Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

9 ayda 38 tutuklu cezaevlerinde hayatını kaybetti

2020 yılının ilk 9 ayında cezaevlerinde 38 kişi öldü. Bu cenazelerin 4’ü Ağrı Patnos Cezaevinden çıktı. Korona vakalarının görüldüğü Patnos’ta tutuklu gazeteci Aziz Oruç’un eşi Hülya Oruç, kimsenin seslerini duymadığını söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un TBMM’ye verdiği önergeye göre bu yılın ilk 9 ayında 20’si hasta tutuklu olmak üzere toplam 38 mahpus cezaevlerinde hayatını kaybetti. Bu ölümlerden 4’ü Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşandı. Konuyu iki gün önce TBMM’ye taşıyan Abdullah Koç, Patnos L Tipi Kapalı Cezaevinde yoğunlaşan hak ihlalleri, ölüm vakaları ve hukuksuzlukların araştırılması, tespiti ve incelenmesi amacıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını teklif etti.

“BİZ İNSAN DEĞİL MİYİZ”

Sürekli cenazelerin çıktığı Patnos’ta yakınları bulunan aileler bu istatistikten sonra daha da paniklemiş durumda. Kendilerini çaresiz hissediyor, seslerini duyuramadıklarını söylüyorlar. Korona vakalarının da görüldüğü Patnos’ta tutuklu bulunan gazeteci Aziz Oruç’un eşi Hülya Oruç, “Lütfen çok mağduruz. Birileriyle irtibata geçin. Hem görüş yok hem de gerçekten ölüme mahkum edildiler. Eşim, ‘çok zorunlu olmadıkça kimseyi hastaneye götürmüyorlar, giden geri geldiğinde koronavirüs oluyor, dedi. Duygusal olarak yerlerdeyiz. Biz insan değil miyiz?” diye konuştu.

Koronavirüs salgınının ortaya çıktığı için kimseyi suçlamadıklarını ifade eden Oruç, “Ama sevdiklerimizi ölüme terk ediyorsunuz? Bu kimin suçu? Sadece belirli tutuklular cezalandırılıyor. Onlar da siyasiler.” ifadelerini kullandı.

“7 AYDIR GÖRÜŞE GİDEMEDİM”

Ermenistan üzerinden Avrupa’da gitmeye çalışırken Ocak 2020’de gözaltına alınıp önce İran’a sonra da Türkiye’ye gönderilen gazeteci Aziz Oruç, 9 aydır Patnos Cezaevinde. İki bebekle eşinin kapalı görüşe gidemediğini, artık yaşadıklarını kaldıramadığını söyleyen Hülya Oruç şöyle devam etti:

“Kapalı görüş var ama iki bebekle Ağrı’ya nasıl gideyim. Hem kapalı görüşe iki bebekle almıyorlar. Hastalık bu kadar varsa bize neden bunları yapıyorlar. Kör, sağır, dilsiz olmuşlar. Akşamları Aren ile Mira oyun oynuyor. Aren Mira’nın babası oluyor. Aren Mira’ya diyor ki, ‘Biraz da sen baba olsana benim de babam olsun.” Allah’a tek bir gün isyan etmedim ama artık kaldıramıyorum. Sabah hastanedeydim. Gücüm kalmadı hiçbir anlamda. 34 yaşındayım, tansiyonum durmuyor.”

PATNOS’TA YAŞANAN HAK İHLALLERİ

Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde son bir yılda Eski Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Ağrı İl Başkanı Mustafa Akyol 16 Eylül 2019’da, 59 yaşındaki hasta tutuklu Kinyas Gülcan 6 Ekim 2019’da, 75 yaşındaki emekli öğretmen Takiyettin Özkahraman 19 Eylül 2020’de, 76 yaşındaki Ali Boçnak 24 Eylül 2020’de kaldırıldıkları hastanede öldü. 4 hasta tutuklunun tahliye edilmesi için Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Adli Tıp Kurumu’na (ATK) başvuruda bulunulmuştu. Ancak başvurular cevapsız kaldı. Böbrek yetmezliği ve birçok hastalığı bulunan Ali Boçnak için ATK, ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi.

1564 HASTA TUTUKLU BULUNUYOR

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishane Komisyonu’nun 31 Mart 2020 tarihli “Ağır Hasta ve Hasta Mahpus Listesi” raporunda “Türkiye hapishanelerinde halen 590’ı ağır hasta olmak üzere toplam bin 564 hasta mahpus bulunuyor. Verilere göre geçtiğimiz yıl toplam 50 hasta tutuklu yaşamını yitirdi. Bu yılın ilk 9 ayında da 20’si hasta tutuklu olmak üzere toplam 38 tutuklu öldü.

“KÖTÜ MUAMELE VE İNSAN ONURUYLA BAĞDAŞMAYAN İŞKENCELER SONA ERMELİ”

Cezaevinde yaşanan hak ihlallerinin yanı sıra tutuklulara temiz su bile sağlanmadığını söyleyen HDP Milletvekili Abdullah Koç, önergesinde “Patnos L Tipi Kapalı Cezaevinde yoğunlaşan sistematik hukuksuzluklar, kötü muamele ve insan onuruyla bağdaşmayan işkence ve uygulamaları sona erdirmek ve bunların tekrar etmesini önlemek için Adalet Bakanlığı’na verilen soru önergeleri ile cezaevi yönetimine iletilen talep ve şikâyetler henüz bir sonuç vermiş değildir.” diye yazdı.

Eşim gazetecidir, kimsenin kirli siyasetine kurban olmak istemiyoruz

BOLD ÖZEL

Sütünü lavaboya sağan tutuklu anne: Doğum yaparken komutan ‘kapıyı açın’ dedi

Eşi yüzünden rehine alındı. Hamileyken tutuklandı. Tutukluyken doğum yaptı. Kendisine refakat eden komutan doğum sırasında doğumhanede olmak istedi. Bebeği prematüre doğdu. Altı gün boyunca bebeğini göremedi, sütünü lavaboya sağmak zorunda kaldı. Onca acıdan sonra hukuk mücadelesini kazandı ve beraatını aldı.

BOLD – Yıllarca doğuda tarih öğretmenliği yapan Özlem Meci’nin hayatı da 15 Temmuz gecesi kabusa döndü. Polis, 1 Kasım 2016 tarihinde Özlem Meci’nin eşini gözaltına almak için evlerine baskın yaptı. Ancak Özlem Hanım’ın eşi şehir dışındaydı. Polis evi aradı. Suçlamaları destekleyen delil bulamayan polis, evdeki düdüklü tencerenin kullanım kılavuzunun yer aldığı CD’den delil üretmeye çalıştı. Polislerin bu tavrı Özlem Hanım’ı korkuttu. Yıllarca Ardahanlılara hizmet eden Meci, İzmir’e ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı.

HAKİM EŞİNE ULAŞAMAYINCA ÖZLEM HANIM’I REHİNE ALDI

Polis Meci ailesine bu kez İzmir’de baskın yaptı. Özlem Meci’nin eşi evde yoktu. Ardahan Savcılığının talebi üzerine polis, Özlem Hanım’ı rehine aldı. Yaşadığı trajedinin şokuyla mahkeme heyetinin karşısına çıkan Özlem Hanım, hamile olduğunu anlatmak istedi ama dinleyen olmadı. Hakim,“Seni eşinden dolayı tutukluyorum.” diyerek cezaevine gönderdi.

KOMUTAN DOĞUM ANINDA DOĞUMHANEYE GİRMEK İSTEDİ

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülen Özlem Hanım için demir parmaklıklar arkasındaki hayat başladı. Yatak verilmeyen Özlem Hanım, bir ay boyunca yerde yattı. Yaşadığı sıkıntılar Özlem Meci’nin hamileliğini de olumsuz etkiledi. Meci erken doğum için hastaneye kaldırıldı. Ancak kendisine refakat eden komutanın doğum sırasında doğumhanede olma ısrarı Özlem Meci için doğumu daha da zorlaştırdı. Doktor ve hemşirenin komutan ile kavga ettiğini anlatan Meci “ Doktor ve ebe çok sinirlendiler. Komutan ile kavga ettiler. Kapıyı kapattılar. Doğum boyunca gardiyan yanımda kaldı. Bir komutan iki asker hemen kapının başında beklediler. Çok zor bir doğumdu.” dedi.

BEBEĞİNİ GÖREMEDİ, SÜTÜNÜ LAVABOYA DÖKTÜ

Meci oğlu Murat’ı kucaklamak için beklerken, ciğerlerine su dolan Murat başka bir hastaneye sevk edildi. Özlem Hanım ise cezaevinin yolunu tuttu. Bebeğini göremeyen Özlem Hanım, sütünü de lavaboya döktü. Oğlunun ölümden döndüğünü anlatan Meci, “Murat doğduktan sonra ebe hemen fark etti. Bu çocukta sıkıntı var diye. Çünkü beni emmedi. Ağlamıyordu kolay kolay. Morarmaya başladı. Onu başka hastaneye sevk ettiler. Cezaevinde abim sütü almaya geldiğinde süt yok diyorlar. Hastaneden de saklıyorlar. Sarılığa yakalanmış yüksek oranda” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLUNCA KIRMIZI HALIDA KARŞILADILAR

Meci oğlunu görmek için mücadele etti ama cezaevi yönetimi taleplerine hep olumsuz cevap verdi. Ailesi Özlem Hanım’ın dramını sosyal medyaya taşıdı. İnsanlık dışı uygulama sosyal medyada gündem olunca cezaevi Özlem Meci’yi doğumdan altı gün sonra apar topar hastaneye gönderdi. Annesine ve anne sütüne kavuşan minik Murat ise kısa sürede taburcu oldu.

Skandal sosyal medyada gündem olunca cezaevi yönetimi, annesi ile birlikte Murat’ı kırmızı halıda karşıladı. Cezaevi müdürünün sahte bir samimiyet ile kendisini karşıladığını anlatan Meci “Müdür hemen cezaevi fotoğrafçısını çağırdı. Gülerek bir mutluluk pozu vermemi istedi.” dedi.

YARGI BERAAT VERDİ AMA…

Özlem Meci bir yıl cezaevinde kaldı. Bu süre boyunca eşini görmedi. Kızı Sinem ise kimi zaman cezaevinde annesi ile kimi zaman da dışarıda babaannesi ile kaldı. Minik Murat babası ile tanıştığında 9 aylıktı. Özlem Hanım, onca acının ardından önce tahliye oldu ardından da beraatını aldı. Ama yargılama devam ederken artık nefes alamadığı öz vatanını terk etmek mecburiyetinde bırakıldı.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Devlet bu ‘Yorum’u hiç sevmedi!

Konser vermesi yasaklanan, solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Türkiye’nin protest müzik grubu Grup Yorum’un koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı. Devletle geçmişten beri sorunlar yaşayan grup, bugünlerde hiçbir dönemde görmediği baskıyla karşı karşıya.

BOLD – İstanbul’daki İdil Kültür Merkezi, sosyalist sanatçıların buluşma merkezi. Çevresinde sürekli polis aracı görebileceğiniz merkez, son günlerde ardı ardına polis baskınlarına sahne oluyor. İdil Kültür Merkezinin en önemli parçası Grup Yorum.

Protest müzik yapan grup, sosyalizme ilişkin mesajlarla dolu şarkıları ve marşlarıyla Türkiye’de farklı bir siyasi yelpazenin temsilcisi. Geçmişte açık hava konserlerine on binlerin katıldığı Grup Yorum’un, son beş yıldır konser vermesi yasak. Kapalı alanda konser verme girişimleri de polis engellemeleri nedeniyle gerçekleşemedi.

29 Eylül sabahı İdil Kültür Merkezi yine polis operasyonuyla güne uyandı. Polislerin elinde; Grup Yorum üyeleri ve avukatların da bulunduğu 120 kişiye yönelik gözaltı kararı vardı.

Grup Yorum Üyesi Seher Adıgüzel ve Ali Aracı da gözaltına alınanlar arasında.

Grup Yorum, bir gün önce yine polis operasyonuna maruz kalmıştı. Grup Yorum’un resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre grup üyeleri Barış Yüksel, Eren Erdem, Özgürcan Elbiz gözaltına alındı. Grup Yorum korosu üyeleri İdil Kayıkçı, Cenk Turan, Emrah Uludağ, Metin Kaleli ve Yaşar Coşkun Karadağ da gözaltına alınan diğer isimler oldu.

28 Eylül’deki operasyon Grup Yorum için diğerlerinden farklıydı. Bugüne kadar solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Grubun ilk kez koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı.

Şuan tutuklu durumdaki; Dilan Ekin, Emel Yeşilırmak, Tuğçe Tayyar’la birlikte Grup Yorum’un 13 üyesi gözaltında ya da tutuklu durumda.

İKİ ÜYESİ AÇLIK GREVİNDE ÖLDÜ

Grup Yorum, çıkardığı albümlerden daha çok açık hava konserlerine önem veriyor. Grubun konserleri, gençler için siyasi duruşlarını gösterdikleri bir arena aynı zamanda. 15 Temmuz’dan sonra toplumun her kesimi üzerine artan baskıdan Grup Yorum da payını aldı.

Grubun konser başvuruları güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Yasakları protesto etmek için izinsiz düzenlemek istedikleri konserler öncesinde polis, izleyicilerin konser alanına girmesine izin vermedi ve grup üyeleri gözaltına alındılar.

Grup Yorum’un solisti Helin Bölek ve bas gitaristi İbrahim Gökçek, konser yasaklarını protesto etmek için açlık grevi yaptı.

Helin Bölek, açlık grevinin 288. gününde 3 Nisan 2020’de hayatını kaybetti. İbrahim Gökçek ise 7 Mayıs 2020’de ölüm orucunun 323’üncü gününde öldü.

Konser yasakları iki ölüme rağmen kaldırılmadı. Grup Yorum son konserini 4 yıl önce verebilmişti.

İbrahim Gökçek, ölüm orucunun son günlerinde Evrensel gazetesine verdiği demeçte, “Bu ülkede hakkını arayanlar, muhalifler, özgür ve demokratik bir ülke düşleyenler ne yaşadıysa, onların şarkılarını söyleyen bizler de aynısını yaşadık: Gözaltına alındık, tutuklandık, konserlerimiz yasaklandı, polis kültür merkezimizi bastı, enstrümanlarımızı parçaladı” demişti.

OPERASYONLAR YAYILIYOR

Grup Yorum ve İdil Kültür Merkezi’ne yönelik operasyonlar son aylarda Türkiyeli sosyalistlere doğru yayılıyor.

Akademisyen Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ  yaklaşık üç aydır tutuklu. İkili, 15 Temmuz’dan sonra kamudaki görevlerinden ihraç edilen 150 bin çalışan için başlattıkları eylemlerle sembolleşmiş iki isim.

“İşimizi geri istiyoruz” eylemleri, Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ’ın Ankara’da her gün yaptıkları eylemlerle yayıldı. Gülmen, eylemleri yayılınca tutuklandı.  Gülmen cezaevinde açlık grevinde ağır sağlık sorunları yaşadı. Gülmen’in serbest bırakılması için başlatılan inisiyatif sonucunda açlık grevinin 324’üncü gününde serbest bırakıldı. Gülmen uzun bir tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.

Acun Karadağ ve Nuriye Gülmen’in üç ay önce tekrar tutuklanması sonrası sosyalistlere karşı operasyon yayıldı. Tutuklananları savunan Halkın Hukuk Bürosu Avukatları da tutuklanmaya başladı.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada; gözaltına alınan kişilerle ilgili 24 saat boyunca avukatla görüşme yasağı getirildiği, bu durumun işkence ve kötü muamele iddialarını güçlendirdiği belirtildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Meral Akşener’i bitirin” emri

Meral Akşener ve İyi Partinin yok edilmesi için talimat verildi. Akşener, AKP’li Bülent Turhan’ın ağzından kaçırdığı planı yakaladı. Erdoğan’ın verdiği talimat 28 Şubatçıların DYP’yi bitirirken kullandıkları stratejinin aynısı. Akşener’in karşı hamlesi ise beklenmedik şekilde oldu. BOLD

Okumaya devam et

Popular