Bizimle iletişime geçiniz

Genel

“Cemaatçilerin katli caizdir” fetvasına Ahmet Kurucan’dan cevap

İlahiyatçı akademisyen Ahmet Kurucan, Hizmet Hareketi hakkında Ahmet Akgündüz’ün “katli caizdir” şeklinde verdiği fetvayı yorumladı.

Ahmet Akgündüz, Akit TV’de katıldığı programda Hizmet Hareketi’ni kastederek “Bunlar devlete isyan etmiştir, bunun dindeki hükmü bağidirler, dolayısıyla öldürülebilirler” demişti.

Ahmet Akgündüz’ün açıklamasını duyunca şaşırmadığını söyleyen Ahmet Kurucan, Akgündüz’ün Cemaatin düşmanlaştırılma ve şeytanlaştırma sürecinde kamuoyunda aldığı pozisyonun herkesin malumu olduğunu dile getirdi.

İSLAMİ KESİMİN DEVLET GÖRÜŞÜNDE BAGAJI VAR

Ahmet Akgündüz, sorunun ilk adımında devleti kutsama, mabudiyet ve tapınma sözkonusu olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Cemaat Türkiye’de düşmanlaştırıldı ve şeytanlaştırıldı. Devlet bütün gücünü arkasına almış soykırım nitelemesini hak edecek bir zulüm uyguluyor. Ve Ahmet Akgündüz gibi İslami background’dan gelen insanların devlete bakış açısı itibariyle çok ciddi bir bağajı var. Bu bağajı hemen terk etmelerini beklemek zordur. Nedir o: Hikmeti hükümet. Hikmeti hükümetten sual olunmaz. Devlet bunu yaptıysa bir bildiği vardır ya da bana niye gelmiyorlar da onlara gidiyorlar…”

NEFRET SUÇU VAR

Kurucan, söylenen sözlerin açık bir nefret suçu olduğunu belirtti:

“Akgündüz’ün metnini eline alıp okuyan, ister yazar merkezli ister metin merkezli bir okuma yapsın, ister bir seküler ister dini bir gözle baksın şu çıkarımı yapar:

‘Burada müthiş bir nefret söylemi ve suçu var. Siz birilerini bir kefeye koyuyor ve arkasından da devlet başta olmak üzere bir çok insanı tahrik ediyorsunuz’ der. ”

İNGİLİZCE FARKLI İÇ DÜNYA FARKLI

Kurucan’ın yaptığı bir tespit ise Ahmet Akgündüz’ün bu konuda yazdığı yazının Türkçe ve İngilizce versiyonlarında büyük fark olduğunu belirtti:

“Ahmet Akgündüz, irticali söylemin etkisinde kalıp maksadını aşan bir beyan yaptıysa çıkıp özür dilerdi. Hayır tam aksine Facebook’ta yaptığı açıklamada çıkıp bunun arkasında durdu. Ve fetvasının arkasında durup, ‘Bir İslam hukukçusu olarak başka şey söylememi mi bekliyorlardı’ dedi. Çok ilginç bir noktaya temas edeceğim. Ahmet Akgündüz, ‘Fetö ekibi Allah’ın kelamını değiştirdi’ şeklindeki yazısını, İngilizceye çevirmiş ve İngilizce yayınlamış ama İngilizce metinin başında F ekibi demiyor da ‘Gülen Movement’ diyor. İçeriye farklı dışarıya farklı. Dışarıda nefret söylemi olacağı için ifadelerini değiştirmiş. ”

BAĞİ MESELESİ

Kurucan, Ahmet Akgündüz’ün Hizmet Hareketi mensuplarının öldürülebileceğine yönelik sözlerine dayanak gösterdiği ayeti tahrip ettiğini şu sözlerle dile getirdi:

“İslam hukukçuları devlete isyan yani ‘baği’nin suçu ne olmalıdır diye tartıştıklarında önce neyin üzerinde durmuşlar biliyor musunuz?

Devlet başkanı meşru mu, devlet başkanı devlet başkanının üzerine düşen görevlerini yerine getiriyorlar mı? İnsanlar meşru bir devlet başkanına mı isyan ediyor insanlar, yoksa hakkı hukuku gözetmediği için mi isyan ediyorlar? Acaba bu isyanları haklı olabilir mi düşüncesi üzerinde duruyorlar. Ardından o isyana kalkışan insanların, isyanlarının mahiyetine bakıyorlar. Öldürme kasıtları var mıydı, tahrip etme kastı var mıydı gibi şeyler. Bir bütün halinde bakıyorlar.
Verilecek cezanın oranını tespit etmek için bakıyorlar. İslam ceza hukuku, cezayı öncelikle vermemek üzerine kuruludur. Ceza verilecekse devlet orantısız ceza vermesin diye yapıyorlar bunu. Yani şuan Türkiye’de yapılanın tam tersi.
Ahmet Akgündüz’ün sözlerine ve yazısına bakınca, devlet başkanının meşru olmasıyla isyancıları isyana sevk eden hususlar üzerinde hiç durmuyor.

İkincisi hemen Hucurat suresindeki ayeti gündeme getiriyor ve bundan çıkarım yaparak öldürülebilirler diyor. Peki ayeti kerime ne diyor?

‘Müminlerden iki grup birbirleriyle kavga ederse aralarını düzeltip onları barıştırın. Şayet bu gruplardan biri söz dinlemez ve diğerine saldırırsa, saldıran tarafa karşı Allah’ın emrine uygun hareket edene kadar savaşın. Ama saldırganlıklarından vazgeçerlerse, iki tarafın arasını adilce düzeltip sulhu barışı sağlayın ve sakın ola ki adaletten şaşmayın. Şüphesiz Allah adil olanı sever’

Bu ayet neden nazil olmuş, iki grup birbiriyle savaşıyor da onun için mi inmiş bu ayet? Yoksa iki fert kavgası için mi nazil olmuş? Peygamberimiz döneminde Müslüman grupların birbirleriyle savaştığına ilişkin bir olay bilmiyoruz. Ayetin özgün manası, yani ayete ilk muhatap olmuşların çıkardığı mana fertlerle ilgili.

Ayetlerin verdiği mana sulhtür barıştır ve adalettir öldürme değil. Bundan dolayıdır ki, bizim fukaha ‘eğer isyancılar isyana son verdiği andan itibaren artık hiçbir şey yapılmaz’ der.

Ahmet Akgündüz, Kuran’ın özgün ve üst üste ve arka arkaya barış içeren ifadelerini bir kenara bırakıp, ‘bunlar öldürülebilir’ diyor. Katilu’yu faktilu yapıyor. Yani ayeti tahrif eden ta kendisidir. Yoksa fukaha değil.
Bu ayeti kerimeden hareketle, ‘öldürme emrini verme katli vaciptir deme nasıl olabilir’ diye düşünüyorsunuz. Bu ayetin siyasi hadiselerde kullanma durumu var.”

Genel

AKP döneminde İBB’ye milyonlarca dolara itfaiye aracı diye füze rampası sattılar

AKP’nin yönetimde olduğu 2006 yılında İBB’ye teslim edilen 90 adet füze rampasından bozma itfaiye araçları büyüklükleri nedeniyle İstanbul sokaklarında kullanılamıyor.

BOLD – Sosyal medyadan canlı yayın gerçekleştiren İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı ve CHP Grup Başkanvekili Doğan Subaşı, İBB’de geçmiş dönemde yapılan usülsüz harcamalara dair açıklamalarda bulundu. Şubaşı, AKP döneminde füze rampasında bozma itfaiye araçlarına milyonlarca lira ödendiğini söyledi.

Şubaşının bahsettiği araçlar, hacimlerinden dolayı İstanbul sokaklarında da kullanılamıyor, üstelik itfaiye istasyonlarının garajlarına da sığmıyor.

Şubaşı araçların rutin masraflarıyla ilgili de: “Yakıt tüketimi yüzde 100 ve tek bir firma ürettiği için bakım masrafı çok yüksek. Hiçbir ülkede de kullanılmıyor. Gerçekten akıl alır gibi değil” ifadelerini kullandı.

90 alınan ve tanesine AKP yönetimi döneminde 1.1 milyon dolar ödenen ‘Koca Yusuf’ adı verilen itfaiye araçlarının yerine yeni araçların alınması gündemde.

İŞLEVİNİ YERİNE GETİREMİYOR

Sözcü’de yer alan habere göre bu araçlardan 13’ünün büyüklüğü nedeniyle faal olarak kullanılamadığı, geniş alanlarda orman yangını gibi olaylara müdahale edebildiği bildirildi.

Araçların kullanım amacının fabrika yangınlarında duvar yıkmak, enkazdan yük kaldırmak olmasına rağmen satın alındıktan sonra yapılan testlerde beton kıramadığı anlaşıldı.

90 ADET ALINDI

İBB, 2004 yılında 21/b maddesine göre ilana çıkmadan davet usulü ile ihale düzenledi. Yabancı bir şirketten “6x6x6” denilen, adedi o dönemki kura göre 1 milyon 100 bin dolar olan 90 adet araç alındı.

Araçlar 2006 yılında itfaiyeye teslim edildi. Füze rampasından itfaiye araçlarına dönüştürülen bu araçların 45’inin ilk müdahale, 45’inin de arama-kurtarma aracı olarak kullanıldığı öğrenildi.

3 bin 600 litre su kapasitesi olan araçların Beyoğlu ve Fatih gibi dar sokaklı ilçelerde kullanılamadığı, her itfaiye garajına da giremediği kaydedildi. Bu tip araçlara sadece 3 personel binebiliyor.

Time dergisi 2020’nin en iyi 10 filmini seçti

 

Okumaya devam et

Genel

Vefat sayısı 4 kat artan kentte AKP’li belediyeden 5 bin yeni mezar kazımı için ihale

Pandemi öncesi günlük ortalama vefat sayısı 15 kişi olan Gaziantep’te dün 67 kişinin defnedildiği, büyükşehir belediyesinin de yeni mezarlıklar için ihale açtığı öğrenildi.

BOLD – CHP Şahinbey Belediye Meclis Üyesi Uğur Kalkan, Mart 2020 öncesi günlük vefat sayısı 15 olan kentte, dün 67 kişinin defnedildiğini duyurdu. Kalkan, AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin de yeni mezarlık kazımı için ihaleye çıktığını söyledi.

Kalkan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “2020 Mart ayında Gaziantep Valiliği günlük 15 civarında vefat olduğunu açıklamıştı. Dün Gaziantep’te defnedilen cenaze sayısı:67. Bu sayı nasıl buralara geldi? Daha sıkı önlemler almanın zamanı geldi de geçiyor. Gaziantep Büyükşehir Bel. 5 bin daha mezar kazılması için ihale yaptı.”

Hizmet Hareketi gönüllülerine hakaret ve saldırıya ‘ağır ceza’

Okumaya devam et

Genel

Kovid-19 İstanbul’da ölümleri ikiye katladı

Geçen yıllarda İstanbul’da günde ortalama 200 vefat gerçekleşirken, bu rakam koronavirüs salgını sonrası ikiye katlandı. 2018 ve 2019 yıllarında aylık 5 bin civarında olan ölümler bu yıl kasım ayında 10 bine yaklaştı.

BOLD – Koronavirüs salgının merkezi olan İstanbul’daki toplam ölüm sayısı, Kasım ayında geçtiğimiz yıllara göre 2 katına çıktı. 2018 ve 2019’da günlük ortalama 200’ler civarında olan vefat sayısı, bu kasım ayında 400’lere ulaştı.

GASİLHANELERDE CENAZE SIRASI BEKLENİYOR

Koronavirüs salgınında vaka sayılarının tekrar zirve yapması ile birlikte açıklanan vefat sayıları ile ilgili tartışmalar da yeniden gündemde. Salgının merkezi durumunda olan İstanbul’daki vaka ve vefat sayısı da bu tartışmaların odağında yer alıyor. Son olarak Küçükçekmece’deki gasilhane önünde yıkanmayı bekleyen cenazeler nedeniyle oluşan uzun kuyruk görüntüsü İstanbul’daki son durumu da özetler nitelikte. İstanbul’da son 3 yılın Kasım ayındaki vefat sayıları arasında neredeyse 2 katı ulaşan bir fark dikkat çekiyor.

VEFAT  SAYISI İKİ KATINA ÇIKTI

2018 ve 2019 yılının Kasım aylarında günlük ölüm sayısının 200’ler civarında olduğu İstanbul’da, bu yıl sayı 400’ler seviyesinde. E-Devlet uygulaması üzerinde İstanbul’daki vefat sayıları sorgulandığında 2018 yılında 1-26 Kasım arasında toplam vefat sayısı 5 bin 385 iken 2019’da aynı dönemde bu sayı 5 bin 312 oluyor. 2020 yılına gelindiğinde ise 1-26 Kasım tarihleri arasındaki toplam vefat sayısı 9 bin 828’e çıkıyor.

Koronavirüs vaka sayısı 30 bini geçti

Okumaya devam et

Popular