Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Suud büyükelçiliği güvensiz de Türk elçilikleri güvenli mi?

Kaşıkçı cinayetiyle Suudi Arabistan büyükelçiliği tartışmaların göbeğinde. Bir de son dönemde dünyanın farklı yerlerinde Türk elçiliklerinde yaşananlar var.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
MEDYABOLD/ÖZEL
[email protected]

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları son dönemde giderek artan biçimde Türk Büyükelçilikleri’nde güvenlik problemleri yaşamaya başladılar. Rutin işlemler için gittikleri elçilik binalarında, pasaportları ellerinden alınanlar, baskı ve tehdit görenlerin yanında kanunsuz biçimde sorgulananlar da var.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Aralık 2017’de verdiği rakamlara göre, Olağanüstü Hal döneminde 234 bin 419 kişinin pasaportu iptal edildi. Aradan geçen zamanda bu sayının daha ne kadar arttığını bilen yok. Pasaportu iptal edilenlere bu konuda hiçbir bildirimde bulunulmuyor, ta ki Büyükelçilik Binası’na girdikleri ana kadar.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda öldürüldüğü iddiaları sonrası Türkiye Suudi Prens’e uluslararası çapta baskı başlatmıştı. Ancak dünyanın farklı büyükelçiliklerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yaşadıkları da uluslararası diplomasi kurallarını yerle bir eden türden.

Sorunla karşılaşanların başında Gülen Cemaati gönüllüleri geliyor. Gülen Cemaati üyeleri özellikle Avrupa’daki konsolosluklarda fişleme, pasaportlarına el konması, tehdit ve Türkiye’ye geri gönderilme çabası gibi durumlarla karşılaşıyor. Almanya’da iki yıldır benzer birçok olay yaşandı. Önceleri başlarına gelenleri anlatmak istemeyen Türk vatandaşları, Türkiye’de Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı vakaasından sonra konuşmaya başladı. Fakat yine de görüştüğümüz 10 aileden 4’ü başlarına geleni müstear isim kullanılması şartıyla anlattı.

Frankfurt Türk Konsolosluğu:

‘DAHA FAZLASINI YAPMAYA HAKKIMIZ VAR’

Neriman-Orkun Yılmaz çifti bir yıldır çok sıkıntılı bir süreç yaşadı, hala yaşamaya devam ediyorlar.

Orkun Yılmaz: Ben İzmirli bir Türkçe öğretmeniyim. 28 yaşındayım. 2012’de yurt dışındaki bir Türk okulunda öğretmenlik yapmaya başladım. Bir yıl sonra evlendim. Eşimle birlikte orada bir hayat kurduk. 2017’e kadar beş sene orada yaşadık. 15 Temmuz darbe projesinden sonra yaşadığımız ülkenin Türk konsolosluğunda hiçbir işimizi halledemez olduk. Eşimin Türkiye’de bankada biraz parası vardı. Ülkemize sürekli gidip geldiğimiz için parayı çekme ihtiyacı duymamıştık. Bir yıl önce kayınpederimin paraya ihtiyacı oldu, eşim parayı babasına vermek istedi. Bunun için konsolosluktan vekalet çıkarmamız gerekiyor. Maalesef konsolosluk işimizi yapmadı. Biz de 2017 yazında Frankfurt’a geldik. Almanya, Avrupa ülkesi olduğu için bir sorunla karşılaşacağımızı hiç düşünmedik. Bundan sonrasını eşim anlatsın.

‘SADECE TÜRKİYE’YE GİDERSENİZ PASAPORT VEREBİLİRİZ’

Neriman Yılmaz: Konsolosluğa gittik. Sıra bana geldi. Üç kadın görevlinin çalıştığı bir odaya girdim. Kimliğimi verdim. Normalde vekalat çıkarmak için Türk kimliği yeterli. Pasaport gerekmiyor. Görevli, “İşleminizi yapacağım ama pasaportunuza da ihtiyacım var.” dedi. Ben de verdim. Bir sorun olacağını düşünmedim. Kadın görevli, pasaportu alıp başka bir yere gitti ve kısa bir süre sonra döndü, “Pasaportunuz iptal olmuş, buna el koyuyorum.” dedi. O andan itibaren bize karşı tavırları değişti. “Ta Türkiye’den … gitmişsiniz, ne işiniz vardı orada?” diye bizi sorgulamaya başladılar. “Bunu yapmaya hakkınız var mı? Neden alıyorsunuz?” diye karşı çıktık. Aldığımız cevap aynen şöyle: “Daha fazlasını yapmaya hakkımız var!” Bu ne demek? Donup kaldık. Hiçbir şey yapamadık. Sonra da şu teklitfe bulundular: “Size sadece Türkiye’ye uçabilmek için bir-iki günlük geçici pasaport verebiliriz. Onu da, bir Türkiye bileti alıp bize getirirseniz vereceğiz.” Yani Türkiye’ye kesin gideceğimizi onlara ispatlamamız gerekiyor. Pasaportlarımızı alarak bizi fişlediler, sonra tehdit ettiler, en son da Türkiye’ye göndererek tutuklanmayı teklif ettiler. Biz kime ne yaptık? Sıradan öğretmenleriz.

Orkun Yılmaz: Hemen konsolosluktan ayrıldık. Frankfurt polisine durumu anlattık. Polis, orasının Türkiye toprağı olduğu için bir şey yapamayacağını ve başka konsolosluklara gidersek de aynı sorunla karşılaşacağımızı söyledi. Mecburen iltica etmek durumunda kaldık. Almanya’ya geldiğimizin üçüncü günü kendimizi mülteci kampında bulduk. İlticamız reddedilince ikinci şoku yaşadık. Türkiye’den uçakla rahatça çıkmış olmamız, bizim için bir sorunun olmadığı anlamına geliyormuş. Pasaportumuza el konulmasını görmezden geldiler. İtiraz ettik. Alman avukatımız, red kararını bir skandal olarak itirazımıza yazdı. Almanya dünyanın en demokratik ve zengin ülkelerinden biri ama her şey o kadar güllük gülistanlık değil. 15 aydır buradayız. İlk üç ay kendimize gelemedik, o psikolojiyi atlatamadık. Yeni evlenmiştik. Bir evimiz, bizi dört gözle bekleyen öğrencilerimiz vardı. Eşim şu anda 8 aylık hamile. 9 Kasım’da mahkememiz olacaktı. Avukatımızın tatiline denk geldiği için ertelemek durumunda kaldı. Yeni bir mahkeme tarihi bekliyoruz.

Şeyma Candan: BENİ KARANLIK BİR ODAYA GÖTÜRDÜLER

2016’da Alman vatandaşlığına müracaat ettim. Fakat kabul alabilmem için Türk vatandaşlığından çıkış kağıdı gerekiyordu. Randevu alarak eşimle birlikte Essen Türk Konsolosluğu’na gittik. Görevliler adımı bilgisayara girer girmez istediğim işlemleri yapamayacaklarını söylediler ve bizi bekleme salonuna aldılar. Nedenini sorduğumuzda; TC. vatandaşlık numaramda bir sorun olduğunu, herhalde bir yanlışlık yapıldığını, bunu İçişleri Bakanlığı’na bildireceklerini ve 6-8 hafta içinde cevap geldikten sonra benimle tekrar görüşeceklerini söylediler ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi.

Bu durumu Almanya Vatandaşlık Ofisi’ne bildirdim. Onlar da konsolosluğa tekrar başvurmamı istediler. Tekrar başvurdum ama ne yazılı ne telefonla hiçbir cevap alamadık. Bu yılın ocak ayında randevu aldık, yine gittik. Yine yapamayacaklarını söylediler. Artık somurtmalar başladı. Müdürle görüşmek istediğimi belirttim. Sonuçta bu kağıdı almak benim hakkım. Müdüre hanımla görüştüm. Bu arada başka bir müdür geldi ve bu adam beni üst katta karanlık bir bekleme odasına götürdü. Orada yaklaşık yarım saat bekledim. Bu arada sürekli takım elbiseli erkekler odaya girip çıktı. Bu durumdan çok rahat rahatsız oldum. Psikolojik baskı yaşadım resmen. Hatta oradan kaçma planları kurdum kafamda. Yukarı çıkmadan önce eşime arabanın anahtarlarını teslim etmiştim. Herhangi bir durumda sen hemen kendini kurtar diye…

YENİ PASAPORT ÇIKARMAYA KALKMAYIN YOKSA…

Bulunduğum oda aslında bekleme salonuydu ama o gün kullanılmıyordu sanırım. Sadece ben vardım ve karanlıktı. Camını açtım ve atlayıp kaçabilir miyim diye düşünmeye başladım. Başıma orada ne geleceği belli değildi. Sonra görevli geldi. Aslında benimle ilgili bir sorunları olmadıklarını ama pasaportuma el koyduklarını ifade etti. 39 yıldır Almanya’da yaşıyorum ve hep Alman şirketlerinde çalıştım. Türk kurumlarıyla hiçbir alakam olmadı. Görevli, eşimden dolayı pasaportuma el konulduğunu söyledi. İstersem bu durumu İstanbul’a gidip halledebileceğimi söyledi. Bu ne demek diye, kızdım. Bana bunu alay ederek söylüyor; madem sorun yok, gidin işinizi orada halledin diyorlar. Oradan ayrılmadan önce şöyle bir ithamda da bulundular; ‘hanımefendi sakın başka bir konsolosluğa gidip pasaportum kayboldu diye yeni bir pasaport çıkartmayın. Aksi takdirde daha kötü muamele görürsünüz, dedi.
Şu an Türkiye’ye değil, hiçbir yere gidemiyorum. Almanlar da ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çünkü sadece ben değil, bu sorunu yaşayan başka birçok insan var. Almanlar her ay, Türk konsolosluğuna çıkış kağıdı istediğime dair taahhütlü mektup göndermemi söyledi. Biliyorum hiçbir sonuç çıkmayacak ama sırf belgelemek için gönderiyorum.

Münih Türk Konsolosluğu:
HEMEN BURADAN ÇIKIP GİDİN!

Behra-Serkan Doğru:
Ben ve eşim yıllardır Almanya’da yaşıyoruz. Üniversiteyi burada okuduk. Burada tanışıp evlendik. Artık Almanca’ya, Alman kültürüne vakıf insanlarız. 12 Mayıs 2017 tarihinde Alman vatandaşlığına geçmek için başvuru yaptık. 26.01.2018 tarihinde ‘sizi vatandaşlığa kabul ediyoruz’ diye cevap geldi. Vatandaşlığa geçiş işlemlerinin başlayabilmesi için Türk vatandaşlığından çıktığımıza dair bir belge almamız gerekiyor. Bu yüzden Münih’teki Türk Konsolosluğu’na gittik. İçeri girdik. Görevli önce eşim Serkan Doğru’nun pasaportunu aldı, baktı. İlk etapta bir sıkıntı yoktu. Benimkine bakınca donup kaldı. Sağına baktı, soluna baktı. Sonra işlem yapamıyoruz pasaportunuza, dedi.

NE SİZ BİZİ GÖRDÜNÜZ, NE BİZ SİZİ
Başka bir bölüme götürdüler beni. Orada ‘pasaportu iptal etmişler, sebebini bilmiyoruz, bir avukat tutun, dava açın, pasaport hakkının geri alınması lazım, dediler. O arada şefleri olduğunu düşündüğüm biri geldi. Ne oldu, ne var diye sordu. Durumu anlayınca bize doğru döndü ve ‘hemen çıkıp gidin buradan, ne siz bizi gördünüz, ne de biz sizi gördük. Dua edin pasaportlarınızı almıyoruz’ diye bağırdı ve bizi bizi apor topar konsolosluktan kovdular. Neye uğradığımızı şaşırdık. Bizi kovan görevlinin korkudan gözlerinin yerinden fırlayacak gibi olduğunu görmek ise apayrı bir duyguydu. Acınası bir durumdu.

Almanya Yabancılar Dairesi’ne durumu anlattık. Bize tutanak tutmamızı söylediler. Neler yaşadığımız yazdık. Eşimin pasaportunda sorun olmadığı için o tekrar gitti konsolosluğa. Onca insanın girip çıktığı yerde bizim adımızı hiç unutmamışlar. Görevli eşimi görür görmez, ‘Çıkış belgesi filan alamazsın, pasaportunuzu iptal ettik. Boşuna bekleme’ diyerek tekrar kapıyı gösterdi.

Mainz Türk Konsolosluğu:

SANA PASAPORT MASAPORT YOK!

Ahmet Can: Ben 34 yaşında bir eğitimciyim. On üç yıldır Almanya’da yaşıyorum. 2017’nin Ocak ayında Alman vatandaşlığına geçmek için başvuru yaptım. 6 ay sonra kabul edildiğime dair cevap geldi. Türk vatandaşlığından çıktığıma dair belge almak için Mainz Konsolosluğu’na gittim. İlgili bölümde bekliyorum. Sıra bana geldi. Büyük bir masanın arkasında bir görevli oturuyordu. Pasaportumu aldı ve bana da bekleme odasına geçmemi söyledi. Aradan birkaç dakika geçti. Görevli geldi. ‘Pasaportunuzu konsolos beye gösterdim, iptal edilmiş, sana pasaport masaport yok!’ diyerek çekmeceyi açıp fırlattı. Ne sebeple el koyuyorsunuz, dedim. Cevap vermediler. Belki Türkiye’de yanlış işlem yapmışlardır. Avukat tutup sordurabilirsiniz, dediler. Sonra da size sadece tek yönlü seyahat belgesi verebiliriz, dediler. Yani Türkiye’ye gidip işimi orada halletmemi teklif ediyor!

ÇEVREMDE KİMSE BANA İNANMADI
Bir anda hiçbir sebep göstermeden keyfi bir işlem karşısında hiçbir şey yapamıyorsunuz. Dedim ki, en azından aldığınıza dair bir yazı verin. Onu da yapamazlarmış. Sonradan öğrendim ki, yasa dışı işlerin belgesi olmuyor. Konsoloslukta yaşadıklarımı çevremde kime anlattıysam inanmadı. Ben, kimseye zararı olmayan, aksine buradaki Türklerin çocuklarına sosyal ve kültürel anlamda destek veren, etkinlikler yapan bir dernekte çalışıyorum. Sanki Türkiye’de adam öldürdüm de burada pasaportuma el konuldu! Alman Vatandaşlık Ofisi’ndeki görevli bir türlü inanmak istemedi bana. Zamanla konsolosluğa yazdığım mailleri gösterince inandılar. Almanlar yaptığım girişimleri yeterli bulursa çifte vatandaş olacağım. Yetersiz derlerse her şeye yeniden başlayacağım. Bu demektir ki, 2 sene daha Almanya’da esir kalacağım. Pasaport olmadan burada bir şey yapmanız mümkün değil.

EDİTÖRÜN NOTU: Haberdeki isimler kişisel güvenlik ve benzer sebeplerle kişilerin isteği üzerine değiştirilmiştir.

 

Gündem

Ekonomi eğitimi olamayan hazine bakanı bir tek sizi uçurur

Dibe vuran ekonominin başına ekonomi eğitimi bulunmayan Nureddin Nebati’nin atanmasına tepkiler sürüyor. Sosyal medyada Nebati’nin, ekonomiden çok atanmasının ardından layık olma sözü verdiği Erdoğan’ı uçurmaya çalışacağına dair yorumlar yapılıyor.

BOLD – Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin ‘ekonomi’ üzerine hiçbir tahsil görmemiş olması tepkileri de beraberinde getirdi.

Nureddin Nebati’nin kariyerinde ekonominin yerine Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, TÜGVA yönetimleri bulunuyor.

TEZİ AKP ÜZERİNE

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi sitesinde Nebati’nin eğitimiyle ilgili şu bilgiler yer alıyor: “Siyaset Bilimi Uzmanı; İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdi. Yüksek lisansını aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde Uluslararası İlişkiler alanında yaptı. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında Doktora unvanını aldı. Farklı Üniversitelerde Siyaset Bilimi, Türk Siyasal Hayatı, Devlet ve Siyaset Sosyolojisi dersleri verdi.”

Berat Albayrak’a yakınlığıyla bilinen Nebati’nin doktora tezinin ise görevli olduğu AKP teşkilatıyla ilgili olduğu öğrenildi.

BİR TEK SİZİ UÇURUR

Sosyal medyada ise duruma tepki var. Eğitimsiz bir Hazine ve Maliye Bakanının dibe vurmuş ekonomiyi nasıl kaldıracağı merak konusu.

Yazar Erhan Karadağ, “Kayınbiraderinizi, görümcenizi torpille cerrah veya uçak pilotu yapabiliyor musunuz; yok. Ekonomi eğitimi almamış hazine bakanı nedir ya. Bir tek sizi uçurur” diyerek atamaya tepki gösterdi.

Komedyen, oyuncu Şahan Gökbakar da tepki gösterdi bu atamaya, İlgisiz atamayı ti’ye alan ünlü komedyen, “Arkadaşlar, bir yakınımızın basur şikayeti var. Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğaz doktoru varsa, bir baktırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Damat Albayrak’ın gölgesi Nebati, çöken ekonominin başına geçti

Okumaya devam et

Gündem

Saray’ın başkanı Feyzioğlu koltuğunu koruyabilecek mi?

AKP’nin “lebalep” dolu salonlarda kongrelerini yapmasına karşın Saray’a yakın Metin Feyzioğlu’nun başkanı olduğu Türkiye Barolar Birliği’nin salgından dolayı bir yıl ertelenen genel kurulu bu hafta sonu yapılacak. Baroların art arda destek açıklaması yaptığı Erinç Sağkan seçilmeye daha yakın görülürken, Saray’ın adayı Feyzioğlu’nun durumunu Anadolu barolarının tavrı belirleyecek. 

BOLD – Kovid–19 salgını gerekçesiyle bir yıl ertelenen Türkiye Barolar Birliği (TBB) 36. Olağan Genel Kurulu, 4–5 Aralık tarihlerinde Ankara’da yapılacak. Seçimlerde mevcut başkan Metin Feyzioğlu ile Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan yarışacak.

SAĞKAN LEHİNE ADAYLIKTAN ÇEKİLDİLER

TBB seçim sürecinde adaylığını açıklayan eski TBB Başkanı Vedat Ahsen Coşar, daha sonra “Biz, avukatlık mesleğinin geleceğini değil, insanları ve olayları konuşmaktayız” diyerek bu kararından vazgeçti. Adaylığını açıklayan eski Antalya Barosu Başkanı Alper Tunga Bacanlı da Erinç Sağkan lehine TBB başkan adaylığından çekildi. Seçimlerde çok sayıda baronun ortak adayı olarak gösterilen Sağkan ile Saray’ın adayı Feyzioğlu yarışacak.

ANKARA, İSTANBUL VE İZMİR’İN DELEGE SAYISI DÜŞTÜ

Çoklu baro yasasıyla birlikte TBB Genel Kurulu’nda oy hakkı bulunan delege sayısı da düştü. Seçimlerde eskiden 477 delege oy kullanırken, yeni düzenlemeyle bu sayı 348 olarak belirlendi. Daha önce delege sayısı 137 olan İstanbul Barosu 13 delegeye, 53 olan Ankara Barosu delege sayısı 7’ye, 30 olan İzmir Barosu delege sayısı ise 5’e geriledi. Geride kalan 78 baroya ise 3’er delege seçme hakkı tanındı. Ayrıca 82 baronun başkanları doğal delege olarak oy kullanırken, görevdeki TBB Başkanı ve eski başkanların da oy kullanma hakkı bulunuyor.

BAŞKANI ANADOLU BAROLARI BELİRLEYECEK

Seçimlerde İstanbul, Ankara, İzmir gibi baroların etkinliği azalırken, avukat sayısı düşük olan Anadolu barolarının durumu güçlenmiş oldu. Seçimlerde Anadolu barolarının tavrı önemli rol oynayacak. Feyzioğlu’nun Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin yanı sıra iktidara yakın barolarda güçlü olduğu ifade edilirken, bu bölgelerdeki adaylıktan çekilen Bacanlı’yı destekleyen baroların Sağkan’a oy verebilecek olmaları Feyzioğlu’nun durumunu zayıflatması bekleniyor.

SAĞKAN SEÇİLMEYE DAHA YAKIN

Çok sayıda baro Saray’a yakınlaşması nedeniyle istifasını istedikleri Feyzioğlu’na karşında birleşmiş durumda. Akdeniz, Marmara, Ege bölgelerindeki çok sayıda baro başkanı ve delege, yaptıkları bölge toplantılarıyla birbiri ardına ortak deklarasyon yayınlayarak seçimlerde Sağkan’ı destekleyeceklerini açıkladı. Çok sayıda baro başkanının ve delegenin aday gösterdiği ve 200 civarında delegenin desteğini aldığı düşünülen Sağkan seçilmeye daha yakın görülüyor.

GÜNEYDOĞU VE DOĞU BAROLARI DA SAĞKAN’A DESTEK AÇIKLAMALARI YAPTI

Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölge baroları başkanları ve delegeleri, herhangi bir başkan adayını işaret etmeden, TBB seçimleri için belirlenen yönetim kurulu, denetim kurulu ve disiplin kurulu adayları ile birlikte hareket edeceklerini açıkladı. Adıyaman, Mardin, Şırnak, Batman, Muş, Van, Tunceli ve Şanlıurfa baro başkanları da ayrı bir açıklama yaparak seçimlerde Erinç Sağkan’ı destekleyeceklerini duyurdu.

Merkez’in 1 milyarlık satışı işe yaramadı: Dolar 14 lira yolunda

Okumaya devam et

Gündem

Askeri öğrencilerin davasında 10 kişiye tahliye

15 Temmuz gecesi, TRT’nin Ulus’taki yerleşkesi ve Digitürk binasının işgaline ilişkin Yargıtay’ın haklarında bozma kararı verdiği 37 askeri öğrenciden 10’u tahliye edildi.

BOLD – Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen TRT-Digitürk davasının ikinci duruşmasında 10 askeri öğrenci daha tahliye kararı verildi. Beş buçuk yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan 38 öğrencinin yargılandığı davandan şu ana kadar toplam 13 öğrenci tahliye edilmiş oldu.

24 ÖĞRENCİ TUTUKLU

Askeri Öğrenci Komitesi Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Bugün görülen TRT/Digitürk davasında 10 arkadaşımız daha tahliye edildi, bu davadan 24 arkadaşımızsa hala tutuklu. Öğrencilerin hepsi eşittir, hepsi masumdur! Adaletin varacağı yer belli, geç olmadan tüm arkadaşlarımızı serbest bırakın!” ifadesi kullanıldı.

İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya öğrenci aileleri katıldı. İlk duruşmada üç askeri öğrenci tahliye edilmişti. Dün gerçekleştirilen ikinci duruşmada ise Ahmet Dinçer Sakaoğlu, Ali Seyis, Fatih Altun, Mehmet Çelebi, Mehmet Fatih Çetin, Muharrem Uğurdoğan, Halit Çam, Mustafa Aydoğan, Seyit Ahmet şahin, Halil İbrahim Akkuş’un tahliyesine karar verildi. Şu anda cezaevinde TRT-Digitürk davasında yargılanan 24 öğrenci askeri daha öğrenci bulunuyor.

Silivri Cezaevinden gece yarısı çıkabilen öğrenciler ve ailelerinin buluşma anı sosyal medyada fotoğraf ve videolarla paylaşıldı. Bir sonraki mahkeme 24-26 Ocak 2022 tarihleri arasında görülecek.

 

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Popular

Shares