Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

AKP iktidarının kabusu Halkbank davası gün sayıyor

ABD’nin İran ambargolarını delmekle suçlanan Türk kamu görevlileri ve siyasilerin yargılandığı Halkbank davası 3 Mayıs’ta yeniden başlıyor. Yıllardır Türkiye’nin gündeminde olan davada Halkbank ve şüpheliler neyle suçlanıyor? İşte jürili seri duruşmaların başlayacağı Halkbank davası iddianamesinin detayları…

BOLD – Türkiye’yi yangın yerine çeviren 17/25 Aralık Yolsuzluk operasyonuyla bazı bakan çocukları ve kamu görevlilerinin evlerindeki ayakkabı kutularında gizlenen milyonlarca dolar ele geçirildi. Kamuoyu bu dolarların aslında basit bir rüşvet alış veriş olmadığını yıllar sonra ABD’de açılan ve Reza Zarrab’ın tanık olduğu dava ile öğrendi.

ABD AMBARGOSUNU DELME SUÇU

Şüpheliler, Türk siyasetçileriyle Halkbank’ı ve yöneticilerini de kullanarak ABD’nin ‘Ulusal Güvenlik Kontrolleri’ adı altında İran’a uyguladığı ambargoyu delmekle suçlanıyor.

İddialara göre, Halkbank, yöneticileri, çalışanları ve suç ortaklarıyla beraber direkt ve dolaylı yollarla, İran’da, Türkiye’de, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ve dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan paravan şirketler ve para servisi hizmetleri sağlayan kuruluşlar aracılığıyla, İran’ın ABD finansal sistemine erişimini sağladı. Banka İran’ın petrolden ve doğalgazdan kazandığı paraları ABD kanunlarına aykırı şekilde kullanmak ve İran’a uygulanan altın ticareti sınırlandırmalarını hiçe saymakla da suçlanıyor.

Davaya ilişkin düzenlenen iddianamede Halkbank’ın, bilerek, isteyerek, bütün bu illegal düzenin kuruluşunda, tasarlamasında ve uygulanmasında rol aldığı, ABD finansal ve denetim kurumlarına yalan söylediği yer alıyor.

Yine ABD’li savcıların hazırladığı iddianameye göre, hem İran devletinden hem de Türkiye’den üst kademede yer alan devlet görevlileri bu suçların işlenmesine izin verdiği, milyonlarca dolar rüşvet aldıkları ve kurulan bu illegal düzeni koruduklarına yönelik suçlamalar bulunuyor.

İRAN’LA ALTIN TİCARETİ

ABD’de yaşayan politik analist Yusuf Can, iddianamede Türkiye’ye yöneltilen suçları şöyle sıraladı: “İran’ın Türkiye’de sattığı petrol ve gaz, Türkiye’de Halkbank’ta İran Merkez Bankası ve İran Ulusal Petrol ve Gaz şirketleri adına açılan hesaplarda tutuldu. Burada tutulan paralar ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları ihlal etmek suretiyle, İran devletine fayda sağlayacak şekilde, yasadışı altın ticaretinde ve ambargoyu yasal yollarla aşmak için yalan belgelerle gıda ve ilaç ticareti yapıldı. Bu yolla İran devletine 20 milyar dolar aktarıldı.

Halkbank, Türkiye’de ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan paravan şirketler aracılığıyla İran’ın petrol ve gazdan kazandığı paraları tutacak bir havuz oluşturuldu. Bu kara paraların temizlenmesi için de illegal bir şekilde ABD finans piyasasında işlem görmesi sağlandı.

ŞEBEKE NASIL ÇALIŞTI

İddianameye göre, bu illegal yapının Türkiye ayağını oluşturanların izlediğini yol ise şöyle: İran’ın milyarlarca dolarının Halkbank’ta olduğunu bilen Reza Zarrab, Halkbank CEO’su Süleyman Aslan’a bu paraları paravan şirketler aracılığıyla Dubai üzerinden İran’a aktarmayı teklif ediyor.

Teklife şüpheyle bakan Aslan’ı ise dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ikna ediyor. 2011’de İran’a satılan altın 55 milyon dolarken, bu miktar 2012’de 6,5 milyar dolara çıkıyor. 2011’de Birleşik Arap Emirlikleri’ne satılan altın miktarı 280 milyon dolarken, bu miktar 2012’de 4,6 milyar dolara çıkıyor.

17 Aralık soruşturmasından dönemin Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan gözaltına alınmıştı.

HAKAN ATİLLA’DAN GARANTİ

Altın ticaretinin hacmi ABD’nin dikkatini çekti. ABD’nin görüştüğü Halkbank yöneticisi, daha sonra bu dava yüzünden ABD’de hapis yatacak olan, Hakan Atilla ABD’li yetkililere illegal bir alışveriş olmadığı konusunda garanti verdi.

2013 yılında Zarrab ile görüşen Süleyman Aslan artık altın ticareti yerine sahte belgeyle gıda ve ilaç ticaretinin kullanacaklarını söyledi. Bu taktij değişikliğinin detaylarını görüşmek için Zarrab, Aslan ve Çağlayan İstanbul’da sık sık bir araya geldi. Aynı yıl Temmuz ayında ABD İran’a altın ticaretini de yasakladı.

ASLAN VE ÇAĞLAYAN NE KADAR RÜŞVET ALDILAR

İddianamede Zafer Çağlayan’ın Reza Zarrab’tan 70 milyon dolar rüşvet ve kıymetli eşyalar aldığı, Süleyman Aslan’ın da 8,5 milyon dolar rüşvet aldığı bilgisi de yer alıyor.

Davanın Hakimi Richard Berman, 2 Temmuz 2020 tarihinde aldığı kararla Halkbank davası jüri seçiminin 23 Şubat 2021 tarihinde yapılmasına, jürili seri duruşmaların da 1 Mart 2021 tarihinde başlamasına hükmetti. Hakim Berman, seri duruşmaların başlangıç tarihin daha sonra 3 Mayıs’a ertelediğini açıkladı.

Halkbank’ın ‘mağdur’ davası ABD’den Türkiye’ye taşınıyor

Analiz

‘Burası Afrika mı’ diyenler çok şaşıracak: Demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisindeyiz

Nagehan Alçı’nın ‘Burası Afrika ülkesi mi’ çıkışı sonrası başlayan tartışmaya Türkiye’nin demokrasi endeksindeki yeriyle dahil olan akademisyen Nezih Onur Kuru, ‘karma rejim’ sınıfındaki Türkiye’nin 20 Afrika ülkesinin gerisinde olduğunu söyledi. Sivil özgürlüklerde de Türkiye, Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının altında.

BOLD – İstanbul ve Ankara Valiliği başta olmak üzere Türkiye genelindeki il valilikleri, 1 Mart’tan itibaren koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında yeni bir sürece girileceğini ve bu süreçte eğitim öğretim kurumlarında, hafta başında yapılacak Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınacak kararlar doğrultusunda yeni adımlar atılacağını açıkladı.

BURASI AFRİKA MI?

AKP’ye verdiği destekle bilinen Habertürk yazarı Nagehan Alçı, okulların açılmaması ile ilgili net bir karar verilmemesine tepki gösterdi. Alçı, sosyal medya paylaşımında “Artık yeter! Burası Afrika ülkesi mi? Haftalar öncesinden 1 Mart’ta ilkokullar açılıyor dendi şimdi açılmıyor pazartesi günkü toplantıya göre karar vereceğiz deniyor… Çocukları mahvettiniz!” ifadelerine yer verdi.

20 AFRİKA ÜLKESİNİN GERİSİNDE

Koç Üniversitesi akademisyenlerinden Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru, Türkiye’nin demokraside 20 Afrika ülkesinin gerisinde kaldığını açıkladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kuru şu ifadeleri kullandı: “Nagehan Alçı Türkiye için “Burası Afrika ülkesi mi?” demiş. Fakat 50 Afrika ülkesinin 20’si Türkiye’den daha demokratik. Türkiye demokraside dünyada ilk 100’e bile giremiyor. Artık kusurlu bir demokrasi olarak bile görülmüyor. Mahvedilen sadece çocuklar değil.”

TÜRKİYE KARMA REJİM SINIFINDA

The Economist’in 2020 Demokrasi Endeksi’ne göre ise Türkiye demokratik ülkeler sıralamasında 167 ülke arasında 104’üncü. Demokrasisi ‘kusurlu demokrasi’ sınıfında bile kendine yer bulamayan Türkiye, karma rejim sınıfında bulunuyor. Karma rejimin tanımı ise şöyle: “Düzenli seçim sahtekarlıkları olan ve adil ve özgür demokrasi olmalarını engelleyen uluslardır. Bu uluslar genellikle siyasi muhalefet, bağımsız olmayan yargılar, yaygın yolsuzluk, medyaya uygulanan taciz ve baskı, güçsüz hukukun üstünlüğü ve az gelişmiş siyasi kültür alanlarındaki kusurlu demokrasilere göre daha belirgin hatalar uygulayan hükumetlere sahiptir.”

ÇÖKÜŞ 2014’TEN SONRA BAŞLADI

Karma rejim ile birlikte Türkiye, Uganda, Bangladeş, Moldovya, Kırgızistan, Pakistan gibi ülkelerle aynı grupta yer aldı.

Endeksin ilk oluşturulduğu 2006 yılında dünya ortalamasının üzerinde bir puan alan Türkiye, bu başarısını 2014 yılına kadar sürdürdü. Türkiye endekse göre, 2014 yılında bir önceki yıla göre demokraside yüzde 9 düşüş yaşandı.

SİVİL ÖZGÜRLÜKLERDE KUZEY AFRİKA ÜLKELERİNİN GERİSİNDE

Türkiye, Sivil Özgürlükler kategorisinde dramatik bir farkla bölgede en az puanı alan ülke ve bu kategoride Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ortalamasının da altında bir puana sahip.

AKP 28 Şubat’ın mağduru mu, mahsulü mü?

Okumaya devam et

Analiz

Pandemi AKP’nin 18 yıllık kibrini yerle bir etti: Bir bakan daha özür diledi

Emin Saraç’ın cenaze namazındaki görüntüleri yüzünden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrünün ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da bir günlük gecikme için vatandaşlardan özür diledi.  Siyasi geleneğinde özrün yerin olmadığı AKP’de, pandemi sonrası artan özürler krize de neden oldu.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile birlikte Emin Saraç’ın cenazesinde katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, cenazeden yansıyan fotoğraflar yüzünden eleştirilerin hedefi oldu. Sosyal mesafenin hiçe sayıldığı görüntüler yüzünden Bakan Koca vatandaşlardan özür diledi. Koca, cenaze töreninden sonra şu ifadeleri kullandı: “Ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkacağını öngöremedim. Öngörmem gerekiyor muydu, evet gerekiyordu. Bu benim kusurum. Bu nedenle ben vatandaşlarımızdan özür diliyorum.”

Medyafaresi’nin haberine göre lebalep kongrelerden de rahatsız olan Koca’nın özrü hükumette krize neden oldu. İddiaya göre, Koca’nın görevden affı kısa sürede açıklanacak. Koca’nın yerine de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Cevdet Erdöl getirilecek.

MEB DE ÖZRÜ DİLEDİ

Bir özür de bugün Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk’tan geldi. Bakan Selçuk sosyal medyadan yaptığı açıklamada okulların açılışının ertelenmesi nedeniyle vatandaşlardan özür diledi.

Ziya Selçuk’un açıklaması şöyle: ” Okulların açılma takviminde yaşanan 1 günlük erteleme için tüm vatandaşlarımızdan özür dilerim. Bazı illerimizde son birkaç günde tespit edilen hızlı vaka artışı yeniden değerlendirme zorunluluğunu doğurmuştur. Sağlık önceliğimiz. Sabrınız ve anlayışınız için teşekkür ederim.

GARA SONRASI AİLELERDEN DAHİ ÖZÜR DİLENMEDİ

Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın özrü medyanın ilgisini çekti. Basında geniş yer bulan olay da hükumette krize neden oldu.

Türkiye AKP’li milletvekili ve bakanların özür dilemesine alışık değil. Şubat ayı Türkiye tarihinin en derin rehine kurtarma krizine sahne oldu. Kurtarma operasyonu sırasında Kuzey Irak’ın Gara bölgesinde tutulan çoğu asker, polis ve MİT görevlisi 13 vatandaş öldü. 3 Asker daha operasyonda hayatını kaybetti.

Operasyon öncesi, halka müjde vereceğini söyleyen Erdoğan’ın kurtarma girimini yakından takip ettiği belli oldu. Başarısızlığın ardından ne askeri kanattan ve de hükumetten özür gelmedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’teki bilgilendirme toplantısında faturayı HDP ve İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) kesti.

ÖZLEM ZENGİN’DEN ÖZÜR BEKLENİRKEN…

Gençliğinde başörtüsü engeli yüzünden zor şartlarda eğitim gördüğünü her fırsatta dile getiren AKP’li Milletvekili Özlem Zengin, karakol ve cezaevlerindeki mütedeyyin kadınlara yönelik çıplak arama skandalı için belge istemesi kamuoyunun tepkisini çekti.

Tanıkların ifadeleri, güvenlik kamera görüntüleri ve tutanaklara rağmen geri adım atmayan Zengin, yeni suçlamalarla mahkum kadınları zan altında bıraktı. Kadınlardan özür dilemesi beklenen Zengin, cezaevindeki kadınlar AKP’yi zorda bırakmak için hamile kaldığını söyledi.

Yazar Ahmet Taşgetiren, Zengin’in durumunu “Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar” diyerek özetledi.

ERDOĞAN’IN İKİ ÖZRÜ

18 yıl boyunca Erdoğan sadece 2 kez özür diledi. 15 Temmuz sonrası, geçmişte Cemaate yönelik olumlu tavırları yüzünden özür dileyen Erdoğan diğerini ise 2015’te düşürülen Rus uçakları için Putin’den diledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 2016 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazan Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e gönderdiği mektupta Rus askeri uçağının düşürülmesinden dolayı derin üzüntü duyduğunu ifade etti. Mektupta “Hayatını kaybeden Rus pilotun ailesine taziyelerimi sunmak istiyorum, kusura bakmasınlar diyorum” ifadesini kullandı.

İşte TSK’yı bitiren kafa!

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan damadına önemli bir görev için zemin yokluyor

Tayyip Erdoğan, Instagram mesajıyla kabineden istifa eden ve aylardır kimsenin ulaşamadığı damadı Berat Albayrak’ı yeniden önemli bir göreve atamak için zemin yoklamaya başladı. Ekonomi yönetimindeki başarısız politikalarıyla eleştirilen Albayrak için Dışişleri Bakanlığı düşünülüyor.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, Kasım 2020’de Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden Instagram üzerinden istifa etti. Bu garip istifanın sebebi, Albayrak’ın istifasını yayınlayacak mecra bulamamasıydı. İstifasını yayınladığı gün önce şahsi Twitter hesabı, ardından bakanlığın Twitter hesabı bloke edildi. Albayrak istifasını kişisel Instagram hesabından yayınladı ancak Erdoğan’ın kontrolündeki Türk medyası istifayı haber yapmadı. Konu sosyal medyada bir gün boyunca tartışılınca Erdoğan, sağlık gerekçesiyle Albayrak’ın görevden affını istediğini söyledi. turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Albayrak’ın Instagram açıklamasında protest sayılabilecek bir dil hakimdi.

ALİ ERDOĞAN’DAN DAYAK YEDİ

Albayrak, istifasının ardından kayıplara karıştı. Erdoğan’ın ailesine ait 5 ultra lüks villadan oluşan komplekste hapis tutulduğu, hatta Erdoğan’ın aynı zamanda yeğeni olan koruma müdürü Ali Erdoğan ve ekibi tarafından feci biçimde dövüldüğü iddia edildi. Spekülasyonları besleyen medya önünde olmayı seven Berat Albayrak’tan hiçbir iz bulunamamasıydı.

Erdoğan yaklaşık üç ay sonra aniden Berat Albayrak’ı savunan bir açıklama yaptı ve bakanlığı döneminde Albayrak’ın çok başarılı olduğu ancak “damat” söyleminin başarılarını gölgelediğini belirtti. Erdoğan’ın bu açıklamasından hemen önce ana muhalefet partisi CHP, bir video hazırlamış ve Berat Albayrak’ın başarısızlığı, ekonomiyi krize sokması, şimdi de ortadan kaybolmasını eleştirmişti. Ailesiyle ilgili eleştirilere sert tepkisiyle bilinen Erdoğan, bu videonun ardından damadını güçlü biçimde savundu.

ULUSAL GÜVENLİK SORUNU

CHP, “AKP’nin ekonomi yönetimi gelinen noktada ülkemiz için bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir. Merkez Bankası rezervlerinin tamamı satılmıştır. Net rezervi eksi 47 milyar dolara kadar düşmüştür” şeklinde Albayrak’ı hedef almıştı.

Albayrak’la ilgili siyasi kulisler de hareketlendi. Erdoğan’ın aylar sonra Albayrak’ı ilk kez andığı konuşmasında özellikle Albayrak’ın enerji bakanlığı dönemini övmesi dikkat çekti. Bu sebeple Albayrak’ın yeniden Enerji Bakanı olarak kabineye dönebileceği belirtiliyor. Bir başka ihtimal ise Dışişleri Bakanlığı. AKP kulislerine yansıyan başka bir iddia ise, Albayrak’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, “ekonomi ve enerjiden sorumlu” bir pozisyonda Saray’da olacağı.

YARAYI SARMAK İSTİYOR

AKP kulisleri Erdoğan’ın Albayrak’ın protesto içeren istifasıyla aile içinden aldığı yarayı kapatmak için AKP’nin 24 Mart’taki büyük kongresinden önce harekete geçebileceğini belirtiyorlar.

Albayrak’ın ekonomi yönetiminin başına dönme ihtimali oldukça zayıf görülüyor. Sebebi ise piyasaların Albayrak’ın istifasına verdiği olumlu tepki. Albayrak’ın istifa ettiği gün döviz kuru gerilemişti. Ancak Erdoğan’ın üç ay sonra yeniden Berat Albayrak’ı andığı gün döviz kuru yükselişe geçti.

DAVUTOĞLU ESKİ DEFTERLERİ AÇTI

Bir dönem Başbakanlık koltuğunda Erdoğan’a en yakın isim olarak çalışan ancak şimdi yollarını ayıran Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Albayrak’ın yeniden gündeme gelmesi üzerine eski defterleri açtı. Davutoğlu, Albayrak’ın siyasete girdiği dönemde Erdoğan’a itiraz ettiğini söyledi:

“Berat Albayrak’ın milletvekili olması için sayın Cumhurbaşkanı ilk konuyu açtığında ben neredeyse kendisine yalvardım, ‘sizin bir yakınınızın siyasete girmesi herkese zarar verir, yapmayın’ dedim. Dinletemedim. Sonra Berat Albayrak bakan yapılmak istendiğinde yine yalvardım. Özellikle kaynak tüketen bakanlıklara getirmeyin, gereksiz spekülasyon olur dedim. Ama yine dinletemedim. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı’na sormak istiyorum: İyi mi oldu?”

Berat Albayrak, yanlış ekonomi politikaları nedeniyle döviz kurunu frenleyebilmek için Merkez Bankasının döviz rezervlerini tüketmekle suçlanıyor. Albayrak döneminde Merkez Bankası döviz rezervi eksi 40 milyar dolara düşerek tarihte görülmemiş bir seviyeye gerilemişti.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0