Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Sürgün tutukluların aileleri: Görüş yolu, ölüm yolu

Ailelerinden yüzlerce kilometre uzağa sürgün edilen tutukluların yakınları, hukuksuzluğa sosyal medyada “görüş yolu ölüm yolu” etiketiyle tepki gösterdi.

Sevinç Özarslan / BOLD

15 Temmuz kitlesel tutuklamalarından sonra tutukluların farklı şehirlerdeki cezaevlerine sürgün edilmeleri yeni bir cezalandırma yöntemi olarak devreye sokuldu. Aileler, görüş günlerinde yüzlerce kilometre yol katetmek zorunda kalıyor.

Sabah 07:00’de hapishane kapısında olma zorunluluğu nedeniyle yolculuklar çoğunlukla gece yapılıyor.

Hapishane içindeki arama kayıt prosedürlerinde saatlerce ayakta bekleyen aileler, dönüş yoluna yorgun çıkmak durumunda kalıyor. Bu da kazalara ve aile facialarına yol açıyor.

YARIM SAAT GÖRÜŞ İÇİN 24 SAAT YOL YAPANLAR

Yarım saat ile bir saat arasında görüş için 24 saat yol yapanlar, elinde bebeğiyle yola çıkanlar, kar kış, yağmur çamur demeden cezaevi kapılarında bekleyenler, tutuklu sürgünlerinin iyice artması üzerine sosyal medyadan “Görüş yolu ölüm yolu” başlığı altında tepkilerini dile getirmeye başladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu nakil sorununun had safhaya çıktığını ve uzak cezaevi ziyaretlerinin aileler açısından yıpratıcı ve yorucu olduğunu, bu yüzden facialar yaşandığını sürekli dile getiriyor.

Yaşanan facialar sonrası tutukluların acısı ise tarifsiz bir boyuta ulaşıyor.


10 yaşındaki Betül Seda Özcan, 27 Haziran 2017’de annesiyle birlikte Kocaeli’nden Elazığ’a 45 dakikalık görüş için yola çıktı. 6 aydır babasını görmüyordu. Küçük Seda, Elazığ Cezaevi’ne varınca ‘Babama gidiyorum’ diye yola atladı ve bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti.

Kanun Hükmünde Kararname mağduru Mehmet Reşit Erdoğan, 16 Kasım 2016’da Sincan L Tipi Cezaevi’nden tahliye oldu. Fakat kapıda onu kahreden bir haber bekliyordu.

İki ay önce doğum yapan eşi Tuğba Erdoğan’ı (32) trafik kazasında kaybettiğini öğrendi. İki yaşındaki kızı en büyük tesellisi.


Emin Balıkçı (58), kızı Hatice Civelek (32), torunları Betül Civelek (3) ve Naime Civelek (8) ile Düzce’den Ankara Mamak Cezaevi’ndeki damadı Enes Civelek’i 7 Aralık 2018’de ziyaret için yola çıktılar. Fakat dönüş yolunda facia yaşandı.

Emin Balıkçı, Mamak ilçesine bağlı Gökçeyurt Mahallesi’nde direksiyon hakimiyetini kaybedince kaza yaptı. Tutuklu Enes Civelek, iki çocuğunu, annesini ve kayınpederini kaybetti. Eşi Hatice Civelek ise ağır yaralandı.

Yunus Mızrak (52) ile kayınpederi Celalalettin Aras (79), 25 Eylül 2016’da Kayseri Cezaevi’nde yatan akrabalarını ziyaret için Muş’tan Kayseri’ye yola çıktı.

Bu uzun yolculuk, Kayseri yakınlarında acı bir şekilde son buldu. Mızrak hayatını kaybetti, Aras ağır yaralandı.


86 yaşındaki Mehmet Karabaş, 12 Aralık 2018’de Samsun Vezirköprü’deki cezaevinde bulunan oğlunu ziyarete giderken geçirdiği kazada hayatını kaybetti.

 

 

 

 

 

 

İbrahim Aydın (52), annesi Ayşe Aydın (72), eşi Gülyeter Aydın (49), oğlu Muhammed Aydın (8) ve kızı Kevser Aydın Kara (23) Mardin’de tutuklu bulunan KHK’lı öğretmen Burak Aydın’ı 28 Şubat 2018’de Giresun’dan ziyarete gitti. Aile Erzurum Aşkale’de kaza geçirdi. Kevser Aydın yaralandı, diğerleri hayatını kaybetti. Burak Aydın (27), ağabeyi, annesi, yeğeni ve yengesinin cenazesine izin çıkmadığı için katılamadı. Bir gün sonra jandarma eşliğinde Giresun’un Keşap ilçesindeki aile mezarlığını ziyaret edebildi. Yakınlarının mezarı başına çökmüş halde çekilen fotoğrafı dönemin sembolü oldu.

 

Nazmiye (73) ve Hasan Dabak (82), Bartın’da tutuklu bulunan KHK’lı akademisyen torunları Taha Aslan’ı 3 Ekim 2018’de ziyarete giderken Zonguldak’ın Devrek İlçesi Başlarkadı mevkinde geçirdikleri trafik kazasında can verdi.

Bartın Üniversitesi’nde görev yaparken ihraç edilen Taha Aslan’ın eşi Zehra Aslan, çocukları Ayşenaz Aslan, dayısı Mehmet Daba ve yeğeni Leman Çeğe aynı kazada yaralandı.

 

Sacit Çalık Erzurum’un önde gelen hayırsever iş adamlarındandı. Elazığ’da tutuklu bulunan yeğenini 14 Mayıs 2018’de ziyarete giderken kaza yaptı. Kendisi ve aynı araçta bulunan 5 kişi hayatını kaybetti.

Gazi Akkaya (28), Ali Aydınlap (22) ve Nazmi Çoban (20), 18 Eylül 2018’de Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki yakınlarını ziyaretten dönerken il merkezinde kaza yaptı.

Kazada Aydınalp öldü, diğerleri araçta sıkışarak yaralandı.

 

5 yaşındaki Ahmet Canik de görüş yolunda hayatını kaybedenlerden. 19 Mayıs 2017’de annesi, amcası, dedesi, babaannesi ve kuzenleriyle birlikte Kahramanmaraş’ta tutuklu bulunan babası idare hâkimi Fatih Canik’i ziyarete gidiyorlardı. Afyon’dan yola çıkmışlardı.

Her hafta görüş için yüzlerce km kat ediyorlardı. Sabah 06:30 sularında Göksün-Kahramanmaraş yolu üzerinde kaza geçirdiler. Ahmet hayata gözlerini yumarken araçtaki diğer kişiler yaralandı.

 

Sibel Taşdemir (31), kızkardeşi Seda Öztürk ile birlikte 7  Ağustos 2017’de Adana E Tipi Kürkçüler Cezaevi’ndeki eşini ziyarete giderken Kürkçüler Kavşağı’nda geçirdiği kazada hayatını kaybetti.

Otomobilde bulunan Seda Öztürk, Nurullah Döner ve İbrahim Akgül ise yaralandı.

 

Kars Cezaevi’nde bulunan KHK’lı eski komiser Cevdet Türkoğlu 2 Şubat 2018 günü tahliye oldu. Onu karşılamaya gelen abisi Metin Türkoğlu ile birlikte evlerine doğru yola çıktılar. Fakat Konya-Aksaray yolunda araçları yoldan çıkınca iki kardeş de hayatını kaybetti.

GÖRÜŞYOLU ÖLÜMYOLU ETİKETİ ALTINDA YAPILAN BAZI PAYLAŞIMLAR:

 

BOLD ÖZEL

5 aydır karantina hücresinde tutulan Miktad öğretmen siroz oldu

Tutuklu öğretmen Miktad Doğan, 5 aydır cezaevindeki karantina hücresinde sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. TBMM’ye mektup gönderip yardım isteyen Doğan’a siroz teşhisi konuldu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

3 Eylül 2019’dan bu yana Kırklareli E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan tarih öğretmeni Miktad Doğan’a Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu. 5 aydır teşhis ve tedavi için hastaneye götürülen Doğan geçen hafta Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yatırıldı. Daha önce karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan’ın hastalığı ilerlediği ve siroza dönüştüğü ortaya çıktı. Doktor, Miktad Doğan’ın abisi Hıdır Doğan’a ailede başka hasta olan varsa test yaptırmalarını söyledi.

Hasta tutuklu Miktad Doğan, yanlış teşhis ve tedavi yapıldığı için aylardır cezaevi-hastane arasında gidip geliyor. Doğan’a ilk önce Eylül 2020’de vertigo teşhisi konularak bir ay boyunca ilaç tedavisi uygulandı. Sağlık durumu daha da kötüleşince 21 Eylül 2020’de Kırklareli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Bu kez kronikleşmiş Hepatit B olduğu söylendi.

Kan tahlilleri ve çekilen ultrason sonucunda karaciğer enzim değerinin aşırı yükseldiği, karaciğerinin büyüdüğü ve aşırı yağlandığı görüldü. Hastanenin enfeksiyon birimi tarafından acil olarak Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen Doğan, durumu acil olmasına rağmen ancak 1,5 ay sonra 4 Kasım 2020’de hastaneye götürüldü. Biyopsi için karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan en son 18 Şubat 2021’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi götürüldü. 3 gün hastanede kalan Doğan’a bu kez Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu.

5 AYDIR KARANTİNADA

Sürekli hastaneye gidip geldiği için karantina hücresinde yaşamak zorunda kalan Doğan sağlıksız ortam ve beslenme koşullarının da etkisiyle sağlığı her geçen gün daha da bozuluyor.

Miktad Doğan’ın avukatı Münevver Öz, yanlış teşhis, yanlış tedavi ve kaybedilen zamanın müvekkilinin yaşam hakkını tehlikeye attığı için cezaevi doktoru ve görevli memurlar hakkında 4 ay önce suç duyurusunda bulunmuştu. Öz dilekçesinde, tuvaleti tıkalı, suyu akmayan, sıcak su verilmeyen, yeterli beslenme koşullarının sağlanmadığı bir hücrede müvekkilinin ölüme terk edildiğine, memurların görevlerini kötüye kullandığına, sistematik bir şekilde müvekkiline kötü davranıldığına dikkat çekti. Kişilerin cezalandırılması için kamu davasının açılmasını talep eden Öz’ün başvurusuyla ilgili henüz bir gelişme olmadı.

TBMM’YE MEKTUP GÖNDERDİ

Ocak ayında TBMM Adalet Komisyonuna mektup göndererek yardım talep eden Miktad Doğan, hastalığının ilk teşhisinden bu yana 4,5 ay geçmesine rağmen ve acil tedaviye başlanması gerektiği halde hala bir sonuca varılmadığını yazmıştı. Doğan, hastalığının ilerleyerek siroza dönüşebileceğini o zaman ifade etmişti:

“Hastalığım bulaşıcı ve her geçen gün ilerliyor. Önlem alınmazsa karaciğer sirozu ve karaciğer yetmezliği vuku bulacak. Bununla beraber kaldığım karantina koşullarında daha başka enfeksiyonlar kapmam muhtemel.”

MAHKEMESİ 3 MART’TA

Bir süre sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan 30 yaşındaki Miktad Doğan 2017’de geçirdiği trafik kazasında birçok kaburgası ve omuz küreği kırıldığı için mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Tanık ifadelerine dayanılarak ve Bylock kullandığı iddiasıyla 3 Eylül 2019’da tutuklanan Doğan, 4 aydır SEGBİS ile katıldığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden her duruşmada durumunu heyete açıklamaya çalıştı ancak dikkate alınmadı. Doğan, 3 Mart’ta altıncı kez hakim karşısına çıkacak.

“Ağır hasta olmama rağmen 4 aydır hücredeyim”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu Emniyet Amiri Ömer Köse’ye pandemi döneminde su yok

Dört yıldır hücrede tutulan Ömer Köse’ye tüm ihtiyaçları için sadece 20 litre su veriliyor. Köse, yağmur sularını biriktirerek ayakta kalıyor.

BOLD – Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan ihraç Emniyet Müdürü Ömer Köse’ye yönelik baskı ve hak ihlalleri artarak devam ediyor. Tek kişilik hücrede tutulan Köse’nin diğer tutuklulardan farklı olarak günlük su limiti 20 litreyle sınırlandırılırken, ikinci battaniyesi de elinden alındı.

Cezaevinde kalan diğer tutuklular suyla ilgili sıkıntı yaşamazken Ömer Köse’nin hücresinin sayacının 20 litreye göre ayarlandığı öğrenildi. Günlük 20 litre su ile temizlik, banyo, bulaşık yıkama gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılan Ömer Köse’nin banyo yapmakta zorlandığı öğrenildi. Köse’nin yakınlarına aktardığına göre, banyo öncesi musluğu açıp sıcak su gelmesini beklemesi durumunda günlük 20 litre su bitmiş oluyor.

Ömer Köse cezaevinde çocuklarıyla

DİLEKÇELERİNE CEVAP VERİLMİYOR

Ömer Köse’nin su sorunuyla ilgili şahsen ve avukatı aracılığıyla yazdığı dilekçelere cevap verilmediği öğrenildi. Gardiyanların sayacın bozuk olabileceği şeklindeki söylemleri üzerine Köse’nin “sorun hücremdeki su sayacındaysa tamiratını ya da değişimini kendi paramla yapabilirim” şeklindeki son dilekçesine de cevap verilmedi.

Cezaevi yönetiminin, hücre ve koğuşlara ayrı sayaç sitemini kuran firmadan yanıt beklediklerini ilettiği ancak hiçbir ilerleme olmadığı belirtiliyor.

Köse’nin cezaevi yönetimine verdiği 9 dilekçenin dışında, infaz hakimliği ve Adalet Bakanlığına da dilekçe yazdığı ancak dilekçelerin UYAP’ta görünmediği öğrenildi. Bu durum dilekçelerin imha edildiği şüphesini doğurdu.

Köse daha önce de cezaevinde kaloriferlerinin yakılmadığı ve darp edildiğine ilişkin dilekçeler yazmış ancak işleme konulmamıştı.

YAĞMUR SULARINI TOPLUYOR

Köse’nin kar sularını eriterek ve yağmur sularını toplayarak tuvalette kullanmaya çalıştığı, hücresi ve kişisel hijyeniyle ilgili pandemi sürecinde büyük sıkıntı yaşadığı ifade ediliyor.

Köse’nin yaşadığı bir diğer sorun ise ısıtma. Cezaevi kaloriferlerinin yetersiz yanması nedeniyle çift battaniye kullanan Köse’nin battaniyelerinden biri arama sırasında geri verileceği söylenerek alındı. Battaniyenin geri verilmemesi üzerine Köse, cezaevi kantininden yeni bir battaniye almak için kantin fişi doldurdu ancak Köse’ye yeni battaniye satılmadı.

Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, Ağustos 2014’ten beri tutuklu. Uzun süre Silivri Cezaevinde tutulan Köse, OHAL döneminde Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapılı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Köse yaklaşık 4 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne ve babası tutuklu Serdar’ın feryadı: Mal da mülk de sizin olsun, yeter ki bizi rahat bırakın!

14 yaşındaki Serdar Meleş, annesinin tahliye edilmesini beklerken ceza aldığını duyunca yıkıldı. 6 yıldır babalarından ayrı olan 3 kardeş artık annelerinden de mahrum.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Babaları 6 yıldır tutuklu olan Serdar (14), Erkan (11), Selma’nın (8) annesi Ayşe Meleş geçen hafta Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2015 yılından bu yana babalarından ayrı olan üç kardeş, artık annelerinden de mahrum kaldı.

Anneanneleriyle Manisa’da yaşayan Meleş kardeşlerin en büyüğü 14 yaşındaki Serdar, annesinin ceza aldığını öğrenince “Malları, mülkleri, saadetleri, hisleri, nefisleri her şeyleri onların olsun. Yeter ki bizi bizle rahat bıraksınlar. Bize bir bulaşmasınlar artık” diyebildi.

BABALARI İKİ YILDIR HÜCREDE

Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Kasım 2015’te tutuklanan Mehmet Meleş, tanık ifadelerine dayanılarak örgüt lideri olduğu iddiasıyla 19,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gazi Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan Mehmet Meleş, kapatılan dershanelerde ve kurumlarda çalışmış, en son Eskişehir’de bir derneğin yöneticisi olarak görev yapmıştı. 15 Temmuz’dan sonra silahlı terör örgütü üyesi olmakla itham edilen Meleş, darbe girişimi gerçekleştirildiğinde cezaevinde bulunduğuna dair mahkemeye itirazını sunsa da dikkate alınmadı.

Eskişehir ve Sincan cezaevlerinden sonra Çorum Kapalı Cezaevine gönderilen Mehmet Meleş, 2 yıldır burada hücrede tutuluyor. Hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen Çorum Cezaevinde Mehmet Meleş de birçok hak ihlaline uğradı. Kanunlara göre bir insanı 20 günden fazla hücrede tutulmaması gerekirken Mehmet Meleş, hücreden çıkartılmıyor. Yalnızlaştırmak adına radyosu bile elinden alındı. Eşi ve çocukları İzmir’de yaşayan Meleş, ailesine yakın olabilmek için hapse girdiğinden bu yana nakil için defalarca dilekçe verdi, hepsi reddedildi. Dosyası da iki yıldır Yargıtay’da bekletiliyor.

81 YAŞINDAKİ ANNESİNE ÇIPLAK ARAMA

Altı kardeş arasında tek erkek olan Mehmet Meleş’in kendi ailesinin de bu süreçte başına gelmeyen kalmadı. Bir ablası geçen yıl kanserden vefat etti. Bir kız kardeşi Temmuz 2018’de KHK ile ihraç edildi. Emekli öğretmen olan diğer ablasının İzmir’deki depremde evi yıkıldı. 81 yaşındaki annesi ise kalp hastası.

Pandemi döneminden önce oğlunu yılda 1-2 kez ziyarete gidebilen Mehmet Meleş’in annesi de cezaevi girişinde birçok kez çıplak arama dayatmasına maruz kaldı. X-ray cihazından geçerken bacağındaki iki platin nedeniyle çıplak aramalara maruz kalan 81 yaşındaki kadının hastalık raporları cezaevi yönetimine sunulmasına rağmen sonuç değişmedi.

ÖLÜMLER VE TUTUKLAMALAR ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLEDİ

Serdar Meleş, annesi ve babasıyla bir görüş gününde.

“ÇOCUKLAR ANNESİZ BABASIZ BÜYÜYORLAR”

Babaları tutuklandığından bu yana anneleri ve halalarının maddi manevi desteğiyle hayatlarına devam eden Serdar, Erkan, Selma’nın bir yıl içinde kolları kanatları iki kez daha kırıldı. Önce çok sevdikleri halalarını 18 Şubat 2020’de kanserden kaybettiler. 10 Kasım 2020’de de anneleri Ayşe Meleş tutuklanıp cezaevine gönderildi.

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu olan Ayşe Meleş, daha önce 3-4 gün gözaltında kalmış, kullandığı Bylock içeriksiz olduğu için denetimli serbestlikle bırakılmıştı. Kapatılan bir yurtta müdür olarak gören yapan Ayşe Meleş, SGK kaydı, Bylock ve kaçma şüphesi nedeniyle dört ay önce tekrar tutuklandı.

Babalarından sonra halalarını ve annelerini de kaybeden üç kardeşin psikolojisi kötü. Tutukluluğuna itiraz için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılan Ayşe Meleş’in görümcesi “Hepimiz kendimizden geçtik ama çocuklar anne ve babasız büyüyorlar. 6 yıl olacak babaları yok. Şimdi de anneleri 7 yıl aldı. Çocuklara söyleyemedik.” dedi.

Türkiye’de anne-babası aynı anda tutuklandığı için psikolojisi bozulan birçok çocuk bulunuyor. Annesinin yaklaşık 5 yıl evden uzak olacağını öğrenen Serdar, en küçük halasına duygularını anlatırken, yaşadıklarının ağırlarını artık taşıyamadığı açıkça görülüyor:

“BİZE BULAŞMASINLAR ARTIK”

“Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Dua ediyorum ama artık samimiyetsiz geliyor. Namaz kılıyorum ama sanki kılmıyormuşum gibi hissettiriyor. İnşallah diyorum ama gönlüm olsun diyor. Umudum kesilmedi ama her geçen gün değişen bir şey olmadığında da bende olan o sabır ve umut tek tek harcanıyor. Evet, isyan etmeyeceğim, umudumu ve sabrımı kesmeyeceğim ama tüm bunlar artık tesellim olmuyor… Beni gerçekten teselli edecek bir durum, bir gelişme olmadığında da iyice kararıyorum… Samimi olarak söylüyorum: Allah, bu acizleri düşürmeye çalıştıkları gaflet deliklerine onları soksun. Hiçbirinin bu kâinatta olmalarına izin vermesin. 

Eğer rabbim, beni duyuyor ve benim bu söylediklerimde ne kadar samimi olduğumu biliyorsa ki o biliyor; bana, yorulmuş yolculara, sıkılmış ve bitap düşmüş bu hakiki İslam alemine, bugünlerin biteceğini müjdelesin. Rabbimden sadece bunu istiyorum. Malları, mülkleri, saadetleri, hisleri, nefisleri her şeyleri onların olsun. Yeter ki bizi bizle rahat bıraksınlar. Bize bir bulaşmasınlar artık.”

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0