Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Türkiye 13 rehinenin öldüğü fiyaskonun sorumlusunu arıyor

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’nın elindeki Türk 13 rehineyi kurtarmak için yaptığı Gara operasyonu fiyaskoyla sonuçlandı. Hulusi Akar ve Yaşar Güler birbirine zıt açıklamalar yaptı. Operasyonun istihbaratını sağlayan Milli İstihbarat Teşkilatı ise hala suskun…

BOLD – Türk Silahlı Kuvvetleri Irak’ın Türkiye sınırına yakın dağlık bölgesi Gara’ya 10 Şubat’ta başlayan ve üç gün süren bir operasyon gerçekleştirdi. Operasyonda, PKK’nın Türkiye’den kaçırarak götürdüğü 13 rehinenin kurtarılması hedefleniyordu. Rehineler asker, polis ve MİT görevlilerinden oluşuyordu ve 2015’ten beri farklı zamanlarda kaçırılmışlardı.

turkishminute.com’un haberine göre Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in verdiği bilgiye göre, operasyonu önce Hava Kuvvetleri F16’lar ve silahlı dronlarla başlattı, ardından helikopterlerle bölgeye Özel Kuvvetler Komutanlığından birlik indirildi. Güler, kurtarma operasyonu yapılan mağaranın krokisi önünde yaptığı basın açıklamasında, mağaraya ait istihbarat bilgilerinin önceden ellerinde olduğunu, mağaranın bir modelinin yapıldığını ve Özel Kuvvetler’in bu model üzerinde eğitim yaptıklarını söyledi.

REHİNE OPERASYONU DEMEDİ

Ancak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, konuyla ilgili Meclis’teki özel bilgilendirme oturumunda tam tersi açıklamalar yaptı. Akar, PKK’nın yeni toplanma ve üs bölgesi olarak Gara dağlık bölgesini seçtiğini operasyonun bu nedenle planlandığını söyledi. Akar, operasyonun rehine kurtarma operasyonu olduğunu söylemekten kaçındı. Akar, bölgenin önce F-16’lar ve silahlı dronlarla bombalandığını, ardından bölgeyi ele geçirmek için kara birliklerinin gönderildiğini söyledi. Özel Kuvvetler birliğinin bölgeye indikten üzerlerine ateş açıldığını, bunun üzerine birliğin ateş açılan mağaraya doğru ilerlediğini anlatan Akar, askerlerin mağaranın üç girişi olduğunu keşfettiklerini, mağaraya girdikten sonra farklı noktalarda beş demir kapı ve parmaklıklarla karşılaştıklarını söyledi. Akar, “Bunlar bilinmediği için başlangıçta bunlarla karşılaşıldı. Dolayısıyla ilerleme çok zor oldu.” dedi.

Akar’ın 16 Şubat’ta Mecliste yaptığı bu açıklamalar, Org. Güler’in PKK’nın cezaevi olarak kullandığı mağaraya ait tüm istihbaratın önceden elde edildiği ve detaylı krokisinin çıkartıldığı açıklamasıyla çelişiyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Akar’ın Meclis’te yaptığı konuşmadan bir gün önce 15 Şubat’ta operasyonun rehine kurtarma operasyonu olduğunu doğrulamıştı:

“Operasyon yapmak suretiyle bu kardeşlerimizi(rehineler) kurtaralım istedik. Ve gerek Savunma Bakanım gerek Genelkurmay Başkanım gerek Millî İstihbarat, gerek polis, hep birlikte yapılan çalışmalar neticesinde adım atıldı. (…) Ama gel gör ki başaramadık.”

“ÜTOPİK BİR OPERASYON”

Operasyonla ilgili çelişkiler bununla sınırlı değil. Deva Partisi milletvekili Mustafa Yeneroğlu, operasyonun rehine kurtarma operasyonu olmasına rağmen, sürpriz etkisini kıracak biçimde önceden hava operasyonu yapılmasının sebebini bir soru önergesiyle Meclis gündemine getirdi.

Turkishminute’e konuşan ancak güvenlik nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen eski bir general de bu noktaya dikkat çekiyor. 15 Temmuz’un ardından TSK’dan ihraç edilen general, operasyonu “ütopik” olarak niteliyor:

“Operasyon başka bir ülkenin topraklarında yapıldığı için olmazsa olmazı gizliliktir. Kurtarma biriminin güvenliği, kurtarmaya çalışacağınız rehinenin güvenliği en önemli iki şey. Ancak görüyoruz ki daha operasyonun başında kurtarma birimini komuta eden iki yüzbaşı PKK’lılar tarafından şehit edilmiş.  Önce hava harekatı yapılması ve bilgi sızdırması ihtimali olan Peşmergelerle işbirliği yapılması gizliliği ortadan kaldıran iki unsur. Hava harekatı Özel Kuvvetler mağaraya baskın yaptığı an başlamalıydı. Ancak baskın özelliği kaybedilerek başlandığı için başarı ihtimali zaten kalmamış.”

General, rehinelerin yaklaşık 6 yıldır PKK’nın elinde olduğu halde operasyonun neden şimdi ve kış şartlarında yapıldığı sorusuna şu cevabı verdi:

“Öncelikle bu ütopik bir kurtarma operasyonu. O dağlık alanda ve o mağarada rehinelerin canlı çıkma ihtimali neredeyse imkansız. Böyle bir planlama ancak MİT Başkanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yönetim tarzına uygun. TSK’dan son 5 yılda 150’den fazla general ve özellikle NATO subayları ihraç edildi. Hükümetin siyasi ihtiyaçları için talep edilmiş ve planlanmış böylesi ütopik bir operasyona itiraz edecek subay TSK’da kalmadı.”

General’e göre 13 rehine ve iki yüzbaşının kaybı büyük bir başarısızlık ve TSK’nın en seçkin birimi olan Özel Kuvvetler Komutanlığında travmaya neden olacak.

ANKARA’DA BAZI KİŞİLER KOLTUĞUNU KAYBEDEBİLİR

Muhalefeti sürekli baskı altında tutan Erdoğan, 13 rehinenin ölümünün ardından ilk kez farklı bir adım attı ve Milli Savunma Bakanı ile İçişleri Bakanı’nı muhalefet partilerini bilgilendirmek için görevlendirdi. İki bakan, CHP ve İyi Parti’yi ziyaret edip operasyonun detaylarını anlattılar. Gazeteci Murat Yetkin’e göre operasyonun rehine kurtarma kısmındaki başarısızlık Ankara’daki bazı kişileri koltuğundan edebilir.

Koltuğunu kaybedecek kişinin Savunma Bakanı Hulusi Akar olabileceğine ilişkin spekülasyonlar var. Erdoğan yanlısı medyada alışılmadık biçimde son bir ayda Hulusi Akar’ı eleştiren haberler çıkmaya başladı. 2015-18 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunan Akar, emekli olup siyasete atılmasına rağmen halen TSK üzerinde güçlü otoritesi bulunuyor. Mevcut Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler, kameralar önünde Hulusi Akar’a “Sayın Bakan” yerine hala “komutanım” demeyi tercih ediyor.

Anamuhalefet Partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Erdoğan’ın 15 Şubat’ta yaptığı konuşmasında “başaramadık” demesinin açık bir itiraf olduğunu, başarısızlığın sorumlusunun siyasi amaçlarla bu operasyona karar veren Erdoğan olduğunu belirtiyor.

 

 

 

 

Analiz

‘Burası Afrika mı’ diyenler çok şaşıracak: Demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisindeyiz

Nagehan Alçı’nın ‘Burası Afrika ülkesi mi’ çıkışı sonrası başlayan tartışmaya Türkiye’nin demokrasi endeksindeki yeriyle dahil olan akademisyen Nezih Onur Kuru, ‘karma rejim’ sınıfındaki Türkiye’nin 20 Afrika ülkesinin gerisinde olduğunu söyledi. Sivil özgürlüklerde de Türkiye, Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının altında.

BOLD – İstanbul ve Ankara Valiliği başta olmak üzere Türkiye genelindeki il valilikleri, 1 Mart’tan itibaren koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında yeni bir sürece girileceğini ve bu süreçte eğitim öğretim kurumlarında, hafta başında yapılacak Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınacak kararlar doğrultusunda yeni adımlar atılacağını açıkladı.

BURASI AFRİKA MI?

AKP’ye verdiği destekle bilinen Habertürk yazarı Nagehan Alçı, okulların açılmaması ile ilgili net bir karar verilmemesine tepki gösterdi. Alçı, sosyal medya paylaşımında “Artık yeter! Burası Afrika ülkesi mi? Haftalar öncesinden 1 Mart’ta ilkokullar açılıyor dendi şimdi açılmıyor pazartesi günkü toplantıya göre karar vereceğiz deniyor… Çocukları mahvettiniz!” ifadelerine yer verdi.

20 AFRİKA ÜLKESİNİN GERİSİNDE

Koç Üniversitesi akademisyenlerinden Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru, Türkiye’nin demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisinde kaldığını açıkladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kuru şu ifadeleri kullandı: “Nagehan Alçı Türkiye için “Burası Afrika ülkesi mi?” demiş. Fakat 50 Afrika ülkesinin 20’si Türkiye’den daha demokratik. Türkiye demokraside dünyada ilk 100’e bile giremiyor. Artık kusurlu bir demokrasi olarak bile görülmüyor. Mahvedilen sadece çocuklar değil.”

TÜRKİYE KARMA REJİM SINIFINDA

The Economist’in 2020 Demokrasi Endeksi’ne göre ise Türkiye demokratik ülkeler sıralamasında 167 ülke arasında 104’üncü. Demokrasisi ‘kusurlu demokrasi’ sınıfında bile kendine yer bulamayan Türkiye, karma rejim sınıfında bulunuyor. Karma rejimin tanımı ise şöyle: “Düzenli seçim sahtekarlıkları olan ve adil ve özgür demokrasi olmalarını engelleyen uluslardır. Bu uluslar genellikle siyasi muhalefet, bağımsız olmayan yargılar, yaygın yolsuzluk, medyaya uygulanan taciz ve baskı, güçsüz hukukun üstünlüğü ve az gelişmiş siyasi kültür alanlarındaki kusurlu demokrasilere göre daha belirgin hatalar uygulayan hükumetlere sahiptir.”

ÇÖKÜŞ 2014’TEN SONRA BAŞLADI

Karma rejim ile birlikte Türkiye, Uganda, Bangladeş, Moldovya, Kırgızistan, Pakistan gibi ülkelerle aynı grupta yer aldı.

Endeksin ilk oluşturulduğu 2006 yılında dünya ortalamasının üzerinde bir puan alan Türkiye, bu başarısını 2014 yılına kadar sürdürdü. Türkiye endekse göre, 2014 yılında bir önceki yıla göre demokraside yüzde 9 düşüş yaşandı.

SİVİL ÖZGÜRLÜKLERDE KUZEY AFRİKA ÜLKELERİNİN GERİSİNDE

Türkiye, Sivil Özgürlükler kategorisinde dramatik bir farkla bölgede en az puanı alan ülke ve bu kategoride Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının da altında bir puana sahip.

AKP 28 Şubat’ın mağduru mu, mahsulü mü?

Okumaya devam et

Analiz

Pandemi AKP’nin 18 yıllık kibrini yerle bir etti: Bir bakan daha özür diledi

Emin Saraç’ın cenaze namazındaki görüntüleri yüzünden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrünün ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da bir günlük gecikme için vatandaşlardan özür diledi.  Siyasi geleneğinde özrün yerin olmadığı AKP’de, pandemi sonrası artan özürler krize de neden oldu.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile birlikte Emin Saraç’ın cenazesinde katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, cenazeden yansıyan fotoğraflar yüzünden eleştirilerin hedefi oldu. Sosyal mesafenin hiçe sayıldığı görüntüler yüzünden Bakan Koca vatandaşlardan özür diledi. Koca, cenaze töreninden sonra şu ifadeleri kullandı: “Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkacağını öngöremedim. Öngörmem gerekiyor muydu, evet gerekiyordu. Bu benim kusurum. Bu nedenle ben vatandaşlarımızdan özür diliyorum.”

Medyafaresi’nin haberine göre lebalep kongrelerden de rahatsız olan Koca’nın özrü hükumette krize neden oldu. İddiaya göre, Koca’nın görevden affı kısa sürede açıklanacak. Koca’nın yerine de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Cevdet Erdöl getirilecek.

MEB DE ÖZRÜ DİLEDİ

Bir özür de bugün Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk’tan geldi. Bakan Selçuk sosyal medyadan yaptığı açıklamada okulların açılışının ertelenmesi nedeniyle vatandaşlardan özür diledi.

Ziya Selçuk’un açıklaması şöyle: ” Okulların açılma takviminde yaşanan 1 günlük erteleme için tüm vatandaşlarımızdan özür dilerim. Bazı illerimizde son birkaç günde tespit edilen hızlı vaka artışı yeniden değerlendirme zorunluluğunu doğurmuştur. Sağlık önceliğimiz. Sabrınız ve anlayışınız için teşekkür ederim.

GARA SONRASI AİLELERDEN DAHİ ÖZÜR DİLENMEDİ

Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrü medyanın ilgisini çekti. Basında geniş yer bulan olay da hükumette krize neden oldu.

Türkiye AKP’li milletvekili ve bakanların özür dilemesine alışık değil. Şubat ayı Türkiye tarihinin en derin rehine kurtarma krizine sahne oldu. Kurtarma operasyonu sırasında Kuzey Irak’ın Gara bölgesinde tutulan çoğu asker, polis ve MİT görevlisi 13 vatandaş öldü. 3 Asker daha operasyonda hayatını kaybetti.

Operasyon öncesi, halka müjde vereceğini söyleyen Erdoğan’ın kurtarma girimini yakından takip ettiği belli oldu. Başarısızlığın ardından ne askeri kanattan ve de hükumetten özür gelmedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’teki bilgilendirme toplantısında faturayı HDP ve İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) kesti.

ÖZLEM ZENGİN’DEN ÖZÜR BEKLENİRKEN…

Gençliğinde başörtüsü engeli yüzünden zor şartlarda eğitim gördüğünü her fırsatta dile getiren AKP’li Milletvekili Özlem Zengin, karakol ve cezaevlerindeki mütedeyyin kadınlara yönelik çıplak arama skandalı için belge istemesi kamuoyunun tepkisini çekti.

Tanıkların ifadeleri, güvenlik kamera görüntüleri ve tutanaklara rağmen geri adım atmayan Zengin, yeni suçlamalarla mahkum kadınları zan altında bıraktı. Kadınlardan özür dilemesi beklenen Zengin, cezaevindeki kadınlar AKP’yi zorda bırakmak için hamile kaldığını söyledi.

Yazar Ahmet Taşgetiren, Zengin’in durumunu “Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar” diyerek özetledi.

ERDOĞAN’IN İKİ ÖZRÜ

18 yıl boyunca Erdoğan sadece 2 kez özür diledi. 15 Temmuz sonrası, geçmişte Cemaate yönelik olumlu tavırları yüzünden özür dileyen Erdoğan diğerini ise 2015’te düşürülen Rus uçakları için Putin’den diledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 2016 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazan Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e gönderdiği mektupta Rus askeri uçağının düşürülmesinden dolayı derin üzüntü duyduğunu ifade etti. Mektupta “Hayatını kaybeden Rus pilotun ailesine taziyelerimi sunmak istiyorum, kusura bakmasınlar diyorum” ifadesini kullandı.

İşte TSK’yı bitiren kafa!

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan damadına önemli bir görev için zemin yokluyor

Tayyip Erdoğan, Instagram mesajıyla kabineden istifa eden ve aylardır kimsenin ulaşamadığı damadı Berat Albayrak’ı yeniden önemli bir göreve atamak için zemin yoklamaya başladı. Ekonomi yönetimindeki başarısız politikalarıyla eleştirilen Albayrak için Dışişleri Bakanlığı düşünülüyor.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, Kasım 2020’de Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden Instagram üzerinden istifa etti. Bu garip istifanın sebebi, Albayrak’ın istifasını yayınlayacak mecra bulamamasıydı. İstifasını yayınladığı gün önce şahsi Twitter hesabı, ardından bakanlığın Twitter hesabı bloke edildi. Albayrak istifasını kişisel Instagram hesabından yayınladı ancak Erdoğan’ın kontrolündeki Türk medyası istifayı haber yapmadı. Konu sosyal medyada bir gün boyunca tartışılınca Erdoğan, sağlık gerekçesiyle Albayrak’ın görevden affını istediğini söyledi. turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Albayrak’ın Instagram açıklamasında protest sayılabilecek bir dil hakimdi.

ALİ ERDOĞAN’DAN DAYAK YEDİ

Albayrak, istifasının ardından kayıplara karıştı. Erdoğan’ın ailesine ait 5 ultra lüks villadan oluşan komplekste hapis tutulduğu, hatta Erdoğan’ın aynı zamanda yeğeni olan koruma müdürü Ali Erdoğan ve ekibi tarafından feci biçimde dövüldüğü iddia edildi. Spekülasyonları besleyen medya önünde olmayı seven Berat Albayrak’tan hiçbir iz bulunamamasıydı.

Erdoğan yaklaşık üç ay sonra aniden Berat Albayrak’ı savunan bir açıklama yaptı ve bakanlığı döneminde Albayrak’ın çok başarılı olduğu ancak “damat” söyleminin başarılarını gölgelediğini belirtti. Erdoğan’ın bu açıklamasından hemen önce ana muhalefet partisi CHP, bir video hazırlamış ve Berat Albayrak’ın başarısızlığı, ekonomiyi krize sokması, şimdi de ortadan kaybolmasını eleştirmişti. Ailesiyle ilgili eleştirilere sert tepkisiyle bilinen Erdoğan, bu videonun ardından damadını güçlü biçimde savundu.

ULUSAL GÜVENLİK SORUNU

CHP, “AKP’nin ekonomi yönetimi gelinen noktada ülkemiz için bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir. Merkez Bankası rezervlerinin tamamı satılmıştır. Net rezervi eksi 47 milyar dolara kadar düşmüştür” şeklinde Albayrak’ı hedef almıştı.

Albayrak’la ilgili siyasi kulisler de hareketlendi. Erdoğan’ın aylar sonra Albayrak’ı ilk kez andığı konuşmasında özellikle Albayrak’ın enerji bakanlığı dönemini övmesi dikkat çekti. Bu sebeple Albayrak’ın yeniden Enerji Bakanı olarak kabineye dönebileceği belirtiliyor. Bir başka ihtimal ise Dışişleri Bakanlığı. AKP kulislerine yansıyan başka bir iddia ise, Albayrak’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, “ekonomi ve enerjiden sorumlu” bir pozisyonda Saray’da olacağı.

YARAYI SARMAK İSTİYOR

AKP kulisleri Erdoğan’ın Albayrak’ın protesto içeren istifasıyla aile içinden aldığı yarayı kapatmak için AKP’nin 24 Mart’taki büyük kongresinden önce harekete geçebileceğini belirtiyorlar.

Albayrak’ın ekonomi yönetiminin başına dönme ihtimali oldukça zayıf görülüyor. Sebebi ise piyasaların Albayrak’ın istifasına verdiği olumlu tepki. Albayrak’ın istifa ettiği gün döviz kuru gerilemişti. Ancak Erdoğan’ın üç ay sonra yeniden Berat Albayrak’ı andığı gün döviz kuru yükselişe geçti.

DAVUTOĞLU ESKİ DEFTERLERİ AÇTI

Bir dönem Başbakanlık koltuğunda Erdoğan’a en yakın isim olarak çalışan ancak şimdi yollarını ayıran Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Albayrak’ın yeniden gündeme gelmesi üzerine eski defterleri açtı. Davutoğlu, Albayrak’ın siyasete girdiği dönemde Erdoğan’a itiraz ettiğini söyledi:

“Berat Albayrak’ın milletvekili olması için sayın Cumhurbaşkanı ilk konuyu açtığında ben neredeyse kendisine yalvardım, ‘sizin bir yakınınızın siyasete girmesi herkese zarar verir, yapmayın’ dedim. Dinletemedim. Sonra Berat Albayrak bakan yapılmak istendiğinde yine yalvardım. Özellikle kaynak tüketen bakanlıklara getirmeyin, gereksiz spekülasyon olur dedim. Ama yine dinletemedim. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı’na sormak istiyorum: İyi mi oldu?”

Berat Albayrak, yanlış ekonomi politikaları nedeniyle döviz kurunu frenleyebilmek için Merkez Bankasının döviz rezervlerini tüketmekle suçlanıyor. Albayrak döneminde Merkez Bankası döviz rezervi eksi 40 milyar dolara düşerek tarihte görülmemiş bir seviyeye gerilemişti.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0