Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

AKP, Osmangazi Köprüsü’nde geçiş ücretini 11 dolardan 40 dolara çıkarmış

Osmangazi Köprüsü'nün ilk ihalesini yapan eski Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu, 11 dolarlık geçiş ücretinin AKP tarafından 40 dolara çıkarıldığını söyledi.

Osmangazi Köprüsü’nün ilk ihalesini yapan eski Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu, köprünün ilk belirlenen geçiş ücretlerini açıkladı.

BOLD- Eski Ulaştırm Bakanı Yaşar Topçu, köprünün ilk ihalesinin 1997’de Anavatan Partisi (ANAP)-Demokratik Sol Parti (DSP) koalisyon hükümeti zamanında yapıldığını kaydetti.

Topçu, “Gebze-Orhangazi’ye kadar otoyol da dahil asma köprü yapım süresini 4 yıl, işletme süresini 20 yıl, geçiş ücretini ise 11 dolar dolar olarak belirledik. Köprüden şu kadar araç geçecek, geçmezse aradaki farkın Devlet tarafından karşılanması gibi garanti de vermedik.” ifadesini kullandı.

TOPÇU: GERÇEKLER HALKTAN GİZLENDİ

Sözcü’den Saygı Öztürk’e konuşan Yaşar Topçu, bugün 103 liralık fahiş geçiş ücretiyle gündem olan Osmangazi Köprüsü’nün hikâyesini anlattı. Topçu, “Bu köprüler yapılırken gerçek halktan gizlendi. Devletin kesesinden para çıkmayacağı söylendi. İşte gerçekler ortada.” dedi.

Yaşar Topçu’nun verdiği bilgiye göre ilk ihale şartları değiştirilmeseydi geçiş ücreti 60 TL’nin altında kalacaktı.

İLK İHALE ŞARTLARI KAT KAT İYİYDİ

Kendi bakanlıkları döneminde Osmangazi Köprüsü’nün ihalesinin bugünkü koşullardan kat kat daha iyi olduğunu öne süren Topçu, AKP’nin “Yap-işlet-devret”i yanlış kullandığını ve faturasının ağır bir biçimde halka çıktığını söyledi. Köprüleri yapan firmalara değil, iktidara tepki gösterilmesi gerektiğini kaydeden Bakan, “Sözleşme imzalanmış, yatırımcı da buna göre yatırımı yapmış. Onların bir kabahati yok.” diye konuştu.

ARAÇ SAYISI GARANTİSİ YOKTU

Yaşar Topçu, dönemin Bayındırlık Bakanı olarak şahitlik ettiği Osmangazi Köprüsü’nün yapım sürecini şöyle anlattı:

“Anavatan Partisi ve DSP koalisyon hükümetini CHP dışarıdan destekliyordu. 1997 yılında ben de Bayındırlık Bakanı olarak kabinede yer almıştım. Körfezin içine 40 ayaklı köprü yapılmak üzere ihaleye çıkmıştık. Buna Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, savaş gemilerinin bu ayak açıklıklarından geçemeyeceğini, yapılacaksa köprü ayak açıklarının uzatılmasını istedi. Bunun üzerine biz de ihaleyi durdurduk. Kısa bir süre sonra asma köprü ihalesine çıktık. Gebze-Orhangazi’ye kadar otoyol da dahil asma köprü yapım süresini 4 yıl, işletme süresini 20 yıl, geçiş ücretini ise 11 dolar dolar olarak belirledik. Köprüden şu kadar araç geçecek, geçmezse aradaki farkın Devlet tarafından karşılanması gibi garanti de vermedik.”

Eski Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu

Osmangazi Köprüsü’nün ilk ihalesini Enka firmasıyla birlikte İngiliz ve Japon firmasının kazandığını hatırlatan Topçu, Danıştay’ın da sözleşmeyi onayladığını kaydetti. İnşaat başlamadan hükümetin düştüğünü belirten Topçu, şöyle devam etti.

“Anavatan-DSP hükümeti düştü. Ben de bakanlıktan ayrıldım. Türkiye bir erken seçime gitti. AKP iktidara geldi. Gelir gelmez de ilk işleri Mesut Yılmaz, ben ve bakanlardan Cumhur Ersümer hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma kapsamında köprü ihalesi de incelemeye alındı. Karayolları Genel Müdürü’nü TBMM Soruşturma Komisyonu’na çağırdılar. Ona ‘Bu ihaleyi, çerçeve sözleşmeye göre yapmazsanız ne olur?’ denildi. O da, ‘Takdir sizin. Buna müdahale edemeyiz’ dedi.”

İLK İHALEYİ BOZDULAR DAHA KÖTÜSÜNÜ YAPTILAR

Soruşturma Komisyonu’nda, ‘Ekonomik şartlar düzeldi. Daha iyi koşullarda ihaleyi yaparız’ denildiğini kaydeden Topçu, şunları söyledi:

“Daha önce yaptığımız ihale bozuldu. Bizim yaptığımız sözleşmede olmayan çok ağır hükümler içeren sözleşme yaptılar. Köprü yapıyoruz diye bu defa belli sayıda araç geçiş garantisi vererek ve ücreti yüksek tutarak, halka da ‘Hazineden para çıkmayacak. Müteahhitler dışarıdan para bulup yapacaklar. Halktan aldığımız vergiler köprü için harcanmayacak’ dediler. Bu konuda müteahhitlerin kabahati yok. Adam şartnameye göre teklif vermiş, köprü için harcama yapmış. Şimdi, harcadığı parayı sözleşmeye göre geri almak istiyor.”

İLK İHALEYLE YAPILSA BUGÜN 60 LİRA OLACAKTI

Yaşar Topçu, “Eğer, bizim imzalamadığımız sözleşmeye göre köprü yapılmış olsaydı, köprü 2002’de trafiğe açılmış olacak, bugüne kadar 16 yıl geçmiş olacak, geçiş ücreti 60 liranın altında olacaktı.” dedi.

Şu anda köprüden ayrı, otoyoldan ayrı ücret alındığını kaydeden Topçu, “Bizim sözleşmemizde böyle bir durum da yoktu.” ifadesini kullandı.

YANLIŞ YAPAN AKP İKTİDARIDIR

Topçu, “Yanlış yapan AKP iktidarıdır. Yap-işlet-devret modelini yanlış kullanıyor. Bizim vermediğimiz geçiş garantisi verilerek, trafiği olmayan yola, köprüye, tünele para ödüyorsunuz. Devletin imkanlarıyla yapılacak işler yap-işlet-devret şeklinde yapılıyor. Bu kadar büyük paralar ödeyeceğine bu işleri devletimiz yapsın. Halka doğrusu, gerçeği anlatılmıyor.” diye konuştu.

KÖPRÜ ÜCRETİNE SEÇİM AYARI

Sözcü yazarı Çiğdem Toker, Osmangazi Köprüsü geçiş ücretinde indirim yapılacağını, aradaki farkın şirkete Hazine tarafından ödeneceğini ileri sürdü.

Toker, “Şimdi -seçim yakın- indirim yapılacakmış. Sanki aradaki fark Hazine’den şirkete ödenmeyecek gibi. Oysa gerçek indirim, ancak Karayolları’nın Otoyol Yatırım A.Ş ile yaptığı YİD Sözleşmesi’nde değişiklikle mümkün.” ifadesini kullandı.

Osmangazi Köprüsü’ne şok zam: Tek yönde geçiş ücreti 103 lira oldu

Ekonomi

Babacan TÜİK’e Algıları Ayarlama Enstitüsü ismi verdi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye İstatistik Kurumu’nun büyüme rakamlarını gerçekçi bulmadı. Babacan, TÜİK’e ‘Algıları Ayarlama Enstitüsü’ ismi verdi.

BOLD – Partisinin 1. Milas İlçe Kongresi’nde konuşan Babacan, 13 yıl bakanlık yaptığı AKP hükumetini eleştirdi. Babacan, “Algıları Ayarlama Enstitüsü diyor ki, Türkiye ekonomisi büyüdü. G-20 ülkeleri arasında Çin’den sonra ikinci ülke olduk büyümede. Algıları Ayarlama Enstitüsü’nün yeni oyuncağı da bu. Diyorlar ki geçen yıl 1,8 büyüdük. Milli gelir arttı diyorlar. Milli gelir enflasyondan fazla arttı diyorlar.” dedi.

Türkiye’de geçen yıl çalışan sayısının 2019 yılına göre 3 milyon azaldığına işaret eden Babacan, “Ülkede çalışan sayısı azalıyor, çalışanların çalışma saatleri de azalıyor, buna rağmen ekonomi büyüyor. Bu büyümeye akıl erdiren varsa bir bana anlatsın.” diye konuştu.

 

Okumaya devam et

Ekonomi

TMSF Başkanı: Mahkemelerden 1-2 onama bekliyoruz

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal’dan, yargıya talimat olarak yorumlanan bir açıklama geldi. Gülal, “2021’de büyük gruplarda 1-2 onama bekliyoruz. Koza Altın devlete geçerse Türkiye Varlık Fonu’na devredilebilir” dedi.

BOLD – TMSF’nin yıllık değerlendirme toplantısında konuşan Gülal, fonun el koyduğu 796 şirketin 2020 yılı kârının yüzde 36 artışla 3.4 milyar TL olduğunu söyledi. Kayyım atanan şirketlerde 40 bin 61 kişinin çalıştığını kaydeden Gülal, “42.5 milyar lira aktif büyüklükle devraldığımız bu şirketlerde yüzde 65 büyüme sağlayarak 70.2 milyar lira seviyesine ulaştık. 18 milyar lira olan öz kaynak büyüklüğü yüzde 61 artışla 29.1 milyar liraya ulaştı. Şirketlerimiz 2020’yi olağanüstü performansla kapattı.” dedi.

MAHKEMELER HIZLI KARAR VERMELİ

Devletin ve TMSF’nin bu kadar fazla şirketi yönetmesinin zor olduğunu ve bu yükten kurtulması gerektiğini kaydeden Gülal, “Bu şirketler ile ilgili gelecek projeksiyonu yapmak için davaların sonuçlanması gerekir. En hızlı şekilde bu kararların çıkmasını ümit ediyorum. Müsadere kararı çıkanlar var. 2021’de büyük gruplarda 1-2 onama bekliyoruz. Koza Altın devlete geçerse Türkiye Varlık Fonu’na devredilebilir.” diye konuştu.

AĞRI’DA ALTIN ÇIKARACAĞIZ

Akın İpek ve ailesine ait olan ancak TMSF’nin el koyduğu Koza Altın’ın geçen yıl üretiminin azaldığını itiraf eden Gülal, şirketin cirosunun yüzde 14, net kârının yüzde 2.5 arttığını belirtti. Koza’nın Ağrı’daki Mollakara madeninde tesis kurmayı gerektirecek bir altın rezervi olduğunu belirten Gülal, “Mayıs sonu ya da Haziran itibariyle tesisimizi kuracağız. Minimum 300 milyon dolarlık yatırım yapacağız. Oradan altın çıkarmayı planlıyoruz.” diye konuştu. Gülal, Ağrı’da yaklaşık 1000 kişilik istihdam sağlanacağını aktardı.

KÂR EDEN ŞİRKETLERİ SATMIYORUZ

Gülal, mevcut şirketlerin satılıp satılmayacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi: “Şirketin ekonomik devamlılığı tehlike arz ediyorsa şirketin satışı gündeme gelebiliyor. Koza’yı, Erciyes’i ve diğer kar eden şirketleri şu andaki hukuki altyapıyla satmamız mümkün değil. Naksan Grubu’nu satabiliriz. Royal Halı ve Naksan Plastik’in satışı ile ilgili ihale süreci yaşadık. Salgın şartları nedeniyle talip çıkmadı, önümüzdeki dönemde tekrar ihale yapmak istiyoruz.”

Halka arz konusuna ilişkin bir soruya karşılık Gülal, Erciyes Anadolu Holding, Aydınlı Grubun arz edilebileceğini belirterek, Koza’daki arz oranını artırabileceklerini söyledi.

 

Okumaya devam et

Ekonomi

Halk kahvaltıda omlet yemeye hasret kaldı

Resmi istatistiklere de yansıyan gıda fiyatlarındaki artış durdurulamıyor. Son bir yılda ayçiçeği yağı yüzde 55, yumurta yüzde 52 oranında arttı. Tereyağının yanına yaklaşamayan halk, sıvı yağ ile omlet yapmaya bile hasret kaldı.

BOLD – Yoksulun temel gıda ürünleri son bir yılda yüzde 50’leri aşan oranlarda zamlandı. Son bir yılda ayçiçeği yağı yüzde 55, yumurta yüzde 52, mercimek yüzde 50 arttı.

MUTFAK YANGIN YERİNE DÖNDÜ

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı gerçek hayattan uzak fiyat artışları bile yoksulun mutfağının bir yılda adeta yangın yerine döndüğünü gösterdi. Pandeminin bütün ağırlığının yaşandığı geçen yılın şubat ayından bu yılın şubat ayına kadar geçen bir yıllık sürede yoksulun mutfağına giren 50’yi aşkın temel gıda ürünü içerisinde neredeyse zam görmeyen ürün kalmadı. Birçok temel gıda ürününün fiyatı zamlarla yükselirken, geliri ve alım gücü düşen halk, boğazından kesip sofrasındaki tabağı küçülttü.

RESMİ RAKAMLAR ÇARŞI, PAZARI YANSITMIYOR

Halkın yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmadığı eleştirilerine uğrayan TÜİK’in çarşı, pazar ve marketlerden derlediği temel gıda maddelerinin fiyatları bile son bir yılda olağanüstü yükseldi. TÜİK’in derlediği çarşı pazar, market fiyatlarına göre, geçen yılın şubat ayında litresi 10 lira 90 kuruşa satılan ayçiçeği yağı bu yılın şubat ayında yüzde 55.4 gibi olağanüstü düzeyde artarak 16 lira 97 kuruşa fırladı. Aynı şekilde geçen yıl tanesi 54 kuruştan satılan yumurta bu yılın şubat ayında yüzde 52 artarak 82 kuruşa çıktı. 7 lira 64 lira olan mercimeğin kilosu 11 lira 47 kuruşa, portakalın kilosu 3 lira 73 kuruştan 5 lira 74 kuruşa yükseldi.

SEBZE FİYATLARI YÜZDE 40 ARTTI

Yoksulu temel gıda ürünlerine yaklaşamaz hale getiren zamlar bununla da kalmadı. Geçmişte en düşük maliyetli yemekler arasında yer alan lahana ve pırasanın fiyatı sadece bir yılda yüzde 40’lara varan oranlarda arttı. Pirinç, bulgur, ekmek, makarna, tavuk eti gibi yoksulun tenceresinden eksik olmayan gıdalar bile yüzde 20 ile yüzde 40 aralığında zamlandı. Süt ve yoğurttaki artış yüzde 20’leri aştı. Geçen yıl 29 lira olan balık bile bir yılda 40 liraya dayandı.

Toplumsal olaylara hazırlık: Biber gazı ve kelepçe alınacak

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0