Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’nin Suriye’den çekilme kararı ne anlama geliyor, sonuçları ne olur?

ABD’nin Suriye'den çekilmesiyle, Tayyip Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapılacağını söylediği operasyonla ilgili yeni belirsizliklerin ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin beklenmedik bir şekilde Suriye’den bütün askerlerini çekeceğini açıklamasının ardından analistler, bunun gerçekleşmesinin Türkiye açısından olumlu ama aynı zamanda soru işaretlerine gebe bir yeni durum yaratacağını söylüyor.

Analistler, ABD’nin çekilmesiyle ilgili detayların önemini vurgularken, Tayyip Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapılacağını söylediği operasyonla ilgili yeni belirsizliklerin ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Suriye savaşını ve savaşın diplomatik boyutlarını yakından takip eden üç analistin değerlendirmeleri şöyle:

FEHİM TAŞTEKİN: ERDOĞAN’IN HAREKAT AÇIKLAMASI BASKI YARATTI

Çok hızlı gelişti ama öngördüğümüz bir şeydi. Amerikan yönetimi bir yol haritası çizdi ama bunda yürüyebilmesi için Şam ile diyaloğa geçmeleri gerekiyor. IŞİD mevzusu bittiğinde ABD’nin bölgede kalması her hâlükârda zorlaşacak. Farklı kanallardan baskı gelecek. ABD IŞİD biterken bir tercihte bulunacaktı.

Bunun için de Birleşik Arap Emirlikleri’nin Şam’da elçilik açma girişiminde bulunması, bir Suud heyetinin Şam’a gitmesi, Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın Suriye Dışişleri bakanı ile New York’ta çok sıcak bir diyalog kurması… Bütün bunlar Suriye’nin yeniden Arap dünyasına dönüşünün zeminini hazırlayan adımlar. Amerika’nın IŞİD sonrası planında böyle bir manevra alanı yaratma çabasıyla bağlantılı.

Son zamanlarda Türkiye’nin olağanüstü baskısı da buna eklendi. Erdoğan Trump yönetimini IŞİD’in bitişine dair yaptığı açıklamadan hemen sonra köşeye sıkıştıracak şekilde bu harekatı başlatıyoruz diye ilanda bulundu. Erdoğan, ABD’nin IŞİD ile bağlantılı olarak çekilmesini bir taahhüde dönüştürdü. Türkiye’nin temel stratejisi ABD’yi “bir NATO müttefiki ile mi bir terör örgütü ile mi birliktesin” diye bir çerçeveye oturtmaktı. ABD yönetimi bu tercihi yapmamak için çok manevra yaptı. Ama iş o noktaya geliyor.

Fırat Kalkanı’ndan beri bu denklemin kurulacağını görmüştük. Büyük bir müttefiki Rusya’ya kaptırmak var ve ABD bundan kaçınacaktır. Erdoğan bu risk çıtasını yükselterek ABD üzerindeki baskıyı artırdı ve ABD’nin daha önce ilan ettiği planı da revize etmesine yol açtı. Bu plan İran unsurlarını geriletmekti.

Fakat Amerikan yönetimi çekilirken, Türkiye’ye “buranın jandarması sensin” diyor mu demiyor mu, bundan çok emin değilim. Ben henüz dediğini düşünmüyorum. Türkiye’yi bundan caydıracak herhangi bir adımda bulunur mu, bundan da emin değilim. Örneğin ABD oradan çıktıktan sonra, Rusya, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna sarkmasını ister mi ondan emin değilim.

Erdoğan Fırat’ın doğusuna girmek istiyor. ABD bundan sonra, “Ben çekiliyorum, bundan sonrası siyasi sürece kalsın” dediğinde Türkiye ısrarla “gireceğim” diyecek mi bilmiyoruz. Amerika’nın tutumu belirleyici olacak.

AHMET KASIM HAN: BU DURUM PKK, PYD VE SGD’Yİ TAVİZ VERME MEVBURİYETİNDE BIRAKABİLİR

Böyle bir hamle gerçekleşirse Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahalesini ciddi şekilde kolaylaştıracak bir adım olur. Ancak gerçekleştiğini görmek lazım.

Bu açıklama, PKK, PYD ve SGD’yi, bu grupların Amerikalıların Türkiye ile ilişkilerini zorlaştıracak tutumda oldukları konularda taviz vermek mecburiyetinde bırakabilir. Zira Amerikalıların bu açıklaması, “eğer işbirliği yapmazsanız yalnızsınız” manasına geliyor. O yalnızlığın karşılığı bu örgütler açısından Türkiye tarafından cezalandırılmaları anlamına geliyor. Yalnız kalmayı bu nedenle istemeyeceklerdir. Bu lafın sadece anılıyor olması bile örgütlerin ABD ile “pazarlık” imkanlarını düşürecektir.

Bu baskı da onların Amerika’nın Türkiye ile işbirliği yapmak niyetinde olduğu konularda, bu işbirliğinin önünü kesecek şekilde bloke edici davranmalarını engeller.

CENGİZ TOMA: ABD SURİYE’DE TÜRKİYE İLE KARŞI KARŞIYA GELMEK İSTEMEDİ

Çok önemli bir gelişme. Beklenen de bir gelişme değildi. Ani oldu. Türkiye uzun zamandır ABD’yi ikna etmeye çalışıyor. Sadece Fırat’ın doğusu değil, Menbiç konusunda da anlaşma olmasına rağmen ilerleme kaydedilmemişti. Türkiye’nin çok ciddi tutumu herhalde ABD’yi de bir hesap yapmaya sevk etti. Bu hesabı önceden yapsaydı çok farklı bir tablo olabilirdi.

Sonuçta ortaya çıkan durum Türkiye’nin ciddiyeti ile alakalı. ABD, Suriye’de Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemedi. PYD/YPG ve Türkiye’yi teraziye koyduğunda bu karara varmıştır. Nihayet, kendi çıkarları açısından baktığınızda da olumlu bir adım. Türkiye açısından ise çok olumlu. Döviz piyasalarına baktığınızda bile anlayabiliyorsunuz bunun ne kadar olumlu olduğunu. Türk lirası dolar karşısında hızla değer kazanıyor.

Sonuçta Suriye’de bir çatışma veya provokasyon riski her zaman olabilirdi. Bu risk ortadan kalkmış oldu.

SONUÇLARI NE OLUR?

Trump, Suriye’de IŞİD’e karşı zaferini ilan ederken, ABD Savunma Bakanlığı “IŞİD’le mücadelemiz sona ermedi” açıklamasını yaptı.

Peki bu kararın siyasi ve jeopolitik sonuçları ne olacak?

TÜRKİYE VE YPG GERGİNLİĞİ

ABD’nin kararı, omurgasını Kürt silahlı gücü YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) için kritik önemde.

Washington, 2014 yılından beri IŞİD’le mücadelede ABD’nin sahadaki gücü konumundaki YPG güçlerine destek veriyor. Türkiye ise Suriye’nin neredeyse 4’te birini kontrol eden YPG’yi ‘terör örgütü PKK’nın bir uzantısı’ olarak niteliyor.

Türkiye, bölgede ABD ile herhangi bir kriz yaşanmaması için hep ihtiyatlı hareket etmişti.

ABD de Suriye’den askerleri geri çekmek konusunda bir dizi açıklama yapmış ama net bir adım atmamıştı. Bu, Washington – Ankara hattında önemli bir gerilim noktasıydı.

Türkiye, Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde YPG’ye yönelik bir operasyon düzenlemişti.

12 Aralık’ta ise Tayyip Erdoğan, Fırat Nehri’nin doğusuna bir sınır ötesi operasyonun sinyalini verdi.

Erdoğan, “Hedefimiz asla Amerikan askerleri değildir, bölgede faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarıdır” mesajını verse de Türk askerinin bölgede Amerikan askerleriyle karşı karşıya gelmesi riski kaygı yarattı.

Dün ABD-Türkiye askeri ortaklığıyla ilgili önemli bir gelişme daha yaşandı.

Washington, 3,5 milyar dolar değerindeki Patriot füze sistemlerinin Türkiye satışına onay verdi. Ankara ise bu gelişmeyi hem olumlu karşıladı hem de Rus yapımı S-400’lerin alımından vazgeçmeyeceğini duyurdu.

IŞİD’LE MÜCADELE

Trump, kararın açıklanması sonrası Twitter’dan paylaştığı bir videoda IŞİD’e karşı “zaferini” ilan etti.

ABD Başkanı videoda, “Onları fena halde yendik. O toprakları geri aldık. Şimdi askerlerimiz için eve dönme vakti” diye konuştu.

Ancak bu hamlenin bölgede istihbarat konusunda ABD’nin elini zayıflatması kuvvetle muhtemel görülüyor.

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna harekât düzenlemesi de bölgedeki YPG güçlerinin odağını kaydırması anlamına gelecek.

Bu nedenle Trump muhalifleri, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın sınır ötesi operasyonları bitirme amacıyla Irak’tan güçlerini çekmeye başladığı örneğini veriyor, bu politikanın da IŞİD’in yayılmasına neden olduğunu söylüyor.

Kararı eleştiren ABD’li eski diplomat Ilan Goldenberg, IŞİD’in devamı olabilecek grupların ortaya çıkması sonucu ABD’nin yeniden askeri operasyon başlatmak zorunda kalacağını savundu.

RUSYA VE İRAN

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesinin siyasi çözüm için olanak yaratacağı yorumunu yaptı.

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın başlıca destekçileri Rusya ve İran’dan bölgeden ayrılma yönünde bir adım gelmedi.

Rusya Suriye’yi bölgede uluslararası tahakkümünü yeniden kurmak için önemli bir stratejik ortak olarak görürken, İran için Esad’ın varlığı Sünni gruplara karşı yürütülen mücadelede kritik rol oynuyor.

Washington merkezli Hudson Enstitüsü’nden Diplomat Jonas Parello-Plesner, “Trump’ın bu adımı Rusya’nın Suriye’deki siyasi ağırlığını artıracak” diyor.

ABD İÇ POLİTİKASI

Trump, bu şaşırten hamlesi nedeniyle evinde hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler’in tepkisiyle karşı karşıya.

Demokratlar, Trump’ın sonuçlarını düşünmeden bu kararı verdiğini söylerken, Cumhuriyetçiler olası jeopolitik sonuçlardan kaygılı.

ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Corker, Trump’ın kararının Cumhuriyetçileri üzdüğünü söyledi.

Corker, askerlerin çekilmesi sonucu sahadaki ortakları olan Kürt ve Arap grupların kaderini de “Türkiye ve Esad’ın eline bıraktıklarını” ifade etti.

Trump’ın sadık temsilcilerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise IŞİD’e karşı savaşın henüz bitmediğini vurgularken, sahadan çekilmenin hem İran’ı cesaretlendireceğini hem de sahadaki ortakları olan Kürt grupları yalnız bırakacağını kaydetti.

AVRUPA

IŞİD’in olası saldırıları Avrupa ülkelerinin gözünde önemli bir tehdit olmayı sürdürüyor.

Suriye’deki topraklarını tamamen kaybettiği düşünülse de örgüt Avrupa’da binlerce destekçiye sahip.

ABD’nin çekilmesi Fransa’nın Suriye topraklarında sınırlı sayıdaki özel güçlerini yalnız bırakacak.

Bu nedenle bir süredir Fransa öncülüğünde Avrupa ülkelerine, Suriye’de NATO’dan ayrı bir askeri güç kurulması çağrısı yapılıyordu.

Karar sonrası İngiltere Savunma Bakan Yardımcısı Tobias Elwood, ABD Başkanı Trump’ın tweetine yanıt verdiği mesajında “Kesinlikle katılmıyorum. Başka tür aşırılık formlarına dönüştü ve tehdit hâlâ canlı” dedi.

Eski Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, Twitter’dan yaptığı paylaşımda kararı “Rusya, İran, Türkiye ve Suriye rejimi için bir zafer” olarak niteledi.

Verhofstadt, kararın “Avrupalıları tehlikelere daha açık hale getireceğini” dile getirdi.

“OPERASYON TEHDİDİ VE ÇEKİLME KARARI ORTAK STRATEJİYE DAYALI”

Ortadoğu uzmanı-yazar Hamide Yiğit ise Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyon tehdidi ve ABD’nin bölgedeki askerlerini geri çekme kararının ortak bir stratejiye dayandığını söyledi. Yiğit, ABD’nin ajandasındaki İran’dan dolayı AKP hükümetine taviz verdiğini ifade etti.

“ABD SURİYE’DEKİ ÇELİŞKİLİ POLİTİKALARINA BİR YENİSİNİ DAHA EKLEDİ”

Akademisyen Arzu Yılmaz da “ABD Suriye’deki çelişkili politikalarına bir yenisini daha ekledi. Belli ki çekilme konusunda bir irade var ama bunun planlaması tam olarak yapılabilmiş değil” dedi.

Yılmaz, “ABD’nin Suriye’den çekilmesi ancak Pentagon’dan da bu çekilmeyi onaylayan bir açıklama geldiğinde gerçekleşecektir, ki şu ana kadar yapılan açıklamalar bu konuda henüz tam bir mutabakat olduğu izlenimi vermiyor” diye konuştu.

“TRUMP’A KALSAYDI BİR YIL ÖNCE ÇEKİLMİŞTİ”

ABD’nin Suriye’den çekilmesi konusunda Beyaz Saray ve Pentagon arasında ciddi görüş ayrılıklarının söz konusu olduğunu vurgulayan Yılmaz, ABD’nin 2009 yılından bu yana Ortadoğu’dan çekilme planının olduğunu belirtti. Yılmaz, “Fakat ABD ilk kez Suriye’de Kürtler ile yaptığı ortaklık üzerinde askeri varlık gösterme ve Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olma imkanına kavuştu. Bunun ötesinde IŞİD’e karşı çok etkili bir savaş geliştirme imkanına kavuştu. Şimdi bu faktörler ortadayken ABD’nin Suriye sahasını Rusya’ya bırakacağını düşünmek rasyonel değil” değerlendirmelerinde bulundu.

KAYNAK: EURONEWS/BBC/MA

Dünya

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükumeti’ne (UMH) bağlı güçlerin, 2020 yılında Vatiyye Hava Üssü’nde ele geçirdiği Rus hava savunma sistemi Pantsir-S1’in, ABD ile işbirliği içerisinde Türkiye’ye getirilerek incelendiği iddia edildi.

BOLD – Mayıs 2020’de Hafter güçlerinden alınan Vatiyye Askeri Hava Üssü’nde ele geçirilen Pantsir-S1 hava savunma sisteminin istihbari bilgi toplanması için Türkiye’ye getirildiği ve operasyona ABD’nin destek verdiği iddia edildi.

The Africa Report’un haberine göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından General Hafter güçlerine sağlanan Rus hava savunma sisteminin, ABD ordusuna ait bir kargo uçağıyla incelenmek üzere Türkiye’ye getirildi.

SİSTEM ABD VE TÜRK UZMANLAR TARAFINDAN PARÇA PARÇA İNCELENDİ

Habere göre, Vatiyye’de ele geçirilen Pantsir-S1 hava savunma sistemini üsse ilk olarak giren Libyalı milis gruplar Trablus’un batısındaki Zaviya’ya götürdü, daha sonra sistem Trablus’taki Mitiga havaalanına getirildi.

Görüşmelere tanıklık eden bir yetkiliye dayandırılan haberde, ABD Hava Kuvvetleri’nin Almanya’nın Ramstein kentindeki Afrika Komutanlığı Hava Üssü’nden 3 Haziran 2020’de havalanan bir C-17 Globemaster III nakliye uçağının Trablus’a uçtuğu ve bir gün sonra 4 Haziran’da da Almanya’ya geri döndüğü kaydedildi.

Amerikan askeri kargo uçağının 5 Haziran’da yeniden Trablus’a uçtuğu ve oradan sistemi alarak Ankara’ya götürdüğü belirtildi. Sistemin Ankara’da Amerikan ve Tür uzmanlar tarafından parça parça incelendiği ifade edildi.

Cenevre Güvenlik Yönetimi Merkezi’nin (DCAF) Libya danışmanı Emadeddin Badi, operasyondaki iki ülke işbirliğinin, Libya sahasındaki bir taktiksel anlaşmanın ötesinde Türk silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) Rus hava savunma sistemleri üzerinde üstünlük sağlayacak şekilde geliştirilmesini amaçladığını söyledi.

RUS UZMANLARA GÖRE ABD’NİN SİTEMİ İNCELEMESİ ÖNEMSİZ

Siteye görüş belirten Rus uzmanlar, Pantsir hava savunma sistemlerinin ABD’li uzmanlar tarafından incelenmesini önemsemediler.

ABD’li uzmanların Washington’un yakın müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan Pantsir hava savunma sistemlerini daha önce de inceleme imkanı olduğunu belirten Rus uzmanlar, BAE’ye satılan Pantsir hava savunma sistemlerinin ‘ihracat modeli’ olduğunu ve bu modellerde Rusya’ya ait kritik bazı bilgilerin bulunmadığını vurguladılar.

Uzmanlara göre örneğin bu modellerde Rusya Hava Kuvvetleri’nin ‘dost-düşman tanımlama sistemine’ ait uçak kodları bulunmuyor.

VATİYYE ASKERİ ÜSSÜ

Türkiye’nin de desteklediği UMH’ye bağlı birlikler, 18 Mayıs 2020’de stratejik Vatiyye Askeri Üssü’nü Halife Hafter’e bağlı güçlerden geri almıştı.

Libya Ordusu’nun yürüttüğü ‘Öfke Volkanı Operasyonu’ Sözcüsü, operasyonda Libya ordusuna ait silahlı insansız hava araçlarının (SİHA), Birleşik Arap Emirlikleri’nin temin ettiği Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemini imha ettiğini söylemişti.

Rusya yarı resmi haber ajansı Tass, Haziran 2020’de Pantsir-SM hava savunma sistemlerine bütün drone’ları vurabilecek kapasitede olan füzeler yerleştirildiğini ve vuruş menzilinin 30 kilometreye çıkarıldığını duyurmuştu.

Türkiye destekli Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti güçleri, Vatiyye Askeri Üssü’nü ele geçirdi

Okumaya devam et

Dünya

Arjantin’de ‘VIP aşı’ skandalı halkı sokaklara döktü

Arjantin’de hükümete yakın kişilere ‘iltimaslı’ Kovid-19 aşısı yapılması halkı ayaklandırdı. Arjantin genelinde binlerce kişi skandalı protesto etmek için sokağa indi.

BOLD – Latin Amerika ülkesi Arjantin’de halk, siyasilere yakın bazı kişilere sırası gelmeden Kovid-19 aşısı uygulanması nedeniyle hükümete kızgın. Başta başkent Buenos Aires olmak üzere çeşitli kentlerde toplanan binlerce kişi, ‘VIP aşı’ skandalını protesto etti.

19 Şubat’ta ortaya çıkan skandal sonrası eski Sağlık Bakanı Gines Gonzalez Garcia, Cumhurbaşkanının talebi üzerine istifa etmişti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen ünlü gazeteci Horacio Vertbisky’nin, katıldığı bir radyo programında, arkadaşı olan eski Sağlık Bakanı Gines Gonzalez Garcia aracılığıyla, Sağlık Bakanlığında kendisine Kovid-19 aşısı yapıldığını duyurması ülke gündemine oturdu.

Garcia’nın istifasına yol açan aşı skandalında aralarında eski Devlet Başkanı Eduardo Duhalde, bazı siyasiler ve hükümete yakın kişilerin bulunduğu 70 kişiye aşı yapıldığı ortaya çıktı.

ARJANTİN’DE AŞILAMA ÇALIŞMALARI

Ülkeye şu ana kadar Sputnik V aşısından 1 milyon 240 bin doz, Hindistan’da üretilen Covishield aşısından 580 bin doz, Çin’de üretilen Sinopharm aşısından da 1 milyon doz getirilmişti.

Ülkede bugüne kadar yaklaşık 1 milyon doz Covid-19 aşısı uygulandı.

Yaklaşık 45 milyon nüfuslu Arjantin’de yaklaşık 52 bin kişinin ölümüne sebep olan Kovid-19, bugüne kadar 2 milyondan fazla kişide görüldü.

İltimaslı bir şekilde Kovid-19 aşısı yapılması skandalı Arjantin’in yanı sıra Peru ve Ekvador’da da ortaya çıkmıştı. Ekvador’da Sağlık Bakanı, Peru’da ise hem sağlık bakanı hem de dışişleri bakanı istifa etmişti.

Peru’da aşı programı başlamadan aşı yaptıran Dışişleri Bakanı istifa etti

Okumaya devam et

Dünya

Yunanistan, mülteci kampındaki 13 Afgan’ı zorla bota bindirip Türkiye’ye geri itti

Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki 13 kişilik 3 Afgan aileyi koronavirüs testi yaptırılacağı bahanesiyle kaldıkları sığınmacı kampından alarak lastik botla zorla Türkiye’ye geri ittiği iddia edildi. Olayı Türk Dışişleri Bakanlığı da doğruladı.

BOLD – Ege’deki sığınmacı trafiğini takip eden Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu Aegean Boat Report, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 kişilik 3 Afgan ailenin, Yunan resmi görevliler tarafından Midilli adasında kaldıkları sığınmacı kampından Kovid-19 testi yaptırılacağı bahanesiyle alındığını belirtti.

Sivil toplum kuruluşu, ailelerin Yunan görevliler tarafından defalarca şiddete maruz bırakıldığını, üzerlerindeki eşyaların gasp edildiğini ve lastik bota bindirilerek Türkiye tarafına itildiklerini duyurdu. Aileler, zorla bindirildikleri lastik botta kendilerine can yeleği dahi giydirilmediğini iddia etti.

Zorla geri itilenler arasında 8 aylık, doğumu yaklaşmış hamile bir kadın ve 5 ve 2 yaşında 2 küçük çocuğun da bulunduğu kaydedildi.

Lastik botla geri itilen sığınmacı ailelerinin, Türk Sahil Güvenlik makamları tarafından tespit edildiği ve Ayvacık’tan karaya çıktığı dile getirildi.

Aegean Boat Report, ailenin Yunanistan’ın Midilli adasına 17 Şubat saat 19.00 sularında vardığını, ailelerin burada Yunan Göç Bakanlığı tarafından işletilen Megala Therma Karantina Kampı’na götürüldüğünü ve bir kamp görevlisinin ailelere Kovid-19 testi yapılması gerektiğini söylediğini aktardı.

Afgan aileler, Yunanistan’ın Midilli adasından geri itilme sırasında yaşadıkları bazı anları kaydetti (Kaynak: Aegean Boat Report tarafından EU Observer’a sağlanan fotoğraflar)

Karantina kampında bir konteyner içine alınan aileler, burada yüzleri maskeli görevliler tarafından dövülmeye başlandı. Ardından telefonları alınan aileler, sahildeki bir lastik bota bindirilerek Türkiye’ye geri itildi. Gruptaki bir kişinin telefonunu saklamayı başardığı ve yaşadıklarını kısmen kayda aldığı bildirildi.

Aegean Boat Report, Ege’de sığınmacı botlarını Türk tarafına geri ittiği defalarca belgelenen Yunan makamlarının, bu olayla ilk defa sığınmacıları kamptan alarak zorla Türkiye’ye yolladığının altı çizdi.

TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DA DOĞRULADI

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “18 Şubat 2021’de yine Yunan güvenlik güçleri tarafından, Midilli Adası’ndaki mülteci kampından Kovid-19 testi gerekçesiyle çıkarılan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 kişilik Afgan sığınmacı grubu, darp edildikten, değerli eşyaları, paraları alındıktan sonra ülkemize geri itilmiştir.” bilgisi paylaşıldı.

Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında “Son 4 yılda 80 binden fazla sığınmacı ülkemize geri itilmiştir. Yunan hükümetini ve geri itmelere dahil olan tüm unsurları, uluslararası hukukun, AB hukukunun ve 18 Mart Mutabakatı’nın yasakladığı geri itmelere, insanlık onuruna aykırı muamelelere ve insan hakları ihlallerine son vermeye çağırıyoruz. AB’yi de AB hukukunu ve AB Temel Haklar Şartı’nı, insan onurunu esas alacak şekilde üye devletlerde uygulanmasını gözetmeye davet ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları: İran’ın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0