Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Haftasonu için film ve kitap önerisi

“Kötülük, diktatörlük nasıl zemin bulur?” Bu hafta sonu Medya Bold’un size önerdiği tema bu. Önerdiğimiz filmi izlemeye dayanmak oldukça zor, kitap ise çok çarpıcı.

“Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.” der Karl Marx. Her zaman olmasa da doğruluk payı yüksek bir söz. Asıl sorun, “iyi niyet” kavramının oldukça izafi olması.

Yine de iyi niyetlerle atılan adımların felaket ölçüsünde sonuçlar doğurabileceğinin örnekleriyle dolu tarih. Bu hafta sonunu bir kitap ve bir filmle değerlendirerek insanın bu hazin deneyimine tanıklık edebilirsiniz.

PUSUDA BEKLEYEN KÖTÜLÜĞÜN ROMANI: DALGA

Todd Strasser’in 1967 yılında Californiya’da yaşanan gerçek bir olaya dayanarak 1981’de yazdığı “Dalga” romanında çarpıcı bir kırılma noktası vardır: “Herkesin aynı fikirde olması zorunluluğu…” Bir lisede öğretmenlik yapan Ben Ross, öğrencilerine faşizm tehlikesinin hala var olduğunu göstermek için bir deney yapmaya karar verir.

“Dalga” isimli bir birlik kurar. Simgesi, kıyafeti, sloganı olan birlik kısa sürede Bay Ross’un bile tahmin edemeyeceği boyutlara ulaşır.

Kitaptan kısacık bir alıntı durumun vahametini göstermeye yeter. İsmini açıklamaktan korkan bir öğrenci okul gazetesine gönderdiği bir mektupta şöyle der: “Kısa süre içinde Dalga’ya katılmazsam çok geç olacağını söylediler. Bilmek istediğim şu: Ne için çok geç!” Sonuçta ne mi olur? Bunun için de kitabı okumalısınız.

NAZİLERİN AYAK SESLERİ

Haneke’nin Altın Palmiye ödüllü filmi White Ribbon ( orj. Das Weisse Band) Nazizm öncesi Almanya’sında geçer. Sınıfsal farklılık, aile içi şiddet, çocukların yetiştirilmesi üzerinden “Almanlar neden böyle oldu?” sorusunun izi sürülür. Hazmetmesi ve izlemesi zor bu filmi izleyince kötülüğe dair cevaplar bulabilirsiniz.

Küçük bir köyde yaşanan kötülükler, bozulma, ahlaki dejenerasyon, baskı, istismarlar, zengin fakir arasındaki adaletsizlikler ve tüm bunların üzerini Klise’nin dinle örtmeye çabası, Almanya’da Nazizmi getiren toplumsal zeminin nasıl oluştuğunu gözler gönüne seriyor.

Film mutlaka izlenmesi gerekenler listesinde..

Kültür

Cemal Süreya’nın 45 yıl önce yazdığı mektup

Piyanist Fazıl Say, Cemal Süreya’nın müzik yazarı babası Ahmet Say’a gönderdiği 4 Kasım 1976 tarihli mektubu  paylaştı.

BOLD – Ünlü piyanist Fazıl Say, kişisel Instagram hesabından, babası müzik yazarı Ahmet Say’a, usta şair Cemal Süreya’nın gönderdiği mektubu paylaştı. Say, paylaşımına “Mektubu büyülterek okumanız gerekir, ne kadar değerli isimlerin dergiye yazı verdiği, ne kadar derin emek verildiği bu mektupta anlaşılıyor” notunu düştü.

Say paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Tüm edebiyat severlerin ilgisini eminim ki çekecektir. Cemal Süreya’nın babam Ahmet Say’a 45 yıl önce yazdığı bu mektup TÜRKİYE YAZILARI dergisinin ilk sayıları çıkmadan hemen önce, babam ve arkadaşlarının çıkardığı bu dergi, edebiyat tarihimizdeki milatlardan biridir, Cemal Süreya, Metin Altıok, Vecihi Timuroğlu, Öner Ünalan gibi. Mektubu büyülterek okumanız gerekir, ne kadar değerli isimlerin dergiye yazı verdiği, ne kadar derin emek verildiği bu mektupta anlaşılıyor. Cemal Süreya’nın sol üstteki çizimini (ölü röportajcısı adıyla) ve ilginç imzasını büyülttüm. Mektubu en iyi şekilde muhafaza edip bana bugünlerde teslim eden Fahri Özdemir’e teşekkürlerimle.”

Okumaya devam et

Kültür

Unutulmayan şarkılara özel albüm

Youtube kanalı Ümit Nağmeleri, unutulmayan şarkılara özel albüm hazırladı. Yeşilçam klasikleri ve daha fazlasının yer aldığı bu albüm, kanalda da playlist şeklinde yayınlandı.

BOLD – Ümit Nağmeleri, Türkçe Olimpiyatları şarkı yarışmalarında seslendirilen en özel 51 eseri bir araya getirerek ‘Best of Şarkı Albümü’ olarak tekrar yayınladı.

Birbirinden yetenekli gençlerin seslendirdiği eserleri tek albüm altında toplayarak YouTube Playlist şeklinde yayınlayan Ümit Nağmeleri’nin seçtiği şarkılar arasında Erkin Koray’ın “Fesuphanallah”, Erol Evgin’in “Bir de Bana Sor”, “Son verdim Kalbimin İşine” gibi unutulmaz şarkılar yer alıyor. Yeşilçam Klasikleri’nin de unutulmadığı listedeki parçalar daha önce Türkçe Olimpiyatları yarışmalarında öğrenciler tarafından seslendirilmişti.

Gergerlioğlu’dan bebek mahkum tepkisi: Bu çocuklar geleceğimiz

Okumaya devam et

Kültür

Ressam Ali Zülfikar, Erdoğan resmini sansürleyen Alman belediye başkanı hakkında dava açtı

Ressam Ali Zülfikar’ın 2018’de Linz’de açtığı sergide AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı betimlediği “Made in Turkey” eseri Linz Belediye Başkanı Faust tarafından sansürlendi.

BOLD– Ressam Ali Zülfikar, iki yıl önce Almanya Linz’de açtığı sergide AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirel bir üslupla resimlediği “Made in Turkey” isimli çalışması Linz Belediye Başkanı Hans Georg Faust tarafından sansürlendi. Ali Zülfikar konuyu mahkemeye taşıyarak dava açtı.

SANATSAL ÖZGÜRLÜĞE SALDIRI

Linz’de 2018 Kasım ayında gerçekleşen sergide yer alan eserle ilgili sansür talebi Türkiye’den gelmiş, Linz Belediyesi resmi sansürlemiş ancak sanatçının protestosu üzerine geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Yeni Yaşam’ın haberine göre, önce yasaklanan sonra gelen tepkiler üzerine izin verilen tabloda, Erdoğan gözlüklü resmediliyor. Sol gözde savaşın trajedisini yansıtan çığlık atan bir çocuk; sağ gözde ise cezaevindeki Selahattin Demirtaş yansıtılıyor. Sağ alt köşedeki damganın içinde ise “Erdo-Bananen Rebuplik” (Erdo Muz Cumhuriyeti) yazısı yer alıyor.

Ressam Ali Zülfikar, konuyu yargıya taşımak için neden iki yıl beklediği konusuna ise şöyle açıklık getirdi: “Sansüre uğrayıp, bu konuda açılan davalar var mı diye baktığımda çok az örnek bulabildim. Bu durumun toplum vicdanı ve sanatçı onurunu rencide eden, anayasanın temel dayanaklarına bir politikacının müdahalesiydi. Bu konuda yaşananlara duyarsız kalamazdım.”

Zülfikar, avukatı aracılığıyla dava başvurusunda bulunduklarını ve talebin kabul edildiğini söyledi. Dava Alman Yasası’nın 5. maddesi 3. bendine göre ‘sanat ve fikir özgürlüğüne saldırı’ gerekçesiyle açıldı.

Ressam Ali Zülfikar sansüre uğrayan sergi açılışında

KÜRTLER VE ERDOĞAN TARAFTARLARI KARŞI KARŞIYA GELMESİN

Zülfikar’ın ifadesine göre Linz Belediye Başkanı Faust sansüre gerekçe olarak “Ben, Kürtler ve Erdoğan taraftarlarının karşı karşıya gelmesinden çekindiğim için bu resme sansür uyguladım.” açıklamasında bulunmuş.

Sanatçı ayrıca sergiye gelenlerin başkan tarafından “Ya bu eseri tekrardan ters çevirirsiniz ya da burayı terk edersiniz.” şeklinde tehdit edildiğini de sözlerine ekledi. Zülfikar ve Linz Belediye Başkanı arasındaki dava 5 Şubat’ta görülecek.

Okumaya devam et

Popular