Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Şakran Cezaevi’nde ölüme terkedilmişti: Selman Aşçı unutulmadı

İzmir Şakran Cezaevi’nde tedavisine izin verilmeyen, hastaneye sevkedildiğinde bağırsaklarının patlaması sonucu hayatını kaybeden Selman Aşçı’nın vefat yıldönümü.

BOLD– Selcan Taşçı, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası Hizmet Hareketi’ne yakın bir derneğe üye olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı ve tutuklandı.

Tutuklandığında kanser tedavisi görmekteydi ancak cezaevinde bu tedavisi yarım kaldı.

Selman Aşçı’nın kansere yakalanmadan önceki sağlıklı günlerinden geriye bu kare kaldı.

DURUMU AĞIRLAŞINCAYA KADAR HASTANEYE SEVK ETMEDİLER

Aşçı’nın durumu giderek ağırlaştı ancak dilekçeli tüm başvurularına rağmen tedavisi için hastaneye düzenli sevkedilmedi. 17 Aralık 2017’de durumu ağırlaşınca hastaneye sevkedildi. Ancak çok geçti.

Yoğun bakıma alınan 32 yaşındaki yaşındaki Selman Aşçı’nın bağırsakları patlamıştı ve hastanede cihaza bağlı hayata tutunma mücadelesini ancak 10 gün sürdürebildi.

27 Aralık 2017 sabahı Aşçı, geride iki küçük çocuk ve gözü yaşlı bir eş bırakarak hayata gözlerini yumdu.

Selman Aşçı tutuklanmadan önce çocuklarıyla görülüyor. Hastalığın etkilerinin görülmeye başladığı dönemler.

CEZAEVLERİNDE ONLARCA ÖLÜM

Bugün Aşçı’nın ölümünün yıldönümü. Ölümüyle ilgili ihmali bulunanlar hakkında soruşturma yapılması için yapılan başvurularda hiçbir ilerleme sağlanabilmiş değil.

Aşçı gibi pek çok tutuklu hasta 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası cezaevlerinde hayata gözlerini yumdu. Mahkemeler, ağır kanser raporlarını bile 15 Temmuz sonrası dikkate almamaya başladı.

Tutuklu ve mahkum hastaların cezaevlerine sevkine OHAL döneminde getirilen kısıtlama, keyfi boyutları da aşmış durumda. İnsan Hakları Derneği, Türkiye Cezaevlerinde yüzlerce ağır hasta tutuklu bulunduğunu rapor ediyor.

Selman Aşçı ve bebeği.

Özellikle bebekleriyle birlikte tutuklu olan 700’u aşkın kadının, çocukları için sağlık hizmeti almakta güçlük çektiği biliniyor.

Revire sevketmeme, ilaçları geç verme, hastaneye sevk için dilekçelere cevap vermeme, hasta tutukluların kelepçeyle hastanelere sevki dahil pek çok hukuksuzluk kayıtlara geçmiş durumda.

Essen Konsolosluğu’nda dayak ve boğazını kesme tehdidi

Gündem

İranlı sığınmacılar isyan etti: Türkiye’de istihbarat İran’la iş birliği yapıyor

İran’dan siyasi sebeplerle ya da can güvenliği endişesiyle Türkiye’ye sığınanlar yaşadıklarını anlattı. 38 yaşındaki Hamed, İran’da gazetecilik yaparken rejimin hedefi haline geldiğini, evini polisin bastığını söyledi. Hamed, bir gazeteci arkadaşının Türkiye’den İran’a Türkiye’deki istihbaratın İran istihbaratıyla işbirliği sonucu geri gönderildiğini anlatıyor.

BOLD – İran’daki rejimin baskısından kaçanlar arasında işkence ya da hapis cezası görecekleri ülkelerine geri gönderilme korkusu yaşayanlar bulunuyor.

DW Türkçe’nin haberine göre, altı yıldır Türkiye’de yaşaya İranlı gazeteci Hamed (38), İran’da yurttaş gazeteciliği yaparken rejimin, peşine düştüğünü, şehir dışında olduğu bir gün babası arayıp polisin evi bastığını, bilgisayarını götürdüklerini, o günden sonra evine dönmediğini, İran’da bir hafta saklandıktan sonra Türkiye’ye sığındığını kaydediyor.

“İran’dan muhalefet yapacağım diye çıktım ama Türkiye’de daha kötü sansür yapıyorum. Türkiye, İran için çalışıyor yani. ‘Bu adamı istiyoruz’ deseler bir hafta içinde beni gönderirler” diyen Hamed, gazeteci bir arkadaşının Türkiye’den İran’a gönderildiğini ve şu an cezaevinde olduğu için kendisinin de korktuğunu belirtiyor. Arkadaşının cezaevinden yazdığı mektupta, Türkiye’deki istihbaratın İran istihbaratıyla işbirliği sonucu geri gönderildiğini öne sürdüğünü anlatan Hamed, 20 yıl hapis cezasına çarptırılan arkadaşı şu an İran’ın başkenti Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tutuklu bulunduğunu belirtiyor.

İRAN’DA AĞIR CEZALAR VAR

Ülkesinde 10 yıl hapis cezası alan Farhad da, siyasi sebeplerle Türkiye’ye sığınmış biri. Cezası onanmadan önce ülkeyi terk ettiğini belirten Farhad, “İnternette birkaç gruba kayıt olmuştum, oradaki insanları yakaladılar. İslam’a, hükümete karşı olunca hemen ceza veriyorlar. Cezalar da ağır cezalar. Mecbur kaçtım. Sahte değiliz biz, şimdi geçsem sınırda gerçekten yakalıyorlar” diyor.  Türkiye’den geri gönderilen tanıdığı İranlılar arasında hapishaneye girenler olduğunu söyleyen Farhad, “Bir hareketim, konuşmam olsa tabii ki tehlikedeyim ama geldiğimden beri burada sustum” ifadesini kullanıyor. 13 yaşında bir çocuğu olduğunu belirten Farhad, “Valla ben İran’ı unutmuşum, İran’la işim bitmiş. Ama bilmiyorum geleceğimiz nedir” şeklinde konuşuyor.

İLTİCAYA RAĞMEN SINIRDIŞI KARARI

İran’da işkence ve tecavüze maruz kalmış insan hakları aktivisti Somayeh Ramouz, dönmesi halinde şiddet riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Türkiye’ye sığınan Ramouz hakkında siyasi iltica talebi olmasına rağmen herhangi bir değerlendirme yapılmadan sınır dışı kararı verildi. Ramouz’u İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde ziyaret eden avukat Ayşegül Karpuz, kararın, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanların sınır dışı edilmeyeceğini düzenleyen 55. maddesine aykırı olduğunu söylüyor.

Avukat Mahmut Kaçan

İLTİCA BAŞVURUSU YAPAN İRANLI SAYISI 3 BİN 558

Göçün nedenleri farklı olsa da, İranlılar arasında siyasi sebepler ağırlıkta. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2019’da uluslararası koruma yani iltica başvurusu yapan İranlı sayısı 3 bin 558. Son dönemde İran’ı terk etmek zorunda kalanlar arasında, insan hakları aktivistleri, bloggerler, din değiştirenler ya da rejimle sorun yaşayan kadınlar çoğunlukta bulunuyor. Van Barosu’ndan avukat Mahmut Kaçan, “Afganlar genelde kişisel riskten çok, ülkedeki çatışma ortamından kaçar ama İranlılar rejimden kaçıyor” diyor. Avukat Mahmut Kaçan, İran’dan Türkiye’ye sığınanlar arasında “yüksek profilli” yani toplumda daha fazla etkinliği olan, ülke çapında tanınan ve dolayısıyla otoritelerin takip ettiği kişilerin geri gönderilme riskinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.  İltica süreçlerinin uzun sürdüğünü belirten Avukat Kaçan, “Şimdi git, bir ya da iki yıl sonra gel” denilebildiğini belirterek, “Uluslararası koruma, kayıt işlemiyle başlar ama etkin ve şeffaf bir süreç olmaması iltica sistemini zayıflatıyor. Kayıt işlemlerine kadar yasa dışı yaşıyorlar. Bu da sınır dışı riski getiriyor” diyor.

TÜRK YETKİLİLELER İLTİCA TALEPLERİNİ İŞLEME KOYMUYOR

DW Türkçe’ye konuşan Uluslararası Af Örgütü İran’ın kıdemli kampanyacısı Nassim Papayianni de uluslararası koruma başvurularının yıllarca sürebildiğini dile getiriyor. Bazı kişilerin iltica başvurusu değerlendirilmeden İran’a dönmek zorunda kaldığı yönünde raporlara ulaştıklarını belirterek, “Türk yetkililerin bütün iltica taleplerini, insan hakları ihlalleri riskiyle karşı karşıya olan kişilere koruma sağlayan uluslararası insan hakları hukukuna uygun işleme koymadığı yönünde de raporlar edindik” diyor. İran’a geri gönderilenlerin keyfi gözaltı ve yargılanma riski ile karşı karşıya olduklarını dile getirerek, “Gözaltında işkence ve kötü muamele riski var. Hapis cezası varsa gönderildiklerinde cezaevine girebiliyorlar” diyor.

İsrail ve Ermenistan 2020’de en çok silahlanan ülkeler oldu

Okumaya devam et

Gündem

Ellerimi ayaklarımı oynatamıyorum benden nasıl terörist olur?

Mahkemenin 6 yıl 3 ay hapis cezası verdiği 28 yaşındaki doğuştan kas hastası ve yüzde 96 engelli Fatma Cömert, KHK TV’ye konuştu. “Ellerimi ayaklarımı oynatamıyorum. Benden terörist olur mu” diye sordu.

BOLD – 15 Temmuz sonrası masum insanlara yapılan hukuksuzluklar yüzde 96 engelli Fatma Cömert’e de yaşatıldı. Annesinin yardımı olmadan ellerini ve ayaklarını dahi oynatamayan Cömert’e örgüt üyeliği suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

28 yaşındaki Fatma Cömert, doğuştan kas hastası, yüzde 96 engelli ve tekerlekli sandalyeye mahkum şekilde hayatını sürdürüyor. Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu olan Cömert, halen Anadolu Üniversitesi Sağlık İşletmeciliğinde okuyor. Cömert, okuduğu kişisel gelişim kitapları ile moral bulmaya çalışıyor. Abisinin gayretleri ile tedaviye başlayan genç kız, spor aletleri ile kaslarını güçlendirmeye çalışıyor.

Fatma Cömert’in yüzde 96 engelli raporu.

ELLERİMİ OYNATAMIYORUM AMA ÖRGÜT ÜYELİĞİ İLE SUÇLANIYORUM

KHK’larla mağdur edilen yüzbinler arasında yer alan Fatma Cömert, yaşadıklarını KHK Tv’ye anlattı. Zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Cömert, yaşadıklarını ‘trajikomik’ olarak nitelendiriyor. Cömert, “Düşünebiliyor musunuz ben örgüt üyeliği ile suçlanıyorum. Basit bir şey değil. Ben miyim terörist. Ben ellerimi ayaklarımı oynatamıyorum. Annemim yardımı olmadan çoraplarımı dahi giyemiyorum. Ellerimi kullanamıyorum. Kalem tutmakta, yazı yazmakta zorlanıyorum. Ben nasıl terör örgütü üyesi olabilirim. Komik yani çok trajikomik bir olay ” ifadelerini kullanıyor.

POLİS, SAVCI, HAKİM HEPSİ ŞAŞIRDI ANCAK YİNE DE CEZA VERDİLER

Polislerin kendisini göz altına almaya geldiklerinde çok şaşırdığını söyleyen Fatma Cömert, “Tabi beni yatakta görünce çok şaşırdılar. Engelli raporumu gösterdim. Savcı. benim yanıma gelip ifademi aldı. Savcı da çok şaşırdı. Bir yanlışlık olmalı dedi. Mahkemeye çıktım tekerlekli sandalye ile hakim sen bir daha gelme dedi” şeklinde konuştu. Hakimin mahkeme kendisini görünce çok duygulandığını söyleyen Cömert, “Tüm bu yaşananlara rağmen geçtiğimiz günlerde karar mahkemesinde silahlı terör örgütü üyeliğinden 6 yıl 3 ay ceza verdiler. Ben şimdi bu halimle hapse mi gireceğim?” diye soruyor.

ÇORABIMI ANNEM GİYDİRİYOR

Engelli olarak yaşamını nasıl sürdürdüğünü duygulanarak anlatan Fatma Cömert, şöyle konuştu: “Sabah kalktığımda kültür fizik hareketlerini yapıyorum. Ailemle kahvaltımı yaparım. Abim, bazı zamanlar tekerlekli sandalye ile beni hava almak için dışarı çıkarır. Annem üstümü başımı giydirir. Zamanımın büyük çoğunluğu ise evde geçer. Kitaplar okurum. En sevdiğim yazar Sinan Yağmur. Bunun dışında kişisel gelişim kitapları okumayı çok severim.”

TERÖRLE SUÇLANMAK ÇOK AĞIRIMA GİTTİ

Ailesini çok sevdiğini özellikle kendisini her konuda teşvik eden abisine ise ayrı bir sevgi ve minnettarlık duyduğunu ifade eden Fatma Cömert, “Tedavimi devam ettirmeyi ve okumayı ve bir işe girmeyi çok istiyorum” diyor. Kendi durumundaki birinin terör örgütü üyeliğinden suçlanmasının çok zoruna gittiğini kaydeden Cömert, üst mahkeme tarafından kararının bozulmasını beklediğini söyledi.

Yüzde 96 engelli Fatma Cömert’e 6 yıl 3 ay hapis cezası

Okumaya devam et

Gündem

Ethem Sancak’ın yeğenine İstanbul’da 172 dönümlük kıyak

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a duyduğu sevgiyi Mevlana ile Şems’in arasındaki aşka benzeten iş adamı Ethem Sancak’ın yeğeni Murat Sancak’a İstanbul’da 172 bin metrekarelik arazi tahsis edildi. Erdoğan’ın imzaladığı karar Resmi Gazete’de yayınlandı.

BOLD – Resmi Gazete’de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karara göre; iktidara yakınlığı ile bilinen iş insanı Ethem Sancak’ın yeğeni Murat Sancak’a İstanbul’da 172 bin metrekarelik arazi verildi.

Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, “İstanbul ili, Silivri ilçesinde bulunan ve ekli haritada sınırları gösterilen alan, Maxicells İlaç Sanayi Anonim Şirketine münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmiştir. Söz konusu yatırımcı tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına yatırılacak tutar, sabit yatırım tutarının binde biri olarak belirlenmiştir” denildi.

Cumhuriyet’in haberine göre, Murat Sancak 2017 yılında, SGK, Sağlık Bakanlığı ve Kızılay’la ‘plazmadan yerli ilaç üretme tesisi kurmak’ için protokol imzalamıştı. Sancak’a ait, 10 Milyon TL sermayesi olan Maxicells şirketi tarafından hazırlatılan proje tanıtım dosyasında Silivri’deki araziye inşa edilecek fabrikanın maliyetinin 4.7 milyar TL’yi bulacağı belirtilmişti.

Söz konusu ihale kapsamında Türkiye’de beş kan toplama merkezi kurulması gerekirken üç yıllık süre zarfında toplama merkezi için bir çivi dahi çakılmamıştı. Aynı firmanın; Avrupa’dan Türkiye’ye bir yıldan az kullanım ömrü olan kan ürünü sokulmasının yasak olmasına karşın; proje kapsamında kullanım ömrü üç ay olan ürünleri ithal ettiği ortaya çıkmıştı.

Şirket 21 Ekim 2020 tarihinde ‘plazma ürünleri elde edilmesi projesi’ kapsamında ‘kan fransinasyonları, bağışıklık sağlayan ürünler ve ilaç üretim tesisi’ için ÇED süreci başlattığını açıklamıştı.

Avrupa Birliği’nden Kızılay’a 3,27 milyar liralık yardım

Okumaya devam et

Popular