Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Muhaliflere yönelik artan kaçırılma vakaları devlet politikası mı?

15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ve sonrasında 33 kişi kaçırıldı. Kaçırılan kişilerden bazıları bir anda polis merkezinde ortaya çıkarken, 2 kişiden ise hala haber alınamıyor. Bugün kimliği belirsiz kişilerce zorla alıkonulan ve serbest bırakılan 3 TİP’li öğrenci sonrası muhaliflerin korkulu rüyası olan ‘adam kaçırma’ yeniden gündeme geldi. İHD İstanbul Şube Başkanı Yoleri, kaçırılmalara ilişkin uluslararası sözleşmeleri imzalamaya yanaşmayan devletin sorumluluktan kaçtığını söylüyor.

BOLD – Ankara’da Türkiye İşçi Partili 3 üniversite öğrencisi polis olduklarını söyleyen kişiler tarafından GBT sorgusu bahanesiyle bindirildikleri araçlarla kaçırıldı. Öğrencilerden Ali Ayduğan darp edildikten sonra Gölbaşı’nda bir araziye bırakılırken, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi Uğurcan Baynal Pursaklar ilçesine, Sena Bademli ise Sincan’a bırakıldı.

Basın açıklamasında konuşan Ali Berke Aydoğan: ‘Birkaç soru soracağız diye arkadaşımdan uzaklaştırdılar. Yaka paça arabaya bindirdiler. Şiddet uyguladılar. Gölbaşı’nda ‘defol git’ diyerek arabadan attılar” dedi.

90’lı yılların rutini adam kaçırma uygulaması 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’le yeniden başladı. OHAL döneminde 28 olmak üzere toplam 33 kişi kaçırılırken, bunlardan 7’si 2019 yılında kaçırıldı. Milletvekillerinin girişimleriyle kaçırılanlara ait, ortaya çıkarılan HTS ve MOBESE kayıtlarına rağmen, ailelerin iddialarına göre savcılık dosyalarla pek ilgilenmedi.

4’Ü AYNI ANDA EMNİYETTE ORTAYA ÇIKTI

2019’un Temmuz ayında Salim Zeybek, Erkan Irmak, Yasin Ugan ve Özgür Kaya bir anda Emniyette ortaya çıktı. Aynı yıl ortadan kaybolan 7 kişiden 4’nün Ankara Emniyet Müdürlüğünde gözaltında olduğu aileleri tarafından sosyal medyada duyuruldu. Yusuf Bilge Tunç, Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen’den henüz bir haber yoktu.

MANTIĞA OTURTAMIYORUM

Mustafa Yılmaz da, kaçırıldıktan 9 ay sonra, Ekim 2019’da Emniyette ortaya çıktı. Fizyoterapist olan Mustafa Yılmaz eşine, özellikle avukat istemediğini iletti. Mustafa Yılmaz’ın eşi Sümeyye Yılmaz o anları şöyle anlattı: “Sevdiğiniz birinden 245 gün haber alamıyorsunuz ve birden ortaya çıkıyor. Hiçbir şekilde bir mantığa oturtamıyorum. Umudumuzu kaybetmek üzereyken ulaşabildik.”

İŞKENCE TACİZ TEHDİT

6 Kasım 2019’da yine Emniyette ortaya çıkan Gökhan Türkmen, tutuklu yargılandığı davada kaçırıldığı dönemde ağır tehdit, işkence ve taciz altında kaldığını anlattı.

GÜNEŞ GÖRMEYEN TENLERİ BEMBEYAZDI

Bulunduklarında polis merkezine giderek mağdurlarla görüşen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu izlenimlerini şu sözlerle anlattı: “25-30 kilo zayıfladıkları, tenlerinin anlaşılan güneş görmemekten bembeyaz olduğu ve son derece önemli bir değişim geçirdikleri ortadaydı”

570 GÜNDÜR KAYIP

6 Ağustos 2019 tarihinden beri kayıp olan Yusuf Bilge Tunç ise diğer 6 kişi kadar şanslı değil. Baba Mustafa Tunç, 570 gündür kayıp olan oğluyla ilgili dosyaya iş yoğunluğu bahanesiyle savcının bakmadığını belirterek: “2019’u ve 2020’yi biz karanlık dönem olarak görüyoruz. 2021 inşallah gerek bizim için gerekse bizim gibi olanlar için aydınlık bir yıl olur” dedi.

KÜÇÜKÖZYİĞİT’TEN HABER ALINAMIYOR

29 Aralık 2020’de kaçırılan eski Başbakanlık raportörü Hüseyin Galip Küçüközyiğit’ten ise henüz herhangi bir haber alınamadı. Küçüközyiğit’in kızı Nursena Küçüközyiğit’in emniyet ve yargıya yaptığı müracaatlara karşın etkin bir soruşturma da yürütülmedi. Son olarak Uluslararası Af Örgütü Küçüközğit’in bulunması için imza kampanyası başlatmış, kaçırma olayıyla ilgili Alman Devlet Kanalı ARD ve sonrasında Zeit haberlere yer vermişti. Tüm bu gelişmelere karşın Türk devlet yetkililerinden bir açıklama yapılmadı.

‘BİZ BİLİNMEYENLERİZ’

Başakşehir’de çalışan elektrik teknisyeni Gökhan Güneş adlı vatandaş da işine gitmek için bindiği otobüsten iner inmez kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldı. 20 Ocak’ta meydana gelen olayda Güneş, 6 gün sonra gözleri bağlı bir şekilde serbest bırakıldı. Kendilerine “Biz bilinmeyenleriz” diyen kişilerce kaçırıldığını söyleyen Güneş, darp edildiğini, elektrik verildiğini, tecavüz ve mezara sokmayla tehdit edildiğini söyledi.

DEVLET POLİTİKASI

DW’ye konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, zorla kaybetmeyi devlet politikası olarak tanımladığını belirtti.  Yoleri, “Bazı uluslararası sözleşmeler var. Mesela Minnesota Protokolü. Bu protokol toplu mezarların nasıl açılacağını gösteren bir protokol. Ancak Türkiye bu protokolü onaylamadığı için buna uygun hareket etmiyor. Aynı zamanda gözaltında kaybetmelere karşı bir Birleşmiş Milletler Sözleşmesi var. Bu sözleşmenin imzalanmasından da kaçıyor hâlâ devlet” dedi.

Ankara’da TİP’li 3 üniversite öğrencisi kaçırıldı

Analiz

‘Burası Afrika mı’ diyenler çok şaşıracak: Demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisindeyiz

Nagehan Alçı’nın ‘Burası Afrika ülkesi mi’ çıkışı sonrası başlayan tartışmaya Türkiye’nin demokrasi endeksindeki yeriyle dahil olan akademisyen Nezih Onur Kuru, ‘karma rejim’ sınıfındaki Türkiye’nin 20 Afrika ülkesinin gerisinde olduğunu söyledi. Sivil özgürlüklerde de Türkiye, Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının altında.

BOLD – İstanbul ve Ankara Valiliği başta olmak üzere Türkiye genelindeki il valilikleri, 1 Mart’tan itibaren koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında yeni bir sürece girileceğini ve bu süreçte eğitim öğretim kurumlarında, hafta başında yapılacak Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınacak kararlar doğrultusunda yeni adımlar atılacağını açıkladı.

BURASI AFRİKA MI?

AKP’ye verdiği destekle bilinen Habertürk yazarı Nagehan Alçı, okulların açılmaması ile ilgili net bir karar verilmemesine tepki gösterdi. Alçı, sosyal medya paylaşımında “Artık yeter! Burası Afrika ülkesi mi? Haftalar öncesinden 1 Mart’ta ilkokullar açılıyor dendi şimdi açılmıyor pazartesi günkü toplantıya göre karar vereceğiz deniyor… Çocukları mahvettiniz!” ifadelerine yer verdi.

20 AFRİKA ÜLKESİNİN GERİSİNDE

Koç Üniversitesi akademisyenlerinden Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru, Türkiye’nin demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisinde kaldığını açıkladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kuru şu ifadeleri kullandı: “Nagehan Alçı Türkiye için “Burası Afrika ülkesi mi?” demiş. Fakat 50 Afrika ülkesinin 20’si Türkiye’den daha demokratik. Türkiye demokraside dünyada ilk 100’e bile giremiyor. Artık kusurlu bir demokrasi olarak bile görülmüyor. Mahvedilen sadece çocuklar değil.”

TÜRKİYE KARMA REJİM SINIFINDA

The Economist’in 2020 Demokrasi Endeksi’ne göre ise Türkiye demokratik ülkeler sıralamasında 167 ülke arasında 104’üncü. Demokrasisi ‘kusurlu demokrasi’ sınıfında bile kendine yer bulamayan Türkiye, karma rejim sınıfında bulunuyor. Karma rejimin tanımı ise şöyle: “Düzenli seçim sahtekarlıkları olan ve adil ve özgür demokrasi olmalarını engelleyen uluslardır. Bu uluslar genellikle siyasi muhalefet, bağımsız olmayan yargılar, yaygın yolsuzluk, medyaya uygulanan taciz ve baskı, güçsüz hukukun üstünlüğü ve az gelişmiş siyasi kültür alanlarındaki kusurlu demokrasilere göre daha belirgin hatalar uygulayan hükumetlere sahiptir.”

ÇÖKÜŞ 2014’TEN SONRA BAŞLADI

Karma rejim ile birlikte Türkiye, Uganda, Bangladeş, Moldovya, Kırgızistan, Pakistan gibi ülkelerle aynı grupta yer aldı.

Endeksin ilk oluşturulduğu 2006 yılında dünya ortalamasının üzerinde bir puan alan Türkiye, bu başarısını 2014 yılına kadar sürdürdü. Türkiye endekse göre, 2014 yılında bir önceki yıla göre demokraside yüzde 9 düşüş yaşandı.

SİVİL ÖZGÜRLÜKLERDE KUZEY AFRİKA ÜLKELERİNİN GERİSİNDE

Türkiye, Sivil Özgürlükler kategorisinde dramatik bir farkla bölgede en az puanı alan ülke ve bu kategoride Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının da altında bir puana sahip.

AKP 28 Şubat’ın mağduru mu, mahsulü mü?

Okumaya devam et

Analiz

Pandemi AKP’nin 18 yıllık kibrini yerle bir etti: Bir bakan daha özür diledi

Emin Saraç’ın cenaze namazındaki görüntüleri yüzünden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrünün ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da bir günlük gecikme için vatandaşlardan özür diledi.  Siyasi geleneğinde özrün yerin olmadığı AKP’de, pandemi sonrası artan özürler krize de neden oldu.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile birlikte Emin Saraç’ın cenazesinde katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, cenazeden yansıyan fotoğraflar yüzünden eleştirilerin hedefi oldu. Sosyal mesafenin hiçe sayıldığı görüntüler yüzünden Bakan Koca vatandaşlardan özür diledi. Koca, cenaze töreninden sonra şu ifadeleri kullandı: “Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkacağını öngöremedim. Öngörmem gerekiyor muydu, evet gerekiyordu. Bu benim kusurum. Bu nedenle ben vatandaşlarımızdan özür diliyorum.”

Medyafaresi’nin haberine göre lebalep kongrelerden de rahatsız olan Koca’nın özrü hükumette krize neden oldu. İddiaya göre, Koca’nın görevden affı kısa sürede açıklanacak. Koca’nın yerine de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Cevdet Erdöl getirilecek.

MEB DE ÖZRÜ DİLEDİ

Bir özür de bugün Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk’tan geldi. Bakan Selçuk sosyal medyadan yaptığı açıklamada okulların açılışının ertelenmesi nedeniyle vatandaşlardan özür diledi.

Ziya Selçuk’un açıklaması şöyle: ” Okulların açılma takviminde yaşanan 1 günlük erteleme için tüm vatandaşlarımızdan özür dilerim. Bazı illerimizde son birkaç günde tespit edilen hızlı vaka artışı yeniden değerlendirme zorunluluğunu doğurmuştur. Sağlık önceliğimiz. Sabrınız ve anlayışınız için teşekkür ederim.

GARA SONRASI AİLELERDEN DAHİ ÖZÜR DİLENMEDİ

Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrü medyanın ilgisini çekti. Basında geniş yer bulan olay da hükumette krize neden oldu.

Türkiye AKP’li milletvekili ve bakanların özür dilemesine alışık değil. Şubat ayı Türkiye tarihinin en derin rehine kurtarma krizine sahne oldu. Kurtarma operasyonu sırasında Kuzey Irak’ın Gara bölgesinde tutulan çoğu asker, polis ve MİT görevlisi 13 vatandaş öldü. 3 Asker daha operasyonda hayatını kaybetti.

Operasyon öncesi, halka müjde vereceğini söyleyen Erdoğan’ın kurtarma girimini yakından takip ettiği belli oldu. Başarısızlığın ardından ne askeri kanattan ve de hükumetten özür gelmedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’teki bilgilendirme toplantısında faturayı HDP ve İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) kesti.

ÖZLEM ZENGİN’DEN ÖZÜR BEKLENİRKEN…

Gençliğinde başörtüsü engeli yüzünden zor şartlarda eğitim gördüğünü her fırsatta dile getiren AKP’li Milletvekili Özlem Zengin, karakol ve cezaevlerindeki mütedeyyin kadınlara yönelik çıplak arama skandalı için belge istemesi kamuoyunun tepkisini çekti.

Tanıkların ifadeleri, güvenlik kamera görüntüleri ve tutanaklara rağmen geri adım atmayan Zengin, yeni suçlamalarla mahkum kadınları zan altında bıraktı. Kadınlardan özür dilemesi beklenen Zengin, cezaevindeki kadınlar AKP’yi zorda bırakmak için hamile kaldığını söyledi.

Yazar Ahmet Taşgetiren, Zengin’in durumunu “Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar” diyerek özetledi.

ERDOĞAN’IN İKİ ÖZRÜ

18 yıl boyunca Erdoğan sadece 2 kez özür diledi. 15 Temmuz sonrası, geçmişte Cemaate yönelik olumlu tavırları yüzünden özür dileyen Erdoğan diğerini ise 2015’te düşürülen Rus uçakları için Putin’den diledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 2016 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazan Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e gönderdiği mektupta Rus askeri uçağının düşürülmesinden dolayı derin üzüntü duyduğunu ifade etti. Mektupta “Hayatını kaybeden Rus pilotun ailesine taziyelerimi sunmak istiyorum, kusura bakmasınlar diyorum” ifadesini kullandı.

İşte TSK’yı bitiren kafa!

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan damadına önemli bir görev için zemin yokluyor

Tayyip Erdoğan, Instagram mesajıyla kabineden istifa eden ve aylardır kimsenin ulaşamadığı damadı Berat Albayrak’ı yeniden önemli bir göreve atamak için zemin yoklamaya başladı. Ekonomi yönetimindeki başarısız politikalarıyla eleştirilen Albayrak için Dışişleri Bakanlığı düşünülüyor.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, Kasım 2020’de Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden Instagram üzerinden istifa etti. Bu garip istifanın sebebi, Albayrak’ın istifasını yayınlayacak mecra bulamamasıydı. İstifasını yayınladığı gün önce şahsi Twitter hesabı, ardından bakanlığın Twitter hesabı bloke edildi. Albayrak istifasını kişisel Instagram hesabından yayınladı ancak Erdoğan’ın kontrolündeki Türk medyası istifayı haber yapmadı. Konu sosyal medyada bir gün boyunca tartışılınca Erdoğan, sağlık gerekçesiyle Albayrak’ın görevden affını istediğini söyledi. turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Albayrak’ın Instagram açıklamasında protest sayılabilecek bir dil hakimdi.

ALİ ERDOĞAN’DAN DAYAK YEDİ

Albayrak, istifasının ardından kayıplara karıştı. Erdoğan’ın ailesine ait 5 ultra lüks villadan oluşan komplekste hapis tutulduğu, hatta Erdoğan’ın aynı zamanda yeğeni olan koruma müdürü Ali Erdoğan ve ekibi tarafından feci biçimde dövüldüğü iddia edildi. Spekülasyonları besleyen medya önünde olmayı seven Berat Albayrak’tan hiçbir iz bulunamamasıydı.

Erdoğan yaklaşık üç ay sonra aniden Berat Albayrak’ı savunan bir açıklama yaptı ve bakanlığı döneminde Albayrak’ın çok başarılı olduğu ancak “damat” söyleminin başarılarını gölgelediğini belirtti. Erdoğan’ın bu açıklamasından hemen önce ana muhalefet partisi CHP, bir video hazırlamış ve Berat Albayrak’ın başarısızlığı, ekonomiyi krize sokması, şimdi de ortadan kaybolmasını eleştirmişti. Ailesiyle ilgili eleştirilere sert tepkisiyle bilinen Erdoğan, bu videonun ardından damadını güçlü biçimde savundu.

ULUSAL GÜVENLİK SORUNU

CHP, “AKP’nin ekonomi yönetimi gelinen noktada ülkemiz için bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir. Merkez Bankası rezervlerinin tamamı satılmıştır. Net rezervi eksi 47 milyar dolara kadar düşmüştür” şeklinde Albayrak’ı hedef almıştı.

Albayrak’la ilgili siyasi kulisler de hareketlendi. Erdoğan’ın aylar sonra Albayrak’ı ilk kez andığı konuşmasında özellikle Albayrak’ın enerji bakanlığı dönemini övmesi dikkat çekti. Bu sebeple Albayrak’ın yeniden Enerji Bakanı olarak kabineye dönebileceği belirtiliyor. Bir başka ihtimal ise Dışişleri Bakanlığı. AKP kulislerine yansıyan başka bir iddia ise, Albayrak’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, “ekonomi ve enerjiden sorumlu” bir pozisyonda Saray’da olacağı.

YARAYI SARMAK İSTİYOR

AKP kulisleri Erdoğan’ın Albayrak’ın protesto içeren istifasıyla aile içinden aldığı yarayı kapatmak için AKP’nin 24 Mart’taki büyük kongresinden önce harekete geçebileceğini belirtiyorlar.

Albayrak’ın ekonomi yönetiminin başına dönme ihtimali oldukça zayıf görülüyor. Sebebi ise piyasaların Albayrak’ın istifasına verdiği olumlu tepki. Albayrak’ın istifa ettiği gün döviz kuru gerilemişti. Ancak Erdoğan’ın üç ay sonra yeniden Berat Albayrak’ı andığı gün döviz kuru yükselişe geçti.

DAVUTOĞLU ESKİ DEFTERLERİ AÇTI

Bir dönem Başbakanlık koltuğunda Erdoğan’a en yakın isim olarak çalışan ancak şimdi yollarını ayıran Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Albayrak’ın yeniden gündeme gelmesi üzerine eski defterleri açtı. Davutoğlu, Albayrak’ın siyasete girdiği dönemde Erdoğan’a itiraz ettiğini söyledi:

“Berat Albayrak’ın milletvekili olması için sayın Cumhurbaşkanı ilk konuyu açtığında ben neredeyse kendisine yalvardım, ‘sizin bir yakınınızın siyasete girmesi herkese zarar verir, yapmayın’ dedim. Dinletemedim. Sonra Berat Albayrak bakan yapılmak istendiğinde yine yalvardım. Özellikle kaynak tüketen bakanlıklara getirmeyin, gereksiz spekülasyon olur dedim. Ama yine dinletemedim. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı’na sormak istiyorum: İyi mi oldu?”

Berat Albayrak, yanlış ekonomi politikaları nedeniyle döviz kurunu frenleyebilmek için Merkez Bankasının döviz rezervlerini tüketmekle suçlanıyor. Albayrak döneminde Merkez Bankası döviz rezervi eksi 40 milyar dolara düşerek tarihte görülmemiş bir seviyeye gerilemişti.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0