Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanya’dan vatandaşlarına uyarı: Sosyal medya paylaşımlarınız yüzünden Türkiye’de tutuklanabilirsiniz

Almanya Dışişleri Bakanlığı, “sosyal medya paylaşımlarınız sebebiyle Türkiye’de hapse atılabilirsiniz” uyarısında bulundu.

Almanya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye seyahat etmek isteyenlere yönelik geniş kapsamlı bir uyarı yazısı yayımladı. Özellikle Hizmet Hareketi’ne yakın insanlara “sakın gitmeyin” uyarısı dikkat çekti.

EN UFAK BİR İHBAR TUTUKLANMA SEBEBİ

Bakanlığın seyahat uyarısında Hizmet Hareketi’nin sadece Türkiye’de hükümet tarafından terör örgütü olarak tanımlandığı, en ufak bir temasın ya da ihbarın tutuklanmaya neden olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı sosyal medya paylaşımlarının Türkiye’de tutuklama sebebi olabileceğine dikkat çekti.

ALMANYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN SEYAHAT UYARISININ TAM ÇEVİRİSİ

Uyarı metninin tam çevirisi şöyle:

Güncel bilgi

2016 yılı temmuz ayında gerçekleşen darbe girişiminin ardından OHAL 19 Temmuz 2018’de sona erdi.
Seyahatçilere yine de siyasi olaylardan ve genellikle daha büyük kalabalıklardan uzak durmaları

Tutuklamalar/ Araştırmalar

Son iki yılda Alman vatandaşları giderek daha fazla keyfi bir şekilde gözaltına alındı. Sebebi ise sosyal medya üzerinden yapılan hükümet eleştirileri. Alman hukuk anlayışına göre ifade özgürlüğü kapsamında olan bu tür ifadeler, yine de Türkiye’deki cezai işlemlere yol açabilir.

Bunun için yabancı bir gönderinin paylaşılması veya beğenilmesi yeterli. Sosyal medyadaki kamuya açık olmayan yorumların, isimsiz ihbarlar yoluyla Türk kolluk kuvvetlerine de iletileceği varsayılmalıdır. “Cumhurbaşkanına hakaret” veya “Terör örgütü propagandası” nedeniyle (Betroffene- etkilenenler) çok yıllı hapis cezasına çarptırılabilir.

”Gülen Hareketi’yle bir kişinin bağlantısının bulunması şüphesi Türkiye’de tutuklama sebebidir. ‘Gülen Hareketi’ Türk iç politikasında ‘Fetö’ olarak adlandırılmaktadır.”

Tutuklamalar gerçekleştikten sonra Uluslararası Hukuka aykırı olarak Konsolosluğun şahısla irtibat kurmasının Türk Hükümeti tarafından ‘birkaç ay’ engellendi, uyarilar sadece Alman vatandaşlarını değil, Türkiye vatandaşlarını ya da Türkiye ile özel/kişisel bağlantıları olan kişileri de etkileyebilir.

Türkiye, AB’de de yasadışı kabul edilen IŞİD, PKK gibi örgütlerin yanında ‘Gülen Hareketi’ üyeliğini de terör örgütü üyeliğine delil saymaktadır. ‘Gülen Hareketi’ sadece Türkiye tarafından Fetö olarak adlandırılarak terörist kabul edilmektedir.

Gülen Hareketi’ne, harekete bağlı kişilere veya şirketlere, hatta üçüncü kişiler tarafından ihbar edilebilecek (kendileri farkında olmasa bile) hareketle küçük temasları olmuş kişilerin bile tutuklanma riski vardır.”

”Hollanda’da Hizmet Hareketi yurduna terör baskını” haberine yalanlama

Dünya

Mültecileri Yunanistan’a “şu an” iade edemezsiniz!

Almanya’da Yüksek İdare Mahkemesi, Yunanistan üzerinden iltica edenler hakkında önemli bir karara imza attı. Mahkeme, sığınmacıların Yunanistan’da ağır hayat şartlarına maruz kaldığı gerekçesiyle geri iade edilemeyeceklerine karar verdi. Ancak kararında “şu an” vurgusu yaptı.

BOLD – Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Yüksek İdare Mahkemesinin kararına göre, artık Yunanistan üzerinden Almanya’ya iltica edenler, Dublin Sözleşmesi gerekçe gösterilerek iade edilemeyecek. Mahkemenin kararı kesin ve karara itiraza kapalı…

ALMANYA’DAN YUNANİSTAN’A İADEYE GEÇİCİ DURDURMA

Mültecileri yakından ilgilendiren karar Münster kentinde bulunan Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti (NRW) Yüksek İdare Mahkemesi (OVG) tarafından alındı. Mahkeme Yunanistan’da sığınma başvuruları kabul edilenlerin şu an için Almanya’dan bu ülkeye iade edilemeyeceklerine hükmetti. Ancak karardaki “şu an” ibaresi önemli.

“İLTİCA BAŞVURUSU REDDEDİLEMEZ”

Mahkeme salı günü aldığı kararda, Yunanistan’da mültecilerin içinde olduğu ağır yaşam koşullarına dikkat çekti. Almanya’da bulunan sığınmacıların Yunanistan’a sınır dışı edilmeleri durumunda, burada “ciddi şekilde insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele tehdidi ile karşı karşıya kalacakları” gerekçesiyle Almanya’ya iltica başvurusunda bulunmalarının reddedilemeyeceğine karar verildi.

Dikkat çeken karar, Yunanistan’da uluslararası koruma hakkı elde eden Eritre ve Suriyeli iki davacının başvurusu üzerine alındı. Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi, daha önce Yunanistan’da bulunan ve bir süre sonra Almanya’ya iltica eden iki davacının sığınma başvurusunda bulunma talebini reddederek, Yunanistan’a sınır dışı edilmelerine karar vermişti.

Karar yapılan itiraz Arnsberg ve Düsseldorf’taki idare mahkemelerinde de görüşüldü ve her iki mahkeme de Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin sınır dışı etme kararını onayladı. Dava bunun üzerine Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Yüksek İdare Mahkemesi’ne taşınmıştı.

YUNANİSTAN’DAKİ HAYAT ŞARTLARINA VURGU

Mahkeme aldığı kararda hem Yunanistan’daki fiziksel hayat şartlarına ve maddi sıkıntılara vurgu yaptı. Mültecilerin Yunanistan’a sınır dışı edilmeleri durumunda çalışma imkanlarının olmayacağı bu sebeple de aşırı maddi sıkıntılar yaşayacağı belirtildi. Ayrıca sığınmacılar için Yunanistan’daki kabul merkezlerinde veya evsizler için barınaklarda konaklama imkanlarının da olmayacağı kararda vurgulandı. Söz konusu karar temyiz edilemeyecek.

Kararda “şu an” ibaresi dikkat çekti. Çünkü Yunanistan’da mülteciler için fiziksel şartların ve iş imkanlarının kötü olması geçici bir durum olarak değerlendirildi.

DUBLİN SÖZLEŞMESİ NEDİR?

Mültecilerin Almanya’dan Yunanistan’a sınır dışı edilmeleri Dublin Prosedürü ya da Dublin Sözleşmesi olarak isimlendirilen kurallar çerçevesinde yapılıyor. Avrupa Birliği ülkeleri tarafından uygulanan Dublin Tüzüğü ((EU) 604/2013 sayılı Tüzük), bir sığınma başvurusunun incelenmesinden hangi devletin sorumlu olduğunu belirlemektedir. Normal şartlarda Avrupa Birliği içerisinde, sığınma başvurunu incelemesi için sadece bir ülke sorumludur. Yönetmeliğin belirlediği kriterlere dayanarak, başvurunun incelenmesinden bir başka devlet sorumlu ise, yönetmelik kişinin bu devlete transfer (sınır dışı) edilmesini öngörmektedir.

GİRİŞ YAPILAN İLK ÜLKE İLTİCA ADRESİ OLUYOR

Eğer Almanya’ya mülteci olarak giriş yapmadan önce bir Avrupa Birliği ülkesinde parmak izi ve kişisel veriler verildiyse veya sığınma başvurusu yapıldıysa, o zaman bu veriler Avrupa Birliği’nin ortak veri tabanına kayıt ediliyor. Almanya’ya yapılan iltica başvurularında ilk olarak, bu veri tabanı incelenip mültecilerin başka bir ülkeden gelip gelmediğine bakılıyor. Eğer herhangi bir kayıt yok ise, o zaman sığınma müracaatınız Almanya tarafında işleme alınıyor.

Buna karşın, veri tabanında kaydınız bulunuyorsa o zaman Almanya mülteciyi kaydının olduğu ülkeye geri göndermek için işlem başlatıyor. Bu kapsamda Almanya Federal dairesi yetkili Avrupa Birliği ülkesine başvuruda bulunur. Eğer yetkili olan Avrupa Birliği ülkesi mültecinin kendi ülkesinden geçiş yaptığını onaylıyorsa, Almanya’da yapılan iltica müracaatı geçersiz sayılıyor. Ancak yetkili olan Avrupa Birliği ülkesi kabul etmezse, iltica müracaatı Almanya’da işleme alınıyor.

Verilen karara karşı idare mahkemesinde itiraz etme hakkı var. Davanın kazanılması durumunda iltica müracaatı Almanya’da incelenir. Dava başarısız sonuçlanır ise, mülteci 6 ay içerisinde yetkili ülkeye geri gönderilir.

Okumaya devam et

Dünya

İtalya Başbakanı Conte istifa etti

İtalya’da Başbakan Giuseppe Conte Cumhurbaşkanına istifasını sundu. Conte, koalisyon ortağının desteğini çekmesi üzerine meclisteki çoğunluğu kaybetmişti.

BOLD – İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, birkaç haftadır devam eden siyasi krize çözüm bulunamaması üzerine istifa etti. Conte bugün Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile görüşerek istifasını sundu.

Görüşmenin ardından cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Conte’nin istifasının ardından siyasi krizi aşmak üzere resmi istişarelere başlanacağı bildirildi.

Cumhurbaşkanı Mattarella’nın siyasi parti liderleriyle görüşmelere Çarşamba öğleden sonra başlayacağı, Conte’den müzakere sürecinde görevde kalarak hükumet işlerini sürdürmesini istediği kaydedildi.

Ülkede siyasi kriz, eski başbakan Matteo Renzi’nin iktidardaki merkez sol koalisyondan ayrılma kararıyla başlamış, Conte hükumeti meclisin üst kanadı Senato’daki mutlak çoğunluğunu kaybetmişti. Renzi, Agvrupa Birliği’nden gelen 209 milyar euro’luk pandemi yardım fonunun yönetimi başta olmak üzere Conte ile birçok konuda anlaşmazlık yaşadıkları gerekçesiyle 13 Ocak’ta hükumetten çekilmişti.

3. CONTE HÜKUMETİ İHTİMALİ

2018’deki genel seçimlerle başbakanlık görevine gelen Conte, 2019’da Renzi’nin desteğiyle ikinci hükumetini kurmuştu.

Başbakan Conte’nin istifasının ardından en olası görülen senaryolar arasında ilk sırada yine Giuseppe Conte tarafından yeni bir hükumet kurulması yer alıyor. Conte’nin daha geniş katılımlı bir hükumet formülü bulmaya çalışacağı, bu hükümete merkez-sağ ve Yaşayan İtalya’dan da destek arayacağı öngörülüyor.

İtalya’da 85 binden fazla can kaybına yol açan koronavirüs pandemisi ve 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en ağır ekonomik durgunluğun ortasında yaşanan mevcut hükumet krizi, istikrarsızlık endişelerine yol açıyor.

Avrupa Birliği Türkiye’ye ek yaptırımları rafa kaldırdı

Okumaya devam et

Dünya

Aşı şampiyonu İsrail halkının dörtte birini aşılarken Filistinliler aşı bekliyor

Vatandaşlarının yaklaşık yüzde 25’ine aşıyı vuran ve bu alanda liderliği elinde bulunduran İsrail aşı şampiyonu oldu. Filistinlilerin ne zaman ve kimden aşı temin edeceği konusu ise belirsizliğini koruyor.

BOLD – İsrail’de Sağlık Bakanı Juli Edelstein’ın açıklamasına göre 25 Ocak itibarı ile ülkede aşı olan vatandaşların sayısı 2 milyon 590 bine yükseldi. Böylece ülke nüfusunun yüzde 25’inden fazlası aşılanmış oldu.

60 yaşın üstündeki İsraillilerin yüzde 80’inin aşılandığı belirtiliyor. Bir milyondan fazla İsrailli ise ikinci doz aşıyı da oldu.

Tüm bu sayılarla İsrail, dünyada vatandaşlarını açık ara en hızlı şekilde aşılayan ülke konumunda. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da bu durumun altını çizmek için açıklamalarında sık sık “ilkiz, en iyiyiz, en hızlıyız” ifadelerini kullanıyor.

FİLİSTİN’E AŞININ NE ZAMAN GELECEĞİ HALA BELLİ DEĞİL

Filistinlilerin ise ne zaman aşıya kavuşacağı belirsizliğini koruyor. Filistin yönetimi 5 bin doz Sputnik V aşısının geçen hafta geleceğini açıklamış, İsrail hükümeti de aşıların Ürdün üzerinden Batı Şeria’ya geçişine izin vermişti.

Gelecek aşı ile Filistin’deki sağlık personelinin aşılanması hedefleniyordu, ancak Rus hükumetinin “insani jest” olarak tanımladığı bu plan, herhangi bir gerekçe bildirilmeden sonuçsuz kaldı.

Rusya’nın vaat ettiği Sputnik V aşısının yanı sıra Filistin özerk yönetimi İngiliz AstraZeneca şirketinden de aşı talebinde bulundu ve Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) de yardım istedi. DSÖ ise sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte İsrail’e, neden Filistinlilere aşı temin etmediği sorusunu yöneltti.

Zira Pfizer ile iyi ilişkilere sahip olan Başbakan Netanyahu yönetimindeki İsrail, yaklaşık 9 milyon 250 binlik nüfusuna yetip de artacak dozda aşıya sahip. İsrail, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcileri de aşıladı.

İSRAİL’E CENEVRE SÖZLEŞMESİNE UYMA ÇAĞRISI

Batı Şeria ve Gazze’deki aşılama programından kimin sorumlu olacağına dair bir uzlaşma bulunmuyor. Bazıları, bir bölgeyi işgal eden gücün, ki bu durumda bu güç İsrail, kamu sağlığından sorumlu olması gerektiğini söyleyen Cenevre Sözleşmesi’ne dikkat çekiyor.

Bazılarıysa, 1993’te İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü arasında varılan Oslo Anlaşmaları’na işaret edip, Filistin Yönetimi’nin sorumlu olması gerektiğini belirtiyor.

Uluslararası Af Örgütü de İsrail hükümetine bir çağrı yaparak koronavirüs aşılarının Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde yaşayan 5 milyon 100 bin Filistinliye “adil ve eşit bir biçimde dağıtılmasını” istedi.

Açıklamada aksi takdirde İsrail’in Cenevre Sözleşmesi’nin ilgili maddelerini ihlal etmiş olacağı belirtildi. Söz konusu sözleşme, işgalci gücün yerel halkın sağlık hizmetlerine erişimini yerel sağlık kurumlarıyla iş birliği yaparak sağlamaktan sorumlu tutuyor. Filistin özerk yönetimi de İsrail’e, “işgalci güç olarak sorumluluklarını yerine getirmeme” ve “etnik ayrımcılık” suçlamasında bulunsa da resmi bir yardım talep etmiş değil.

İSRAİLİLER VE FİLİSTİNLİLER İÇ İÇE YAŞIYOR

İsrail tarafında da Filistinlilerin de aşılanması gerektiği yönünde talepler giderek artıyor. Ahlaki ve yasal gerekçelerin yanı sıra tıbbi olarak da bu bir gereklilik olarak kendini dayatıyor. Zira İsrailliler ve Filistinliler iç içe yaşıyor ve yaklaşık 200 bin Filistinli düzenli olarak çalışmak ya da aileleriyle bir araya gelmek için Batı Şeria ile İsrail toprakları arasında gidip geliyor.

Bu arada Hamas yönetimindeki Gazze Şeridi’nde pandeminin tamamen kontrolden çıktığı belirtiliyor. İsrail Sağlık Bakanı Yuli Edelstein, hükümetin kendi halkının aşılanmasına devam edeceğini ancak “belli bir noktadan sonra” Filistinlilerle de ilgileneceğini dile getirdi.

ABD’den Schengen bölgesi ve dört ülkeye seyahat yasağı

Okumaya devam et

Popular