Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

En kötü geride kalmadı, kriz 2019’da derinleşecek

2018 yılını ekonomide ciddi çalkantılarla geçiren Türkiye’yi, 2019’da daha zor bir dönem bekliyor.

BOLD– 2018 yılını ekonomide ciddi çalkantılarla geçiren Türkiye’yi, 2019’da daha zor bir dönem bekliyor.

Ekonomistlere göre 2019 krizin derinleşeceği bir yıl olacak. Büyüme eksiye düşecek, işsiz sayısı 7 milyona yaklaşacak, şirket iflasları artacak. Türkiye 220 milyar dolar dış borcu ödeyebilmek için yeniden Uluslararası Para Fonu (IMF) ile masaya oturmak zorunda kalacak.

KRİZİN AYAK SESLERİ DUYULUNCA SEÇİM ERKENE ALINDI

Türkiye ekonomisi 2018 yılını erken genel seçimlerin gölgesinde geçirdi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) daha bir buçuk yıllık süre olmasına rağmen, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin önerisiyle erken genel seçim kararı aldı.

2019 yılı kasım ayında gerçekleşmesi gereken genel seçimler, 2018 yılı 24 Haziran’da yapıldı.

ERKEN SEÇİMİN GEREKÇESİ EKONOMİYDİ

Pek çok uzmana göre AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, önceki söylemlerinin tersine, aniden erken genel seçim kararı almasının sebebi, ekonomide beklenen çöküntüydü.

Erdoğan, ekonomik kriz başlamadan, en azından krizin etkileri halka ulaşmadan seçime giderek koltuğunu sağlamlaştırmak istedi ve istediğini büyük ölçüde almayı başardı.

AĞUSTOSTA DÖVİZ KURU YÜZDE 35 ARTTI

Ülke ekonomisi, 24 haziran seçimlerinden hemen sonra özellikle yaz aylarını kapsayacak şekilde döviz şokuyla sarsıldı.

Ağustosta dolar ve euro kuru, Türk Lirası karşısında yüzde 35 artarak tarihi zirvelerini gördü. 1 euro, 8 TL, dolar kuru da 7 liranın eşiğinden döndü. Bu gelişmeler özellikle yüksek döviz borcuna sahip özel sektörü ve şirketleri olumsuz etkiledi.

20 temmuz 2016’da ilan edildikten sonra, tam iki yıl yürürlükte kalan ve 20 temmuz 2018’de kaldırılan olağanüstü hal rejimi (OHAL) boyunca, şirketlerin iflastan korunmak için kullandıkları “iflas erteleme” yasaklandı.

OHAL’in kalkmasından sonra döviz şokuna maruz kalan şirketler, iflastan korunmak için bu sefer ticaret hukukunda yer alan başka bir yöntemi devreye soktu.

Konkordato ilanları her sektörde adeta patlama yaptı. 2018 sonu itibariyle Ticaret Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 1.000 şirket, iflastan önce son çıkış denebilecek, konkordato ilan etti.

(KAYNAK:TÜİK)                                                                                                           (BOLD MEDYA)

Peki, bunca olumsuzluğun ardından karşılamaya hazırlandığımız 2019 yılında ülke ekonomisini neler bekliyor? BOLD, ekonominin seyrine dair öncü göstergeleri derledi.

2018 yılı ocak ayında, yüzde 10,35 olarak gerçekleşen yıllık enflasyon oranı, ekim ayında son 15 yılda ilk kez yüzde 25 seviyesinin üzerine çıkmıştı.

Mobilya, beyaz eşya ve motorlu araçlarda uygulanan vergi indirimleri ve petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte, kasımda enflasyon yüzde 21’e geriledi. Ekonomistler, 2019’un ilk yarısında enflasyonun yüzde 20 üzerinde seyretmesini bekliyor.

Yılın ikinci yarısında düşüş görülebilir ancak enflasyon çift haneli rakamlarda kalmaya devam edecek.

10 YIL SONRA TEKRAR EKSİ BÜYÜME

Türkiye ekonomisi 2018’in ilk ayında yüksek büyüme performansı gösterdi. Ekonomi ilk çeyrekte yüzde 7,3, ikinci çeyrekte yüzde 5,3 büyüdü.

Üçüncü çeyrekte ise büyüme, beklentilerin üstünde yavaşlayarak yüzde 1,6 oldu. Uzmanlar yılın son çeyreğinde eksi büyüme bekliyor. Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Erol Bilecik, önümüzdeki üç çeyrek eksi büyüme yaşanacağını belirtti.

Türkiye, küresel krizin etkilerinin hissedildiği 2009 yılından bu yana ilk kez eksi büyümeyi görecek.

2019 yılının geneli için resesyon (durgunluk) beklentisi var. Ekonomist Mahfi Eğilmez, gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor:

“3’ncü çeyrek itibarıyla Türkiye ekonomisi stagflasyona (durgunluk içinde enflasyon olgusu) çok yaklaşmış durumda. Son çeyrek için tahminler eksi büyümeye işaret ediyor. Bu eğilim devam ederse Türkiye, önümüzdeki iki çeyrekte slumpflasyon (enflasyon içinde küçülme) olgusunu yaşayabilir.”

2017 ve 2018 ENFLASYONDA DEĞİŞİM (Kaynak: TÜİK) 

BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan, merkezi Londra’da bulunan BlueBay portföy yönetimi şirketinin gelişmekte olan piyasalar masasından stratejist Timothy Ash, Türkiye’de geçmişteki büyümenin büyük oranda banka kredilerinden beslendiğini ifade ediyor.

Bankaların bilançolarında onarma yapmanın, daha az risk alan pozisyona geçilmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Ash “Bankalar aslında kredi portföylerini genişletmek istemiyor. Bu sebeple büyüme gelecek yıl çok zayıflayacak. Türkiye oldukça sert bir inişe hazırlanıyor.” ifadelerini kullandı.

YILLAR SONRA YENİDEN IMF KAPISINDA

Hollanda merkezli yatırım bankası ABN Amro, 18 Aralık’ta yayınladığı 2019 yılı öngörülerinin yer aldığı “Türkiye görünümü” raporunda, IMF ile anlaşılacağına dair ipucu vermişti.

Raporda, “IMF’nin Türkiye’ye krizde yol göstermek için yardım ettiği söylentileri artıyor ve bu da yapısal reform umutlarını artırıyor.” iddialarına yer verilmişti.

Konuyu, Para Analiz sitesindeki yazısında değerlendiren ekonomist Dr. Atilla Yeşilada, 2019’da Türkiye’nin resmi IMF programı ile yoluna devam edeceğini belirtiyor. Hükümetin seçime kadar durumu idare edeceğini kaydeden Yeşilada, yazısında şunları dile getiriyor:

“Yerel seçimlere kadar durumu idare edeceğiz. IMF ile gayri resmi temaslar. IMF antetli kağıda yazılıp bakanlar tarafından okunan 2019-2023  istikar ve rehabilitasyon programı. Back-loaded, yani şimdi söz vereceğiz, yerel seçimlerden sonra yapacağız. Nisan’da IMF, mayısta sünnet (yani herkes istikrarın bedelini  ödeyecek), haziranda da dibe vuruş. 2020’de yeni bir vizyon, global kapitalizm ve neo-liberal dünya görüşüne re-entegrasyon.”

2019’DA EKONOMİ YÜZDE 5 DARALACAK

Para Analiz yazarı Güldem Atabay Şanlı, “Türkiye ekonomisindeki iç talebe dayalı büyüme hikayesi, yaratılan aşırı ısınmanın enflasyon ve cari açıkta oluşturduğu dengesizlikler ve dış konjonktürdeki dalga ile birleşince, 2018 özellikle üçüncü çeyrek dönemi tam bir kur krizi olarak Türkiye’nin krizler tarihinde yerini aldı.” ifadesini kullanıyor.

Ekonomist Güldem Atabay Şanlı

Açıklanan verilerin sanayi tarafında üretimin ve yatırımların durma noktasına geldiğini ve hatta yatırım tarafının çoktan eksiye döndüğünü ispatlar nitelikte olduğunu kaydeden Şanlı, “Kamunun büyümeye harcamalarını artırarak verdiği desteğin 2019 ikinci yarıda devam edebilmesi de mümkün değil.” tespitini yapıyor.

Şanlı’ya göre, 2018 son çeyrek için yüzde 3 civarı 2019 ilk yarı için de yüzde 5 civarı bir daralma beklemek çok abartılı değil.

SEÇİMDEN SONRA ACI REÇETEYE HAZIR OLUN

DW Türkçe’ye konuşan ekonomist Dr. Mustafa Sönmez, hükümetin ardı ardına açıkladığı ekonomik destek paketlerinin seçim öncesinde enflasyonun etkilerini kırmaya dönük bir çaba olduğunu dile getiriyor.

Sönmez, “Bir yandan ücretli çalışanlara dönük iyileştirmeler yapılırken, diğer yandan şirketlerin aşırı borçlanma sorununu kısa vadede öteleyecek devlet destekleri veriliyor. Açıkçası hükümet seçim öncesinde tüm kesimlere seçim şekeri dağıtıyor.” diyor

Saray’ın seçime giden süreçte bütçe açığını görmezden gelerek hareket ettiğini dile getiren Sönmez, şunları söylüyor: “Her zamanki gibi politik hedefler için ekonominin sorunları öteleniyor. 31 Mart’a kadar seçim rüşvetleri sürecek. Ama sonrasında, yani Nisan ayından itibaren para ve maliye politikalarında çok acı bir reçete uygulanacak diye düşünüyorum. Bu kadar indirim ve destekten sonra, seçim sonrasında yeni bir zam ve vergi dalgası kaçınılmaz olacak.”

KRİZİN ÜÇÜNCÜ AŞAMASI SEÇİMDEN SONRA

2019’a yönelik ekonomik beklentileri blog yazılarında değerlendiren ekonomist Dr. Ümit Akçay ise 2018-2019 ekonomik krizinin üçüncü aşamasının, mart seçimlerinden sonra başlayacağını vurguluyor.

Akçay şu tespitleri yapıyor:

“Bu aşamada artık seçimler geride bırakıldığından, bazı sermaye gruplarının elenmesi ile sonuçlanacak olan firma kurtarma operasyonuna girişilebilir. Özellikle 2016’daki bir çeyreklik ekonomik daralma sonrasında aktive edilen Kredi Garanti Fonu marifetiyle yaratılan zombi firmaların tasfiyesi, mart sonrasında ekonomi yönetiminin temel gündemlerinden biri olabilir.”

Firmaların krizden çıkış için öncelikle işgücü maliyetini azaltmayı tercih edeceği tespitini yapan Dr. Akçay, bunun da kitlesel işsizlik anlamına geleceğini vurguluyor.

EKONOMİK KRİZİN SATIR BAŞLARI
  • Resmi işsiz sayısı bir önceki yıla göre 330 bin kişi artarak, 3 milyon 750 bine yükseldi.
  • Geniş tanımlı işsiz sayısı 6,4 milyona ulaştı.
  • Genç işsizlik oranı yüzde ise 21,6 oldu.
  • 2018 yılı içerisinde 1,2 milyon kişi işsizlik maaşı için başvurdu. Sadece Kasım ayında 207 bin kişi İşsizlik Sigortası Fonu’na müracaat etti.
  • Hayat Varlık Genel Müdürü Hilmi Güvenal’ın tespitlerine göre Türkiye’de icrada dosyası bulunan kişi sayısı 7 milyon. (Resmi kayıtlarda görülmeyenlerle birlikte)
  • Mahkemelerde bekleyen icra dosyası sayısı 25 milyon.
  • Kredi kartı ve ihtiyaç kredisinden dolayı icraya düşmüş kişi sayısı 3,5 milyon
  • Konkordato ilan eden şirket sayısı 1.000 (Ticaret Bakanlığı resmi açıklaması) Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre sayı 4 bini buldu.
  • Bankalardaki batık kredi tutarı yılbaşından bu yana yüzde 52 artışla 96 milyar liraya yükseldi.
  • Halk Bank, Vakıf Bank ve Eximbank’ın sermaye açığını kapatmak için üç bankaya işsizlik fonundan 11 milyar TL aktarıldı.
  • Ziraat Bankası yurtdışından 3 milyar dolar sermaye benzeri kredi bulabilmek için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) müracat etti.
  • Akbank, ödenmiş sermayesini 4 milyar TL’den 5 milyar 200 milyon TL’ye yükselteceğini açıkladı. Bu artırım bedelli olarak yapılacak. Fatura küçük yatırımcıya kesilecek.
  • Hane Halkı’nın toplam borcu 542 milyar liraya çıktı. Bu 2002’ye göre 80 kat artış demek.
  • Elektrik ve doğalgaz fiyatlarına, döviz kuru artışı sebebiyle yüzde 40 ila yüzde 70 arasında değişen oranlarında zam yapıldı.
  • Dünyada gıda fiyatları düşerken Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 30’u buldu.
  • Merkez Bankası kur artışını durdurabilmek için haftalık repo faizini yüzde 24’e yükseltti. Mevduat faizleri yüzde 30–35’i buldu.
  • Hazine geçen yıl yüzde 11’le borçlanırken, hazli hazırda iki yıllık vade için yüzde 20 faiz ödüyor. Yüzde 1 puanlık artış Hazine için 1,7 milyar TL ilave maliyet anlamına geliyor. Sadece faiz artışının Hazine’ye getirdiği ilave yük 20 milyar TL’yi aştı.
  • 2018 bütçesinde faiz ödemeleri 77 milyar TL oldu. 2019 bütçesinde ise faize 118 milyar TL ödenecek.
  • Hükümet birkaç ay önce vatandaşa “döviz bozdurun” derken, Hazine yüksek faizli euro- dolar tahvili satmaya başladı.
  • Bütçe açığı tarihi seviyeyi görerek 55 milyar TL’ye çıktı.

 

Batık krediler 8 yılın zirvesine çıktı

 

 

BOLD ÖZEL

Nurkiç’in eli kırıldı, Enes Kanter takımını zafere taşıdı

 

Portland, yıldız oyuncusu Yusuf Nurkiç’in elinin kırılmasının ardından çıktığı ilk karşılaşmada Atlanta Hawks’ı 112-109 mağlup ederken, double-double yapan Enes Kanter maçın oyuncusu seçildi.

MUHAMMET ALİ TOKSOY | BOLD NBA

NBA’de Batı Konferansı ekiplerinden Portland, üç gün önce karşılaştığı İndiana maçında yıldız pivotu Yusuf Nurkiç’in elini kırmasıyla büyük şok yaşamıştı. NBA kamuoyunda, Portland bu mevkiye kimi alabilir tartışmaları yapılırken, Koç Stotts’un, benchden gelerek süre alan oyuncusu Enes Kanter ile özel olarak konuştuğu ve ona ‘ben sana güveniyorum. Parkeye çık ve iki sene önce yaptığının aynısı tekrar yap.’ dediği kulislere yansımıştı. Enes Kanter, başta Koç Stotts olmak üzere kendisine güveneleri mahcup etmedi ve double-double yaparak maçın kazanılmasında başrol oynadı.

NURKIÇ’IN DAHA ÖNCEDE AYAĞI KIRILMIŞTI

2019’da neler olduğunu birlikte hatırlayalım. Enes Kanter, iki sene önce, sezon arasında NewYork Knicks’ten ayrılıp Portland Trail Blazers’a gelmişti. Oyuna bu sezon olduğu gibi benchden gelerek katkıda bulunuyordu. Yusuf Nurkiç’in sezon sonuna yakın talihsiz bir pozisyonda ayağını kırılmasıyla, NBA otoriteleri Portland’ın play-off’lara kalma şansının azaldığını, bunu başarsa bile ilk turu geçmesinin mümkün olmadığında fikir birliğine varmışlardı. Yusuf Nurkiç’in yokluğunda maçlara ilk beşte çıkan Enes Kanter, mükemmel bir performans sergileyerek herkesi şaşırtmıştı. Enes Kanter’li, Damien Lillard’lı Portland, Play off’lara kalmayı başarmış ilk turda Oklohoma’yı, 4-1 ile geçmiş, Yarı Finalde ise Nikola Jokic’li, Jamal Murry’li Denver Nugget’sı 4-3 ile eleyerek finale kalmışlardı. Bu turda Enes Kanter hem oruçlu hem de ciddi bir omuz sakatlığına rağmen takımını yalnız bırakmamış ve Portland’lı taraftarların kalbinde taht kurmuştu. Batı Konferansı Finalinde ise tarihinin altın dönemlerini yaşayan Golden State Warriors’a elenmişlerdi. Uzun yıllar final görmeyen Portland’ın başarısında Enes Kanter’in rolüde çok büyüktü. O sezon Enes Kanter’in performansını inceleyelim

Geçen sezon Boston Celtics forması giyen ve Doğu Konferansında Final oynayan yıldız oyuncu, bu sezon başında tekrar Portland ‘a geri dönmüştü. İki yıl önce olduğu gibi Yusuf Nurkiç’in ardından oyuna giren Enes Kanter, Boşnak yıldızın bu kez de elinin kırılmasıyla, dün geceki Atlanta maçına ilk beşte çıktı. Maçta mükemmel bir performans sergileyen Enes Kanter karşılaşmayı 12 sayı, 15 ribaund, 5 blok, 3 asist, 2 top çalmayla tamamladı. Maçın oyuncusu seçilen Enes Kanter, maç sonrasında verdiği röportajda takım arkadaşlarına övgülerde bulunurken, yaptığı esprilerle stüdyodaki spikerleri kahkahaya boğdu.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

20 yıllık AKP iktidarının utancı: Yoksulluk intiharları!

TÜİK verilerine göre ekonomik sebepler yüzünden yaşanan intiharların toplam intiharlar içindeki payı 2018’de yüzde 7.3 iken 2019’da yüzde 9.4’e yükseldi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisine (İSİG) göre sadece iş yeri içinde veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi oldu.

BOLD ÖZEL – FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yoksulluk nedeniyle yaşanan intiharlara dikkat çekti. Babacan “Bu ülkede yoksulluk intiharı diye bir kavram oluştu” ifadesini kullandı. Babacan’nın dikkat çektiği o intihar vakalarına son örnek Ankara’da yaşandı. Bir esnaf Ankara Kalesi surlarından aşağıya atlayarak intihar etti.

2020’NİN İLK 8 AYINDA 54 KİŞİ İNTİHAR ETTİ

Son yıllarda yükselen işsizlik ve enflasyonun yanı sıra Türk Lirası’ndaki değer kaybı yoksulluğun boyutlarını artırdı. TÜİK’in açıklanan son verilerine göre, Türkiye’de  4 milyon 16 bin bin kişi işsiz. Ancak Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi‘ne (DİSK-AR) göre bu rakam  9.8 milyon. Ekonomik açıdan iç açıcı olmayan tablo pandemi süreciyle  ile birlikte intihar olaylarını daha da artırdı.

İNTİHAR VAKALARINDA KORKUTAN ARTIŞ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2002’den bu yana ülke genelinde toplam 4 bin 801 kişi geçim sıkıntısı yüzünden intihar etti. Aynı sebepten intihar edenlerin son 5 yıldaki sayısı da bin 370 kişiye ulaştı. 2018 Ağustos’ta yaşanan kur artışıyla derinleşen ekonomik kriz, sadece son 2 yılda 566 vatandaşı intihara sürükledi. Ülke genelinde ekonomik sebepler yüzünden yaşanan intiharların toplam intiharlar içindeki payı 2018’de yüzde 7.3 iken 2019’da yüzde 9.4’e yükseldi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre sadece işyeri içinde ve/veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi oldu.

PANDEMİDE 100 MÜZİSYEN İNTİHAR ETTİ İDDİASI

2020 yılına ait veriler henüz açıklanmadı. Ancak artan intihar olayları, pandemi döneminde daha da sık gündeme geldi. Sadece sanat dünyasında yüzlerce kişinin intihara teşebbüs ettiği iddiası 2020 yılında günlerce konuşuldu. CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, koronavirüs kısıtlamalarından sonra 100 müzisyenin intihar ettiğini söyledi. Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası Onursal Başkanı Mehmet Çırıka bu iddianın gerçeği yansıtmadığını belirtse de sendikanın yönetim kurulu üyesi Hasan Aldemir iddiayı doğruladı. Aldemir, “Müzisyenlik meslek tanımı içinde görülmüyor, ek gelir olarak müzisyenlik yapanlar da var. Bu yüzden de resmi rakamlar elde etmek mümkün değil!” diyerek bu bilgilere sendika olarak ulaştıklarını ifade etti.

AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI HER AY KATLANIYOR

Türk-İş’in açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının Aralık 2020 sonuçlarına göre; açlık sınırı yani sadece sağlıklı beslenmesi için dört kişilik bir aileye 2 bin 592 lira para gerekiyor. Yoksulluk sınırı olarak belirlenen gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim ve  sağlık ihtiyaçları harcamalarının toplam tutarı ise 8 bin 436 TL olarak açıklandı.

MUTFAK MASRAFI CEP YAKIYOR

Araştırma sonuçlarına göre dört kişilik bir ailenin aylık mutfak masrafları bir yıl öncesine göre 427 TL arttı. Temel ihtiyaçlar için yapılması gereken toplam harcama da bin 392 TL artış gösterdi. Verilere göre  son bir ayda bir aile bütçesinin sadece mutfak harcamalarına 73 TL ek maliyet yükü geldi. Gıda enflasyonunda son on iki ay itibariyle artış oranı yüzde 19,75 oldu. Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 16,16 olarak hesaplandı.

İŞSİZ YAŞAMAKTANSA ÖLÜMÜ SEÇTİLER

onedio.com son zamanlarda medyada yar alan intiharları derledi. İşte o korkunç manzara:

  1. Denizli’de bir sağlık merkezinde çalışırken işten atılan 26 yaşındaki Osman Karul, işsizlik nedeniyle girdiği bunalımın ardından hayatına son verdi.
  2. Denizli’nin Pamukkale ilçesinde yaşayan 21 yaşındaki U.Z.Ş, geçim sıkıntısı nedeniyle intihar etti. U.Z.Ş’nin bir süredir işsiz olduğu öğrenildi.
  3. Gebze ilçesinde yaşayan ve dış cephe işiyle uğraşan 39 yaşındaki Levent Akar, borçlarını ödeyemediği ve geçinemediği için iş yerinde yaşamına son verdi.
  4. Antalya’da işsiz olduğu için bunalıma girdiği iddia edilen jeofizik mühendisi 38 yaşındaki Ercan Özer, oturduğu apartmanın 9’uncu katındaki evin penceresinden atlayarak yaşamını sonlandırdı.
  5. İş bulamadığı için maddi sıkıntı yaşayan Hasan M. isimli şahıs, Bolu’da bir inşaat halindeki binanın çatısına çıkarak geçtiğimiz nisan ayında intihar etmek istedi.
  6. Uzun süredir işsiz olduğu öğrenilen A.Y isimli kişi, Hatay Valiliği önünde ‘Çocuklarım aç’ diyerek kendini yaktı. İntihara kalkışan vatandaşa yangın tüpleriyle müdahale edildi, fakat A.Y. hastaneye götürülürken hayatını kaybetti.
  7. Konya’da iki çocuk babası olduğu belirtilen tır şoförü Mevlüt Çankaya, Konya Kamyon Garajı’nda intihar etti. Sosyal medyada TIR şoförünün maddi sıkıntılar nedeniyle intihar ettiği öne sürüldü.
  8. Kocaeli Darıca’da bir süredir işsiz olan 3 çocuk babası İlyas Yazgan bunalıma girerek hayatına son verdi.
  9. Şırnak’ın Cizre ilçesinde Nezir Kılıç isimli vatandaş, Cizre Kaymakamlığı binasının penceresine çıkarak intihar etti.
  10. Tekirdağ’da Saffet G. isimli vatandaş evde yalnız olduğu esnada ailesine not yazarak yaşama veda etti. Saffet G’nin ailesine “Ben hakkımı size helal ediyorum. Siz de bana hakkınızı helal edin. Biliyorum, sizi çok üzdüm. İşsizlikten bunaldım” şeklinde not bıraktığı öğrenildi.
  11. Çorlu’da günlük yevmiye ile çalışan ve salgın dönemi işsiz kalarak borçlarını ödeyemeyen Muhammed Bedir intihar etti.
  12. Bir de intihar girişimleri vardı… Ankara, Kızılay Meydanı’nda bir vatandaş “Cumhurbaşkanına sesleniyorum, işsizim sokakta yaşıyorum, adalet bu mu?” diyerek intihar etmek istedi.
  13. Trabzon’da işsiz olduğu belirtilen bir vatandaş, belediye binası önünde kendini yakmaya çalıştı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4. evre kanser hastası Leyla Kurt: Simasını unutmamak için eşimin fotoğrafını karşıma astım

Eşi 4 yıldır tutuklu, kendisi 4 yıldır kanser tedavisi görüyor. Doktorların artık kemoterapi tedavisine son verdiği Leyla Kurt ve ailesinin hikayesi…

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Dört yıldır cezaevinde bulunan  Yusuf Kurt’un eşi, babası ve baldızı kanser. Matematik öğretmeni olan Kurt, bu zor günlerinde sevdiklerinin yanında olamıyor. 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu’na göre birinci derece yakınlarında ölümcül hastalığı bulunan mahpusların cezası ertelenebilir. Ancak bu kanun Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklananlara bugüne kadar uygulanmadı.

Bir yıldır eşini ziyarete gidemeyen Leyla Kurt 4. evre meme kanseri. Doktorlar “Artık yapabileceğimiz bir şey kalmadı” diyerek kemoterapi tedavisini sonlandırdı. Leyla Kurt, odasından çıkmadan yaşıyor. İhtiyaçlarını oğlu Muhammed ve kızları görüyor.

Yusuf Kurt’un babası da prostat kanseri. Tümör bütün vücuduna yayılmış durumda. Baldızı da aynı şekilde 4. evrede. Hasta haliyle adliye koridorlarında koşuşturan, cezaevi ziyaretlerinde bayılan Leyla Kurt, yaşadığı travmaların kendisini bu hale getirdiğini söylüyor. Bir haftada eşinin saçlarının beyazladığına şahit olduğunu belirten 50 yaşındaki Leyla Kurt hem kendisinin hem ailesinin yaşadıklarını Bold Medya’ya anlattı.

Kanser teşhisi ne zaman konuldu?

Eşim tutuklandıktan 4-5 ay sonra. Zaten bir takip vardı bende. Malum bu süreçte yaşadığımız sıkıntılar, aile çevresinin gösterdiği tepkiler birleşince onların üzüntüsüyle de biraz ortaya çıktı. Doktorum da “Çok ciddi üzülmüşsünüz, sıkıntınız mı var” demişti. Dört yıldır tedavi görüyorum.

Şu an hastalığınız hangi aşamada?

4. aşamada. Göğsümün biri alındı. Diğer göğüste de ciddi yaralar nüksetti. Şu an tıbbın tıkandığı yerdeyiz. Yaralar her geçen gün sarıyor. Sırtıma, boynuma kadar geldi. Günde 3-4 kez yeşil reçeteli ilaç alıyorum. Kemoterapiyi artık kestiler. Ege Üniversitesi “Bütün tedavileri denedik, artık yapabileceğimiz bir şey kalmadı” dedi. İstanbul’da bir profesöre gittik. Parça alıp gen haritasının çıkarılması için Boston’a gönderdiler. Tedavisi var mı yok mu, nasıl bir tedavi yapılacak  bütün bunlara tahlil sonucunda karar verilecek. O tahlil parası çok ciddi bir paraydı. 27 bin 600 TL tutuyordu. Gefoundme.com’da bir kampanya başlattık.

Leyla Kurt: “Yaraların olduğu bölgelere günde 3-4 defa pansuman yapmak zorundayım. Onları görünce psikolojim çöküyor. Kanamalar oluyor. Boğazıma, omuz başlarına kadar çoğalmaya başladı. Sırtımda var bir tane. Sürekli üşüyorum. donuyorum. Dört mevsimi bir anda yaşıyorum.”

Eşiniz ne zaman tutuklandı?

16 Ağustos 2016’da. Matematik öğretmeni. Kapatılan dershanelerde görev yaptı. Madagaskar’daki Türk kolejinde de çalıştı. 3 yıl kaldık orada. En son İzmir’deki etüt merkezlerinde öğretmendi. Türkiye çapında 2 birinci çıkarmış bir rehber hocadır. 2000’li yılların başındaydı sanırım. Üniversite sınavına hazırladığı iki öğrenci birinci olmuştu. Rehberliği çok iyidir. Şimdi içeride hukuk okuyor. Öğretmenlik diploması iptal oldu. Bu süreçte birçok insanın diploması iptal edildi maalesef. Lise mezunu konumunda şu anda. O yüzden içeride Adalet Yüksekokulu’na kayıt yaptırdı. Karıncaya basmaz adamlara iftira atılıyor maalesef.

Nasıl iftiralar atıldı?

Gözaltına alındığı gün biz evde yoktuk, annemlere gitmiştik, polis evimize baskın yapmış. Eşim de o gün İzmir Bozyaka’daki dayısının kızını ziyarete gitmişti. Hacca gidecekti dayı kızı. Eşimi orada gören, tanıyan çevredeki komşulardan biri “Burada sohbet yapıyor” diye ihbar ediyor. Eşim gözaltına alındığını duyunca dondum kaldım, tepki de veremedim. Malum hastalık sürecim ondan sonra hızlandı. 8 gün gözaltında kaldı eşim. Nezarethaneden gömleği geldi. Sırtı ortadan ikiye yırtılmıştı. “Yerden yattım ondan oldu diyor. Başka bir şey demiyor.” Ama başına ne geldi kimbilir?

Niye tutuklandı peki, hakkındaki iddialar neydi?

Örgüt üyesi olmakla yargılandı. Hatta bir tanık, “Madagaskar’ın sorumlusu” demiş. Alakası yok halbuki. Tanığın adı mahkemede zikredilince eşim çok şaşırmıştı. “Bu adam bize Arapça öğretiyordu.” dedi. Meğer Menemen Cezaevinde kalırken koğuş arkadaşıymış. Eşim herhalde koğuşta “Biz Madagaskar’a da gittik” diye söyleyince mi artık böyle bir iftiraya başvurdu. Zaten tanık mahkemeye de gelmedi.

Hangi mahkemede yargılandı?

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. Çocuklarımızın kolejde okumasından tutun da eşimin yurt dışı gezilerine kadar her şeyi sordular. İkinci ve son mahkemede hakimin bir sözüne çok şaşırmıştım. “Sen sohbet yapıyormuşsun.” dedi. Eşim elinde savunmasıyla “Hakim bey ben hala sohbet yapıyorum. İnsanlara Allah’ı, Peygamberi anlatmak suç mudur?” deyince sustu hakim bey. Verecek cevapları yok aslında ama işte o şekilde karar verildi. İlk hüküm verilirken, avukatımız bile yoktu. Gelmedi kadın “fetö” diye… Baro avukatıydı. Avukat olmadığı halde 5-6 dakika içerisinde hemen hüküm verildi. İstinaf Mahkemesi o kararı bozdu. Eşim ikinci mahkemeye çıktı. Bu kez sol görüşlü başka bir avukat geldi. “Yapılabilecek hiçbir şey yok” dedi ama elinden gelen bütün başvuruları yaptı, AYM’ye ve Yargıtay’a kadar. İzmir Aliağa Şakran Cezaevinde tutuklu. Buca, Menemen ve Şakran. Üç cezaevi gezdi. Şimdi Şakran’da ikinci koğuşunda.

Bu yaşadığınız sıkıntılar sağlığınızı nasıl etkiledi?

Hayatımda adliyeye gitmiş insan değildim. Sadece pasaport için gitmişliğim var. İzmir Adliyesi çok büyüktür. O hasta halimle adliye koridorlarında sürüne sürüne, oraya koş, buraya koş, ifade ver. Bir de akraba çevresinden gelen tepkiler bizi çok yıktı. Oysa ki darbeyle bizim ne alakamız vardı? Eşim cezaevinde olduğu için benim dışarıda ne yaşadığımı algılayamadı. Boşanma aşamasına bile geldik. Hamdolsun şimdi iyiyiz, bir sorun kalmadı. Biliyorsunuz bu süreçte çok fazla kişi eşinden ayrıldı. Çevresinden baskı görüp ayrılanlar oldu. Bir gün cezaevinde fenalaştım.

Evet onu soracaktım, kanser hastası biri olarak cezaevine ziyarete gitmek zor olmadı mı?

En son ziyarete gittiğimde işte baygınlık geçirdim, artık anlayın oradaki durumu. Nefes alamıyorsunuz, ortam çok kalabalık, yazın hava çok sıcak. Pencere, klima hiçbir şey yok. Bayılınca memurlar kendi oturdukları klimalı odaya aldılar beni. Orada biraz kendime geldim. Şekerim düştü. Hemen kan tahlili yapıldı. Film çekildi. Doktor “Kan değerleriniz düşük. Doktorunuza gidin.” dedi. Tahlilleri götürdüm doktoruma ama “Cezaevinden gelen tahlilleri kabul etmiyoruz” dediler. Yeniden yapıldı. Kemoterapi damarları inceltiyor. Bebek iğneleriyle kan alıyorlar. Ben eşimin tutuklu olduğunu söylememiştim. Doktor orada fark etti. “Senin kimin var cezaevinde” diye sorunca açıklamak zorunda kaldım. O zaman “Bazı tedavilere neden cevap vermediğinizi şimdi daha iyi anlıyorum.” dedi doktor hanım. “Agresif hücre yapısına sahip sizin kanser hücre yapınız” dedi. Tabi deniyorlar, olmuyor. Kaç doktor gezdik.

Yusuf Kurt, eşi Leyla Kurt, oğlu Muhammed Nigahi, kızları Vesile ve Beyzanur ile Şakran Cezaevinde bir görüş gününde. 2018.

Psikolojik destek aldınız mı? 

Bir kere gittim psikoloğa. Çünkü kemoterapi süreci ağır geçiyordu. Alternatif tedaviler de alıyorum. Birçok sebebe başvurmaya çalışıyorum çünkü psikolojim ciddi manada bozuldu. Her ne kadar insanın imanı da olsa beşeriz, zaman zaman düşüyor insan. Sebeplerin tamamıyla kapandığı bir dönemdeyiz. Eşimin simasını unutmamak için fotoğrafını karşıya astım (ağlıyor)… Saçları tabi çok beyazladı haliyle. Bir haftada saçının bir kısmının beyazladığına gözümle şahit oldum. Bu travmalar size yetiyor tabi.

Nasıl şahit oldunuz?

Bir gün cezaevinden aradılar. Şakran’daydı o zaman. Koğuşu değişmiş. “Görüş günleri değişti, eşinizin yarın, gelin” diye. Oğlumla gittik tabi, hasta halimle. Oğlumla konuştu. Sonra ona “Sen bir dışarı çık” dedi eşim. Şaşırdım bende. Oğlum her zaman yanımda oluyor. Kapalı görüşte camekan arkasında görüşüyoruz. Eşim ilk defa orada sesli ağladı. Ne oldu dedim. “Koğuşa aniden baskın yaptılar. Üçer üçer bağladılar ellerimizi. Eşyalarımıza el koydular.” dedi. Eşimin evde de sürekli giydiği şalvarı vardı. “Vay sen PKK şalvarı mı giyiyorsun” diye… Zeytin çekirdeklerinden yaptıkları tespihlere kadar el koymuşlar ve “Bizi nereye götürdüklerini söylemediler. Biz ölüme gidiyoruz artık dedik. Üçer üçer çıkardılar bizi” dedi. Eşim hep bize moral verirdi, ilk defa ağladığına ve psikolojisinin çöktüğüne şahit oldum. Menemen Cezaevindeyken de helallik istemişti. O dönemde “cezaevlerinde infaz” gibi haberler çıkmıştı. Bir hafta sonra ziyarete gittiğimde saçlarının yan tarafları bembeyaz.

Siz gözaltına alındınız mı ya da tutuklandınız mı?

İlk kemoterapi aldığım gün eve gelmiştim. Çok ağır geçmişti o gün. Ölümden beterdi. İkindi civarıydı eve vardığımda. Telefonum çaldı. Emniyetten aradıklarını söylediler. “İfadenizi alacağız” dediler. Kanser hastası olduğumu, yeni kemoterapi aldığımı ve mümkünse evde ifademi almalarını rica ettim. Öyle deyince savcı beye soralım dediler, kapattılar. Bir daha kimse aramadı. Kimse de gelmedi.

Hastalık raporlarınızla birlikte eşinizin ceza ertelemesi için başvuruda bulundunuz mu?

Avukatımız “Geri dönüşü olmaz bu başvurunun” dedi ama yine de başvurumuzu yaptık. Bir cevap gelmedi. Bir yılı aşkındır da eşimi göremiyorum. Malum hastayım, koronavirüs salgını başladı. Görüşler başladığında gidemedim. Ondan önce de ağır kemoterapiler verdikleri için evden çıkamadım. Eşimin babası da kanser. Eşim bir hafta onu arıyor, bir hafta beni arıyor.

Kayınpederiniz ne kanseri? 

Prostat kanseri. Kalbi var. Artık onun biraz yayıldı bedenine kanser, sadece prostat ile kalmadı. 80 yaşlarına yakın. Kız kardeşim de meme kanseri. O da 44 yaşında. Kemiklerine kadar sardı tümör. Annem bir bana bir ona koşuyor.

Eşinizle en son ne zaman görüştünüz?

Bugün (13 Ocak 2021) aradı. “Hiç korkma iyileşeceksin, biz dana çok dua ediyoruz içeride.” diye teselli verdi. Şu an çocuklarıma da bana da sebepler planında bu ülke hiçbir gelecek vaad etmiyor. Bir planları yok çocuklarımın. Boşlukta gibiler.

Çocuklarınız nasıl etkilendi bu süreçten?

Oğlumun üniversite hayatı tamamen bitti. Gediz Üniversitesi Türk Dili Edebiyat Bölümü’nde burslu okuyordu. Orası kapatılınca Ege Üniversitesi’ne yönlendirdiler. Orası da 30 bin TL para istedi. Ödeyemeyince gidemedi. Büyük kızım Atatürk Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü’nden mezun. Şu an online satışla ilgileniyor. Küçük kızım üniversiteye hazırlanıyor. Onun psikolojisi bozuldu. İlaç alıyor sürekli. Baba öyle, anne böyle olunca psikolojileri kalmadı. Ben ayakta durmaya, dik durmaya çalışıyorum ama bir noktadan sonra ağrılar başlayınca dayanamıyorsunuz. Çocukların psikolojileri etkileniyor. Allah var gam yok diyoruz. Şikayetçi değilim, hastalığımın tadını çıkartıyorum hamd olsun.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Şu an tek bildiğim; tecrübenin gerçekten pahalı bir mülk olduğunu ve hayatın rızayı ilahiyeden başka hiçbir şeye endekslenmesini öğrendim. Herkesi memnun etmeye kalktığınız zaman Allah’ın size emanet ettiği bedenden oluyorsunuz. Kendi hakkınıza giriyorsunuz. Gereğinden fazla iyilik insana bıçak olarak geri dönüyor.

Tutsak KHK’lı Nazan Bozkurt: Nazım şiiri okumuşum ne büyük suç!

Okumaya devam et

Popular