Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’nin Suriye’den çekilme kararı ne anlama geliyor, sonuçları ne olur?

ABD’nin Suriye'den çekilmesiyle, Tayyip Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapılacağını söylediği operasyonla ilgili yeni belirsizliklerin ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin beklenmedik bir şekilde Suriye’den bütün askerlerini çekeceğini açıklamasının ardından analistler, bunun gerçekleşmesinin Türkiye açısından olumlu ama aynı zamanda soru işaretlerine gebe bir yeni durum yaratacağını söylüyor.

Analistler, ABD’nin çekilmesiyle ilgili detayların önemini vurgularken, Tayyip Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapılacağını söylediği operasyonla ilgili yeni belirsizliklerin ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Suriye savaşını ve savaşın diplomatik boyutlarını yakından takip eden üç analistin değerlendirmeleri şöyle:

FEHİM TAŞTEKİN: ERDOĞAN’IN HAREKAT AÇIKLAMASI BASKI YARATTI

Çok hızlı gelişti ama öngördüğümüz bir şeydi. Amerikan yönetimi bir yol haritası çizdi ama bunda yürüyebilmesi için Şam ile diyaloğa geçmeleri gerekiyor. IŞİD mevzusu bittiğinde ABD’nin bölgede kalması her hâlükârda zorlaşacak. Farklı kanallardan baskı gelecek. ABD IŞİD biterken bir tercihte bulunacaktı.

Bunun için de Birleşik Arap Emirlikleri’nin Şam’da elçilik açma girişiminde bulunması, bir Suud heyetinin Şam’a gitmesi, Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın Suriye Dışişleri bakanı ile New York’ta çok sıcak bir diyalog kurması… Bütün bunlar Suriye’nin yeniden Arap dünyasına dönüşünün zeminini hazırlayan adımlar. Amerika’nın IŞİD sonrası planında böyle bir manevra alanı yaratma çabasıyla bağlantılı.

Son zamanlarda Türkiye’nin olağanüstü baskısı da buna eklendi. Erdoğan Trump yönetimini IŞİD’in bitişine dair yaptığı açıklamadan hemen sonra köşeye sıkıştıracak şekilde bu harekatı başlatıyoruz diye ilanda bulundu. Erdoğan, ABD’nin IŞİD ile bağlantılı olarak çekilmesini bir taahhüde dönüştürdü. Türkiye’nin temel stratejisi ABD’yi “bir NATO müttefiki ile mi bir terör örgütü ile mi birliktesin” diye bir çerçeveye oturtmaktı. ABD yönetimi bu tercihi yapmamak için çok manevra yaptı. Ama iş o noktaya geliyor.

Fırat Kalkanı’ndan beri bu denklemin kurulacağını görmüştük. Büyük bir müttefiki Rusya’ya kaptırmak var ve ABD bundan kaçınacaktır. Erdoğan bu risk çıtasını yükselterek ABD üzerindeki baskıyı artırdı ve ABD’nin daha önce ilan ettiği planı da revize etmesine yol açtı. Bu plan İran unsurlarını geriletmekti.

Fakat Amerikan yönetimi çekilirken, Türkiye’ye “buranın jandarması sensin” diyor mu demiyor mu, bundan çok emin değilim. Ben henüz dediğini düşünmüyorum. Türkiye’yi bundan caydıracak herhangi bir adımda bulunur mu, bundan da emin değilim. Örneğin ABD oradan çıktıktan sonra, Rusya, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna sarkmasını ister mi ondan emin değilim.

Erdoğan Fırat’ın doğusuna girmek istiyor. ABD bundan sonra, “Ben çekiliyorum, bundan sonrası siyasi sürece kalsın” dediğinde Türkiye ısrarla “gireceğim” diyecek mi bilmiyoruz. Amerika’nın tutumu belirleyici olacak.

AHMET KASIM HAN: BU DURUM PKK, PYD VE SGD’Yİ TAVİZ VERME MEVBURİYETİNDE BIRAKABİLİR

Böyle bir hamle gerçekleşirse Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahalesini ciddi şekilde kolaylaştıracak bir adım olur. Ancak gerçekleştiğini görmek lazım.

Bu açıklama, PKK, PYD ve SGD’yi, bu grupların Amerikalıların Türkiye ile ilişkilerini zorlaştıracak tutumda oldukları konularda taviz vermek mecburiyetinde bırakabilir. Zira Amerikalıların bu açıklaması, “eğer işbirliği yapmazsanız yalnızsınız” manasına geliyor. O yalnızlığın karşılığı bu örgütler açısından Türkiye tarafından cezalandırılmaları anlamına geliyor. Yalnız kalmayı bu nedenle istemeyeceklerdir. Bu lafın sadece anılıyor olması bile örgütlerin ABD ile “pazarlık” imkanlarını düşürecektir.

Bu baskı da onların Amerika’nın Türkiye ile işbirliği yapmak niyetinde olduğu konularda, bu işbirliğinin önünü kesecek şekilde bloke edici davranmalarını engeller.

CENGİZ TOMA: ABD SURİYE’DE TÜRKİYE İLE KARŞI KARŞIYA GELMEK İSTEMEDİ

Çok önemli bir gelişme. Beklenen de bir gelişme değildi. Ani oldu. Türkiye uzun zamandır ABD’yi ikna etmeye çalışıyor. Sadece Fırat’ın doğusu değil, Menbiç konusunda da anlaşma olmasına rağmen ilerleme kaydedilmemişti. Türkiye’nin çok ciddi tutumu herhalde ABD’yi de bir hesap yapmaya sevk etti. Bu hesabı önceden yapsaydı çok farklı bir tablo olabilirdi.

Sonuçta ortaya çıkan durum Türkiye’nin ciddiyeti ile alakalı. ABD, Suriye’de Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemedi. PYD/YPG ve Türkiye’yi teraziye koyduğunda bu karara varmıştır. Nihayet, kendi çıkarları açısından baktığınızda da olumlu bir adım. Türkiye açısından ise çok olumlu. Döviz piyasalarına baktığınızda bile anlayabiliyorsunuz bunun ne kadar olumlu olduğunu. Türk lirası dolar karşısında hızla değer kazanıyor.

Sonuçta Suriye’de bir çatışma veya provokasyon riski her zaman olabilirdi. Bu risk ortadan kalkmış oldu.

SONUÇLARI NE OLUR?

Trump, Suriye’de IŞİD’e karşı zaferini ilan ederken, ABD Savunma Bakanlığı “IŞİD’le mücadelemiz sona ermedi” açıklamasını yaptı.

Peki bu kararın siyasi ve jeopolitik sonuçları ne olacak?

TÜRKİYE VE YPG GERGİNLİĞİ

ABD’nin kararı, omurgasını Kürt silahlı gücü YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) için kritik önemde.

Washington, 2014 yılından beri IŞİD’le mücadelede ABD’nin sahadaki gücü konumundaki YPG güçlerine destek veriyor. Türkiye ise Suriye’nin neredeyse 4’te birini kontrol eden YPG’yi ‘terör örgütü PKK’nın bir uzantısı’ olarak niteliyor.

Türkiye, bölgede ABD ile herhangi bir kriz yaşanmaması için hep ihtiyatlı hareket etmişti.

ABD de Suriye’den askerleri geri çekmek konusunda bir dizi açıklama yapmış ama net bir adım atmamıştı. Bu, Washington – Ankara hattında önemli bir gerilim noktasıydı.

Türkiye, Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde YPG’ye yönelik bir operasyon düzenlemişti.

12 Aralık’ta ise Tayyip Erdoğan, Fırat Nehri’nin doğusuna bir sınır ötesi operasyonun sinyalini verdi.

Erdoğan, “Hedefimiz asla Amerikan askerleri değildir, bölgede faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarıdır” mesajını verse de Türk askerinin bölgede Amerikan askerleriyle karşı karşıya gelmesi riski kaygı yarattı.

Dün ABD-Türkiye askeri ortaklığıyla ilgili önemli bir gelişme daha yaşandı.

Washington, 3,5 milyar dolar değerindeki Patriot füze sistemlerinin Türkiye satışına onay verdi. Ankara ise bu gelişmeyi hem olumlu karşıladı hem de Rus yapımı S-400’lerin alımından vazgeçmeyeceğini duyurdu.

IŞİD’LE MÜCADELE

Trump, kararın açıklanması sonrası Twitter’dan paylaştığı bir videoda IŞİD’e karşı “zaferini” ilan etti.

ABD Başkanı videoda, “Onları fena halde yendik. O toprakları geri aldık. Şimdi askerlerimiz için eve dönme vakti” diye konuştu.

Ancak bu hamlenin bölgede istihbarat konusunda ABD’nin elini zayıflatması kuvvetle muhtemel görülüyor.

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna harekât düzenlemesi de bölgedeki YPG güçlerinin odağını kaydırması anlamına gelecek.

Bu nedenle Trump muhalifleri, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın sınır ötesi operasyonları bitirme amacıyla Irak’tan güçlerini çekmeye başladığı örneğini veriyor, bu politikanın da IŞİD’in yayılmasına neden olduğunu söylüyor.

Kararı eleştiren ABD’li eski diplomat Ilan Goldenberg, IŞİD’in devamı olabilecek grupların ortaya çıkması sonucu ABD’nin yeniden askeri operasyon başlatmak zorunda kalacağını savundu.

RUSYA VE İRAN

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesinin siyasi çözüm için olanak yaratacağı yorumunu yaptı.

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın başlıca destekçileri Rusya ve İran’dan bölgeden ayrılma yönünde bir adım gelmedi.

Rusya Suriye’yi bölgede uluslararası tahakkümünü yeniden kurmak için önemli bir stratejik ortak olarak görürken, İran için Esad’ın varlığı Sünni gruplara karşı yürütülen mücadelede kritik rol oynuyor.

Washington merkezli Hudson Enstitüsü’nden Diplomat Jonas Parello-Plesner, “Trump’ın bu adımı Rusya’nın Suriye’deki siyasi ağırlığını artıracak” diyor.

ABD İÇ POLİTİKASI

Trump, bu şaşırten hamlesi nedeniyle evinde hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler’in tepkisiyle karşı karşıya.

Demokratlar, Trump’ın sonuçlarını düşünmeden bu kararı verdiğini söylerken, Cumhuriyetçiler olası jeopolitik sonuçlardan kaygılı.

ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Corker, Trump’ın kararının Cumhuriyetçileri üzdüğünü söyledi.

Corker, askerlerin çekilmesi sonucu sahadaki ortakları olan Kürt ve Arap grupların kaderini de “Türkiye ve Esad’ın eline bıraktıklarını” ifade etti.

Trump’ın sadık temsilcilerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise IŞİD’e karşı savaşın henüz bitmediğini vurgularken, sahadan çekilmenin hem İran’ı cesaretlendireceğini hem de sahadaki ortakları olan Kürt grupları yalnız bırakacağını kaydetti.

AVRUPA

IŞİD’in olası saldırıları Avrupa ülkelerinin gözünde önemli bir tehdit olmayı sürdürüyor.

Suriye’deki topraklarını tamamen kaybettiği düşünülse de örgüt Avrupa’da binlerce destekçiye sahip.

ABD’nin çekilmesi Fransa’nın Suriye topraklarında sınırlı sayıdaki özel güçlerini yalnız bırakacak.

Bu nedenle bir süredir Fransa öncülüğünde Avrupa ülkelerine, Suriye’de NATO’dan ayrı bir askeri güç kurulması çağrısı yapılıyordu.

Karar sonrası İngiltere Savunma Bakan Yardımcısı Tobias Elwood, ABD Başkanı Trump’ın tweetine yanıt verdiği mesajında “Kesinlikle katılmıyorum. Başka tür aşırılık formlarına dönüştü ve tehdit hâlâ canlı” dedi.

Eski Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, Twitter’dan yaptığı paylaşımda kararı “Rusya, İran, Türkiye ve Suriye rejimi için bir zafer” olarak niteledi.

Verhofstadt, kararın “Avrupalıları tehlikelere daha açık hale getireceğini” dile getirdi.

“OPERASYON TEHDİDİ VE ÇEKİLME KARARI ORTAK STRATEJİYE DAYALI”

Ortadoğu uzmanı-yazar Hamide Yiğit ise Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyon tehdidi ve ABD’nin bölgedeki askerlerini geri çekme kararının ortak bir stratejiye dayandığını söyledi. Yiğit, ABD’nin ajandasındaki İran’dan dolayı AKP hükümetine taviz verdiğini ifade etti.

“ABD SURİYE’DEKİ ÇELİŞKİLİ POLİTİKALARINA BİR YENİSİNİ DAHA EKLEDİ”

Akademisyen Arzu Yılmaz da “ABD Suriye’deki çelişkili politikalarına bir yenisini daha ekledi. Belli ki çekilme konusunda bir irade var ama bunun planlaması tam olarak yapılabilmiş değil” dedi.

Yılmaz, “ABD’nin Suriye’den çekilmesi ancak Pentagon’dan da bu çekilmeyi onaylayan bir açıklama geldiğinde gerçekleşecektir, ki şu ana kadar yapılan açıklamalar bu konuda henüz tam bir mutabakat olduğu izlenimi vermiyor” diye konuştu.

“TRUMP’A KALSAYDI BİR YIL ÖNCE ÇEKİLMİŞTİ”

ABD’nin Suriye’den çekilmesi konusunda Beyaz Saray ve Pentagon arasında ciddi görüş ayrılıklarının söz konusu olduğunu vurgulayan Yılmaz, ABD’nin 2009 yılından bu yana Ortadoğu’dan çekilme planının olduğunu belirtti. Yılmaz, “Fakat ABD ilk kez Suriye’de Kürtler ile yaptığı ortaklık üzerinde askeri varlık gösterme ve Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olma imkanına kavuştu. Bunun ötesinde IŞİD’e karşı çok etkili bir savaş geliştirme imkanına kavuştu. Şimdi bu faktörler ortadayken ABD’nin Suriye sahasını Rusya’ya bırakacağını düşünmek rasyonel değil” değerlendirmelerinde bulundu.

KAYNAK: EURONEWS/BBC/MA

Dünya

Aşırı sağ terör tırmanışta: Dünyada ölüm oranı yüzde 700 arttı

Yapılan bir araştırmaya göre dünya genelinde terör olayları gerilerken aşırı sağ terör Batı’da yükselişe geçti. Küresel Terörizm Endeksi’nde Türkiye iki sıra gerileyerek terörden en çok etkilenen 18’inci ülke oldu.

BOLD – Dünyada terör saldırıları ve terör kaynaklı ölümlerin sayısında düşüş kaydedilirken Batı ülkelerinde aşırı sağ terörde patlama yaşanıyor.

Londra merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsünün (IEP) açıkladığı 2019 yılı verilerine dayanan son rapora göre Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Okyanusya’da aşırı sağ terör 89 can alırken aşırı sağ terör kaynaklı ölümler 2014 yılına göre yüzde 709 oranında arttı. Aşırı sağ terör saldırılarının sayısında ise son beş yıllık dönemde yüzde 250’lik artış kaydedildi.

IEP raporunda diğer terör saldırılarıyla karşılaştırıldığında aşırı sağ kaynaklı terör saldırılarının sayısının düşük olduğu, ancak yükselişin endişe verici olduğu kaydedildi. 2019’da aşırı sağ teröre kurban giden 89 kişiden 51’i Yeni Zelanda’da Christchurch kentindeki camilere düzenlenen saldırılarda hayatını kaybetti.

Son beş yılda Avrupa’da yılda ortalama 35’in üzerinde aşırı sağ kaynaklı terör saldırısı düzenlendiğine de dikkat çekildi. Son 50 yılda 10’un üzerinde can kaybının yaşandığı terör olaylarından 13’ünün aşırı sağ, 24’ünün radikal İslamcı dini gruplar ve 3’ünün diğer ideolojiler kaynaklı olduğu belirtildi. Rapora göre 1970-2019 yılları arasında kaydedilen aşırı sağ terör saldırılarının yüzde 60’ı, herhangi bir örgütle bağlantısı bulunmayan kişilerce gerçekleştirildi.

BATILI ÜLKELERE UYARI

Raporda Batı toplumlarında kutuplaşmanın artmasıyla siyasi şiddetin kabul görme oranında da yükseliş kaydedildiğine dikkat çekildi. En fazla aşırı sağ terör olayının yaşandığı ABD’de bu yıl yapılan bir ankette yüzde 40’lık kesimin siyasi emeller için şiddet kullanımının kısmen gerekçelendirilebileceğini düşündüğüne, bu oranın iki buçuk yıl önce yapılan ankette yüzde 10’un altında çıktığına işaret edildi.

Raporda Batı’da toplumsal ve siyasal istikrarsızlığın da yükselişte olduğuna dikkat çekilerek, şiddet olaylarının yaşandığı gösteri sayısının 2011’de 19 iken 2019’da 70’e yükseldiği belirtildi.

TERÖR KAYNAKLI CAN KAYIPLARINDA DÜŞÜŞ

IEP’nin açıkladığı Küresel Terörizm Endeksi’ne göre dünya genelinde terör kaynaklı can kayıplarında ise düşüş kaydedildi. 2019’da terör kurbanlarının sayısı yüzde 15’lik düşüşle 13 bin 826’ya geriledi. En az bir terör saldırısı yaşayan ülke sayısı geçen yıl 63’e düşerek 2013’ten bu yana kaydedilen en düşük seviyeye geriledi.

AVRUPA’DA TERÖRDEN EN ÇOK ETKİLENEN ÜLKE “TÜRKİYE”

Küresel Terörizm Endeksi’nde terörün “çok yüksek” derecede etkilediği ilk üç ülke Afganistan, Irak ve Nijerya olarak sıralanırken terörizmin “yüksek” derecede etkilediği ülkeler arasında sayılan Türkiye iki sıra gerileyerek 18’inci sırada yer aldı.

Türkiye, Avrupa’da ise terörizmden en çok etkilenen ülke oldu. Avrupa’da 2019’da terör kaynaklı toplam 58 ölümün 40’ı Türkiye’de kaydedildi. Buna rağmen Türkiye’de 2015-2019 yılları arasında terör saldırısı ve ölüm sayısında önemli düşüş kaydedildiğine de işaret edildi. Rapora göre Türkiye’de hükümet ve güvenlik güçlerine yönelik terör saldırılarının sayısında 2019 yılında yüzde 60’lık gerileme kaydedilmesine rağmen sivillere yönelik saldırılar yüzde 8 oranında arttı.

Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu ile SDG arasında çatışma: En az 27 kişi hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Dünya

Birleşik Arap Emirlikleri Türklere vize işlemlerini durdurdu

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), aralarında Türkiye’nin de olduğu çoğunluğu Müslüman 13 ülkenin vatandaşlarına yeni vize vermeyi durdurdu.

BOLD –  Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapılacak yeni istihdam ve turistik vize başvuruları, 18 Kasım’da yürürlüğe giren bir göçmenlik genelgesine göre askıya alındı.

Yasaktan Türkiye’nin yanı sıra İran, Suriye, Somali, Afganistan, Libya, Yemen, Cezayir, Kenya, Irak, Lübnan, Pakistan ve Tunus da etkilendi.

Türkiye’deki BAE Büyükelçiliği ve konsolosluklarından konuyla ilgili henüz herhangi bir duyuru yapılmazken uygulamada istisnalar olup olmadığı bilinmiyor.

Reuters haber ajansına konuşan bir yetkili, BAE’nin güvenlik endişeleri nedeniyle Afganistan, Pakistanve diğer bazı ülkelerin vatandaşlarına yeni vize vermeyi geçici olarak durdurduğunu söyledi. Kaynak, bu endişelerin ne olduğunu söylemedi, ancak vize yasağının kısa bir süre sürmesinin beklendiğini kaydetti.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı geçen hafta, BAE ve diğer bazı ülkelerin vatandaşları için yeni vize işlemlerini durdurduğunu açıklamıştı.

AB: Türkiye ile ilişkiler ‘kritik bir anda’

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu ile SDG arasında çatışma: En az 27 kişi hayatını kaybetti

Suriye’nin kuzeyinde Kürt unsurların oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Türkiye’nin destek verdiği Suriye Milli Ordusu (SMO) arasındaki son dönemin en kanlı çatışmalarında en az 27 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

BOLD – İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, çatışmaların salı sabahı Ayn İsa kasabası yakınlarında SDG pozisyonlarına düzenlenen saldırıyla başladığını ileri sürdü.

Gözlemevi, Suriye Milli Ordusu’ndan 27 kişinin hayatını kaybettiğini SDG’den de birçok kişinin olaylarda öldüğü ve yaralandığını açıkladı.

Rusya’nın arabuluculuğu sonrası çatışmalarda hayatını kaybeden 21 Suriye Milli Ordusu mensubunun cansız bedeninin SMO yetkililerine teslim edildiği kaydedildi.

Suriye Demokratik Güçleri, çatışmaları onaylarken saldırının püskürtüldüğünü ileri sürdü. Suriye Milli Ordusu ise iki farklı cepheden SDG’nin saldırması üzerine çatışmaların başladığını bildirdi. Olaylarda sadece iki askerin yaralandığını belirten SMO yetkilileri ölen olmadığını açıkladı.

MUHALİFLERİN KONTROLÜNDEKİ BÖLGELERDE PATLAMA

Bu arada SMO kontrolündeki Afrin ve El Bab’da da patlamalar yaşandığı bildirildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi El Bab’daki patlamada 5 kişinin öldüğünü, 20 kişinin de yaralandığını ileri sürdü.

Afrin’de ise bir araca yerleştirilen bombanın patlaması nedeniyle 3 kişinin hayatını kaybettiği, 16 kişinin ise yaralandığı açıklandı.

Türkiye, Suriye’deki Kürt savaşçıların, terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’ya bağlı olduğunu ileri sürüyor. PKK, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından da bir terör örgütü olarak kabul ediliyor. Fakat SDG’yi Ankara dışında terör örgütü olarak gören ülke bulunmuyor.

Amerika tarafından desteklenen SDG, IŞİD’in bölgeden temizlenmesinde önemli bir rol oynamıştı. IŞİD geçen yılın mart ayında Suriye’nin kuzeyindeki son toprağını da kaybederek bölgeden çekilmişti.

AB: Türkiye ile ilişkiler ‘kritik bir anda’

Okumaya devam et

Popular