Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Avrupa’nın para birimi “euro” 20 yaşında

Euro Bölgesi’ndeki 19 ülkenin resmi para birimi ve dünyanın en çok kullanılan ikinci para birimi euro, bugün 20’nci yaşını doldurdu.

BOLD– Euro Bölgesi’ndeki 19 ülkenin resmi para birimi ve dünyanın en çok kullanılan ikinci para birimi euro, bugün 20’nci yaşını doldurdu.

Euro yapılan anlaşmayla 1 ocak 1999’da Avrupa Birliği’nin (AB) ortak resmi para birimi olarak kabul edilmiş ve sadece bankacılık ve finans işlemlerinde kullanılmıştı. 1 ocak 2002’den itibaren euro cinsinden kağıt ve madeni paralar tedavüle sokuldu.

Böylelikle Almanya marktan, Fransa franktan, İtalya liretten ve İspanya da pesetadan vazgeçmek zorunda kaldı.

Dünyanın rezerv parası kabul edilen dolardan sonra en yaygın para birimi olan euro, merkezi Avrupa’nın “tek devlet” anlayışının en güçlü simgelerinden.

HALEN 19 AVRUPA ÜLKESİ KULLANIYOR

Piyasaya sürülmesinden 20 yıl sonra dünyanın en yaygın para birimlerinden biri olan euroyu şu an 19 AB üyesi ülke kullanıyor.

Bunlar Avusturya, Belçika, Kıbrıs, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve İspanya. Bu ülkelerde euro kullanan nüfus ise yaklaşık 340 milyon.

AB üyelerinden İsveç, Danimarka ve İngiltere Euro’ya geçmeyi reddetmişti. Andorra, Monako, San Marino ve Vatikan ise AB üyesi olmayıp euroyu kullanan ülkeler. Ortak para biriminin geçerli olduğu ülkelere “Euro Bölgesi” deniyor.

EURO’NUN ULUSAL SİMGESİ YOK

Euro ilk piyasaya sürüldüğünde, ülkelerin yerel para birimleri euroya çevrilmiş ve o zaman belirlenen kur değerlerinin yol açtığı fiyat artışları ve enflasyon eleştiri konusu olmuştu. Hatta Almanya’da, Almanca’da pahalı anlamına gelen “teuer” kelimesine atıfla “teuro” olarak anılmıştı.

Euro’nun geçerli para birimi olmasıyla 15 milyar civarı banknot ile 50 milyardan fazla madeni para piyasaya sürüldü. Ulusal para birimlerinin aksine euro banknotlarının ve madeni paralarının üzerinden herhangi bir ulusal simge bulunmuyor.

YÜZDE 74 OLUMLU BAKIYOR

Avrupa’daki bazı ülkelerin AB’ye yönelik şüpheleri sebebiyle hiç olmadığı kadar yaygın bir para birimi haline gelirken, Avrupa Merkez Bankası’nın kasım ayında yaptığı bir araştırmaya göre “Euro Bölgesi” vatandaşlarının yüzde 74’ü ortak para biriminin AB için iyi bir adım olduğunu düşünüyor.

Araştırmada yer alanların yüzde 64’ü ise euronun ülkeleri için yararlı olduğunu düşünüyor.

Katılımcıların dörtte üçü euronun Avrupa için iyi olduğunu belirtirken, yalnızca Litvanya ve Kıbrıs’taki katılımcılar euronun ülkeleri için iyi olmadığını düşündüğünü söyledi. Söz konusu anketin 2010 yılı sonuçlarında, katılımcıların yüzde 51’i euronun ülkeleri için iyi olmadığını düşünüyordu.

BAŞARISIZ OLACAĞI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜ

Piyasaya ilk sürüldüğünde, Avrupa Merkez Bankası (ECB) politikalarının çok “sert” olması sebebiyle başarısız olacağı öngörülen euronun, kullanıldığı ülkelerde çeşitli mallarda fiyat artışı oluşturabileceği görüşü sebebiyle kabul edilmesi zaman almıştı.

Piyasaya sürülmesinden neredeyse iki yıl sonra, 1.1747 dolar olan euro, yüzde 30 değer kaybederek 0.8240 dolara gerilemiş ve ECB acil durum önlemleri alarak euronun daha fazla değer kaybetmesini engellemişti. Uzmanlar, borç krizinin euro projesinin hatalarını gösterdiğini söylerken euro, ECB’nin olumsuz faiz oranları gibi aldığı çeşitli önlemleri sayesinde 2008 ekonomik krizini atlatabilmişti.

EURONUN KURTARICISI SÜPER MARİO

Kamuoyunda “Süper Mario” diye bilinen, ECB Başkanı Mario Draghi, 2012 yılında bankanın euroyu kurtarmak için “ne gerekiyorsa yapacağını” söylemesinin ardından euroyu kurtaran kişi unvanını almıştı.

Bazı uzmanlar bankanın esnekliğinin herhangi bir olası ekonomik krizle başa çıkabileceğini ve son 20 yılda yaşanan finansal kargaşanın ECB’yi olası krizler için hazırladığını düşünüyor. Bazı uzmanlar ise 19 üye ülkenin dayanıklı bir mali politika ve olası gerilemeler için gerekli politik reformlar için yeterince çabalamadığı görüşünü savunuyor.

EURO’NUN KISA TARİHİ

2002 yılında kullanılmaya başlansa da, euronun temeli 1995 yılında gerçekleşen Avrupa Konseyi toplantısında atıldı. Yeni bir Avrupa Para Sistemi’nin kurulmasına imkan tanıyan bu para biriminde, dünyanın en güçlü ülkeleri arasında olan İngiltere yer almıyor. İngiltere’nin euro kullanmamasının nedeni olarak birçok sebep sıralansa da işin özü Sterlin’in hala güçlü bir para birimi olması.

1997 yılında Amsterdam Zirvesi’nde Avrupa Birliği’ne üye devletlerin bütçe alanındaki disiplin kurallarına kalıcı olarak uyum sağlamalarını hedefleyen İstikrar ve Büyüme Paktı’nın oluşturulması teyit edildi.

17 Kasım 1997 tarihli ECOFIN (üye devletlerin ekonomi ve maliye bakanlarının katılımı ile oluşan konsey) toplantısında euro banknotlarının ve madeni paralarının 01 Ocak 2002 yılında fiilen tedavüle sokulması kararlaştırıldı. Euro konseyinin kurulmasıyla birlikte Avrupa Birliği’ne üye olan ülkeler artık tek bir para birimi etrafında toplandı.

1998 yılında Brüksel’de bir araya gelen AB üyeleri hangi üyelerin euro para birimine geçeceğine karar verdi. Bu ülkelerin kullandıkları para birimleri karşılıklı sabit kur oranları kararlaştırıldı. Yapılan Maastricht anlaşmasıyla birlikte kriterlere uyum sağlayan ülkeler Euro’ya geçmeye hak kazandı. Bu ülkeler, Almanya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg ve Portekiz oldu. Bu tarihten itibaren euro artık Avrupa Birliği’nin resmi para birimi oldu.

TL, 2018 yılında yüzde 40 eridi

BOLD ÖZEL

KHK’lı müzisyenden insan hakkı ihlallerine maruz kalan annelere

Müzisyen Ömer Ezgitar, anneler gününde insan hakkı ihlallerine maruz kalan anneler için güzel bir hediye hazırladı. Ezgitar, yıllar önce annesi için özel olarak seslendirdiği “Canım Annem” isimli bestesini, bir klip eşliğinde tüm annelere hediye etti.

BOLD ÖZEL – 15 Temmuz gecesi,  yüz binlerce kişiyi ailesinden, çocuklarından, annelerinden, babalarından ve eşlerinden kopardı. KHK’lı müzisyen Ömer Ezgitar da yaşadığı sıkıntılar yüzünden ailesini ve Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Sevdiklerini geride bırakmanın çok zor olduğunu anlatan Ezgitar, annesine en son Türkiye’de evine polis baskını yapılmadan bir gün önce sarıldı. “Ben iş yerindeyken polisler eve geldi. Önceki gece annemle sanki polislerin geleceğini biliyormuşuz gibi ayrılacağımızı sezmişiz gibi son kez birbirimize baktık ve gözlerimiz dolu dolu sımsıkı sarıldık” diyerek o anları anlattı. Ezgitar, sevgisiyle kendisine şarkı yazdıran annesini 2 yıl boyunca görmedi. Anne ve oğul, mülteci olarak sığındığı ülkede birbirlerine yeniden sarılma imkanı buldu.

ANNELER İÇİN ÖZEL KLİP

Ezgitar’ın “Canım Annem” şarkısının hikayesi de çok ilginç. Bu şarkıyı üniversite yıllarında annesine yazdı. Yıllardır sadece annesinin bu şarkıyı dinlediğini anlatan Ezgitar, “Üniversitede öğrenciyken, yılda bir iki kez görebiliyordum annemi. Hem özlem, hem hasret vardı. Ben de bir anneler gününde ona bir sürpriz yapmak istedim ve bu şarkıyı onun için besteledim. Yıllardır, bu şarkıyı keyifle dinlemeye devam ediyordu” dedi.

Ezgitar, yılar sonra bu kez gurbette annesine hasret kaldı. “Hasretle birlikte mağduriyet de vardı. Annem gibi süreçte evlatlarından ayrı bırakılan yüz binlerce anne vardı. Onlarca annenin Meriç ve Ege sularında can verdiği, binlerce annenin hapislerde ve kamplarda olduğu bu süreçte, daha önceden yazdığım bu şarkıyı onlara ithaf etmek istedim. Annemden de izin alarak, mağdur anneler için yapılan bir kliple birlikte  bu eseri annelere hediye ettim” cümleleriyle belirtti.

Ezgitar, “Benzer kaderleri yaşayan mağdur ve masum insanları hiçbir zaman unutamıyorum. En yakın zamanda mahpus olan tüm annelerin özgürlüklerine, yavrularına, sevdiklerine kavuşmaları en büyük duamızdır” diyerek kalbinin Türkiye’dekilerle beraber olduğunu sözlerine ekledi.

15 TEMMUZ MAĞDURLARINDAN AVRUPA’DA MÜZİK KULUBÜ

Müziğe üniversite yıllarında bir hobi olarak başlayan Ömer Ezgitar, kendi imkanları ile gitar ve bağlama çalmayı öğrendi. Ardından da bir müzik gurubu kurup İstanbul’un değişik mekanlarında sahne aldı. Ancak 15 Temmuz sonrası müziğe ara vermek zorunda kalan Ezgitar, Finlandiya’da  yarım kalan müzik serüvenine yeniden başladı. Yolu bir şekilde sanatla kesişen arkadaşlarıyla ‘Harmony Art’ adında bir kültür sanat platformu ve platformun çatısı altında bir de müzik kulübü kurdular.

Müzik çalışmalarını hobi olmaktan çıkarıp profesyonel bir boyuta taşımak isteyen Ezgitar, “Zor bir süreç yaşadık. Yazar olan kitap yazacak, şair olan şiir yazacak, müzikle ilgilenen müzik yapacak, resimle ilgilenen yaşananları resim diliyle anlatacak. Bu aynı zamanda bir vefa borcudur Türkiye’de kalan kardeşlerimize” ifadelerini kullandı.

Ezgitar ve arkadaşları kültür şölenleriyle yerel toplumlara Türk müziğini ve kültürünü tanıtmayı amaçlıyorlar. Hedeflerden biri de Finlandiyalı  yerel sanatçılarla bir araya gelip, ortak çalışmalar yapmak.  Ömer Ezgitar, “ ‘Kendimiz’ olarak inanç ve kültür değerlerimizi sanatın diliyle insanlara tanıtarak, yaşadığımız yerlerde kültürel zenginliğe katkı sağlayabiliriz. Bu şekilde asimile olmadan yerel toplumlarla kaynaşıp, bulunduğumuz yerlere artı değer katabiliriz” dedi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM’den önemli karar: Kovid-19 karantinasındaki kişilerle tutulma kötü muamele

AİHM, tutuklu ve hükümlülerin koronavirüs nedeniyle yeterli sağlık ve karantina koşullarına uyulmadan cezaevlerinde tutulmasının kötü muamele olduğuna karar verdi. AİHM, Nijerya vatandaşı Joseph Feilazoo’nun açtığı davada 25 bin euro tazminat ödenmesine hükmetti.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kovid-19 karantinasındaki kişilerle birlikte tutulmanın kötü muamele oluşturduğuna karar verdi.

AİHM, Kovid-19 salgını sürecinde Türkiye’de cezaevlerinde yeterli karantina ve sağlık koşulları sağlanmadan tutuklu ve hükümlülerin tutulmasına emsal teşkil eden bir karar verdi. AİHM, Malta’ya iltica eden Nijerya vatandaşının sınır dışı işlemleri sürecinde Kovid-19 karantinasındaki kişilerle birlikte tutulmasının kötü muamele olduğuna hükmetti.

AİHM, Malta’ya iltica eden Nijerya vatandaşı Joseph Feilazoo’nun sınır dışı işlemleri süresince uğradığı hukuksuzluklara karşı açtığı davada önemli bir karar verdi. AİHM, Feilazoo’nun sınır dışı işlemleri süresince çoğunda egzersize de erişemediği 77 gün boyunca gün ışığına erişimi olmaksızın tek başına tutulduğunu belirtti. AİHM, davada tutulma koşullarının ve Feilazoo’nun tıbbi gerekçe olmaksızın Kovid-19 karantinasındaki kişilerle birlikte kalmasının kötü muamele oluşturduğuna karar verdi.

25 BİN EURO TAZMİNAT

Nijerya vatandaşı Feilazoo’nun AİHM’le olan yazışmalarının tutulma yerindeki idarenin denetimine tabi olması, ihtiyaç duyduğu belge örneklerinin verilmemesi ve gerekli yardımda bulunmamasına rağmen zorunlu yasal temsilci hususunda bir şey yapılmamasının bireysel başvuru hakkının ihlali olduğuna hükmetti. Ayrıca sınır dışı amacıyla tutulduğu sürede yetkililerin gerekli özenle hareket etmemesi, özgürlük ve güvenlik hakkına aykırı bulundu. Malta hükumetinin 25 bin euro tazminat ödemesine karar verildi.

Kararı paylaşan AİHM hukukçusu Okan Taşdelen, “Sınırdışı işlemleri için tutulan başvuranın herhangi bir tıbbi gerekçe olmaksızın Kovid-19 karantinasındaki kişilerle birlikte kalmak zorunda bırakılmasının kötü muamele oluşturduğuna hükmediliyor” değerlendirmesi yaptı.

CEZAEVLERİNDE KORONAVİRÜS CAN ALIYOR

Kovid-19 sürecinde Türkiye’deki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler koronavirüse yakalanmalarına rağmen yeterli sağlık koşulları ve tedaviye ulaşamıyor. Cezaevinde koronavirüse yakalananlar kalabalık koğuşlarda sağlıklı tutuklu ve hükümlülerle birlikte kalıyor, Kovid-19 testi yapılmıyor. Virüse yakalananların doktora erişmekte sıkıntı yaşadığı, hastalıkla mücadele edecek beslenme, vitamin ve ilaç desteğine ulaşamadıkları yakınları tarafından dile getiriliyor. Bu bilgileri çok sayıda kişinin cezaevinde yakalandığı Kovid-19 nedeniyle ölmesi doğruluyor. En son Çanakkale Cezaevinde koronavirüse yakalanan KHK’lı akademisyen Halil Şimşek tahliyesine 3 ay kala hayatını kaybetti. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde B4 koğuşunun tamamının koronavirüse yakalanmasına rağmen yüksek ateşle yatan tutuklu ve hükümlülere Kovid-19 testi yapılmadığı, revire dahi çıkarılmadığı kaydedildi. Koğuştakilerin yüksek ateşle hasta olmasına rağmen revire dahi çıkarılmadığını söyleyen Avukat Sümeyra Bulduk, “İnsanlar canlarıyla uğraşıyorlar. Siz korumak yaşatmak nedir bilmez misiniz” tepkisi göstermişti.

Cezaevinde korona isyanı: Siz yaşatmak nedir bilmez misiniz?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Bir yıl cezaevinde tutulan Muaz bebek için kampanya

60 günlükken annesiyle birlikte hapse atılan ve 13 ay cezaevinde kalan Muaz Bahadır’ın göz sağlığına kavuşabilmesi yardım kampanyası başlatıldı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Annesi Nurhan Erdal Bahadır ile birlikte 13 ay Tarsus 2 Nolu T Tipi Kadın Kapalı Cezaevinde yaşayan Muaz bebek doğduğundan beri sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. Muaz bebek, 4 Ekim 2018’de dünyaya geldiğinde aort koarktasyonu adlı kalp hastasıydı. Bir hafta kuvözde kaldı. Ayrıca sağ ve sol gözünde kayma, göz kanallarında da tıkanıklık vardı.

7 Aralık 2018’de annesiyle birlikte hapse giren Muaz bebeğin tüm tedavileri aksatıldı. İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 17 Ocak 2019 tarihinde verdiği randevuya gidemediler. Gözlerindeki kayma, Mersin Üniversitesi Hastanesi doktorunun ifadesine göre daha da ilerledi. İlaçları ve gözlüğü gecikmeli teslim edildi. Hapiste doğru dürüst beslenemedi. Yetişkinler için hazırlanan yemekleri yemek zorunda kaldı. Her şeye alerjisi olduğu için annesi süt ve süt ürünlerini bile tüketemedi.

Emeklemeyi, yürümeyi beton zeminde öğrendi. Emeklemeye başladığı dönemde ranzadan düşünce kurum müdürlerinden biri annesine ayağına ip bağlamasını söyledi. 18 kişilik koğuşta hasta oğluyla ilgilenen, kendisinin de bel fıtığı olan Nurhan Erdal Bahadır bu süreçte 3 kez sinir krizi geçirdi. Doktora götürüldükleri günler ayrı bir çileydi. Nurhan Erdal Bahadır, küçücük bebekle tabut diye adlandırılan cezaevi aracının içinde, Mersin sıcağında hastane önünde 7 saat beklemek zorunda kaldı.

Muaz 60 günlükken… Bu kare cezaevine girmeden önce çekildi.

“DOKTOR HAYRETLE DİNLEDİ, İNANAMADI”

Cemaat soruşturmaları kapsamında 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Nurhan Erdal Bahadır, İstinaf Mahkemesi kararı bozduğu için 31 Aralık 2019’da tahliye edildi. Ancak o bir yıllık süreç Muaz’ın hem psikolojisini hem sağlığını olumsuz etkiledi. Uzun bir süre toprağa, çimlere basamayan Muaz, hapisteyken elleri kolları zorla tutularak, jandarmalar eşliğinde muayene olduğu için yaşadığı travmayı atlatamadı. Muaz’ın babası Levent Bahadır, oğlunun Yunanistan’daki doktoruyla aralarında geçen bir konuşmayı şöyle anlatıyor:

“Yedi aydır Atina’da yaşıyoruz. Oğlumuzun tedavisi daha fazla gecikmesin diye burada doktora götürdük. Muayene sırasında doktor bir gün, ‘Bu çocukta bir şey var. Muayene etmemi istemiyor, bakamıyorum. Bir stresin kaynağı var, nedir?’ diye sordu. Annesiyle birlikte cezaevinde kaldığını söyledik. Göz muayenesinde, doktor randevularına bir daha gitme lüksünün olmadığını ve o anda bakılması gerektiğini, çaresizce annenin askerlerle birlikte kolundan, bacağından tutmak suretiyle gözüne bakmak için yoğun çaba sarf edildiğini, bundan dolayı bu travmayı yaşadığını söyledik. Kadın doktor hayretle dinledi, dinledikten sonra ellerinin göğsüne kavuşturdu. Gözleri nemlendi ve ayakta durmakta, o anda zorlandı.”

27 MAYIS’TA AMELİYAT EDİLECEK

Şu an 2,5 yaşında olan Muaz bebek ve ailesi artık Yunanistan’da yaşıyor. Tedavisi Atina’da devam eden Muaz, gözlerinde şaşılık olduğu için 27 Mayıs’ta ameliyat edilecek. Bu nedenle önümüzdeki günlerde Muaz için bir kampanya başlatılıldı. Levent Bahadır, Muaz’ın yaşadıklarını öğrenince doktorun hastane ve anestezi masrafını alacağını fakat kendi ücretinin yarısını almayarak yardımcı olacağını söyledi.

Destek olmak için tıklayın

Muaz bebek 1. doğum gününü 4 Ekim 2019’da cezaevinde kutladı.

Kalp hastası Muaz bebek 6 aydır hapiste

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0