Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Muhalefet bu defa sandık güvenliğini sağlayabilecek mi?

Her seçim farklı bir seçim hilesiyle geliyor. Muhalefet 31 Mart seçimleri için hile yaptırtmayacaklarında ısrarlı, kilit cümle Mansur Yavaş’ın sözlerinde saklı.

BOLD/ANALİZ

AKP iktidarı, özellikle ustalık döneminde seçim sonuçları kadar seçimlerde yapılan hilelerde gündemde kaldı. 2014 yerel seçimleri ve sonrasında her seçim için hile yapıldığı yüksek sesle dile getirilmesine rağmen, muhalefet seçim güvenliğini sağlama konusunda hep kırık not aldı.

SEÇİMDE ÖNE ÇIKAN USULSÜZLÜKLER

Seçimlerde, YSK’da yapılan usulsüzlükler bir tarafa, sandık hilelelerine ilişkin şu iddialar gündeme geldi: “Sandıklardan seçmen sayısından fazla oy çıkması, sandıktan bir partiye blok oy çıkması, elektrik kesintileri, trafolara kedi girmesi, mühürsüz oy pusulaları, yakılmış oy pusulaları, kullandığı oyun resmini çekip getirenlere verilen para, oy çuvallarının değiştirilmesi, oyların sayılması sırasında yapılan hileler, plakasız araçlar, sandıklara önceden oy atılması, muhalefet ve basının sandıklarda görev yapmasının engellenmesi”

İYİ PARTİ İL VE İLÇE SORUMLULARINI EĞİTTİ

Yapılan hilelerin yüzlerce örnekle ispatı da mümkün. Muhalefet her seçim öncesi “hile yaptırmayacağız” iddiasını yineliyor. 31 Mart öncesinde de bu iddia yine dillendiriliyor. İYİ Parti, sandıkların tek tek müşahitlere ve sandık görevlilerine zimmetlenebilmesi için binlerce kişiye eğitim vermeye başladı bile. 81 il 958 ilçede sandık güvenliğinden sorumlu olacak partililer ilk eğitimlerini tamamladı.

200 BİN SANDIĞA MÜŞAHİT VE GÖREVLİ

Türkiye genelinde yaklaşık 200 bin sandık, tek tek müşahitlere ve sandık görevlilerine zimmetlenecek. Sandık başında hilenin önüne geçileceği gibi, sandık sonuçları da ıslak imzalı olarak alınacak ve genel merkeze ulaştırılacak. Kurulacak sistemle sonuçlar birkaç saat içerisinde kamuoyu ile paylaşılabilecek.

CHP HEM DİJİTAL HEM MANUEL BİR SİSTEM

CHP ise bu defa, sistemi dijital ve manuel olarak kontrol edecek bir yazılım hazırlıyor. İki saat içinde seçim sonuçlarını öğrenme iddiasında. Kesinlikle kaçak olmasına müsaade edilmeyeceği iddiasındalar. Ancak Muharrem İnce’nin 50 bin avukatla YSK’ya gitme iddiasına rağmen seçim akşamı ortadan kaybolması henüz hafızalarda taze.

HDP SANDIKLAR SAHİP ÇIKACAĞIZ

Halkların Demokratik Partisi’nin 31 Mart yaklaşırken seçim güvenliğine ilişkin vaatleri de diğer partilerle benzerlik gösteriliyor. 24 Haziran’da sandıklarda görevli üyelerinin gözaltına alınması ve yapılan engellemelere karşı, bu kez sandıklara sahip çıkılacağı ifade ediliyor. HDP özellikle doğuda seçim hilesi yaptırmama konusunda iddialı.

HER SEÇİMDE MUHALEFET İDDİALI

Aslında her seçimde, bütün muhalefet partilerinin iddiası bu. Ancak evdeki hesap pek de çarşıya uymuyor. 2014 yerel seçimlerinde CHP’nin adayı Mansur Yavaş’ın Ankara’yı yüzde 1 oy ile kaybetmesi sonrası açıklamaları konunun özeti denilebilir. Yavaş, seçim güvenliği ve sonuçların takip edileceği sistemin başındaki kişinin, 2 saatte alırız dediği neticeyi, günler sonra bile alamadığını dile getiriyor.

SEÇİM GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İMKANSIZ MI?

Seçim sonuçlarını sandık başlarından sağlıklı bir şekilde alarak kısa sürede duyurmak denilince, hükumetin kapattığı, Cihan Haber Ajansı’ın anmadan geçmek olmaz. Cihan haber ajansı gönüllüleri ile birlikte, yıllarca bu organizasyonu başarı ile yaptı. Sandık hilelerinin önüne geçti.

MESELE İNSANLARIN GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMESİ

Partilerin bu konuda imkanları gönüllülük esasına dayalı çalışan bir haber ajansından fazla olmasına rağmen, başarısız olmaları dikkat çekiyor. Parti görevlileri seçimlerden sonra birbirlerini suçluyorlar.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Muharrem İnce, bütün sandıklara hakim olduklarını ve sonuçların anında haber alınacağı bir yazılım açıklamış, yazılım için binlerce kişi Applikasyon yüklemişti. Ancak seçim gecesi ilk 20 dakikadan sonra bu sistem dondu ve çalışmadı.

31 MART’TA NE OLACAK?

31 Mart seçimleri öncesi de yine muhalefet iddialı. Ancak her seçim farklı bir hileyle gündeme geliyor. Bu seçimde olabilecekleri muhalefetin öngörüp göremediği ise bilinmiyor.

BOLD ÖZEL

Saray koronavirüs haritasını da değiştirdi

Koronavirüs yasaklarının sona erdiği şehirleri belirleyen haritanın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki toplantının ardından değiştiği ortaya çıktı. Hasta sayısına göre sarı kategoride yer alan Uşak, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi şehirler maviye boyandı.

BOLD ÖZEL – Kovid-19 vakalarını gizlediği ortaya çıkan AKP hükumetinin, normalleşme haritasını da değiştirdiği ortaya çıktı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 100 binde 10’un altında vaka görülen şehirlerin mavi kategoride yer alacağını duyurmuştu. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki kabine toplantısının ardından Uşak mavi kategorideki iller arasına eklendi.

10 GÜN ÖNCE BAŞKA ŞİMDİ BAŞKA

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 10 gün önce yaptığı açıklamada Kovid-19 yasaklarının kaldırılacağı illerin risk haritasına göre belirleneceğini açıkladı. Şehirler vaka sayısına göre dört renge ayrıldı. Yüz binde 10’un altında vaka görülen illerin mavi (düşük riskli), yüz binde 11-35 arası vaka olan illerin sarı (orta riskli), yüz binde 36-100 arası vakası bulunan illerin turuncu (yüksek riskli), yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen illerin ise kırmızı (yüksek riskli) olarak belirlendi.

İKİ HARİTA BİRBİRİNİ YALANLADI

Ancak Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat haftası ‘İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası’ 100 binde 10’un altında vaka görülen mavi renkli ve düşük riskli il sayısının sadece dört olduğunu gösteriyor. Normalleşmenin başlaması gereken bu iller Mardin, Şırnak, Batman, Hakkari. Yine Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat tarihli ‘İllere Göre Risk Durumu Haritasında’ ise sarı kategoride yer alan 100 binde 20 vakaya kadar olan şehirler de maviye boyandı.

100 binde 10’un altında vaka görülen şehirler mavi kategoride yer alıyor.

UŞAK SONRADAN EKLENDİ

Seçim haritasını andıran normalleşme haritasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki iller mavi kategoride yer alıyor. En az aşılamanın yapıldığı bu iller düşük riskli olarak dikkat çekiyor. Uşak ise 100 binde 18,40 vaka görülmesine rağmen mavi kategoriye yerleştirildi. Yine Diyarbakır, Şanlıurfa, Diyarbakır, Bitlis, Muş, Siirt, Bingöl, Ağrı, Iğdır 100 binde 10’un üzerinde vaka görülmesine ve sarı kategoride bulunmasına rağmen maviye boyandı.

BAKAN KOCA AÇIKLAYAMADI

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, haritadaki değişiklikleri, “Bilim Kurulumuz, illerin risk kategorilerini belirlemede 100.000 nüfusa düşen haftalık vaka sayısı ile birlikte yapılan PCR testlerinin pozitiflik oranı, yoğun bakım doluluk oranı ve entübe hasta artışını dikkate aldı. Kademeli normalleşmek elimizde.” sözleriyle açıklamaya çalıştı. Ancak illere göre yoğun bakım hasta sayısı, test pozitiflik oranı sayılarını vermedi.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN KATEGORİLERİ
  • Mavi: Yüz binde 10’un altında vaka görülen iller düşük riskli.
  • Sarı: Yüz binde 11-35 arası vaka olan iller orta riskli.
  • Turuncu: Yüz binde 36-100 arası vakası bulunan iller yüksek riskli.
  • Kırmızı: Yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen iller ise çok yüksek riskli.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

5 aydır karantina hücresinde tutulan Miktad öğretmen siroz oldu

Tutuklu öğretmen Miktad Doğan, 5 aydır cezaevindeki karantina hücresinde sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. TBMM’ye mektup gönderip yardım isteyen Doğan’a siroz teşhisi konuldu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

3 Eylül 2019’dan bu yana Kırklareli E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan tarih öğretmeni Miktad Doğan’a Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu. 5 aydır teşhis ve tedavi için hastaneye götürülen Doğan geçen hafta Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yatırıldı. Daha önce karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan’ın hastalığı ilerlediği ve siroza dönüştüğü ortaya çıktı. Doktor, Miktad Doğan’ın abisi Hıdır Doğan’a ailede başka hasta olan varsa test yaptırmalarını söyledi.

Hasta tutuklu Miktad Doğan, yanlış teşhis ve tedavi yapıldığı için aylardır cezaevi-hastane arasında gidip geliyor. Doğan’a ilk önce Eylül 2020’de vertigo teşhisi konularak bir ay boyunca ilaç tedavisi uygulandı. Sağlık durumu daha da kötüleşince 21 Eylül 2020’de Kırklareli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Bu kez kronikleşmiş Hepatit B olduğu söylendi.

Kan tahlilleri ve çekilen ultrason sonucunda karaciğer enzim değerinin aşırı yükseldiği, karaciğerinin büyüdüğü ve aşırı yağlandığı görüldü. Hastanenin enfeksiyon birimi tarafından acil olarak Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen Doğan, durumu acil olmasına rağmen ancak 1,5 ay sonra 4 Kasım 2020’de hastaneye götürüldü. Biyopsi için karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan en son 18 Şubat 2021’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi götürüldü. 3 gün hastanede kalan Doğan’a bu kez Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu.

5 AYDIR KARANTİNADA

Sürekli hastaneye gidip geldiği için karantina hücresinde yaşamak zorunda kalan Doğan sağlıksız ortam ve beslenme koşullarının da etkisiyle sağlığı her geçen gün daha da bozuluyor.

Miktad Doğan’ın avukatı Münevver Öz, yanlış teşhis, yanlış tedavi ve kaybedilen zamanın müvekkilinin yaşam hakkını tehlikeye attığı için cezaevi doktoru ve görevli memurlar hakkında 4 ay önce suç duyurusunda bulunmuştu. Öz dilekçesinde, tuvaleti tıkalı, suyu akmayan, sıcak su verilmeyen, yeterli beslenme koşullarının sağlanmadığı bir hücrede müvekkilinin ölüme terk edildiğine, memurların görevlerini kötüye kullandığına, sistematik bir şekilde müvekkiline kötü davranıldığına dikkat çekti. Kişilerin cezalandırılması için kamu davasının açılmasını talep eden Öz’ün başvurusuyla ilgili henüz bir gelişme olmadı.

TBMM’YE MEKTUP GÖNDERDİ

Ocak ayında TBMM Adalet Komisyonuna mektup göndererek yardım talep eden Miktad Doğan, hastalığının ilk teşhisinden bu yana 4,5 ay geçmesine rağmen ve acil tedaviye başlanması gerektiği halde hala bir sonuca varılmadığını yazmıştı. Doğan, hastalığının ilerleyerek siroza dönüşebileceğini o zaman ifade etmişti:

“Hastalığım bulaşıcı ve her geçen gün ilerliyor. Önlem alınmazsa karaciğer sirozu ve karaciğer yetmezliği vuku bulacak. Bununla beraber kaldığım karantina koşullarında daha başka enfeksiyonlar kapmam muhtemel.”

MAHKEMESİ 3 MART’TA

Bir süre sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan 30 yaşındaki Miktad Doğan 2017’de geçirdiği trafik kazasında birçok kaburgası ve omuz küreği kırıldığı için mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Tanık ifadelerine dayanılarak ve Bylock kullandığı iddiasıyla 3 Eylül 2019’da tutuklanan Doğan, 4 aydır SEGBİS ile katıldığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden her duruşmada durumunu heyete açıklamaya çalıştı ancak dikkate alınmadı. Doğan, 3 Mart’ta altıncı kez hakim karşısına çıkacak.

“Ağır hasta olmama rağmen 4 aydır hücredeyim”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu Emniyet Amiri Ömer Köse’ye pandemi döneminde su yok

Dört yıldır hücrede tutulan Ömer Köse’ye tüm ihtiyaçları için sadece 20 litre su veriliyor. Köse, yağmur sularını biriktirerek ayakta kalıyor.

BOLD – Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan ihraç Emniyet Müdürü Ömer Köse’ye yönelik baskı ve hak ihlalleri artarak devam ediyor. Tek kişilik hücrede tutulan Köse’nin diğer tutuklulardan farklı olarak günlük su limiti 20 litreyle sınırlandırılırken, ikinci battaniyesi de elinden alındı.

Cezaevinde kalan diğer tutuklular suyla ilgili sıkıntı yaşamazken Ömer Köse’nin hücresinin sayacının 20 litreye göre ayarlandığı öğrenildi. Günlük 20 litre su ile temizlik, banyo, bulaşık yıkama gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılan Ömer Köse’nin banyo yapmakta zorlandığı öğrenildi. Köse’nin yakınlarına aktardığına göre, banyo öncesi musluğu açıp sıcak su gelmesini beklemesi durumunda günlük 20 litre su bitmiş oluyor.

Ömer Köse cezaevinde çocuklarıyla

DİLEKÇELERİNE CEVAP VERİLMİYOR

Ömer Köse’nin su sorunuyla ilgili şahsen ve avukatı aracılığıyla yazdığı dilekçelere cevap verilmediği öğrenildi. Gardiyanların sayacın bozuk olabileceği şeklindeki söylemleri üzerine Köse’nin “sorun hücremdeki su sayacındaysa tamiratını ya da değişimini kendi paramla yapabilirim” şeklindeki son dilekçesine de cevap verilmedi.

Cezaevi yönetiminin, hücre ve koğuşlara ayrı sayaç sitemini kuran firmadan yanıt beklediklerini ilettiği ancak hiçbir ilerleme olmadığı belirtiliyor.

Köse’nin cezaevi yönetimine verdiği 9 dilekçenin dışında, infaz hakimliği ve Adalet Bakanlığına da dilekçe yazdığı ancak dilekçelerin UYAP’ta görünmediği öğrenildi. Bu durum dilekçelerin imha edildiği şüphesini doğurdu.

Köse daha önce de cezaevinde kaloriferlerinin yakılmadığı ve darp edildiğine ilişkin dilekçeler yazmış ancak işleme konulmamıştı.

YAĞMUR SULARINI TOPLUYOR

Köse’nin kar sularını eriterek ve yağmur sularını toplayarak tuvalette kullanmaya çalıştığı, hücresi ve kişisel hijyeniyle ilgili pandemi sürecinde büyük sıkıntı yaşadığı ifade ediliyor.

Köse’nin yaşadığı bir diğer sorun ise ısıtma. Cezaevi kaloriferlerinin yetersiz yanması nedeniyle çift battaniye kullanan Köse’nin battaniyelerinden biri arama sırasında geri verileceği söylenerek alındı. Battaniyenin geri verilmemesi üzerine Köse, cezaevi kantininden yeni bir battaniye almak için kantin fişi doldurdu ancak Köse’ye yeni battaniye satılmadı.

Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, Ağustos 2014’ten beri tutuklu. Uzun süre Silivri Cezaevinde tutulan Köse, OHAL döneminde Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapılı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Köse yaklaşık 4 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0