıyla aile içinden aldığı yarayı kapatmak için AKP’nin 24 Mart’taki büyük kongresinden önce harekete geçebileceğini belirtiyorlar.

Albayrak’ın ekonomi yönetiminin başına dönme ihtimali oldukça zayıf görülüyor. Sebebi ise piyasaların Albayrak’ın istifasına verdiği olumlu tepki. Albayrak’ın istifa ettiği gün döviz kuru gerilemişti. Ancak Erdoğan’ın üç ay sonra yeniden Berat Albayrak’ı andığı gün döviz kuru yükselişe geçti.

DAVUTOĞLU ESKİ DEFTERLERİ AÇTI

Bir dönem Başbakanlık koltuğunda Erdoğan’a en yakın isim olarak çalışan ancak şimdi yollarını ayıran Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Albayrak’ın yeniden gündeme gelmesi üzerine eski defterleri açtı. Davutoğlu, Albayrak’ın siyasete girdiği dönemde Erdoğan’a itiraz ettiğini söyledi:

“Berat Albayrak’ın milletvekili olması için sayın Cumhurbaşkanı ilk konuyu açtığında ben neredeyse kendisine yalvardım, ‘sizin bir yakınınızın siyasete girmesi herkese zarar verir, yapmayın’ dedim. Dinletemedim. Sonra Berat Albayrak bakan yapılmak istendiğinde yine yalvardım. Özellikle kaynak tüketen bakanlıklara getirmeyin, gereksiz spekülasyon olur dedim. Ama yine dinletemedim. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı’na sormak istiyorum: İyi mi oldu?”

Berat Albayrak, yanlış ekonomi politikaları nedeniyle döviz kurunu frenleyebilmek için Merkez Bankasının döviz rezervlerini tüketmekle suçlanıyor. Albayrak döneminde Merkez Bankası döviz rezervi eksi 40 milyar dolara düşerek tarihte görülmemiş bir seviyeye gerilemişti.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0