Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sözen: Çöp yığınlarıyla demokrasi içinde yaşamayı yeğlerim

Prof. Dr. Nurettin Sözen büyükşehir belediye başkanlığı döneminde İstanbul için neler yaptıklarını anlattı.

Eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Prof. Dr. Nurettin Sözen, 31 Mart 2019 Pazar günü yapılacak yerel seçimler öncesi başkanlık döneminde İstanbul için neler yaptıklarını ve İstanbul’un sorunlarını anlattı.

Erdoğan’dan önce ve Bedrettin Dalan’dan sonra 29 Mart 1989–1 Nisan 1994 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Sözen, Erdoğan’ın sık sık eleştirdiği çöp dağları, İstanbul’un su kesintisi, çöp sorunu, doğalgaz projesi gibi konulara kendi dönemlerinde çözüm bulduklarını söyledi.

“DOĞALGAZ PROJESİ DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜDÜR”

Sözen, İstanbul’un doğalgaz projesi için, “Dünyanın en büyük kent doğalgaz projesidir. Çünkü Avrupa ve Asya’da aynı anda başlamıştır ve bugün 15 milyonu bulan nüfusun ihtiyacını karşılamaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde bu boyutta bir doğalgaz projesi yoktur.” diye konuştu.

Sözen, çöp sorunuyla ilgili de şunları söyledi: “Çöp projesi dünyanın en büyük projesidir. Çünkü İstanbul’un en önemli sorunuydu çöp projesi. ‘Nasıl çözelim?’ diye bu konuyla uğraşırken Amerika’nın hibe projesi, ücretsiz olarak çöp projesini Amerikalılar üstlendi. Dünyanın en büyük projesi çünkü bütün İstanbul’un çöp sorununu çözüyor. Kantonlar, kentler veya cumhuriyetler boyutunda değil. Bütün İstanbul’un çöp projesi çözülmüştür ve çok moderndir, çok ileridir.

Yalan ve yanlış bir şekilde üst geçitlere ‘elektrik üretiyoruz’ yazıyorlar ama bizim projemize aittir. Çöp suyu biyolojik arıtmaya tabi tutulmaktadır, çöp depolarına gidinceye kadar ayrı bir depoları vardır, orada geri kazanım yapılmaktadır. Bu nitelikleriyle çöp projesi dünyanın en büyük projesidir.

“ÇÖP PROJESİ 3. HAVALİMANINDAN DAHA ÖNEMLİ”

‘Havalimanı dünyanın en büyük projesi’ diyor ya, bana göre İstanbul’un çöp projesi. Havalimanından daha önemli bir proje. Orada istismar edilen bir olay var. Çöp yığınlarından bahsediliyor. Söz konusu çöp yığınları 5 yıl içerisinde 2 defa yapılmış olan işçi grevinde biriken çöplerdir.

Demokrasi içerisinde eğer sendika varsa, toplu sözleşme varsa ve grev varsa bunları anlayışla karşılamak gerekiyor. Bana bu soru sorulduğu zaman; demokrasisi olmayan, sendikası olmayan, grevi olmayan bir toplumda yaşamaktansa, çöp yığınlarıyla demokrasi içinde, sendikası, toplu sözleşmesi olan, grevi olan bir düzende yaşamayı yeğlerim diyorum.”

“HALİÇ’İN ALTINDAN BORU GEÇİRMİŞİZ”

Sözen, belediye başkanlığı dönemindeki su sıkıntısı çözümü konusunda da “Aldığımız önlemler olağanüstü önlemler.” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Haliç’in altında boru geçirmişiz her ilçenin ihtiyacını karşılayacak önlemler almışız. Uzmanların yardımıyla. Üzeri açık kanalların üzerini kapatmışız. Çok önemli projelerin doğması o döneme rastlıyor. Örneğin Sazlıdere Barajı’nı yapmışız ve Devlet Su İşleri’ne devretmişiz. Istranca Dereleri gibi çok mucize bir projenin, regülatörlerle şebeke suyuna bağlanmasını sağlamışız.

Bunun için Devlet Su İşleri karşı çıktı, Özal’ı ilk kez ziyarete gittim meselenin derhal hayata geçmesi için. Biz Özal ile yemek yerken Devlet Su İşleri Genel Müdürü oyalayıp 6 aydan beri getirmediği onayı getirdi.”

“GENEL BAŞKANLARIM DA BU KONULARA DEĞİNMELİ”

Sözen, “Yoruldum bunu anlatmaktan.” diyerek şunları söyledi:

“Çok kitap var, çok yayın var, çok röportajım var, ama karşıdaki bunları dinlemiyor. Çünkü o şuna inanmış, ‘Bu çok etki yapıyor. Ben bunu oya dönüştürüyorum, söylersem bana inanıyorlar’.

Ben Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım, milletvekilliği yaptım. Ama o genel başkan, belki genel başkanın ağzından söylenmesi gerekir. Benim genel başkanlarım da bu konulara, böyle polemiklere, ülkenin tümünü ilgilendirmeyen istismar konularına değinmeyi herhalde tercih etmediler.”

Yerel seçimde savaş ekonomi üzerinden ilerliyor

Gündem

Koronavirüs salgını yeni rekorlar kırarak yayılıyor

Salgın rekor kırarak artmaya devam ediyor. Son 24 saatte 193 kişi salgın nedeniyle yaşamını yitirdi, 32 bin 736 kişi ise koronavirüse yakalandı. Bakan Koca, “Kapalı ortamlarda kalabalık içinde bulunmayın” çağrısı yaptı.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 4 Aralık 2020 tarihli koronavirüs tablosunu paylaştı. Tabloya göre son 24 saatte 193 kişi salgın nedeniyle yaşamını yitirirken, 32 bin 736 kişi de koronavirüse yakalandı.

RESMİ VEFAT SAYISI 15 BİNE YAKLAŞTI

Güncel koronavirüs tablosuna göre hasta sayısı 6 bin 903 olarak açıklanırken, vaka sayısı da 32 bin 736 olarak ifade edildi. Son 24 saatte 193 vefatın kaydedildiği tabloda ağır hasta sayısının 5 bin 703 olduğu ifade edildi. Toplam hasta sayısı 527 bin 70, vefat saylısı ise 14 bin 509 oldu.

“KALABALIK ORTAMLARDA BULUNMAYIN”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bugün tespit edilen 6 bin 903 yeni hasta var. Ağır hasta sayısı da aktif hasta sayısı da artmaya devam ediyor. Bugünlerde en büyük bulaşma ortamı kapalı ve kalabalık mekanlar. Kapalı ortamlarda kalabalık içinde bulunmayın. Kendinizi ve sevdiklerinizi koruyun” dedi.

Büyükşehir başkanları: Vefat sayıları açıklanandan 2-3 kat fazla

Okumaya devam et

Gündem

İzmir’de sağlık muayenesine götürülen kadınlara ters kelepçe

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik yürüttüğü soruşturmada gözaltına alınan 66 kişinin sağlık kontrolüne ters kelepçe takılarak götürülmesi dikkat çekti.

BOLD – İzmir’de Hizmet Hareketi mensuplarının kaldığı iddia edilen evlere operasyon düzenlendi. Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin katıldığı operasyonda 66 kişi gözaltına alındı.

Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin koordinesinde başlatılan operasyonla birçok ilde 66 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar farklı hastanelerde sağlık kontrolünden geçirildi. Sağlık kontrolüne götürülen zanlılara ters kelepçe takıldığı görüldü.

Fahrettin Altun’un evine giren maaş 4’ten 5’e çıktı

Okumaya devam et

Gündem

İranlı sığınmacılar isyan etti: Türkiye’de istihbarat İran’la iş birliği yapıyor

İran’dan siyasi sebeplerle ya da can güvenliği endişesiyle Türkiye’ye sığınanlar yaşadıklarını anlattı. 38 yaşındaki Hamed, İran’da gazetecilik yaparken rejimin hedefi haline geldiğini, evini polisin bastığını söyledi. Hamed, bir gazeteci arkadaşının Türkiye’den İran’a Türkiye’deki istihbaratın İran istihbaratıyla işbirliği sonucu geri gönderildiğini anlatıyor.

BOLD – İran’daki rejimin baskısından kaçanlar arasında işkence ya da hapis cezası görecekleri ülkelerine geri gönderilme korkusu yaşayanlar bulunuyor.

DW Türkçe’nin haberine göre, altı yıldır Türkiye’de yaşaya İranlı gazeteci Hamed (38), İran’da yurttaş gazeteciliği yaparken rejimin, peşine düştüğünü, şehir dışında olduğu bir gün babası arayıp polisin evi bastığını, bilgisayarını götürdüklerini, o günden sonra evine dönmediğini, İran’da bir hafta saklandıktan sonra Türkiye’ye sığındığını kaydediyor.

“İran’dan muhalefet yapacağım diye çıktım ama Türkiye’de daha kötü sansür yapıyorum. Türkiye, İran için çalışıyor yani. ‘Bu adamı istiyoruz’ deseler bir hafta içinde beni gönderirler” diyen Hamed, gazeteci bir arkadaşının Türkiye’den İran’a gönderildiğini ve şu an cezaevinde olduğu için kendisinin de korktuğunu belirtiyor. Arkadaşının cezaevinden yazdığı mektupta, Türkiye’deki istihbaratın İran istihbaratıyla işbirliği sonucu geri gönderildiğini öne sürdüğünü anlatan Hamed, 20 yıl hapis cezasına çarptırılan arkadaşı şu an İran’ın başkenti Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tutuklu bulunduğunu belirtiyor.

İRAN’DA AĞIR CEZALAR VAR

Ülkesinde 10 yıl hapis cezası alan Farhad da, siyasi sebeplerle Türkiye’ye sığınmış biri. Cezası onanmadan önce ülkeyi terk ettiğini belirten Farhad, “İnternette birkaç gruba kayıt olmuştum, oradaki insanları yakaladılar. İslam’a, hükümete karşı olunca hemen ceza veriyorlar. Cezalar da ağır cezalar. Mecbur kaçtım. Sahte değiliz biz, şimdi geçsem sınırda gerçekten yakalıyorlar” diyor.  Türkiye’den geri gönderilen tanıdığı İranlılar arasında hapishaneye girenler olduğunu söyleyen Farhad, “Bir hareketim, konuşmam olsa tabii ki tehlikedeyim ama geldiğimden beri burada sustum” ifadesini kullanıyor. 13 yaşında bir çocuğu olduğunu belirten Farhad, “Valla ben İran’ı unutmuşum, İran’la işim bitmiş. Ama bilmiyorum geleceğimiz nedir” şeklinde konuşuyor.

İLTİCAYA RAĞMEN SINIRDIŞI KARARI

İran’da işkence ve tecavüze maruz kalmış insan hakları aktivisti Somayeh Ramouz, dönmesi halinde şiddet riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Türkiye’ye sığınan Ramouz hakkında siyasi iltica talebi olmasına rağmen herhangi bir değerlendirme yapılmadan sınır dışı kararı verildi. Ramouz’u İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde ziyaret eden avukat Ayşegül Karpuz, kararın, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanların sınır dışı edilmeyeceğini düzenleyen 55. maddesine aykırı olduğunu söylüyor.

Avukat Mahmut Kaçan

İLTİCA BAŞVURUSU YAPAN İRANLI SAYISI 3 BİN 558

Göçün nedenleri farklı olsa da, İranlılar arasında siyasi sebepler ağırlıkta. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2019’da uluslararası koruma yani iltica başvurusu yapan İranlı sayısı 3 bin 558. Son dönemde İran’ı terk etmek zorunda kalanlar arasında, insan hakları aktivistleri, bloggerler, din değiştirenler ya da rejimle sorun yaşayan kadınlar çoğunlukta bulunuyor. Van Barosu’ndan avukat Mahmut Kaçan, “Afganlar genelde kişisel riskten çok, ülkedeki çatışma ortamından kaçar ama İranlılar rejimden kaçıyor” diyor. Avukat Mahmut Kaçan, İran’dan Türkiye’ye sığınanlar arasında “yüksek profilli” yani toplumda daha fazla etkinliği olan, ülke çapında tanınan ve dolayısıyla otoritelerin takip ettiği kişilerin geri gönderilme riskinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.  İltica süreçlerinin uzun sürdüğünü belirten Avukat Kaçan, “Şimdi git, bir ya da iki yıl sonra gel” denilebildiğini belirterek, “Uluslararası koruma, kayıt işlemiyle başlar ama etkin ve şeffaf bir süreç olmaması iltica sistemini zayıflatıyor. Kayıt işlemlerine kadar yasa dışı yaşıyorlar. Bu da sınır dışı riski getiriyor” diyor.

TÜRK YETKİLİLELER İLTİCA TALEPLERİNİ İŞLEME KOYMUYOR

DW Türkçe’ye konuşan Uluslararası Af Örgütü İran’ın kıdemli kampanyacısı Nassim Papayianni de uluslararası koruma başvurularının yıllarca sürebildiğini dile getiriyor. Bazı kişilerin iltica başvurusu değerlendirilmeden İran’a dönmek zorunda kaldığı yönünde raporlara ulaştıklarını belirterek, “Türk yetkililerin bütün iltica taleplerini, insan hakları ihlalleri riskiyle karşı karşıya olan kişilere koruma sağlayan uluslararası insan hakları hukukuna uygun işleme koymadığı yönünde de raporlar edindik” diyor. İran’a geri gönderilenlerin keyfi gözaltı ve yargılanma riski ile karşı karşıya olduklarını dile getirerek, “Gözaltında işkence ve kötü muamele riski var. Hapis cezası varsa gönderildiklerinde cezaevine girebiliyorlar” diyor.

İsrail ve Ermenistan 2020’de en çok silahlanan ülkeler oldu

Okumaya devam et

Popular