Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Rus trollerin Türkiye’ye yönelik paylaşımları 15 Temmuz sonrası zirveye ulaşmış

Twitter, Rusya'nın "troll fabrikası" olarak bilinen IRA'da üretilen 10 milyon tweet'in içeriğini paylaştı.

Twitter, Rusya’nın “troll fabrikası”nda üretilen 10 milyon tweetin içeriğini ilk kez paylaştı.

Arşivde, trollerin en çok kullandığı hashtag’ler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunması dikkati çekti.

Veriler, Moskova’nın nasıl kutuplaşmaları tetikleyerek sistemli provokasyon hazırladığını, bunu da stratejik amaçları için nasıl kullandığını çarpıcı örnekleriyle ortaya koydu.

Karar’da yer alan habere göre, ABD’den Avrupa’ya, Türkiye’den Afrika ve Arap coğrafyasına bütün sosyal hareketlerde ön plana çıkan sosyal medyada Rus etkisi, Twitter’ın açtığı arşivle ortaya çıktı.

Twitter sansüründe Türkiye açık ara birinci

15 TEMMUZ 2016 SONRASI PAYLAŞIMLAR ZİRVEYE ULAŞTI

ABD seçimleri ve Almanya’da Merkel karşıtı propagandada Rusya merkezli troll ordusunun yaydığı sahte hesapların büyüklüğü dikkati çekti. Arşive göre Rus trollerin paylaşımları Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası, Almanya’da seçim öncesi, İngiltere’de ise Brexit esnasında zirveye ulaştı.

Twitter, çoğu Rusya kökenli trol arşivini kamuoyuna açtı. Troll hesapların yaptığı paylaşımlarda Türkiye, Erdoğan ve 15 Temmuz hakkında yapılan Almanca paylaşımlar da dikkati çekiyor.

Twitter, sosyal medyada propagandaların nasıl yapıldığını göstermek amacıyla, bilinçli olarak tartışmalı konuları paylaşan ve sistematik olarak kutuplaşmayı hedefleyen 5 bin troll profil ve 10 milyonu aşan Twitter paylaşımlarını araştırmacıların istifade etmesi amacıyla yayımladı.

5 BİN TROLL HESAPTAN 10 MİLYONUN ÜZERİNDE TWEET

Kamuoyuna açıklanan bu veriler yeni bir trol kampanyasını ifşa etmiyor; sadece bu zamana kadar bilinen yöntemleri bir arşiv olarak kamuoyuna sunuyor.

Twitter’in sunduğu troll arşivinde 5 bin troll hesaptan yayımlanan 10 milyonun üzerinde tweet bulunuyor. Bu troll hesapların 3 bin 841’inin Rusya’dan paylaşım yaptığı tahmin ediliyor. Bu hesaplar Rusya’nın resmi troll fabrikası olarak bilinen Internet Research Agency (IRA) tarafıdan organize ediliyor.

IRA, Rusya’nın ABD’de 2016’daki seçimleri manipüle etme girişimleri iddiası ile sık sık gündeme gelmişti.

770 TROLL HESAP İRAN İÇİN ÇALIŞIYOR

Twitter, propaganda amaçlı troll hesaplarının 770’inin de İran’a çalıştığını açıkladı.

Atlantic Council isimli bir ABD merkezli thinktank kuruluşu, Twitter’ın araştırmacıların hizmetine sunduğu propaganda tweetlerini inceledi. Yapılan araştırmalar, troll hesapların sadece hedef ülkede istikrarı bozmak amacıyla değil, kaynak ülkenin menfaatlerini korumak amacıyla da faaliyet gösterdiğini ortaya çıkardı.

ABD Ankara Elçiliği parasızlıktan Twitter hesabını güncellemeyi bıraktı

TROLLERİN ÖNCELİKLİ AMACI TOPLUMDAKİ KUTUPLAŞMAYI ARTIRMAK

Analizlere göre, sadece seçimler gibi etkinliklerde ortaya çıkan trollerin ana hedefi bir partinin kazanmasına yardımcı olmak değil, daha çok toplumdaki kutuplaşmayı artırmak.

Alman Der Spiegel dergisi, yayımlanan Twitter paylaşımlarından Almanca olanları inceledi. İran tarafından gelen Almanca tweetlerin sayısı bin 500 gibi az olduğu için Rusya tarafından yapılan 100 bin Almanca tweet mercek altına alındı.

ALMANCA TWEETLER, TOPLUMDA KUTUPLAŞMA OLDUĞU DÖNEMLERDE DAHA SIK PAYLAŞILDI

Almanca tweetlerin Almanya’da toplumda kutuplaşma olduğu dönemlerde daha sık paylaşıldığı tespit edildi. Rus troller tarafından yapılan Almanca paylaşımların en çok 2017’de yapılan genel seçimlerde, İngiltere’de yapılan Brexit referandumu esnasında ve Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapıldığı ortaya çıktı.

Twitter’ın yayınladığı arşivde en fazla aktivite Rusya’nın troll fabrikası IRA tarafından yapılıyor.

Daha önce İngiltere ve Avrupa medyasına konuşan eski bir “fabrika çalışanı”, St. Petersburg’daki Rusya İnternet Araştırmaları Merkezi hakkında çarpıcı bilgiler açıklamıştı.

Eski troll, IRA’nın Kremlin Sarayı’nın ‘propaganda merkezi’ gibi çalıştığını anlattı. Merkezin eski çalışanlarından Marat Burkhard, merkezin işleyişine ilişkin, “Çalışanların hepsinin farklı rolleri var. Mesela biri Putin muhalifi rolünü oynuyor, diğeri ise Putin yandaşı. Amaç ise sosyal medya ve forumlarda yapılan propagandalara ‘orijinallik havası’ katmak” diyor.

Her troll’ün 12 saat içinde en az 135 yorum yazmak zorunda olduğunu belirten Burkhard, “Foruma yazılacak bir yorum en az 200 karakterden oluşmak zorunda. Yani oturup sürekli yazacaksınız” dedi.

Troll adaylarının yaratıcılık ve yazım gibi önemli sınavlardan geçirilerek seçildiğini anlatan eski troll, merkezin çalışanlarının yazdıklarını denetleyen başka üst düzey bir troll grubunun varlığına da dikkati çekmişti.

ABD’de, Donald Trump’ın başkanlık seçimini kazandığı 9 Kasım’dan bu yana Rusya’nın seçimlere müdahale ettiğine dair iddialar ortaya atıldı. CIA’in de aralarında olduğu istihbarat örgütleri, Rusya’nın siber saldırılar üzerinden Trump’ın başkan seçilmesine yardım ettiği konusunda “oldukça emin” olduklarını söylüyordu.

FBI, Trump’ın Rusya bağlantıları hakkında soruşturma başlattı. ABD’de özel yetkili savcı Robert Mueller’in 13 Rus vatandaşı ve 3 Rus şirketini Amerikan seçimlerine müdahale etmekle suçladığına dair haberler geldi dört gün önce.

“BAŞKA FABRİKALAR DA VAR”

Alman DW de Rusların troll fabrikasında çalışan Lyudmila Savschuk adlı bir Rus gazeteciyle konuşmuş, merkez hakkında önemli bilgiler elde etmişti.

Lyudmila, bu troll fabrikasındaki çalışanların her gün üzerinde çalışmaları gereken bir konu listesi aldıklarını söylüyor ve ekliyor:

“ABD hakkındaki kötü haberler, her zaman en önemli konulardı.”

Troll fabrikasında neler yapıldığına dair itiraflarını sıralamaya devam eden gazeteci, burada çalışanların ortalama Ruslardan çok daha fazla maaş aldıklarını belirtiyor. Anlattığına göre, troll fabrikasında 1000’den fazla insan çalışıyor ve burası Rusya’daki tek trol fabrikası da değil…

Trollerin sırasıyla en çok kullandıkları hashtaglar Merkel (2444), Mülteciler (1305), Erdoğan (1271),  Deutschland (1131), Stoppt Terror (1073), Türkei (957), IS (848), AfD (798), CDU (788) ve AB (724).

Bu troll hesapların en meşhuru ise @erdollum isimli hesap. 2016 yılında oluşturulan bu hesap 6550 takipçiye kadar ulaştı.

Troll hesaptan Merkel, Erdoğan, Türkiye, Burka yasağı, mülteciler ve göçmenler hakkında paylaşımlar yapıldı.

@Erdollum’un bir Rus hesabı olduğu 2017’den beri biliniyordu ve hesap kapatıldı.

Twitter’ın tespit ettiği trol hesaplar ve yaptıkları paylaşımlar “https://blog.twitter.com/official/en_us/topics/company/2018/enabling-further-research-of-information-operations-on-twitter.html” adresinden incelenebiliyor.

Dünya

Erdoğan’ın Biden ile 1 milyon Afgan mülteci pazarlığında ‘tercüman’ ayrıntısı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Göçmen Kabul Programı kapsamında 1 milyon Afgan için Türkiye’yi adres göstermesi siyasetin gündemine bomba gibi düştü. Konuyla ilgili İngilizce tweetler atan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ayrıca toplantıya resmi tercüman yerine Kavakçı ailesinden genç bir tercümanın katılmasına izin verildiği de ortada. Erdoğan kararını gizlemek için böyle davrandı” yazdı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 14 Haziran 2021 tarihinde Brüksel’deki NATO zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden ile görüştü. Görüşmede tercümanlığı Türkiye’nin Kuala Lumpur Büyükelçisi Merve Kavakçı’nın kızı Fatma Abushanap yaptı. Biden ile Erdoğan’ın baş başa görüşmelerinde Dışişleri yetkilisi yerine Fatma Abusahanap’ın tercümanlık yapması o günlerde eleştirilmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendi sosyal medya hesabından İngilizce attığı tweetlerde “Afganistan için anlaştılar.” diyerek Erdoğan’ın ABD’ye taviz verdiği iddiasını tekrar gündeme getirdi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın Biden ile anlaşmasını gizlemek için Merve Kavakçı’nın kızıyla görüşmeye girmesini hatırlattı.

“BİDEN’A VERİLMİŞ BİR TAVİZ”

Eski asker, strateji uzmanı Metin Gürcan ise sosyal medya hesabındaki paylaşımında, “İktidarın ABD’ye Afgan sığınmacıların Türkiye’ye rahatça gelebilmesi için ‘Açık Kapı Politikası’ sözü verdiğine yönelik ciddi iddialar var. Doğru ise Afganistan, ‘şahsi beka’ için Türkiye’nin güvenliğini ve sosyal dokusunu bozma pahasına Biden’e verilmiş bir taviz.. Yazık!” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Analiz

ABD de Afgan göçmenler için Türkiye’yi adres gösterdi

Avrupa’dan sonra ABD de ülkeyi terk eden Afganlar için Türkiye’yi adres gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, ülkeye kabul edilecek Afgan mültecilerin başvurularını Türkiye’ye gelenlerden de alacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç: “Türkiye olarak ABD’nin sorumsuz ve ülkemize danışmadan aldığı kararı kabul etmiyoruz” dedi.

BOLD ANALİZ – Afganistan’daki Kabil Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği konusunda hala bir anlaşmaya varamayan Türkiye ve ABD arasında yeni bir kriz patlak verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Afganistan’da Amerikan askerleri için çalışan Afganların tahliyesi için Türkiye’yi adres gösterdi, Dışişleri Bakanlığı Washington’a sert tepki gösterdi.

Afganistan’da devam eden savaşın şiddetini artırması üzerine ABD hükümeti pazartesi günü yaptığı açıklamada daha önce ABD güçleri ve yetkilileriyle beraber çalışmış binlerce Afgan mülteciyi kabul edeceğini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Türkiye gibi başka bir ülkeye gelen ve gerekli şartları taşıyan Afganların internet sitesinde form doldurduktan sonra başvularının değerlendirileceğini bildirdi.

Afgan göçmenlerin bu sırada Türkiye hükümeti ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (UNHCR) başvuru haklarının da bulunduğu belirtildi.

“TÜRKİYE’NİN YENİ BİR GÖÇ KRİZİNİ ÜSTLENECEK KAPASİTESİ YOK”

Dışişleri Bakanlığı ise salı akşamı yaptığı açıklamasında “ABD’nin sorumsuz bir şekilde ve Türkiye’ye danışmadan aldığı bu kararı kabul etmediklerini” belirtti ve ekledi:

“Öncelikle ABD’nin açıklaması bölgemizde büyük bir göç krizine neden olacak ve göç yollarında Afganların acılarını artıracaktır. Soruna bölge ülkeleri arasında çözüm bulmak yerine ülkemizin rızası olmaksızın ülkemizde çözüm aranmak istenmesi kabul edilemez.”

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca, “Son 7 yıldır dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkemizin yeni bir göç krizini üçüncü bir ülke adına üstlenecek kapasitesi bulunmamaktadır” ifadesine yer verildi.

“ABD, eğer bu kişileri ülkesine almak istiyor ise doğrudan uçaklarla ülkesine nakletmesi mümkündür” diyen Dışişleri Bakanlığı, “Bölgemizde üçüncü ülkelerin kararları neticesinde yaşanan göç krizlerinin yükünün Türk milleti tarafından üstlenilmesini kimse beklememelidir” açıklamasını da yaptı.

ABD askeri güçlerinin 20 yılın ardından Afganistan’dan çekilme kararı almasıyla Taliban son aylarda Afganistan’da hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.

Bunun üzerine Afganistan’dan göç eden kişilerin sayısı da son dönemde artmaya başladı.

ESKİ KOMUTAN VE CIA BAŞKANINDAN ‘İÇ SAVAŞ’ UYARISI

Bu arada eski ABD’li komutan ve CIA Başkanı David Petraeus, Afganistan için ‘Taliban’ın galip çıkacağı 1990’lardaki gibi kanlı ve vahşi iç savaş’ uyarısı yaptı.

Irak ve Afganistan’da ABD öncülüğündeki yabancı güçlere komuta etmiş ve sonrasında CIA başkanlığı yapmış David Petraeus, ABD yönetimini ‘İslamcıların iktidarı ele geçirmek üzere olduğu Afganistan’ı iç savaşa terk etmekle’ suçladı.

“MUAZZAM SIĞINMACI DALGASI YARATIR”

Taliban’ın Afganistan’ın büyük kısmını ele geçirmeye devam etmesi halinde El Kaide’nin geri dönüşünü sağlayabileceğini, Afganistan’ı tekrar El Kaide için korunaklı bölgeye çevirebileceğini de söyleyen eski CIA Başkanı, ‘şimdiden binlerce Afgan’ı kaçmak zorunda bırakan Taliban saldırılarının muazzam sığınmacı dalgası yaratacağı, bunların Pakistan ve diğer komşu ülkelere sel gibi akacağı’ uyarısında bulundu.

‘Kadınlar başta olmak üzere Afganların temel hak ve özgürlüklerini kaybedeceğinin’ altını çizen Petraeus, “Dünyanın görmek istediğinin bu olduğunu sanmıyorum” dedi.

“AB, TÜRKİYE İLE GÖÇ ANLAŞMASINI GENİŞLETSİN”

Öte yandan Afgan göçüne ilişkin bir açıklama da Belçika’nın İltica ve Göçten Sorumlu Devlet Bakanı Sami Mehdi’den geldi.

Sami Mehdi, artan Taliban şiddeti nedeniyle Afgan mülteci akını öncesinde AB “Türkiye Anlaşmasının” Afganları da kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulundu.

Mehdi, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’yi Afganlar için güvenli bir üçüncü ülke haline getirmek, göç akışlarını yönetmemize yardımcı olacaktır. Türkiye Anlaşması, Türkiye’ye sığınan ve daha sonra sağlam mülteci statüsü alan Suriyelilere daha iyi koruma sunmamızı sağlıyor. Yeterli korumadan faydalanabilmeleri için bu anlaşmanın Avrupa düzeyinde Afgan mültecilere nasıl genişletilebileceğini araştırmalıyız.”

TÜRKİYE, AB’DEN SONRA ABD’NİN DE ‘GÖÇMEN BEKÇİSİ’ OLUYOR

Avrupa Birliği, Suriyeli göçmenlerin Avrupa’ya göçü karşısında bir set olarak gördüğü Türkiye’yi Afgan göçmenler için de set olarak görmeye başladı.

Avrupa Birliği yetkilileri Reuters haber ajansına önce yaptıkları açıklamada, Türkiye’ye Afgan göçmen akını için yeni bir mali yardım paketi düşündüklerini açıkladılar. Ancak daha sonra Euronews’e konuşan Avrupa Komisyonu yetkilileri bu açıklamayı tekzip ettiler.

Avrupa Komisyonu yetkilileri, 2024 yılına kadar Türkiye’ye verilmesi planlanan 3,5 milyar euroluk yeni göçmen yardımı paketinin sadece Suriyeliler için değil tüm sığınmacıları kapsadığını ve Türkiye’ye Afganlar için ayrı bir mali yardım paketi hazırlanmayacağını açıklamıştı.

Afgan göçünün yönünün Türkiye olacağını şimdi Washington da ilan etmiş oldu.

Soykırımın 7. yılı: Ortadoğu’nun en çok zulme uğrayan halklarından Ezidiler

Okumaya devam et

Dünya

Malta’da tutuklanan öğretmenler için itiraz: Suçlu değil, devlet korumasına muhtaçlar

Malta’da yakalanan iki Türk öğretmen hakkında verilen 6 aylık hapis cezası ve çocuklarının devlet korumasına alınması kararına itiraz edildi. Öğretmenlerin Maltalı avukatları, “Suçlu değil, devlet korumasına muhtaçlar” diyerek verilen cezanın orantısız ve aşırı olduğunu kaydetti.

BOLD – Malta’ya sahte belgelerle girmekten dolayı 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve 2 oğulları devlet korumasına alınan Gülen Hareketi gönüllüsü 2 öğretmenin avukatları, mahkemenin verdiği karara itiraz etti. Malta basınında yer alan habere göre öğretmenlerin Maltalı avukatları Gianluca Cappitta ve Jason Grima, verilen cezanın ‘orantısız ve aşırı’ olduğunu vurguladı.

Türkiye’den Yunanistan’a, oradan da Malta üzerinden Belçika’ya iltica etmeye çalışan öğretmenler mahkemede sahte evrakla seyahat ettiklerini kabul etmişlerdi.

Belçika’ya iltica etmek isteyen öğretmenlerin ilk etapta iltica başvurusunda bulunmamaları nedeniyle mahkeme 6 ay hapis cezası vermiş, 2 ve 4 yaşındaki iki çocukları da devlet korumasına alınmıştı.

ÖĞRETMENLER MALTA’YA SIĞINMA BAŞVURUSUNDA BULUNDU

Avukatlar Cappitta ve Grima, karar sonrası sığınma başvurusunda bulunan öğretmenlerin iki ve dört yaşındaki oğulları ile yeniden bir araya gelmek için yakında kefalet başvurusunda bulunacaklarını da açıkladı.

Pazartesi günü temyiz başvurusunda bulunan avukatlar, cezanın şartlara göre aşırı olduğunu ifade etti. 27 ve 29 yaşındaki müvekkillerinin Gülen Hareketi’ne mensup olduklarını ve siyasi görüşlerinden ötürü ülkelerinden kaçtığını kaydetti. 

“SUÇLU DEĞİLLER, DEVLET KORUMASINA MUHTAÇLAR”

Dilekçelerinde “(Kararı) Temyiz edenler suçlu değil… Devletin korumasına muhtaçlar” diye yazan avukatlar ifadelerini şöyle sürdürdüler:

“Bu şartlar altında, altı aylık hapis cezası hiçbir fayda sağlamamaktadır ve adalet sistemimizin reformcu yönüne aykırıdır.” 

İki öğretmenin ‘mülteci statüsü’ için başvuru yaptıklarını hatırlatan avukatlar, öğretmenlerin Malta’nın da taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi kapsamında olduğunu vurguladı.

MALTA’DAKİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI DA CEZAYI AĞIR BULDU

Malta’daki göçmenlerin sorunlarıyla ilgilenen sivil toplum kuruluşları da öğretmenlere verilen cezanın ‘zalimce ve adaletsiz’ bir karar olduğunu belirterek, cezanın ‘ertelenebileceğini’, ‘denetimli serbestlik’ veya ‘şartlı tahliye’ verilebileceğini ifade ettiler.

Karar dolayısıyla ‘dehşete düştüğünü’ ifade eden Malta Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Avukatı Etienne Calleja, Şubat ayında ülkeye sahte belgelerle giren Brezilya vatandaşı Carlos Vilmar Da Silva Rodrigues’e 1 yıl hapis cezası verildiğini ancak cezanın 4 yıl ertelendiğini hatırlattı.

Öğretmenlere ceza veren mahkeme de kararında öğretmenlerin polisle işbirliği yapmasını ve sahte belgeyi polis sorgusunda kabul etmelerini kayda geçirmişti.

CENEVRE SÖZLEŞMESİNE GÖRE SAHTE EVRAKLA GİRİŞ SUÇ DEĞİL

Siyasi mültecilerin haklarını düzenleyen Cenevre Sözleşmesine göre, iltica başvurusunda bulunan bir kişinin ilgili devlet sınırları içerisine sahte evrakla girmesi suç kabul edilmiyor.

Sözleşmede bu durum şöyle ifade ediliyor: “Akit Devletler, yaşamlarının veya özgürlüklerinin tehdit edildiği bir ülkeden doğrudan gelen mültecilere, yasadışı girişleri veya bulunmaları nedeniyle ceza veremezler.”

Öğretmenler, yakalandıklarında iltica başvurusunda bulunmuş olsalardı Cenevre Sözleşmesi’ne göre haklarında herhangi bir ceza verilmeyecek ve iltica süreci başlatılacaktı.

Diktatörlükten kaçış: Belaruslu atlet Polonya Büyükelçiliği’ne sığındı

Okumaya devam et

Popular

Shares