Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Anne-babası hapiste olan çocuğa durum nasıl anlatılmalı?

Psikolog Umut Vera Tuna, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası yaşanan süreçten çocukların nasıl etkilendiğini ve neler yapılması gerektiğini Bold’un Youtube yayınında anlattı.

Tuna’ya göre olup bitenden farklı seviyelerde ve farklı biçimlerde olmak üzere en çok etkilenenler çocuklar.

2 ile 6 yaş aralığındaki çocukların “anlamıyor” denerek yanlarında şifreli konuşulduğunu, oysa bu yaşta çocukların çok iyi dinleyici olduklarını belirten Tuna şöyle konuştu:

“Çocukların yanında fısır fısır ya da şifreli konuşursanız çocuk yarım yamalak anlar ve kendi kurduğu şeyler çıkarır. Çocuğun önüne parçaları eksik puzzle koymayın, çocuklara tam puzzle verin. 2-6 yaş arası çocukların kapasitesine göre onların anlayacağı düzeyde anlatmak lazım. Eksik parçalar sunarsanız ortaya hiç hayal etmediğiniz şeyler çıkabilir özellikle ileriki dönemde. Çocuklara yaşa göre duygularını anlayıp anlatmalı.”

ÇOCUĞA KARŞI ŞEFFAF OLUNMALI

“Çocuk gözüyle baktığınızda yaşa göre yaşanan hikâyeler var. Kimi çocuk bir anda gözünü dili bilmediği bir ülkede açıyor, başka bir çocuk Meriç üzerinden geçiyor, başka bir çocuk en sevdiklerini arkada bırakıyor, bazıları ergenlik dönemine girmiş içindeki fırtınaları bilmediğiniz çocuklar var. Ama bunların hepsinde şeffaflık ve çocuğa bir sonraki adımda ne yaşanacağını anlatmak önemli. Başa gelen durum ne olursa olsun.

Mesela çocuklar tanıyorum, aile paldır küldür ülkeden ayrılmak zorunda ama çocuğa hiçbir şey söylenmemiş. Çocuk durumları tahmin etmeye çalışıyor. Oysa birkaç kelimeyle de olsa açıklamalı. Olaylar değil olaylara entegre olamamak çocukta travma oluşturur.”

“ANNE BABASI HAPİSTE OLAN ÇOCUĞA NASIL AÇIKLANIR?”

Literatür diyor ki, bir çocuğun ebeveynleri tutuklandığında, ‘çocuğum senin annen baban bir hata yaptı ve yanlış yapan insanlar bir müddet bu yanlışlarını düşünmesi için hapse atılır, hapis kötülüklerin iyiliğe dönüştürüldüğü bir yerdir.’

Böylece anne babasını kötüleştirmeden kötülük sıfatını vurgulayarak cezaevini öcüleştirmezsin çocuğun gözünde. Literatür annesi babası hapiste olan çocuklarla ilgili bunu tercih ediyor. Ama bu Türkiye’ye uymuyor. Çünkü haksız yere tutuklanmalar var ve literatür aciz kalıyor.

Peki ne yapabiliriz? Şu anda annenin babanın yaptığı herhangi bir kötülük olmadığı vurgulanarak, anne babanın haksızlığa uğradığı anlatılmalı, ve hapiste bir süre kalacağı vurgulanmalı. ‘Annen işe gitti’ gibi söylemlerde anne baba sanki suçlu da onları çocuktan kaçırıyormuşsunuz gibi bir durum oluşabilir. Doğruyu saklarken anne babayı haksız duruma düşürme durumu oluşabilir. Hapishane kavramını kaçırmaya çalışırken başka yanlışlığa yol açmamak lazım.

Suçlu olmayan birçok insanın hapishaneye gittiği anlatılmalı. Çocuğun bunu anlamayacağını düşünebilirsiniz. Ancak anlatmaya çalışmak, yalan söylemekten ya da gerçeği kaçırmaktan daha doğrudur. Çünkü siz anlatmaya çalıştıkça o sorular soracaktır. Etkin iletişim çok önemli. Yoksa çocuk, en son annesiyle yaşadığı bir bardak kırma olayını düşünüp annesinin bu yüzden gittiğini kafasında kurabilir ve kendini suçlayabilir. Açık ve etkin iletişim önemli.

ÇOCUKLARIN DUYGULARINI DIŞA YANSITMASI

Çocuğun duygularını ifade etmesi genel sağlığı için önemli. Bazı çocuklar konuşmaya bilir ama resim yapar mesela. Çocuk ağladığında, eline dondurma tutuşturmak yapılacak en büyük yanlıştır. Bir kötülüğe maruz kalmış çocuk bunu ifade edebilmeli. Bu konuşmalar ya da resimler konusunda sizi rahatsız eden bir durum farkederseniz, yolunda gitmeyen şeyler farkederseniz uzman yardımı almanız lazım. Geçiştirmeyi kesinlikle kabul etmeyin.

Bu süreçte çok sayıda mağdurla konuştum. Gördüğüm en toksin durum şu: Öncelikle anne veya baba olarak eşi içeride olan kişinin önce durumu bireysel olarak kabullenmesi çok önemli. Kadın veya erkek olayı entegre edememiş haliyle çocuğu da olaya entegre edemez. Birey olarak olayların seyrini kabul edip buna göre bir hayat rutini oluşturmamız lazım.
Şimdi çocuk bir şey isteyince ‘baba gelince’ deyince, çocuğun hayatından almış oluyorsunuz. Baba gelmiyor.

ÇOCUĞA KARŞI OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN ETMEYİN

Bazı durumlarda anne-babası tutuklu çocuk ağlamasın diye evde olağanüstü hal ilan ediliyor. Daha fazla ekran karşısında kalmasına izin veriliyor, her istediğine evet deniyor, fazla çikolata gibi. Tavizler ya da yanlış tavırlar evin üstündeki olağanüstü hal olayı daha dramatize eder. Çocuk babası olmadan da eksik ama hayata devam etme rutini oturtmalı.

Çok zor bir dönemden geçiyoruz ve herkesin sırtındaki yük bambaşka. Haksızlıklar artarak devam ediyor. Bugün yaptıklarımızda yarını düşünerek adım atmalıyız. İki yıl belki düzelecek diye gitti, belki başka türlü gitti. İki yılı bizden çalmalarına ya da daha fazla yılları bizden çalmalarına engel olarak devam etmeliyiz.”

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular